İran'ın son siyasi gelişmeleri
Geçen hafta İran oldukça hareketli günleri geride bıraktı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta İSK üst düzey komutanları ile Nevruz bayramı dolaysıyla görüşmesinde Amerika’nın Suriye topraklarına yönelik füze saldırısına tepki gösterdi.
Geçen hafta İran deniz kuvvetlerine bağlı üç deniz görev grubu eşzamanlı Kazakistan, Umman ve Pakistan’ı ziyaret etti ve bu ülkelere barış ve dostluk mesajları götürdü.
Geçen hfta ayrıca İran’ın Kabil’de kitap fuarının açılışı gerçekleşti, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de Moskova’ya önemli bir ziyarette bulunarak Suriye krizi hakkında istişarelerde bulundu.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta İSK üst düzey komutanları ile görüşmesinde Amerika’nın Suriye topraklarına yönelik saldırısını çok yönlü yorumunda Amerikalı yetkililerin yaptıklarını stratejik yanlış ve hata niteledi ve geçmişlerinin hatalarını tekrarladıklarını belirtti.
Ayetullah Hamanei, Amerika’nın eski yetkilileri IŞİD’i türettiklerini veya yardımda bulunduklarını, Amerika’nın şimdiki yetkililer de şimdi IŞİD ve benzeri terör örgütlerini takviye etmekle uğraştıklarını vurguladı.
Ayetullah Hamanei, ancak bu tür tekfirci terör örgütlerinin tehlikesi gelecekte Amerikalıların yakasına yapışacağını belirterek, Avrupa bugün sırf geçmişte tekfircilere verdiği destekle işlediği yanlışın tutsağı olduğunu, bugün Avrupa insanı evinde ve sokakta kendini güvende hissetmediğini, Amerika da aynı hatayı tekrarlamakta olduğunu ifade etti.
Amerika yönetimi Suriye ordusunu İdlib’in Han Şeyhun bölgesinde kimyasal silah kullanmakla suçlayarak 7 Nisan Cuma günü sabah saatlerinde Humus eyaletinde Şairat hava üssüne füze saldırısı düzenledi. Ancak Amerika’nın tek yanlı saldırısı bölgesel ve uluslararası arenalarda bazı tepkilere ve kaygılara neden oldu.
Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçen hafta Moskova’yı ziyaret ederek Rus ve Suriyeli mevkidaşları ile bu konuyu görüştü.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gittiği Moskova’da üçlü zirveye katılmadan önce Suriyeli mevkidaşı Velid Muallim’le ikili bir görüşme gerçekleştirdi. Moskova’da Rus ve Suriyeli mevkidaşı ile üçlü zirveye katılmak üzere Rusya’ya giden Zarif, Muallim’le Amerika’nın Suriye’ye karşı tek yanlı askeri operasyonu ve diğer gelişmeleri ele aldı.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Moskova’da ayrıca Rus mevkidaşı Sergei Lavrov ile de ikili bir görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmede iki Bakan Suriye’de terörle mücadeleye devam edilmesi gerektiğini vurguladı. İki bayan ayrıca Suriye krizinin barışçıl çözümü için diplomatik çabaların da terörle mücadeleye paralel olarak yürütülmesine vurgu yaptı. Zarif ve Lavrov, Han Şeyhun’da düzenlenen kimyasal saldırıyı ve bu bahane ile Amerika’nın düzenlediği füze saldırısını kınadı.
İki Bakan olayın tarafsız bir komisyon tarafından araştırılması gerektiğini belirtti.
İran ve Rusya ve Suriye Dışişleri Bakanları Moskova zirvesinden sonra ortak basın toplantısında gazetecilerin karşısına çıktı.
Moskova’da düzenlenen Rusya, İran ve Suriye Dışişleri Bakanları üçlü zirvesinin ardından ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Zarif, Amerika’nın Suriye’ye yönelik tek yanlı zorbalığı asla kabul edilemez olduğunu belirtti.
Zarif bu tür hareketler uluslararası düzeni ve güvenliği olumsuz etkilediğini, buna son yıllarda şahit olunduğunu vurguladı.
Zarif ayrıca dün Saddam’a kimyasal silah verenlerin, bugün kimyasal silah yalanı ile tekrar Suriye’ye saldırdıklarını belirtti.
Zarif, İran Astana sürecinin devamını istediğini, Türkiye’nin de bu süreçte yardımcı olmasını umduklarını kaydetti.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ise basın toplantısında, Suriye’nin geleceğinden kaygı duyduklarını belirtti.
Lavrov, bazıları Suriye’de yeni bir cephe açma gayretinde olduklarını, oysa Suriye krizinin barışçıl yollardan çözümlenmesi gerektiğini ifade etti.
Lavrov ayrıca, ABD’nin Suriye’ye yönelik tek yanlı askeri operasyonu uluslararası barışı tehlikeye atacağını vurguladı.
Rusya’nın Han Şeyhun’da yaşanan saldırı ile ilgili gerçekleri örtbas etmeye çalıştığı ile ilgili suçlamayı reddeden Lavrov, Rusya gerçekleri araştırma komisyonu ile işbirliği yapmaya hazır olduğunu ifade etti.
Moskova’da düzenlenen Rusya, İran ve Suriye Dışişleri Bakanları üçlü zirvesinin ardından ortak basın toplantısında konuşan Muallim, Amerika elinde hiç bir kanıt olmadan Suriye’ye saldırdığını belirtti.
Muallim, oysa Şam yönetimi defalarca kimyasal silahı olmadığını ve bu tür silahları ne Suriye milletine ve ne de teröristlere karşı kullandıklarını ilan ettiğini kaydetti.
Muallim, Han Şeyhun olayının araştırılması için uluslararası bağımsız bir araştırma komisyonu kurulmasını istediklerini ve bu komisyona her türlü yardımda bulunacaklarını vurguladı.
ABD’nin olay aydınlatılmadan Suriye’ye saldırmasını eleştiren Muallim, Amerika’nın yaptığını orman kanunu niteledi.
Geçen hafta İran’da cumhurbaşkanlığı seçimleri kayıt işlemi başladı. Beş gün süren aday kayıt işlemi Cumartesi günü saat 18’de sona erdi. Bu aşamadan sonra anayasayı kollama ve koruma konseyi adayların salahiyetini araştırarak nihai adayları açıklayacak.
12. dönem cumhurbaşkanlığı seçimleri 19 Mayıs tarihinde yapılacak. Geçen hafta adayların kayıt işleminin başlaması cumhurbaşkanlığı seçimlerinin atmosferinin ısınmasına neden oldu, nitekim yerli ve yabancı medya oranları bu yönde yorumlarda bulunmaya başladı. Gerçi cumhurbaşkanlığı seçimleri kampanyaları resmen başlamış değil, ancak bir çok medya grubu şimdiden yorumlarını muhtemel adayların kimler olacağı üzerinde odaklamaya başladı.
Gerçekte Cumhurbaşkanı, İran’da ülkenin yürütme işlerinin başı olarak önemli bir sorumluluğu bulunuyor ve bu yüzden bu mevkiye en şayeste ve en salih birinin seçilmesi büyük önem arz ediyor.
İran anayasasında belirtildiği üzere Cumhurbaşkanı siyasi ve dini tanınmış şahsiyetlerin arasında yer alması ve yürütme mazisi ve yöneticilik yeteneği ve önemli sorumlulukları üstlenebilecek kapasite bulunması gerekiyor.
Bu arada nihai adayları belirleme görevi ise anayasayı kollama ve koruma konseyine aittir. Bu konsey anayasanın kendisine verdiği yetki çerçevesinde adayların salahiyetini araştırması gerekiyor.
Son otuz küsur yılda İran’da düzenli olarak seçimlerin yapılması ise bu meselenin İslami nizamda önemini yansıtıyor.
Geçen hafta Amerika ve bazı AB ülkeleri yine İran’ya yönelik suçlamalar yöneltmeye başladı. CIA eski başkanlarından Pompeo beyaz sarayın İran’a karşı mesnetsiz suçlamalarının devamında İran tehdidi sadece nükleer programından gelmediğini, askeri ve füze tehdidi de söz konusu olduğunu ileri sürdü.
Pompeo uluslararası stratejik etüt merkezi adlı düşünce kurumunda yaptığı konuşmada İran aleyhinde bazı iddiaları ileri sürdü.
Amerika hazine bakanlığı da Tahran hapishaneler kurumunun insan hakları ihlalleri yüzünden yaptırım listesine alındığını açıkladı.
Öte yandan Amerika G-7 grubunun Dışişleri Bakanlarının zirvesinde benzer iddiaları ileri sürerek grubun sonuç bildirisinde İran’ın füze programını bir tehdit olarak gündeme getirdi.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi ise G-7’nin İtalya’da düzenlediği oturumun sonunda yayımladığı bildiriye tepki gösterdi.
Kasımi, İran şimdiye kadar nükleer anlaşmada tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve karşı taraftan da aynı şekilde yükümlülüklerine bağlı kalmasını beklediklerini belirtti.
Kasımi ayrıca, İran’ın füze savunma programı nükleer anlaşma ile hiç bir ilgisi olmadığını ve BMGK 2231 sayılı kararnamesine de aykırı olmadığını kaydetti. Kasımi, İran’ın balistik füzeleri ülkenin milli güvenliğini savunmak ve bölgede barış ve istikrarı geliştirmeye yönelik olduğunu kaydetti.
Gerçekte Amerika yönetimi bölgede ve dünyada İranofobi projesini yürütüyor. Amerika bizzat bölgede ve dünyada bir çok savaşın ateşini yakarken, u sorumluluktan kaçmaya çalışıyor ve bunun için de hedef ülkelerine karşı insan hakları meselesini baskı aracı olarak kullanıyor ve gündem saptırıyor.
Amerika’nın insan hakları alanında bile çifte standart tutumunu bebek katili Arabistan ve İsrail gibi rejimlere her türlü kitle imha silahı vermesinde ve bu rejimlerin de bu silahları Yemen ve Filistin’de masum insanlara ve özellikle çocuklara ve kadınlara karşı kullanmalarında görmek mümkün. Üstelik Amerika hiç utanmadan ve bunca insan hakları ihlaline rağmen bağımsız ülkeleri insan hakları ihlali ile suçluyor ve bölgedeki Arabistan ve İsrail gibi müttefiklerinin insan hakları ihlalini görmezden gelmeye de devam ediyor.
Askeri alanlarda da Amerika yönetim bizzat dünyada kitle imha silahlarını kullanan ülkelerin başında yer aldığı halde dünyada barış ve güvenlik havarisi kesiliyor. Amerika İran’ın savunma amaçlı füzelerini tehdit olarak tanımlarken, kendisi bölgede saldırı amaçlı füzeleri müttefikleri ile düzenlediği ortak askeri tatbikatların çerçevesinde pazarlamaya çalışıyor ve böylece de bölgede çıkardığı krizlerden başkalarını sorumlu tutmaya ve kendi sorumluluğunu gözardı etmeye çalışıyor.
Kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti tehditlerin seviyesine göre ve savunma öncelikleri çerçevesinde savunma stratejisini düzenlemeye ve gerekenini yapmaya devam edecektir ve bunun için de asla başkasından izin alması gibi bir durum söz konusu olmayacaktır.