Haziran 23, 2017 12:46 Europe/Istanbul

Bugün yine her hafta olduğu gibi Orta Asya ve Kafkasya bölgesinin geçen haftaki en önemli gelişmelerini gözden geçireceğiz.

Geçen hafta AGİT’e bağlı Minsk grubu eşbaşkanlarının ihtilaf konusu olan dağlık Karabağ bölgesine ziyareti ve kendini cumhuriyet ilan eden bu bölgenin Başkanı Baku Sahakyan’la görüşmeleri, Azerbaycan Cumhuriyeti devlet medya kurumlarının Bakü ile Moskova ilişkilerinin soğukluğundan söz etmesi, Amerika’nın kimyasal, biyolojik ve nükleer tehditleri keşfetmeye yarayan cihazları Gürcistan’a hibe etmesi, İran, Rusya ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında yakın gelecekte hizmete girecek enerji intikal hatları kuşağı projenin tanıtımı ve en son Tacikistan ve Ermenistan cumhurbaşkanlarının Erivan’da 9 işbirliği belgesi imzalaması Kafkasya bölgesinin en önemli gelişmeleriydi. Geçen hafta orta Asya bölgesinde de iki önemli gelişme vardı. Geçen hafta Kırgızistan parlamentosu seçim tarihi 15 Ekim 2017 olarak açıklandı. Türkmenistan Cumhurbaşkanı ise Hazar denizi kıyısında yer alan beş ülkenin Hazar denizi hukuki statüsünün belirlenmesi için çabalarını sürdürmelerine vurgu yaptı.

Türkmenistan yönetimi Hazar denizi kıyısında yer alan beş ülkenin Hazar denizi hukuki statüsünün belirlenmesi için çaba harcamasını istedi. Türkmenistan Dışişleri Bakanı Reşid Muradov bakanlar kurulu oturumunda Hazar denizi hukuki statüsünü belirleme çalışma grubunun 49. Oturumunun sonuçları hakkında bir rapor sundu. Bu oturum beş ülkenin Dışişleri Bakanlarının katılımı ile gerçekleşti. Bakan Muradov, Aşkabat’ta düzenlenen oturumun çok iyi sonuçları olduğunu ve yakında kıyı ülkelerin arasında işbirliğinin gelişmesini umduklarını ifade etti.

Bakanlar kurulunda konuşan Türkmenistan lideri Kurban Kulu Berdi Muhammedov da yaptığı açıklamada, Hazar denizinin meselelerinin çözümü için dengeli bir çözüm yolu bulunması Türkmen tarafın sürekli bağlı kaldığı ilke olduğunu ifade etti.

Hazar denizi, 1991 yılında eski sovyetler birliğinin dağılmasından sonra petrol ve doğalgaz kaynakları yüzünden özel stratejik önem arz etmeye başladı. Gerçekte eski sovyetler birliğinin sınırlarının açılması ve Hazar denizinin kuzeyinde bulunun topraklarda yaşanan coğrafi değişiklikler ve özellikle sultacı devletlerin bu bölgeye nüfuz etme çabaları Hazar denizi bölgesinin önemini arttıran durumdur.

Hazar denizi güneyden İran, kuzeyden Rusya, batıdan Rusya ve Azerbaycan Cumhuriyeti ve doğudan Kazakistan ve Türkmenistan ile çevrili dünyanın en büyük göletidir. Ancak bu denizin yeni hukuki statüsü 26 yıldır beş kıyı ülke arasında tartışılan ve hala sonuca ulaşılamayan bir durumdur.

Aslında Hazar denizi hukuki statüsü dosyasının hala açık kalmasının sebebini bu denizin kıyısında yer alan bazı ülkelerin istek ve çıkarlarında aramak gerekir. Kuşkusuz Rusya, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Kazakistan arasında imzalanan ikili ve üçlü anlaşmalar gibi bazı anlaşmalar Hazar denizi hukuki statüsünü belirleme çabalarını boşa çıkaran hareketlerdir. Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan Cumhuriyeti Hazar denizi hukuki statüsü ele alındığı resmi oturumlarda sürekli kendi aralarındaki ikili ve üçlü anlaşmalara istinat etmeye çalışıyor. Oysa bu anlaşmaların hiç biri uluslararası hukuk açısından yasal anlaşmalar değildir.

Bu gerçekler ortada dururken, bazı kıyı ülkeleri Hazar denizinin kaynaklarından haklarından fazlasını elde etme gayretleri ile sürekli diğer kıyı ülkelerini suçlayarak Hazar denizi hukuki statüsünün belirlenmesini erteletmeye çalışıyor. Örneğin Azerbaycan Cumhuriyeti Hazar denizini en çok kirleten kıyı ülkesi olduğu halde diğer kıyı ülkelerini suçlayarak bölgede gerginliği tırmandırıyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti çevre uzmanı Telman Zeynelov şöyle diyor: Hazar denizi kıyısında yer alan her beş ülkenin bu denizden belli payı vardır, ancak Türkmenistan yönetimi bu denizin yeni hukuki statüsünün belirlenmesini engelliği müddetçe bu alanda faydalı bir anlaşmaya varılamayacağı kesindir.

Şimdiye kadar Hazar denizi ile ilgili olarak beş kıyı ülkenin yetkilileri arasında çeşitli düzeylerde oturumlar düzenlenmiştir ki bu oturumların arasında liderler zirvesi en önemli olanı sayılır. Hazar denizi kıyı ülkeleri liderler zirvesinin ilki 2001 yılında Aşkabat’ta, ikincisi Ekim 2007’de Tahran’da, üçüncüsü 2010 yılında Bakü’de ve dördüncü zirve de 2014 yılında Rusya’nın Astarahan liman kentinde düzenlendi. Liderler zirvesinin beşincisi Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenmesi bekleniyor.

Geçen hafta Bakü’de yayımlanan Yeni Musavat gazetesi Azerbaycan Cumhuriyeti ile Rusya arasındaki ilişkilerin soğumasından söz etti. Söz konusu gazete, Moskova yetkilileri  Bakü yönetiminin Batı ve Rusya ile ilişkilerinde sergiledikleri tutumdan şiddetle rahatsız ve kaygılı olduklarını belirtti.

Yeni Musavat gazetesi internet sitesinde Rusya yönetiminin Rusya’nın Azerice konuşanlar kongresi adlı kongreyi feshetmesini Moskova ile Bakü ilişkilerinde soğukluk işareti olarak yorumladı.

Son zamanlarda Bakü yönetiminin gayri resmi yayın organı gibi hareket eden Yeni Musavat gazetesi, Moskova yönetiminin Bakü yönetiminden hoşnutsuzluğunun bir başka gerekçesini de Azerbaycan cumhuriyetinin NATO, Türkiye ve Gürcistan ile askeri işbirliğini geliştirmesi ve askeri gücünü takviye etmesi şeklinde yorumladı. Bakü’de yayımlanan gazete ayrıca Rusya yönetimi Azerbaycan Cumhuriyeti doğalgazını Avrupa’ya taşıyan doğalgaz boru hattı projesinden da rahatsızlık duyduğunu belirtti.

Bazı uzmanlar Yeni Musavat gazetesi gibi Bakü’nün bazı medya organlarının Rusya karşıtı bu tür açıklamalarını, Bakü yönetiminin nabız yoklaması şeklinde yorumluyor. Gerçekte bölgenin Rusya gibi güçlü devletleri sessiz kalarak komşu ülkeleri hakkında daha iyi bir tespitte bulunmaya çalışıyor. Bu arada Bakü yönetimi de Rusya’nın Azerbaycan cumhuriyetinin Batı ile ilişkilerinden kaygı duyduğu veya Avrupa’ya uzanan doğalgaz boru hattından veya NATO ile askeri işbirliğinden hoşnut olmadığı gibi bazı suçlamaları ileri sürerek Moskova devlet adamlarını tepki vermeye zorlamaya çalışıyor.

Bakü’nün Yeni Musavat gazetesi ayrıca Kremlinsarayı Bakü’nün Rusya ve Batı’ya karşı izlediği politikadan rahatsızlık duyduğunu da iddia etti. Gazete, Rusya lideri Vladimir Putin bu yüzden Azerbaycan cumhuriyetinin Avrasya iktisadi birliğine üyeliğinden umudunu kestiğini ve Moskova’nın uzun yıllar Azerbaycan cumhuriyetini Rusya ve müttefiklerinin saflarına çekme çabaları boşa çıktığını düşündüğünü belirtti.

Gözlemciler ise bu suçlamaları yanlış ve mantıklı bulmuyor ve bu tür suçlamaların sırf karşı tarafı tepki vermeye zorlamak için ileri sürüldüğünü kaydediyor. Bu bağlamda Rusya Başbakanı Aleksandır Medvedev’in Azerbaycan cumhuriyetinden Avrupa’ya uzanan doğalgaz boru hattı projesine yönelik aşağılayıcı sözleri dikkat çekiyor. Medvedev şöyle diyor: TAP boru hattı adıyla anılan bu projenin bir bölümü boş kaldığında eğer Rusya’nın Gasprom firmasına rica edilirse bu firma Türk akımı doğalgazının bir bölümünü TAP üzerinden Avrupa’ya ihraç edebilir.

Bundan önce petrol ve doğalgaz uzmanları Azerbaycan Cumhuriyeti AB’nin doğalgaz ihtiyacını tek başına karşılayabilecek kaynaklardan yoksun olduğunu belirtmişti. Bu yüzden Azerbaycan cumhuriyetinin Avrupa’ya doğalgaz ihracatını Bakü yönetiminden başka hiç kimse ciddiye almadı. Nitekim İlham Aliyev yönetiminin gözetlediği güzergahlar ve boru hatları hizmete girse bile bu alanda Rusya’nın alternatifi olamayacağı anlaşılıyor, zira Rusya Batı’nın doğalgaz ihtiyacının %70 kadarını tek başına karşılıyor. Oysa bundan önce İran gibi bazı ülkeler Azerbaycan cumhuriyetinin ürettiği tüm petrol ve doğalgazı bir yerde satın alabileceklerini açıklamıştı.

Her halükarda geçen hafta orta Asya ve Kafkasya bölgelerinde yaşanan gelişmeler bu bölgenin başta Hazar denizi hukuki statüsü olmak üzere mevcut ihtilafları çözmek için daha fazla işbirliği yapmaları gerektiğini ortaya koyuyor. Nitekim Hazar denizi hukuki statüsü eldeki tarihi ve muteber hukuki belgelerle çözümlenebilir ve bazı tarafların ikili veya üçlü anlaşmaların üzerinde yersiz ısrarı sorunun çözümsüz kalmasından başka hiç bir getirisi olmayacağı kesindir.