Haziran 19, 2017 14:19 Europe/Istanbul

Geçen hafta orta Asya ve kafkasya bölgelerinde yer alan müslüman cumhuriyetler mübarek Ramazan ayını idrak etti.

Orta Asya cumhuriyetleri ve kafkasya bölgesinde yer alan Azerbaycan Cumhuriyeti geçen hafta 27 mayıs Cumartesi gününü mübarek Ramazan ayının birinci günü olarak ilan etti ve müslüman halk bu bölgede bu ayı ve oruç ibadetini büyük coşku ile karşıladı. Bu Ramazan, orta Asya cumhuriyetleri komünizm sultasından kurtuluşundan sonra idrak ettikleril 26. Kur'an'ı Kerim baharı sayılıyor.

Şimdi bu kısa açıklamanın ardın hep birlikte geçen hafta bu bölgde yaşanan gelişmeleri gözden geçirelim ve bunun için ilk önce Güney Kafkasya bölgesine uğrayalım.

Başkent Bakü’de Azerbaycan cumhuriyetinin ilan edilişinin 99. Yıldönümü kutlamaları, Azerbaycan Cumhuriyeti İslam partisinin hapisteki lidere Muhsin Semedov’un avukatı Yalçın İmanov’un uluslararası kurumlardan Azerbaycan cumhuriyetinin İslamî aktivisti Semedov’un durumu ile ilgilenmesini talep etmesi, Güney kafkasya ülkesi Azerbaycan cumhuriyetinin bazı önemli gelişmeleriydi.

Geçen hafta NATO parlamenter asamblesi de Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te bir oturum düzenledi. Oturum bölge ve dünya medyasının ilgi odağına oturdu.

Geçen hafta Rusya ordusu askeri gücünü takviye etmek üzere Tacikistan’daki 201 askeri üssünde yeni bataryalar yerleştirdi. Bu uygulamanın sonucunda Rusya’nın özellikle dağlık bölgelerde uçan hedeflere karşı koyma gücünün arttığı belirtildi.

Geçen hafta Ermenistan’a gelen AB temsilci heyeti Başkanı dağlık karabağ münakaşasının çözümü için arabuluculuk yapmak üzere kurulan Minsk grubunun tutumunu desteklediğini açıklaması ve yine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Riyad zirvesi ile ilgili açıklaması bölgenin diğer önemli gelişmeleriydi.

Geçen hafta Ermenistan’a gelen AB temsilci heyeti Başkanı Piuter Sivitalsky dağlık karabağ münakaşasının çözümü için arabuluculuk yapmak üzere kurulan Minsk grubunun tutumunu desteklediğini açıkladı.

Sivitalsky mevcut durumun aynı şekilde devam etmesi mümkün olmadığına inandıklarını, iki taraf arasında imzalanan ateşkes anlaşmasına da uyulması gerektiğini kaydetti. AB yetkilisi, dağlık karabağ münakaşasının barışçıl yollardan çözümlenmesi gerektiğine inandıklarını, ayrıca güven arttırıcı araştırma mekanizmalarının oluşturulmasına da inandıklarını vurguladı.

Gerçekte bugün dağlık karabağ bölgesinde durum çok değişmiş ve kontrol edici mekanizmalar kurulmadan mevcut durumun aynı şekilde devam etmesini imkan hale getirmiştir. Nitekim AB’nin Ermenistan’a gönderdiği heyet Başkanı da Minsk grubunun yayımladığı son bildirisine işaret ederek aynı gerçeği vurgulamak istiyor. Ermeni yetkililerce müthiş nitelenen bu bildiride, Minsk grubu eşbaşkanları bölgede istikrarın korunması için tek çözüm yolunun kontrol edici mekanizmaların oluşturulmasında gördükleri vurgulanıyor.

Bu arada Bakü yetkilileri de AGİT gözlemcilerinin sayısının yediye yükseltilmesine onay verdi. Bu kadar gözlemcinin Azeri ve Ermeni güçlerin temas hattında yeteri kadar teçhizatı bulunduğu takdirde yeterli olacağı belirtiliyor.

Geçen hafta Ermenistan’a gelen AB temsilci heyeti Başkanı dağlık karabağ münakaşasının çözümü ile ilgili açıklaması ise birliği Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan toprak anlaşmazlığı konusunda tarafsız olmadığını gösteriyor. Bu arada Bakü yetkilileri Azerbaycan topraklarının işgaline son vermek için elindeki tüm imkanları kullanmakta kararlı gözüküyor. Azeri yetkililer en son Ermenistan ile yaşadıkları karabağ münakaşasını askeri yoldan sonlandırmaya vurgu yaptılar. Nitekim Azerbaycan ordusunun geçen Nisan ayında elde ettiği zaferler de, Bakü yetkililerinin artık savaşa yeniden başlamayı yanlış ve caiz olmayan bir fiil olarak görmediklerini ortaya koydu. Bu başarılar ise son yıllarda Azerbaycan cumhuriyetinin yaptığı silah alımları ile hasıl oldu. Azerbaycan cumhuriyetinin karşısında ise bu münakaşanın barışçıl yollardan çözümlenmesi gerektiğini savunan Ermenistan ve karabağ Ermenileri yer alıyor.

Gerçek şu ki Ermeniler için karabağ münakaşasının ne zaman biteceği asla önem arz etmiyor, zira Ermenilerin bu münakaşada kaybedecekleri hiç bir şey yoktur. Yani Ermeniler için en kötü ihtimal Azerbaycan topraklarından işgal ettikleri toprakları geri vermek zorunda kalmalarıdır, ki bu da gerçekte hiç bir şey kaybetmemektir.

Bu arada geçen ay Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’in Ermenistan toprakları tarihi açıdan Azerbaycan topraklarının bir parçası olduğu yönündeki açıklamasına bakıldığında, Erivan liderleri bu sözleri pek umursamadıkları gözleniyor. Üstelik bu açıklama daha çok iç baskılardan kurtulmak için Aliyev tarafından sarf edilen sözler şeklinde telakki edildi.

Bu şartlarda geçen hafta Ermenistan’a gelen AB temsilci heyeti Başkanı Sivitalsky’nin dağlık karabağ münakaşasının çözümü için arabuluculuk yapmak üzere kurulan Minsk grubunun tutumunu desteklediğini açıklaması en çok Ermenistan’ın işine yaradığı açıkça ortadadır. Bundan başka geçen gün Avrupa parlamentosu dışişlerinden sorumlu Başkanı David Mc Alister de karabağ münakaşasının hassasiyeti ve siyasi yollardan çözümlenme zaruretine vurgu yapmıştı. Alister geçen Perşembe günü Ermenistan’ın başkenti Erivan’da yaptığı açıklamada karabağ münakaşasının askeri çözümü olmadığını ve ancak müzakere yoluyla halledilebileceğini kaydetti.

Geçen hafta Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen Amerika ve Arap İslam ülkeleri liderleri ortak zirvesine en üst düzeyde katıldığını belirterek, söz konusu liderler zirvesini çok anlamlı bulduğunu açıkladı.

Azerbaycan milli günü olan 28 mayıs günü düzenlenen törende konuşan Aliyev şöyle dedi: ben özel olarak Arabistan’da düzenlenen Amerika Arap İslam liderler zirvesine vurgu yapmak istiyorum. Özellikle o (Donald Trump) dedi ki Amerika birleşik devletleri bundan böyle müslüman ülkelerin içişlerine karışmayak ve müslüman ülkelere tavsiyede ve nasihatte bulunmayacak ve onlara hutbe okumayacak. Bu sözler çok önemlidir ve başta Azerbaycan Cumhuriyeti olmak üzere liderler zirvesine katılan tüm katılımcılarca önemli karşılandı. Zira hepimiz biliyoruz ki Azerbaycan Cumhuriyeti dış müdahale bakımından en çok saldırıya uğrayan ülkelerden biridir. Umarım bu mühim işaret  başta AB kurumları olmak üzere tüm ilgili kurumlara ulaşır ve bizim içişlerimize karışma çabalarını engelleyecektir.  Bundan başka cari yılda Amerika liderliğinde değişiklik oldu  ve şimdi ülkemize müdahalelerin yavaş yavaş ortadan kalktığına şahit oluyoruz. Biz bunu olumlu karşılıyoruz ve umarız bu süreç aynı şekilde devam eder. Zira tek doğru siyaset de budur. Ben daha önce de söyledim, şimdi de söylüyorum, eğer ülkeler birbirinin işine karışmazsa o zaman ne savaş olur ne münakaşa, sadece barış ve işbirliği olacaktır.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in ABD Başkanı Donald Trump’ın Riyad zirvesinde yaptığı konuşmadan algıları farklı tepkilere neden oldu. Örneğin İlham Aliyev’in Trump’ın başka ülkelerin içişlerine asla karışmayacaklarını çok olumlu karşıladıklarını belirtmesinin ardından Amerika’nın Bakü’deki eski büyükelçisi şu değerlendirmede bulundu: Trump’ın Riyad’daki sözlerinin ne gibi sonuçlar doğuracağını söylemek biraz zor ama, Azerbaycan yönetimi zannetmemeli ki istediği her şeyi yapabilir artık, yani medyaya baskı yapabileceğini, ifade özgürlüğünü bastırabileceğini STK’lara baskı uygulayabileceğini zannetmemeli ve bu işler için Amerika onlara yeşil ışık yaktığını düşünmemelidir. Şu anda Trump’ın politikalarını yorumlamak için henüz çok erken. Çünkü ABD Dışişleri Bakanı Avrupa ülkelerinden sorumlu yardımcısı şimdilik belirlenmiş değil. Ancak Trump yönetiminin şu ana kadar olan icraatına bakılarak bu yönetimin insan hakları alanında davranışı obama yönetiminden pek farklı olmadığı söylenebilir. Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz günlerde Azerbaycan cumhuriyetinde insan hakları durumu ile ilgili olarak iki bildiri yayımladı.