Haziran 13, 2017 14:19 Europe/Istanbul

Es-Secde suresinin 15 ila 19. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

ES-SECDE suresinin 15. Ayeti:

 

إِنَّمَا يُؤْمِنُ بِآَيَاتِنَا الَّذِينَ إِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّدًا وَسَبَّحُوا بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ (32:15)

 

 

Yani:

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler.

 

 

Nice insanlar vardır iman iddiasında bulunur, ancak davranışları söylediklerinden farklıdır. Bunlar iman iddiasında bulunur, ancak amelleri ve uygulamaları Kur'an'ı Kerim’e aykırıdır. Bunlar iman iddiasında bulunur, ancak ne Allah teala karşısında secde eder, ne de insanlara karşı alçak gönüllü ve tevazulu davranır. Bunlar hem Allah tealaya itaatsizlik eder, hem insanlara karşı büyüklük taslar.

Bu ayet “ennema” sözcüğü ile başlar ve kısıtlılığı ifade eder. Yani ancak bu özelliklere sahip olan insanlar gerçek mümin sayılır ve başkaları iman konusunda sadece iddiada bulunan yalancılardır. Gerçek müminin bir özelliği, Kur'an'ı Kerim ve Allah tealanın kelamına karşı mutlak surette teslim olmaktır, öyle ki ne zaman Kur'an'ı Kerim’in nidasını duyacak olursa, hemen teslim olur ve yüce Allah’a hamd ile tesbih eder. Ya da ne zaman Kur'an'ı Kerim ayetlerine istinaden uyarılacak olursa, bu ikazı kayıtsız şartsız kabul eder ve asla kibire kapılmaz. Gerçek mümin bir yandan ilahi nimetlere şükreder ve öbür yandan yaşamın sorunları ve musibetlerinden Allah tealayı sorumlu bilmez ve yüce Allah’ın varlık alemini tedbir etmekte kusursuz olduğuna inanır.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Yüce Allah karşısında secdeye kapanmak ve O’nu hamd ve tesbih etmek, gerçek müminin özellikleridir. Namaz kılmayan bir müslüman gerçekte iman derecesine nail olmamış demektir.

2 – Secde sırasında en güzel zikir, Allah tealaya hamd ile beraber tesbih etmektir.

3 – Secde etmek, ancak ardında kibire kapılmamak ve büyüklük taslamamak olursa,değerli bir ameldir.

 

ES-SECDE suresinin16 ve 17. Ayetleri:

 

تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ (32:16)

فَلَا تَعْلَمُ نَفْسٌ مَا أُخْفِيَ لَهُمْ مِنْ قُرَّةِ أَعْيُنٍ جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (32:17)

 

 

Yani:

Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.

 

 

Yüce Allah’ın ve kelamının karşısında huzu etmekten bahseden geçen ayetin devamında bu ayetler iman ehli olanların diğer bazı özelliklerine işaret ederek şöyle buyurmakta:

Onlar sadece vacip namazları kılmakla yetinmiyor, gece yarısında insanlar yataklarında rahatça uyurken, yataklarından kalkıyor ve Allah tealaya ibadet ediyor ve namaz kılıyor.

Yüce Allah’a ibadet etmek için en güzel anlar, gece yarısından sonraki anlardır. Zira bu anlarda insan, güncel yaşamın uğraşlarından ve fikri meşgalelerinden uzak bir şekilde tüm kalbiyle yüce Allah’a ibadet edebilir. Gece yarısından sonraki anlar, insanın hataları yüzünden Allah tealadan af dilemesi için en uygun fırsattır. İnsan o anlarda bağışlanmak umuduyla ve cehennem ateşinde yanma korkusuyla gözyaşı dökerek ilahi lütuf ve merhamete sığınabilir.

Kuşkusuz Allah teala ile bu şartlarda irtibat kurabilen insan, Allah’ın kulları ile de irtibat kurmaya özen gösterir ve gücü yettiğince muhtaç insanların sorunları ile ilgilenir ve yüce Allah’ın ona sunduğu nimetlerden Allah yolunda infakta bulunur.

Ayetler böyle yapan insanların mükafatı hakkında da şöyle buyurmakta:

Her türlü gösteriş ve iki yüzlülükten uzak bir şekilde ve büyük bir aşkla hem Allah’a ibadet eden ve hem Allah’ın kulları ile ilgilenenlerin mükafatı hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği kadar büyüktür. Gerçekte Allah tealadan başka hiç kimse onlar için ne gibi önemli ve değerli bir mükafat gözetildiğini bilemez.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Gerçek mümin ne kendisini ilahi gazaptan korunmuş bilir, ne de Allah tealanın rahmetinden umudunu keser. Gerçek mümin her zaman korku ve umut arasında yaşar ve asla kibire ve hüsrana kapılmaz.

2 – Gece yarısından sonra uyanmak ve Kur'an'ı Kerim tilaveti ve gece namazı kılmak ve Allah tealaya ibadet etmek için uykudan vaz geçmek, gerçek müminlerin özelliğidir.

3 – İlahi sınırsız mükafata kavuşmak için gece uykusundan vaz geçme zorluğuna katlanmak, yerinde bir ameldir.

 

ES-SECDE suresinin 18 ve 19. Ayetleri:

 

أَفَمَنْ كَانَ مُؤْمِنًا كَمَنْ كَانَ فَاسِقًا لَا يَسْتَوُونَ (32:18)

أَمَّا الَّذِينَ آَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ جَنَّاتُ الْمَأْوَى نُزُلًا بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (32:19)

 

 

Yani:

Öyle ya, mümin olan, yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar elbette bir olamazlar.

İman edip de, iyi işler yapanlara gelince, onlar için yaptıklarına karşılık olarak varıp kalacakları cennet konakları vardır.

 

 

Geçen ayetlerin devamında bu ayetler sahte ve gerçek müminleri karşılaştırırken şöyle buyurmakta:

Her iki kesimin sonunu görün ve bilin ki Allah’ın emirlerine itaat edenler nelere kavuşur ve iman iddiasında bulunduğu halde pratikte itaatsizlik edenleri nasıl bir son beklemektedir. Bu iki kesim asla Allah katında bir olamaz.

Ayetler daha sonra da cenneti, yüce Allah’ın salih ve hayırsever kullarını ağırlamak üzere hazırladığı bir mekan olarak tanımlıyor ve her insan iyi amellerine uygun olarak bu mekandan yararlanacağını ifade ediyor.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 –İnsanları iman etmeye davet etmek için gerçek müminlerle günahkar ve fasık insanların yaşamını karşılaştırmalıyız, böylece insanlar her iki kesimin müspet ve menfi yönlerini daha net görmeye başlar.

2 – İman amelden ayrı değildir ve cennet, iman iddiasında bulunanların değil, amel eden insanların mükafatıdır.