Allah’ın ayı; Ramazan - 21
Ramazan ayının 21. Günü Emirülmüminin İmam Ali’nin -s- şehadet yıldönümüdür.
İmam Ali -s- Ramazan ayının 19’unda havaricden biri olan İbni Mülcem Muradi’nin kılıcı ile yaralanmıştı. İmam -s- daha sonra bu ayın 21. Gününde ve kameri 40. Yılda şehit düştü.
İmam Hasan Muctaba -s- babası İmam Ali’yi -s- toprağa verdikten sonra camide yaptığı konuşmada şöyle buyurdu: Bugün öyle bir adam aramızdan ayrıldı ki geçmişler onun hakikatine ulaşamadı ve gelecekler da asla onun gibisini göremeyecektir.
Biz de İmam Ali’nin -s- şehadet yıldönümü dolaysıyla taziyelerimizi sunuyor ve bugünkü sohbetimizi o hazretin vasiyetnamesinden bazı bölümleri ile sürdürüyoruz.
İmam Ali -s- vasiyetnamesine şöyle başlıyor:
Bismillahirrahmanirrahim,
Bu Ali bin Ebutalib’in vasiyetidir. Ali Allah’ın vahdaniyetine ve yegane oluşuna şahadet getirir ve Muhammed Allah’ın kulu ve peygamberi olduğunu itiraf eder. Bilin ki benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm Allah için ve Allah’ındır. O’nun hiç bir ortağı yoktur ve ben buna emredildim ve Allah’a teslim oldum.
İmam Ali -s- vasiyetine şöyle devam ediyor:
Ey oğlum Hasan, sen ve tüm evlatlarım ve ehli beyti ve bu mektup kendisine ulaşan herkese şu konulara tavsiye ediyorum:
Asla ilahi takvayı unutmayın, ölüm anına kadar Allah’ın dininde kalmaya özen gösterin. Hep birlikte Allah’ın ipine sarılan ve Allah’a iman temelinde birlik olun ve birbirinizden ayrılmayın. Bilin ki Allah Resulü’nden -s- şöyle buyurduğunu duydum: halkın arasını ıslah etmek namaz ve daima oruç tutmaktan daha üstündür ve dini mahveden ve yok eden şey fesat ve ihtilaftır. Yakınlarınıza merhamet etmeyi ve sıla-ı rahimi asla unutmayın. Allah için yetimleri unutmayın, sakın aç ve bakımsız kalmasınlar, Allah için komşularınıza iyi davranın. Allah’tan korkun Kur'an'ı Kerim konusunda, sakın Kur'an'ı Kerim’e amel etmekte başkaları sizi geride bırakmasın. Namaz konusunda Allah’tan korkun, zira namaz dinin sütunudur. Allah’ın evi Kabe konusunda Allah’tan korkun, sakın Hac ibadeti durdurulmasın. Eğer Kabe boş kalır ve Hac unutulursa, yeniden mühletiniz olmaz ve düşmanlara mağlup olursunuz. Ramazan ayı hakkında Allah’tan korkun, zira bu ayın orucu cehennem ateşine karşı bir kalkandır. Emri maruf ve nehyi münkeri terk etmeyin, eğer bunu terk ederseniz, bilin ki kötüler ve pak olmayanlar size musallat olur ve size zulmeder. O zaman sizin iyileriniz her ne kadar dua edecek olursa, duaları kabul görmez. Hayır işlerini birbirinizin yardımları ile ve topluca yapın ve günahlar ve kuduret ve düşmanlığa yol açan işlerde işbirliği yapmaktan kaçının.
İmam Ali -s- vasiyetinin sonunda evlatlarına hitap ederek onlara şöyle buyuruyor:
Ey Abdulmutallib’in evlatları, sakın sizi Müslümanların kanını akıtırken ve Emirülmümininin öldürüldüğünü söyleyerek bu bahane ile katliam yaparken görmeyim. Bilin ki benim karşımda beni öldürenden başka hiç kimse öldürülmemelidir. Bakın, eğer ben onun darbesi ile bu dünyadan ayrılırsam, ona bir tek darbe vurun. Rabbim siz hanedanımı korusun ve peygamberinin sizin hakkındaki haklarını korusun. Şimdi sizinle vedalaşıyorum ve sizi yüce Allah’a emanet ediyorum ve selam ve rahmetini size okuyorum.
Bu vasiyetin ardından İmam Ali -s- sürekli Lailahaillallah diyordu ta ki mukaddes ruhu melekuta kavuştu. Emirülmüminin Ali -s- 63 yaşında fani dünyadan ayrıldı.
Değerli dostlar, sohbetimizin ikinci bölümünde yine Kur'an'ı Kerim’in nurani ayetlerine kulak veriyoruz. Bugün sizin için Kasas suresinin 78. ayetini seçtik. Ayet şöyle buyurmakta:
" قالَ إِنَّما أوتیتُهُ عَلیٰ عِلمٍ عِندی ۚ أَوَلَم یَعلَم أَنَّ اللَّهَ قَد أَهلَکَ مِن قَبلِهِ مِنَ القُرونِ مَن هُوَ أَشَدُّ مِنهُ قُوَّةً وَأَکثَرُ جَمعًا ۚ وَلا یُسأَلُ عَن ذُنوبِهِمُ المُجرِمونَ "
Karun ise: O (servet) bana ancak kendimdeki bilgi sayesinde verildi, demişti. Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Günahkârlardan günahları sorulmaz (Allah onların hepsini bilir).
Kur'an'ı Kerim ayetlerinin seçkin boyutlarından biri, enbiyanın ve onlarla aynı devirlerde yaşayan insanların ibret dolu öykülerini anlatmaktır. Hz. Musa -s- ve Karun macerası da üzerinde durulması gereken önemli ayetlerden sayılır. Karun Hz. Musa -s- ile aynı dönemde yaşayan biriydi ve zamanla büyük servete kavuştu, fakat kendini kaybetti ve Allah’ın peygamberine karşı çıktı ve servetini kendi ilmi ve tedbirleri ile elde ettiğini iddia etmeye başladı. Karun Hz. Musa’ya ve eski arkadaşlarına açıkça servetini ve mal varlığını kendi zekası ve becerisi ile kazandığını ve bu yüzden bu serveti ve şevketi ancak kendisi hakettiğini ve hiç kimse onun işlerine karışmaya hakkı olmadığını söyledi.
Yüce Allah bu ayette Karun’un kibir ve ahmaklığını beyan ederken şöyle buyurmakta: Bilmiyor muydu ki Allah, kendinden önceki nesillerden, ondan daha güçlü, ondan daha çok taraftarı olan kimseleri helâk etmişti. Çünkü onlar Allah’a karşı isyankar olmuştu. Eğer ilim ve zeka mal kazanmanın ve kazanılan malı korumanın baş etkeni olsaydı, o zaman geçmişte helak olan ümmetler de sahip oldukları ilim ve servetleri ile helak olmaktan kendilerini kurtarmaları gerekirdi, oysa ilim ve servet ve güç onların hiç bir işine yaramamıştı.
Ayet daha sonra da yüce Allah’ın ilahi sünnetini ifade ederek şöyle buyurmakta: Günahkârlardan günahları sorulmaz, yani ilahi sünnet suçluları cezalandırmak ve günahları yüzünden helak etmesi, onlara mühlet vermemeye yöneliktir ve onların azabı bertaraf etmek için özür ve bahanelerini kabul etmez ve azap hükmü derhal ve hiç bekletmeksizin haklarında uygulanır ve bu azabın asla dönüşü yoktur.
Hoca Abdullah Ensari bu ayeti irfani tefsirinde Karun’un dünya sevgisi ve servet biriktirme hırsı isyan etmesine sebebiyet verdiğini belirterek şöyle diyor: Dünya aşkı tüm günahların sırrı ve mal biriktirmek de isyan sebebidir. Nitekim salih insanlar şöyle der: kim Allah’ı unuttuysa, dünya malını sevme yüzünden unutmuştur.
Değerli dostlar şimdi sohbetimizin üçüncü ve son bölümünde yine İslam’ın mübarek Ramazan ayı ile ilgili beslenme ve sağlık tavsiyelerine kulak veriyoruz.
Adak, İran milletinin dini kültüründe eski bir gelenektir ve Ramazan ayı da adakların eda edildiği aylardan biri sayılır. Ramazan ayında adakların büyük bir bölümü yemek yapmak ve halk arasında dağıtmak şeklinde eda edilir. İran’ın hemen hemen tüm kentlerinde ve köylerinde Ramazan ayında çeşitli yemeklerin yapılması ve dağıtılması bu aya özel sünnet haline gelmiştir.
İslam kültüründe adakta bulunmak toplumda dayanışmaya ve dini değerlerin pekişmesine ve toplu inançların takviyesine ve Allah teala katına daha çok yaklaşılmasına ve ehli beyt -s- fertlerine yönelik sevginin güçlenmesine vesile olur. Nitekim bu durum İmam Ali’nin -s- şehit düştüğü günlerde daha çok belgin hale gelir.
Zerde ve hububatlı ve sebzevatla yapılan İran’a özel bir çorba, Ramazan ayında adak olarak yapılan ve dağıtılan yiyeceklerin arasında yer alır. Bu yiyecekler aynı zamanda Ramazan ayı boyunca iftar sofralarının bir parçasıdır. Zerde pirinç ve şeker ve gülsuyu ve safran ve tarçın ve kakule ve bademden yapılan bir nevi tatlıdır. Bu yemek oldukça kalori zengini bir besin maddesidir ve içindeki maddeler beslenme bakımından fevkalade önemlidir. Zerdenin içine atılan badem yüksek kalsiyum kaynağıdır, gerçi beslenme uzmanları süt ürünlerini kalsiyum kaynağı olarak tercih ediyor. Bademin sindirilmesi biraz zordur ve eğer zerdenin içine çok miktarda atılırsa midede daha uzun süre kalabilir. Zerde ayrıca safran içerdiği için neşelendiren ve huzur duygusunu geliştiren bir yiyecektir. Fakat şeker ve safran birlikte olunca kabızlığa yol açar.
Zerdeye hoş kokusu için atılan kakulenin yeşil çeşiti diğer çeşitlerine nazaran daha serttir ve ayrıca susatır. Kakule mide kaslarını takviye eder fakat aşırı tüketimi kalp atışlarını artırabilir ve bu yüzden kalp ve akciğer hastaları için zararlı olabilir. Zerdeye eklenen gülsuyu ise oruçtan kaynaklanan baş ağrısını ve ağzın kökü kokusunu hafifletebilir.
Tarçından zerdenin üzerini süslemek için yararlanılır, fakat fazla tüketilmesi tavsiye edilmez, zira gün oyunca oruçlu insanın susama duygusunu şiddetlendirebilir.
Bu arada zerdenin sahurda tüketilmesi tavsiye edilmez, zira tatlı olması oruçlu insanı gün boyunca susatarak olumsuz etkileyebilir.
Mübarek Ramazan ayında halkın inançlarından biri, bu ayın sevabını daha fazla kazanmak için başkalarına hizmet etmek ve iftar vermektir. Ramazan ayında yaygın olan işlerden biri iftardan önce herkesin kendi gücüne göre iftarlık bir şeyler hazırlaması ve camide namazdan sonra oruçlu insanların arasında dağıtması ve böylece sevap kazanmaya çalışmasıdır. Bu iş daha geniş boyutta camilerde iftar sofraları kurmakla gerçekleşir.