Orta Asya ve Kafkasya gelişmeleri
Geçen hafta Kazakistan’ın İsviçre büyükelçisi dünya ticaret örgütü ticaret ve çevre komisyonu Başkanı seçildi.
Dünya ticaret örgütü genel kurulunun geçen hafta düzenlediği oturumda Kazakistan’ın İsviçre büyükelçisi ve bu ülkenin Cenevre’de bulunan uluslararası kurumlarda daimi temsilcisi Janar Aytcanova dünya ticaret örgütü ticaret ve çevre komisyonu Başkanı seçildi.
Kazakistan Dışişleri Bakanlığı bu ülkenin daimi temsilcisinin bu mevkiye atanmasını, DTÖ üyelerinin Astana yönetimine yüksek güveni şeklinde yorumladı.
Dünya ticaret örgütü ticaret ve çevre komisyonu 1995 yılında kuruldu. Komisyon DTÖ üyesi ülkelerin arasında ticari ve iktisadi politikaların çevre ve ticaret üzerindeki etkilerini görüşmek üzere daimi bir platform rolü ifa ediyor.
Dünya ticaret örgütü küresel ticaret yasalarını belirleyen ve üye ülkelerin arasında her türlü ticari anlaşmazlığı çözümleyen uluslararası bir örgüttür.
Bazı siyaset çevreleri Kazakistan’ın İsviçre büyükelçisi Aytcanova’nın dünya ticaret örgütü ticaret ve çevre komisyonu Başkanı seçilmesini Astana yönetiminin bölgesel ve küresel bazı ihtilafları çözümleme yönünde sarf ettiği çabaların sonucu olduğunu belirtiyor. Bir başka ifade ile Kazakistan’ın bazı bölgesel ve uluslararası ihtilafların çözümü yönünde düzenlenen müzakerelere ev sahipliği yapmasının Kazakistan’ın uluslararası prestijini arttırdığı belirtiliyor. Gerçi Kazakistan’ın bu tür münakaşaların çözümüne vesile olan bir aktör olabilmesi için daha uzun bir yolu katetmesi gerektiği anlaşılıyor.
Geçen hafta Kırgızistan Cumhurbaşkanı Elmas Beyk Atambayev, bölgedeki bazı kurumların yürüttüğü faaliyetin özellikle güvenlik alanında olumlu tesirlerine işaret ederek toplu güvenlik anlaşması kurumunun yapısında bir çok eğitici etken bulunduğunu, NATO paktı bu etkenlerden ders çıkarması gerektiğini belirtti.
Kırgız lider Atambayev Batı’nın gözetlediği düzeni çeşitli ülkelerin insanlarının zihniyetini ve kültürünü gözetmeksizin kurmaya çalışma çabaları bir çok olumsuzluğa neden olduğunu, bugün Irak, Suriye ve Libya’nın içinde bulunduğu durum ve gerçeği doğruladığını kaydetti. Atambayev, hiç bir ülke kendi görüşünü bir başka ülkeye zora başvurarak dayatamayacağını vurguladı.
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Elmas Beyk Atambayev açıklamasının devamında bütün ülkelerin Müslümanların yanında yer alarak teröre karşı ideolojik cephede savaşmaları gerektiğini, bu durumda tekfirci IŞİD terör örgütü bir iki yıl içinde yok alacağını ifade etti.
Kırgız lider Atambayev bu açıklaması ve Batılı kurumların ve yapıların uluslararası krizlerle yüzleşmelerinde sergiledikleri tutuma işaretle aslında Kazak mevkidaşının toplu güvenlik anlaşması kurumunun siyasi değil de sırfı güvenlik işlevi olması gerektiği yönündeki açıklamasını reddetti ve eski sovyetler birliği coğrafyasında yer alan cumhuriyetlerde bu kurumun hem güvenlik ve hem istihbarat ve hem siyasi ve askeri işlevini bir arada yürütmesi gerektiğini savundu.
Geçen hafta Rusya fedarasyonu konseyi savunma alanındaki komisyonu üyesi Olga Kavitidi, cari yılda Özbekistan’a askeri teknolojilerin ihracatında artıştan söz etti. Rusya fedarasyonu konseyi savunma alanındaki komisyonu üyesi Kavitidi ayrıca 2016 yılında iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasında Moskova’da askeri ve teknik teçhizatın ihracatı ile ilgili anlaşma imzalandığını belirterek söz konusu anlaşmaya göre Özbekistan ve Rusya arasında başta karşılıklı askeri teknoloji ihracatı ve hizmet alanında işbirliği ve askeri teçhizat bakım ve onarımı ve askeri alanda bilimsel ve araştırma işbirliği olmak üzere çeşitli askeri alanlarda işbirliği gelişeceğini ifade etti. Kavitidi, karşılıklı askeri ürünlerin ihracatı ilgili kurumların arasındaki koordinasyonla gerçekleşeceğini vurguladı.
Rusya ve Özbekistan arasında askeri ve teknik işbirliği alanları hakkında bir açıklama yapan Rusya federasyonu hizmetleri kurumu Başkan yardımcısı Vladimir Drajov, söz konusu anlaşmanın iki ülkenin savunma sanayileri arasında işbirliği bağlamında ve özellikle askeri teçhizatın tasarımı ve üretimi ve bakım ve onarımında uygun zemin oluşturacağını ifade etti. Drajov, anlaşma her iki ülkede askeri teknolojilerin güdümlü uygulamasını kontrol altına aldığını ve özellikle bu alanda Rusya ile beyaz Rusya, Kazakistan ve Ermenistan arasında da benzer anlaşmaların bulunduğunu kaydetti.
Rusya federasyonu konseyi savunma komisyonu Başkanı Konstantin Kasaçev de anlaşma hakkında yaptığı açıklamada, Taşkent ve Moskova arasında bu tür askeri anlaşmalar iki ülke arasındaki ilişkilerin üst düzeyde olduğunu ortaya koyduğunu ve ayrıca Rusya’nın orta Asya bölgesinde toplu güvenlik kurumuna yönelik yükümlülüklerini yerine getirdiğini gösterdiğini vurguladı.Verilere göre Özbekistan’ın yıllık askeri bütçesi 70 ila 80 milyon dolar arasında değişirken Rusya’nın yıllık askeri bütçesi 60 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Global Fire power’in raporuna göre Özbekistan ordusunun 420 tank, 715 askeri zırhlı araç, 143 top taşıyan araç, 880 top ve 109 füzeatar rampası bulunuyor. Özbekistan hava kuvvetleri ise 69 savaş uçağı, 89 taarruz uçağı, 49 askeri kargo uçağı, 65 sivil helikopter ve 25 askeri helikopteri bulunuyor.
Gözlemciler, Rusya yönetimi Özbekistan’ın geçmişte Batı ile Rusya arasında gelip giden dış politikasını gözetleyerek ve özellikle İslam Kerimov sonrası dönemde Taşkent’in dış politikasında değişiklik yaşandığını da göz önünde bulundurarak bu ülkenin askeri ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayarak ikili ilişkileri takviye etmeye çalıştığını belirtiyor.
Geçen hafta toplu güvenlik anlaşması kurumu sözcüsü kurumun daimi konseyinin düzenlediği oturumda üye ülkelerde illegal göçle mücadelede önleyici tedbirlerin ağırlaştırıldığını açıkladı.
Moskova’nın ev sahipliğinde düzenlenen oturumda konuşan toplu güvenlik anlaşması kurumu sözcüsü, kurumun toplu güvenlik stratejisi programını geliştirmeye yönelik 2025 yılına kadar toplu güvenlik stratejisi kararları taslağı ele alındığını belirtti. Sözcü, oturumda üye ülkelerin arasında işbirliği anlaşmaları taslağı ve kurumun illegal göç süreci ile mücadelede izlenen yöntemlerin iyileştirilmesi ile ilgili kararlar onaylandığını ifade etti.
toplu güvenlik anlaşması kurumu sözcüsü açıklamasının devamında bundan böyle Niligal olarak adlandırılan illegal göçe yönelik operasyonlar üye ülkelerin coğrafyasında daimi bir şekilde yürütüleceğini vurguladı. Sözcü illegal göçle mücadele operasyonu Niligal 2008 yılında toplu güvenlik anlaşması kurumuna üye ülkelerin coğrafyasında yürütülmeye başlandığını, operasyon çerçevesinde şimdiye kadar bir milyon illegal göç tespit edildiğini ve suçlulara 76 milyon dolar ceza kesildiğini kaydetti.
Sözcü ayrıca illegal göçmenlerin hakkında beş bin dosya açıldığını, bundan Başkan illegal belge satışı için de 400 ve konu ile ilgili diğer suçlar için de 100 bin dosya açıldığını vurguladı.
toplu güvenlik anlaşması kurumunun oturumunda ayrıca kurum sekreterliği yapısının iyileştirilmesi, kurumun 2018 yılında bütçesi ve bu bütçenin şekillenme ve uygulanma yöntemi ile ilgili kuralların düzeltilmesi yönündeki reformların ele alındığı belirtildi.
Geçen hafta Rusya hava uzay kuvveti komutan yardımcısı Paol Koraçinko, Moskova, Duşanba ve Bişkek arasında ortak hava savunma sistemi kurulması ile ilgili bir anlaşmadan söz etti. Konu ile ilgili açıklama yapan Koraçinko,, Rusya, Tacikistan ve Kırgızistan arasında bölgesel ortak hava savunma sistemi kurulmasını öngören anlaşma nihai şekline kavuştuğunu ve üç ülkenin savunma kurumları hava savunma sisteminin tam olarak uygulanması yönünde kendi birimlerini eğitmekle meşgul olduklarını ifade etti. Koraçinko ayrıca Moskova yönetimi benzer bir anlaşmayı Ermenistan, beyaz Rusya ve Kazakistan ile de imzalamak istediğini kaydetti. Rus askeri yetkili şimdiye kadar bağımsız devletler topluluğuna üye ülkelerin arasında ortak hava savunma sisteminde 19 hava savunma birimi, 38 füzeatar sistemi, 15 teknik radyo birliği, 9 hava savunma tümeni ve 3 elektronik savaş sistemi yer aldığını vurguladı.
Geçen hafta İngiliz parlamenter ve İngiltere başbakanının ticaret alanındaki özel temsilcisi Türkmenistan ziyaretinde iki ülke arasında iktisadi işbirliğinin gelişmesine vurgu yaptı.
İngiliz parlamenter Ema Nickelson geçen hafta üst düzey ticari ve iktisadi bir heyet başkanlığında Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’a geldi ve Türkmen yetkililerle görüştü.
İngiliz Başbakan May’in ticaret alanında özel temsilcisi ziyareti sırasında iki ülke arasında ekonomi, ticaret, sanayi ve eğitim alanlarında işbirliği geliştirme yollarını ele aldı. İki taraf arasında gerçekleşen müzakerelerde ikili siyasi, iktisadi, ticari, sanayi ve ticaret alanlarında işbirliğinin şimdiki durumu hakkında da müzakere edildi.
Türkmenistan ve İngiltere arasında petrol ve doğalgaz alanları ve yine kültürel alanda işbirliği, İngiliz özel temsilci ve beraberindeki heyetin Türkmen yetkililerle görüşmelerinin diğer eksenleriydi.
Gerçi İngiltere ve Türkmenistan ilişkileri Türkmenistan’ın merhum lideri Safar Murad Niyazov döneminde çok engebeli geçti, fakat Londra yönetimi Kurban Kulu Berdi Muhammedov’un 2007 yılında Cumhurbaşkanı seçildikten sonra tekrar bu ülkenin çeşitli sektörlerinde nüfuzunu arttırmaya başladı. İngiltere Türkmenistan’ın güvenini daha da kazanmak için İngiliz firmaların aracılığı ile Aşkabat’la ekonomi, ticaret, sanayi ve eğitim alanlarında bazı girişimlerde de bulundu. İngiliz firmalar Aşkabat’ta temsilcilik açarak Türkmen halkına ürünlerini ve yeteneklerini sunmaya devam ediyor.
Geçen hafta Aşkabat ayrıca Rusya milli güvenlik konseyi sekreteri Nikolay Patroşev’i de ağırladı. Rusya milli güvenlik konseyi sekreteri Patroşev geçen hafta güvenlik heyeti başkanlığında Aşkabat’ı ziyaret etti ve Türkmen yetkililerle görüştü. Patroşev Türkmenistan’dan önce da Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le de görüştü. Görüşmede bölgede güvenlik konuları ele alındığı belirtildi. Suriye krizi ve bölgede radikalizmin gelişmesi ile mücadele yöntemleri Rus ve Azeri üst düzey yetkililerin masaya yatırdığı önemli başlıklardı.
Rusya’nın milli güvenlik konseyi sekreterinin Aşkabat ziyareti, Taliban ve IŞİD gibi radikal örgütlerin hâla Afganistan’ın kuzeyinde ve Türkmenistan, Tacikistan ve Özbekistan ile ortak sınır bölgesinde faaliyetlerini sürdürdüğü bir sırada gerçekleşti. Bu çerçevede Türkmenistan’ın Güney sınırlarında ve bu ülkenin Afganistan ile ortak sınırında güvenliğin bağımsız devletler topluluğuna üye ülkelerin Güney sınırları olarak temin edilmesi, Patroşev’le Aşkabat yetkilileri arasında gerçekleşen müzakerelerin temel gündem maddelerinden biri olduğu düşünülüyor.