Ağustos 27, 2017 14:22 Europe/Istanbul

Es-Secde suresinin 20 ila 25. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

ES-SECDE suresinin 20 ve 21. Ayetleri:

 

وَأَمَّا الَّذِينَ فَسَقُوا فَمَأْوَاهُمُ النَّارُ كُلَّمَا أَرَادُوا أَنْ يَخْرُجُوا مِنْهَا أُعِيدُوا فِيهَا وَقِيلَ لَهُمْ ذُوقُوا عَذَابَ النَّارِ الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ (32:20)

وَلَنُذِيقَنَّهُمْ مِنَ الْعَذَابِ الْأَدْنَى دُونَ الْعَذَابِ الْأَكْبَرِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ (32:21)

 

 

Yani:

Yoldan çıkanlar ise, onların varacakları yer ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde geri çevrilirler ve kendilerine: Yalandır deyip durduğunuz cehennem azabını tadın! denir.

En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın azaptan tattıracağız; olur ki (imana) dönerler.

 

 

Geçen bölümde yüce Allah Kur'an'ı Kerim’de, mümin ve fasık insanları bir görmediğini, mümin kullar amelleri için cenneti hakettiklerini ve bu mekanda ebediyen mutlu yaşayacaklarını buyurdu. Bu ayetler ise şöyle buyurmakta:

Ancak iman iddiasında bulunan, fakat amelde Allah tealaya itaat etmeyen ve sürekli isyan çıkaranlara gelince, onların sonu cehennemdir ve bundan asla kurtuluş yoktur.

Kuşkusuz bu insanlar bu dünyada belki tevbe eder ve çirkin amellerinden el çekerler diye çeşitli şekillerde cezalandırılır vesonuçta ahirette cezalandırılmamaları istenmektedir. Fakat kıyamet gününde tevbe yolu kapalıdır ve geri dönüş imkansızdır.

Rivayetlere göre, insanların bu dünyada karşılaştıkları bazı musibetler, hastalıklar ve acılar insanları uyarmak için bir nevi ilahi ceza ve ikazdır. Bu cezalar, günahkar kul belki pişman olur ve günahtan ve yanlış amellerden el çeker, diye verilir.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Fesat ve günah bazen insanı kıyamet gününü kabul etmeyeceği ve bu günü inkar edeceği seviyeye kadar etkileyebilir.

2 – İlahi cezalar kıyamet gününe özgü değildir. Yüce Allah bu dünyada da bazı insanları cezalandırır. Aslında bu ceza günahkar kulun tevbe etmesi ve doğru yola geri dönmesi için büyük bir nimettir.

3 – İlahi gazap insanları terbiye etmek içindir ve ilahi rahmetten kaynaklanır.

 

ES-SECDE suresinin22. Ayeti:

 

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِآَيَاتِ رَبِّهِ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَا إِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنْتَقِمُونَ (32:22)

 

 

Yani:

Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir! Muhakkak ki biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz.

 

 

Bu ayette yüce Allah, hakikati öğrendikleri halde ilahi ayetlere ve emirlere uymayan ve ilahi ayetleri inkar ve tekzip etmeye kalkışan insanları cezayı hakeden zalimler olarak tanımlıyor. Kur'an'ı Kerim kültüründe insanın kendi kendine zulmetmesi ve küfür ve günaha sapması hatta başkalarına zulmetmekten daha ağır bir suçtur, çünkü bu konu başlı başına başkalarına zulmetmeye temel oluşturabilir. Mümin insan hiç bir zaman başkalarına zulmetmeye kalkışmaz, fakat Hakkı inkar eden ve küfür yolunu izleyen insan çok kolay bir şekilde başkalarının hakkını gözardı ederek onlara zulmedebilir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 –İnat psikolojisi, insan uyarıldığında, yanlış amelinden el çekmek yerine, yanlış amelinin üzerinde daha da ısrarcı olmasına ve günah bataklığına daha da saplanmasına yol açar.

2 – Suçlulara karşı bazen uyarı ve ikaz, bazen de ceza ve şiddete baş vurmak gerekir.

 

ES-SECDE suresinin 23 ila 25. Ayetleri:

 

وَلَقَدْ آَتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَلَا تَكُنْ فِي مِرْيَةٍ مِنْ لِقَائِهِ وَجَعَلْنَاهُ هُدًى لِبَنِي إِسْرَائِيلَ (32:23)

وَجَعَلْنَا مِنْهُمْ أَئِمَّةً يَهْدُونَ بِأَمْرِنَا لَمَّا صَبَرُوا وَكَانُوا بِآَيَاتِنَا يُوقِنُونَ (32:24)

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ (32:25)

 

 

 

Yani:

Andolsun biz Musa'ya Kitap verdik, -(Resûlüm!) sen ona kavuşacağından şüphe etme- ve onu İsrailoğullarına hidayet rehberi kıldık.

Sabrettikleri ve âyetlerimize kesinlikle inandıkları zaman, onların içinden, buyruğumuzla doğru yola ileten rehberler tayin etmiştik.

Muhakkak ki Rabbin, ihtilâf etmekte oldukları şeyler hakkında kıyamet günü onların aralarında hükmedecektir.

 

 

Bu ayetler ilkin tarih boyunca peygamberlerin bisetinden ve semavi kitapların indirilmesinden söz ediyor ve ardından şöyle devam ediyor:

Hiç kuşkusuz Musa’ya İsrailoğulları’nı hidayete erdirmesi ve Firavun’un sultasından kurtarması için kitabı biz verdik. Bu kavmin arasında bazıları Musa’ya eşlik etti ve Firavun ile mücadele yolunda sabrederek direndi. Onlar ilahi vaatlere ve Tevrat’a inanıyordu ve böylece düşmanlara karşı galip gelerek, toplumlarının önderleri oldular. Bu insanlar Allah’ın kitabı ve ilahi peygamberin tealimine göre hükmettiler ve ilahi emirleri yerine getirdiler.

Güçlü iman ve direnişleri ile iktidarın başına gelen bu hakiki müminler, kendilerinin veya halkın heva ve heveslerine kapılmadı ve hepsi Allah tealanın emirlerine uydu ve çalışmalarının temeli, ilahi emirlerdi. Onlar Allah’ın hükümlerini kendi görüşlerinden üstün tuttu ve nefsani heva ve heves yerine, ilahi kitap ve yasalara göre hükmetti.

Kuşkusuz İsrailoğulları kendi aralarında, tefrikaya sebebiyet veren bazı anlaşmazlıkları yaşıyordu ve bu anlaşmazlıkların kaynağı, İsrailoğulları’nın Hak tealadan uzaklaşmaları ve nefislerinin tutsağı olmalarıydı. Bu yüzden Allah teala onları şöyle uyarıyor: İnsanların inancında tefrika yaratan bu kesimin hesabı kıyamet gününde Allah teala tarafından görülecek ve onlara karşı adaletle davranılacaktır.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

 

1 – Peygamberlerin biseti, tarih boyunca sürekli bir hareket olmuştur. Bu hareketin İslam Peygamberi’nden –s– önce de derin mazisi söz konusudur ve semavi liderlerin varlığı hakkında en ufak kuşku duyulmaması gerekir.

2 – Allah yolunda direniş, iman ve yakin, topluma önder olmak için gerekli şartlardır. İnsan hedefe yakin etmeli ve sonuna kadar direnmeli, böylece toplumun önderliği için gereken şayesteliğe kavuşmalıdır.

3 – Dinî liderler asla insanları hidayete erdirme yolunda umutsuzluğa kapılmamalıdır, zira ihtilaf ve anlaşmazlık her zaman var olmuştur.