Allah’ın ayı; Ramazan - 1
Allah’ın ayı, mübarek Ramazan ayının bir kez daha gelişini siz değerli dinleyicilerimiz ve dünyanın tüm Müslümanları için mübarek ve hayırlara ve bereketlere vesile olmasını niyaz ediyoruz.
Her yıl bu ayda ilahi mağfiret denizinde her türlü kötülükten arınıyor ve ilahi hidayet nurundan yararlanmaya çalışıyoruz.
Evet, bugün, kameri 1438 yılının mübarek Ramazan ayının ilk gününü idrak ediyoruz. Yüce Allah’a bize bir kez daha bu değerli ayı idrak etme tevfikini nasip ettiği için binlerce kez şükrediyoruz.
Eşsiz özellikleri taşıyan mübarek Ramazan ayı bir kez daha geldi ve bir kez daha ruhumuzu, düşüncemizi ve amellerimizi en güzel manevi tecrübelerle bezemeye başladı.
Mübarek Ramazan ayı kulluk alıştırması için en uygun aylardan biridir. Bu ayda yüce Allah’ın buyruğu ve bizler için tedarik gördüğü program çerçevesinde hatta en doğal ve helal gereksinimlerimizden günün belli saatlerinde vazgeçiyor ve yegane Rabbimizin huzurunda kulluk ve teslimiyetimizi ifade ediyoruz.
Evet, Allah’ın ayı, mübarek Ramazan ayının bir kez daha gelişini siz değerli dinleyicilerimiz ve dünyanın tüm Müslümanları için mübarek ve hayırlara ve bereketlere vesile olmasını niyaz ediyoruz. Her yıl bu ayda ilahi mağfiret denizinde her türlü kötülükten arınıyor ve ilahi hidayet nurundan yararlanmaya çalışıyoruz.
Sohbetimizin başında da belirtildiği üzere yüce Allah’ın inayeti ile Ramazan ayı boyunca otuz gün bu programda sizlerle birlikteyiz. Varsın bizim de sizlerin şu güzel manevi anlarınızda küçük bir payımız olsun.
Allah’ın ayı Ramazan adlı programımızın ilk bölümüne İslam Peygamberi’nin mübarek Ramazan ayının gelişi ile ilgili güzel vecizesi ile başlıyor ve canı gönülden bu değerli tavsiyeleri dinliyoruz:
Ey insanlar, Allah’ın ayı tüm bereketi, rahmeti ve mağfireti ile size geldi. Bu ay yüce Allah katında en üstün aylardan ve günleri en üstün günlerden ve geceleri en üstün gecelerden ve saatleri en üstün saatlerdendir. Bu ayda Allah’ın ziyafetine davet edildiniz ve ilahi keramete şayeste olanlardan belirlendiniz. Bu ayda nefesleriniz tespihtir; bu ayda uykularınız ibadettir; bu ayda amelleriniz kabul edilir ve dualarınız icabet görür. Bu ayda açlığınız ve susuzluğunuzla kıyamet gününde açlığı ve susuzluğu yad edin, muhtaçlara ve yoksullara sadaka verin, büyüklerinize saygı gösterin ve küçüklerinize merhamet edin, yakınlarınıza iyilik edin, dilinizi tutun, gözlerinizi helal olmayan her şeye kapatın, kulaklarınızı duyulması helal olmayan her şeye kapatın. Başkalarının yetimlere sevgi gösterin ki sizin yetimlerinize sevgi göstersinler. Allah katına günahlarından ötürü tevbe edin. Namaz sırasında ellerinizi O’nun katına yöneltin, zira o anlar en üstün saatlerdir ve Allah teala kullarına rahmet gözüyle bakar. Ardından doğru niyetler ve pak gönüllerle Rabbinizden O’nun için oruç tutmak ve güzel kitabını tilavet etmek için sizlere tevfik inayet etsin, zira bedbaht odur ki bu büyük ayda ilahi merhametten mahrum kalsın. Ey insanlar, kim bu ayda ahlakını iyi ederse, onun için sırat köprüsünden geçme vesilesi olur. O gün ki adımlar sırat üzerinde kayarken,... ve kim bu ayda başkalarına şerri yetmezse, Allah onunla buluştuğu günün gazabını ona yetirmeyecektir.
Mübarek Ramazan ayının en güzel adabından biri Kur'an'ı Kerim ile alışmak ve bu kitabı tilavet etmek ve hikmet dolu ayetleri üzerinde düşünmektir. Buna göre biz de bu programımızın bir bölümünü Kur'an'ı Kerim’in nurani ayetlerine ve tefsirine ve her ayet hakkında kısa bir açıklamaya ayırdık.
Şimdi hep birlikte Kur'an'ı Kerim’den nurani bir ayeti dinleyelim:
"یَا أَیُّهَا الَّذِینَ آمَنُوا کُتِبَ عَلَیْکُمُ الصِّیَامُ کَمَا کُتِبَ عَلَى الَّذِینَ مِنْ قَبْلِکُمْ لَعَلَّکُمْ تَتَّقُونَ"
Yani: Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Mübarek Ramazan ayı, Kur'an'ı Kerim’in nazil olduğu aydır. Kur'an'ı Kerim ona iman eden insanlara bu ayda oruç tutmalarını emrediyor. Mübarek Ramazan ayında oruç tutulması ile ilgili ayetlerin hepsi Bakara suresinde ve yan yana yer alıyor ve ilk ayet de biraz önce birlikte dinlediğimiz 183. ayettir.
Oruç ibadeti Müslümanların en önemli vacip ibadetlerinden biridir. Oruç ibadetinden takva ruhunu tüm alanlarda ve tüm boyutlarda geliştirme yolunda etkili olan en önemli etkenlerden biri şeklinde söz ediliyor. Ancak ilginçtir ki ayet bu ilahi emrin benimsenmesi yönünde duyguların tahrik etmek için müminleri Ey iman edenler, şeklinde hitap ediyor ve onların dikkatini iman ettikleri için yüce Allah’tan gelen her hükmü, hatta meşakkat ve maddi lezzetlerden mahrumiyet ve açlık ve susuzluk çekmekle beraber olsa bile, benimsemeleri gerektiğine çekiyor.
Bu konuda İmam Cafer Sadık –s– şöyle diyor:
Ey iman edenler hitabının lezzeti, bu ibadetin zorluğunu ve meşakkatini yok edecek kadar fazladır.
Aslında oruç ibadeti yönünde verilen emir ilk bakışta biraz ağır ve zor gözükse bile bu hitap, muhatabın zihnindeki ızdırabı bir anda yok ediyor. Ayet daha sonra oruç ibadeti Müslümanlara özel bir ibadet olmadığını ve daha önceki ümmetlerde de vacip olduğunu belirterek bu görevin hangi dine mensup olursa olsun, tüm insanların görevi olduğunu beyan ediyor ki bu da başlı başına bu ibadeti yerine getirme yönünde bir nevi teşvik sayılıyor. Bu yüzden ayet şöyle buyuruyor: Bu ibadet sadece size vacip olmadı ve hiç bir ümmet bu emirden müstesna edilmedi. Ayet hemen ardından oruç ibadetinin felsefesine değiniyor ve insanda takvaya vesile olduğunu buyuruyor.
Oruç tutan insan Allah rızası için kendisin mahrum bıraktığı bir takım cismi zevklerden kaçınmakla aslında nefsine musallat olmak ve asi nefsine dizgin vurmak üzere bir nevi alıştırma yapıyor, nitekim bu alıştırmayı bir ay boyunca tekrarladığı için içinde günahlara karşı direnme gücü gelişiyor ve zamanla iradesine musallat olmayı öğreniyor ve artık kolay kolay günah işlemiyor ve başkalarının malına el uzatmak veya haklarını çiğnemekten velev ki yararına olsa, kaçınıyor.
Bu durum ise ayeti şerifin buyurduğu durumdur. Hoca Abdullah Ensari bu konuda çok güzel bir tabiri bulunuyor. Ensari şöyle diyor: Eğer sen sen oruca boyun eğdiysen, hakiki arifler, yani muttaki insanlar oruca gönül vermiştir. Sen sahurdan iftara kadar oruç tutarsın, oysa onlar ömrünün başından sonuna kadar oruçludur. Senin orucun bir günlük, onların orucu ise bir ömürlüktür.
Değerli dostlar, Allah’ın ayı, ramazan adlı sohbetimiz boyunca her gün bir bölümü de ramazan ayında beslenme ve sağlığın öneminden söz etmek istiyoruz.
Kadınlar evin annesi ve evin erkeğinin eşi olarak ailenin beslenmesinde önemli rol ifa ettiklerinden, bugünkü sohbetimizde İranlı bir annenin mübarek ramazan ayında beslenme ile ilgili tavsiyelerine kulak veriyoruz.
Bugün mübarek ramazan ayının ilk günü ve ben şu anda iftar sofrasını kuruyorum. Bu anlar çok güzel anlar ve ramazan ayının ruhaniyetini ikiye katladığı gibi duaların ve ibadetlerin ve kulluğun kabul görmesi için de en iyi anlardır. Bugün ben bu sofrayı büyük bir aşkla kuruyorum. Eşimin de iftara tam zamanında yetişmek için tüm çabasını sarf ettiği için mutluyum. Büyükanne sofranın başında dua ve ibadetle meşgul, zayıf olduğu için oruç tutamadığından ötürü da çok üzgün, hasret gözyaşı döküyor. Kızım Zehra ilk kez oruç tutmayı tecrübe ediyor. O da büyükannesinin yanında büyük bir şevkle sofrayı süzüyor ve ezan okunmasını bekliyor. Dua sesi evimizin manevi havasına ayrı bir safa kazandırıyor.
Bugün ben iftar için çorba yaptım, yanında ekmek, peynir ve çay var. Mübarek ramazan ayında bizim beslenme programımız değişir. Hekimlerin tavsiyesi üzerine oruç tutan insanlar iftar vakti orucunu süt gibi sıcak sıvılar ve biraz ekmek, peynir, ceviz ve hafif çorbalarla bozmaları gerekiyor. Bir çok insan bu ayda maneviyata daha fazla ilgi duyduğu için bazı zararlı alışkanlıklarından el çekiyor, örneğin sigara içmiyor veya şu zararlı meşrubatı daha az tüketiyor.
Bugün uzman hekim Dr. Macid Hacı Fereci mübarek ramazan ayında yeşillik ve meyve tüketilmesine vurgu yapıyor ve şöyle diyordu: Ramazan ayı sıcak mevsime denk geldiği için oruç tutan insanlar daha fazla dayanma gücüne kavuşmalıdır, ki bu da iftar, sahur ve akşam yemeği sırasında uygun beslenmeye bağlıdır, böylece hiç bir sıkıntı ile karşılaşmadan bu bereketli aydan feyiz alabiliriz, üstelik zafiyet, tansiyonun düşmesi, açlık ve susuzluk hisleri gibi sorunlara yakalanmayız. Eğer mübarek Ramazan ayında bu tavsiyelere uymazsak ve ihtiyaç duyduğumuz kaloriye şeker ve yağ çeşitleri ile karşılayacak olursak, kilo almamız kaçınılmaz olur.
Mübarek Ramazan ayında daha fazla açlık ve susuzluk hissi ile karşılaştığımız için meyve ve yeşilliklerin tüketilmesi vücudumuzu olumlu yönde etkiler. Mübarek Ramazan ayında meyve ve pişirilmiş yeşilliklerin tüketmek vücudumuzun su ihtiyacını karşıladığı gibi ham meyve ve yeşilliklerin tüketilmesinden doğan mide rahatsızlığı de engellenmiş olur. Ben aile fertlerinin sağlığı için iftarla akşam yemeği arasını uzun tutuyorum. Yine Ramazan ayının sıcak günlerinde iftarla akşam yemeği arasındaki zaman kısa olduğundan bu iki öğün için hazırladığım yemeklerin hafif olmasına ve yeşilliklerden daha fazla yararlanmaya özen gösteriyorum.