Semavi Bildirge; Kur'an'ı Kerim - 3
Geçen bölümlerde Kur'an'ı Kerim’in çeşitli boyutlarını şöyle bir gözden geçirdik ve her boyutun genişliği yüzünden müfessirlerin her biri de bu boyutlardan sadece biri ile ilgilendiğini beyan ettik.
Geçen bölümde ayrıca Kur'an'ı Kerim’ın semavi asaletinden de söz ettik ve bu semavi kitabın İslam Peygamberi’nin –s– yazdığı bir kitap olamayacağını ve bunu aklımızdan çıkarmamız gerektiğini ifade ettik.
Şimdi sohbetimizin devamında Kur'an'ı Kerim’in yüce konumu hakkında sözümüze devam etmek istiyoruz.
Kur'an'ı Kerim batıl inançları üzerinde ısrarla duran ve görecede semavi delil arayan bazı müşrikler ve bazı kitap ehli olanların hakkında şöyle buyuruyor:
(İşte o apaçık delil,) Allah tarafından gönderilen ve tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir. En doğru hükümler vardır şu sahifelerde.
Yüce Allah bu ayetlerde Kur'an'ı Kerim’in iki önemli özelliğine işaret ediyor ki bunlardan biri paklık meselesidir ve Kur'an'ı Kerim’in mukaddes ve melekuti bir konumdan nazil olduğunu ve başka kitaplarda göze çarpan sapmalardan eksiklerden ve yetersizliklerden bağımsız olduğunu gösterir. Bir başka önemli özellik, Kur'an'ı Kerim’in yazıları ve kavramları güçlü ve sağlam oluşu ve içinde hiç bir sarsıntının göze çarpmamasıdır. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim bu semavi kitabı başka kitaplarla mukayese edenlerin tasavvurlarını reddederek şöyle buyuruyor: Hayır! Şüphesiz bunlar bir öğüttür, Dileyen ondan (Kur'an'dan) öğüt alır,O, değerli sahifelerdir, Tertemiz kılınmış, yüce makamlara kaldırılmış mukaddes sahifelerde, Kâtiplerin ellerindedir ,Değerli ve güvenilir katiplerin. Kahrolası insan! Ne inkârcıdır!
Bu ayetlerde de iki önemli özellik dikkat çekiyor. Birincisi Kur'an'ı Kerim’in yüce Allah katındaki yüce konumudur ki bu da bu kitabın beşeri mahiyeti olmadığını ve semavi ve melekuti bir mahiyetten yararlandığını gösteriyor. Kur'an'ı Kerim’in bir başka seçkin özelliği iyi huylu ve iyi amelli meleklerce ve yüce Allah’ın emri üzerine yazılmış olmasıdır ve insanlar bu kitabın yazılışında hiç bir rol ifa etmemiştir.
Kur'an'ı Kerim’in yüce konumu hakkında şu ayetleri okumaktayız: Apaçık Kitab'a andolsun ki ,Biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık. O, katımızda bulunan Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır.
Bu ayetlerde de bir kaç önemli nokta göze çarpıyor ki hepsi de Kur'an'ı Kerim’in eşsiz yüce konumunu yansıtıyor. Birinci nokta, yüce Allah’ın Kur'an'ı Kerim’e yemin etmesidir. Kuşkusuz ilahi Yemen yüzde yüz güdümlü ve mesaj içeren bir yemindir ve Allah teala ne zaman önemli ve kader belirleyici bir konuyu beyan etmek istiyorsa onu yeminle beraber etmiştir.
İkinci nokta şu ki yüce Allah Kur'an'ı Kerim’in bir özelliğini aydınlatıcı olma şeklinde beyan ediyor ve Kur'an'ı Kerim bu aydınlatma yeteneği sayesinde tüm olur olmazları, güzellikleri ve çirkinlikleri, hakları ve batılları ve kısaca beşerin tüm alanlarda ihtiyaçlarını aydınlatmıştır ve böylece insanların yaşamı için gerekli olan yol haritasında hiç bir muğlak nokta bulunmamaktadır.
Bu ayetlerin içinde saklı olan üçüncü nokta şu ki yüce Allah şöyle buyurmakta: Biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık. Ve böylece Arapların arasından çıkan ve Arapça konuşan peygamberin Kur'an'ı Kerim’in dilinin belirlenmesinde hiç bir rolü olmadığının anlaşılmasını istedik. Kuşkusuz eğer Arapçadan daha fasih ve daha mükemmel bir dil olsaydı, yüce Allah Kur'an'ı Kerim ayetlerini o dille nazil ederdi.
Bu ayetlerin en önemli noktası ise, Kur'an'ı Kerim’in muhtevasının Ana Kitap'ta (levh-i mahfuzda) mevcut olmasıdır. Bir çok müfessir bu noktadan hareketle Kur'an'ı Kerim’in bizler için bilinmeyen bir kitap olduğu ve sıradan insanlar için anlaşılabilir olmadığı sonucuna varıyor. Bu müfessirler Kur'an'ı Kerim’in çok yüce bir mevkide yer aldığını ve yüce Allah kolay anlaşılması için nazil edilişinde bazı kademeler belirlediğini düşündüklerini kaydediyor.
Bu ayetlerin son noktası ise iki özelliğe daha işaret etmesi ve yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır, şeklinde buyurmasıdır.
Allah teala Kur'an'ı Kerim’in azametini göstermek için içinde bir çok sırrı barındıran yıldızların konumuna yemin ediyor ve eğer yaratılış sırlarını bilseydiniz, bu yeminin çok büyük bir yemin olduğunu anlardınız, şeklinde buyuruyor: Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir. Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır,
78. Korunmuş bir kitaptır. Ona ancak temizlenenler dokunabilir. O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
Bu ayette yer alan önemli noktalara bakıldığında artık Kur'an'ı Kerim’in yüzde yüz semavi ve melekuti bir kitap olduğu konusunda geride hiç bir şüphe kalmıyor. Kur'an'ı Kerim’de birçok bilinmeyen hakikat yatıyor ve ancak pak ve mutahhar ve her türlü hatadan ve günahtan korunmuş insanlar bu sırları ve bilinmeyen hakikatleri idrak edebiliyor. Bir çok müfessir yüce Allah’ın burada imamları ve Şia'nın hakiki önderlerini kastettiğini, bu insanların hakkında Tathir ayeti nazil olduğunu ve Kur'an'ı Kerim’in şöyle buyurduğunu belirtiyor: ... Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
Sonuçta bu ayetin mesajı şu ki Kur'an'ı Kerim hakikatlerine ve sırlarına ulaşmanın yolu İslam Peygamberi –s– ve pak ve mutahhar Ehli beyt –s– fertleridir, zira onlar özel ilahi inayetten yararlanır ve her türlü hata ve günahtan paktır. Bu arada bazı müfessirler da bu ayetin bir bölümünü görece taharet olmadan Kur'an'ı Kerim ayetlerine dokunulamayacağı şeklinde tefsir ettiği belirtilmelidir. Dolaysıyla Kur'an'ı Kerim’in yüce kavramlarını idrak etmek için hem ruh tahareti ve hem cisim tahareti gereklidir ve bu iki taharet birbirini tamamlar, zira Kur'an'ı Kerim semavi ve melekuti bir kitaptır ve ancak pak insanlar bu kitabın hakikatlerine ve sırlarına ulaşabilir.