Allah’ın ayı; Ramazan - 9
İmam Humeyni –ks– kutsal Necef kentinde sürgündeyken kendisine eşlik eden arkadaşlarından biri şöyle anlatıyor:
İmam Humeyni –ks– kutsal Necef kentinde ikamet ettiği dönemde bir çok zorluk ve kısıtlama ile karşı karşıya bulunmasına karşın mübarek Ramazan ayında her gün Kur'an'ı Kerim’in üç cüz’ini okurdu, yani her üç günde bir Kur'an'ı Kerim hatim ediyordu.
Bu yıl mübarek Ramazan ayının 9. Günü İran İslam inkılabının merhum önderi İmam Humeyni’nin –ks– rihlet yıldönümüne denk geliyor. İmam Humeyni –ks– İran’da küresel tüm dengeleri altüst eden bir hareketin önderliğini üstlendi. Bu hareket kısa sürede bir çok ülkenin insanlarının gönlünü fethetti. İmam Humeyni’nin –ks– etkileyici kişiliği İran milletinin manevi ve ruhi değişiminin en önemli etkeniydi. Nitekim İran milletinin İslam inkılabına eşlik etmeyi ve ardından sekiz yıllık dayatılan savaşta hamaset yaratması ve İslamî değerlere yönelişi de İmam Humeyni –ks– gibi seçkin bir alim ve arif ve küresel istikbarla mücadelede yılmaz bir şahsiyetin değerli tavsiyeleri ve yol göstermesi ile gerçekleşti.
İmam Humeyni –ks– ilahi ve arif bir insandı, ancak aynı zamanda mustazaf insanları savunmakta ve zalimlerle mücadelede de kesin tavırları ve kararlılığı ile bilinirdi. İmam Humeyni’nin –ks– ilim ve siyaset ve irfanı bir araya getirme gücü kişiliğinin en bariz ve en parlak bileşenlerinden biriydi. Gerçekte bir insanın en derin ilmi ve irfani meselelerin alanında en yüksek seviyelere ulaşması ve aynı zamanda sosyal ve siyasi bir lider olması tarihin en harikulade hakikatlerinden biri sayılır. İmam Humeyni’nin –ks– sakin ve güvenli kalbi, ilahi lütuf ve merhamete yönelik kesin ve güçlü imanının ürünüydü, nitekim en acı hadiseler ve beli büken olaylar bu özelliği etkileyemedi.
İmam Humeyni –ks– alemi Hak tealanın mahzarı bilir ve ilahi lütuf ve rahmete güveni vardı. İmam Humeyni’nin –ks– yaşamını ve pratik siyerini irdeleyen herkes imamın Kur'an'ı Kerim nimeti ile yaşadığını ve şöyle buyurduğunu öğrenir: Eğer bizler ömrümüzün tüm anlarını kitabımız Kur'an'ı Kerim’e şükretmek için secdeye gidecek olursak yine hakkını veremeyiz.
Kur'an'ı Kerim ile irtibat kurmanın ilk adımı, bu ilahi kitabı sürekli kıraat etmektir, yoksa Kur'an'ı Kerim ile sürekli irtibatta bulunmadığımız zaman mantığını ve muhtevasını anlayamayız.
Sohbetimizin başında da belirtildiği üzere, İmam Humeyni –ks– kutsal Necef kentinde sürgündeyken kendisine eşlik eden arkadaşlarından biri şöyle anlatıyor:
İmam Humeyni –ks– kutsal Necef kentinde ikamet ettiği dönem bir çok zorluk ve kısıtlama ile karşı karşıya bulunmasına karşın mübarek Ramazan ayında her gün Kur'an'ı Kerim’in üç cüz’ini okurdu, yani her üç günde bir Kur'an'ı Kerim hatim ediyordu.
Kur'an'ı Kerim alemine girebilmek için bu semavi kitabı ayetlerin üzerinde düşünerek okumanın seçkin tesiri vardır ve gerçekte Kur'an'ı Kerim hazinesinden yararlanmanın anahtarıdır. Bu tarz okumak İmam Humeyni’nin –ks– düşüncesinde seçkin yeri vardı. İmam Humeyni –ks– gelinine yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurur: ilahi feyiz kaynağı olan Kur'an'ı Kerim üzerinde düşün, gerçi mahbubun mektubu olan bu kitabı sırf okumak da dinleyenin üzerinde hoş tesirleri vardır, fakat üzerinde düşünmek insanı daha yüksek ve daha yüce makamlara doğru hidayete erdirir.
İmam Humeyni’nin –ks– evlatlarından biri de şöyle anlatıyor:
İmamın mübarek Ramazan ayında ibadet programı şöyleydi ki geceleri sabaha kadar namaz kılar ve dua ederdi ve sabah namazı ve biraz dinlenmenin ardından işlerini yerine getirmek üzere hazırlanırdı. Mübarek Ramazan ayı İmam için özel değeri vardı ve bu yüzden bu ayda bazı işlerini bırakırdı ve böylece bu ayın bereketlerinden daha fazla feyiz almaya çalışırdı. İmam bu aya uygun olarak yaşamında özel bir değişiklik yapardı; yemek az yerdi, hatta en uzun günlerde iftar ve sahur zamanında hiç bir şey yemediğini düşünecek kadar az yerdi.
Değerli dostlar, sohbetimizin ikinci bölümünde yine Kur'an'ı Kerim’in nurani ayetlerine kulak veriyoruz. Bugünkü ayetimiz Nisa suresinin 69. Ayeti. Ayet şöyle buyurmakta:
وَمَنْ یُطِعِ اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُولَئِکَ مَعَ الَّذِینَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَیْهِمْ مِنَ النَّبِیِّینَ وَالصِّدِّیقِینَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِینَ وَحَسُنَ أُولَئِکَ رَفِیقًا
Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!
Bu ayete göre, ahkam alanında Allah’a ve peygamberine itaat eden ve Resulullah’ın –s– hükmüne teslim olan insanlar, yüce Allah onlara nimetler sunduğu kişilere katılacaktır. Her Müslüman günde en az 10 defa okuduğu Hamd suresinde bu seçkin inanlardan söz edilmiştir, öyle ki surede yüce Allah’tan onları doğru yola hidayete erdirmek üzere talepte bulunduktan sonra doğru yolu, yüce Allah’ın onlara nimetler sunduğu bu insanların yolu şeklinde tanımlıyor. Bu seçkin inanlar doğru yolda ilerliyor ve en ufak sapmaları söz konusu olmuyor.
Nisa suresinin 69. Ayeti, Allah tealanın nimetlerini onlara tamamladığı seçkin insanları dört grupta tanıtıyor. İlk grup, insanları hidayete erdirmek ve halka önderlik etmek ve doğru yola davet etmek üzere ilk adımı atan peygamberlerdir. Ayet ikinci grubu sıddikler şeklinde tanıtıyor. Sıddikler, hem doğru söz eden ve hem amellerinde söyledikleri sözün doğruluğunu ispat eden ve sadece iman iddiasında olmayan ve hakikaten ilahi emirlere iman eden insanlardır. Bu ayetten anlaşıldığı üzere nübüvvet makamından sonra sadakat ve dürüstlükten daha üstün bir makam olmadığı anlaşılıyor. Ayet daha sonra kıyamet gününde insanların amellerine şahit ve tanık olan seçkin insanları yani şühedayı zikrediyor ve en son müspet ve yapıcı ve faydalı amelleri yerine getiren ve enbiyayı izleyerek seçkin konumlara yükselen salih insanlardan, ilahi nimetleri hakeden grup şeklinde söz ediyor. Kuşkusuz bu insanların arkadaşları da iyi insanlardır.
Nisa suresinin 69. Ayeti aynı zamanda insanların kiminle oturup kalktığının önemli olduğu gerçeğine işaret ediyor, öyle ki hatta ahiret aleminde ve cennet nimetlerini tamamlamak üzere Allah’a ve peygamberine itaat edenlere büyük bir nimet olarak sunuluyor ve bu insanlar tüm imtiyazları ve onurlarının yanında peygamberler, sıddikler, şehitler ve salih insanlarla beraber olacaktır.
Hoca Abdullah Ensari bu ayetin nazil oluşunun şanı hakkında şöyle yazıyor:
Suban, Resulullah’ın –s– has sahabesinden biriydi. Suban Allah Resulü’ne –s– aşırı ilgisi yüzünden çok zayıf düşmüştü. Bir gün Resulullah efendimiz –s– ona sordu: yoksa kendine çok mu acı çektiriyorsun ki bu kadar zayıflamışsın? Suban şöyle arz etti: Benim kederim, ahiret aleminde sen ala cennetteyken bizim seni görmekten mahrum kalmamızla ilgilidir. O sırada bu ayet onun şanına nazil oldu.
Değerli dostlar şimdi sohbetimizin üçüncü ve son bölümünde yine İslam’ın mübarek Ramazan ayı ile ilgili beslenme ve sağlık tavsiyelerine kulak veriyoruz.
Son bir kaç günde mübarek Ramazan ayında beslenmenin önemi ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinden söz ettik. Burada en çok önem arz eden nokta, ne ile beslendiğimiz ve nasıl besin maddelerinden yararlandığımızdır. Oruç tutan insanlar ailelerine helal ve pak rızık tedarik görmeye çalışır, zira helal yiyecekler insanda ahlaki faziletleri ve güzel sıfatları geliştirir.
Yüce ve rezzak olan Allah dünyada sayısız nimeti insanların yararlanması için yararlandığını hatırlatarak insanları pak ve sağlıklı yiyeceklerle beslenmeye davet etmektedir. Kur'an'ı Kerim’de pak yiyeceklere ve salih amellere önem verilmiştir. Yüce Allah Müminun suresinin 51. Ayetinde peygamberlerden pak yiyeceklerle beslenmelerini ve bu beslenmeden elde ettikleri enerjiyi şayeste ve faydalı işlerin uğrunda yararlanmalarını buyurur. Yüce Allah ilahi pak rızıklardan yararlanmayı insanoğlunun diğer mahluklara nazaran keramet ve fazilet etkeni şeklinde yad etmiştir.
Pek yiyecekler pak ve şayeste sözler gibi insan ruhu ve kişiliğinin gelişmesinde etkilidir ve ona manevi erdemlere nail olması ve ahlaki değerleri korumasında yardımcı olur. Bir yiyeceğin sağlıklı ve temiz olması, helak ve pak olması, içinde kirletici şeyler olmaması, ham maddesi ve hatta kabının uygun olması ve her türlü besleyici maddeleri içermesi, besin maddelerine yönelik gösterilmesi gereken özenin birer parçasıdır.
Temiz ve pak yiyecek insanın doğası ve fıtratı ile uyumlu ve dengelidir ve insan özellikle emek sarf ederek elde ettiği bu tür besin maddeleriyle beslenmekten büyük zevk alır.
Uzmanlar insan helal ve pak yiyecekleri tükettiğinde, bu tür besin maddeleri onun sağlığına katkı sağladığını ve şifa etkisi yaptığını beyan ediyor.
Kur'an'ı Kerim sağlık ve beslenme konusunda bir çok ayette pak yiyeceklerden ve meyvelerden söz ediyor ve bu yiyeceklerin insan sağlığı üzerinde etkili olduğunu vurguluyor. İslamî rivayetler de bu tür besin maddelerinin insanların ahlakı ve davranışları üzerindeki etkilerinden söz ediyor. Örneğin bal hafızayı geliştirdiği, kalbi aydınlattığı ve şifa kaynağı olduğu, hurma insanlarda sabır gücünü geliştirdiği ifade edilir
İmam Rıza –s– zeytin yemeyi tavsiye ederken şöyle buyurur:
Zeytin yağı mideyi temizler ve sinir sistemini takviye eder, yıpratıcı hastalığı yok eder, ahlakı iyileştirir ve ruhu huzura kavuşturur.
Üzüm de insanda hüzün ve gam ve kederi ve depresyonu gidererek neşelendiren meyvelerden biridir.
Buna göre beslenme uzmanların oruç tutan insanlara beslenme programlarında bu tür yiyeceklere yer vermelerini tavsiye ediyor.