Haziran 27, 2017 16:10 Europe/Istanbul

Ramazan ayının bereketlerinden biri, oruç tutan insanları yaşam programlarında düzenli olmaya alıştırmaktır.

Oruçlu insanlar hep birlikte ve günün belli bir saatinde oruç tutar ve yine belli bir saatte iftar eder. Bu uyum Müslümanlara tüm işlerinde ister maddi ister manevi, uyumlu ve düzenli olmaları gerektiği yönünde bir ikaz sayılır. Mübarek Ramazan ayının bir başka güzel tecrübesi sahurda uyanmaktır. Nitekim mübarek Ramazan ayının sonuna yaklaşırken bu manevi tecrübenin tüm oruç tutanların arasında güzel bir adet ve alışkanlığa dönüştüğü söylenebilir.

Bir alim şöyle nasihatte bulunuyordu: Ey aziz kardeşlerim, bu büyük ayda iyi oruç tutmaya çalışın. Alimden iyi orucun şartları nedir, diye sorulur, alim şöyle karşılık verir: iyi oruç, gönüllerinizi kin ve hasedden boşaltmak, dili gıybet ve töhmet ve başkalarının kusurunu beyan etmekten korumak, gözleri şayeste olmayan her şeye kapatmak ve kulaklarla beyhude söz dinlememektir.

Değerli dostlar, mübarek Ramazan ayının son günlerini idrak ederken, yüce Allah’ın bu ayın nurani anlarından feyz almayı hepimize nasip etmesini niyaz ediyoruz. İslam Peygamberi –s– bir hadiste şöyle buyurur:

Ramazan ayı üç sıfatla bilinir. İlk ongünü rahmetle beraberdir, ikinci ongünü ilahi mağfiretle ve sonuncu ongünü de cehennem ateşinden kurtuluşla beraberdir.

Mübarek Ramazan ayının en önemli bereketlerinden biri oruç tutan insanları yaşam programlarında düzenli olmaya alıştırmaktır. Oruçlu insanlar hep birlikte ve günün belli bir saatinde oruç tutar ve yine belli bir saatte iftar eder. Bu uyum Müslümanlara tüm işlerinde ister maddi ister manevi, uyumlu ve düzenli olmaları gerektiği yönünde bir ikaz sayılır. Mübarek Ramazan ayının bir başka güzel tecrübesi sahurda uyanmaktır. Nitekim mübarek Ramazan ayının sonuna yaklaşırken bu manevi tecrübenin tüm oruç tutanların arasında güzel bir adet ve alışkanlığa dönüştüğü söylenebilir. Mübarek Ramazan ayı son günlerine yaklaşırken gerçekten sahur vaktinde uyanmak gibi güzel tecrübeden kendimizi mahrum bırakırsak, yazık olur diye düşünüyoruz.

Gece gündüz saatlerinde seher vakti, ariflerin en çok kıymetini bildiği değerli bir mücevher gibidir. Seher vakti yüce Allah katına yakınlaşma zemini daha güçlüdür. Bu yüzden seher vakti varlık alemi ve yüce Allah’ı düşünmek için en iyi anlardır. Nice büyük alimler ve düşünürler seher vakti düşünme bereketi ile yaşamın büyük hakikatlerini idrak etmiş ve bu yüzden insanları da bu alışkanlığa ve gecenin karanlığında ve seher vakti uyanmaya tavsiye etmiştir. Nitekim bu saatlerde yüce Allah’a ibadet etmek kadar güzel bir amel yoktur. rivayetlere göre gece vakti namaz ve ibadet, kıyamet gününde nura vesile olur. İmam Seccad’dan –s– sorulur: nasıl olur geceleri uyanık geçiren insanlar halk arasında güze yüzlü olmakla  fark edilir? Hz. Şöyle buyurur: zira onlar yüce Allah ile halvet etmiş ve Allah teala da onların yüzünü kendi nuru ile örtmüştür.

Gecenin karanlığına Allah katına yakınlaşmak için uyanık kalmak mümin insanın kalbine has bir huzuru hakim kılar. Gelin biz de şu nurani anları Ramazan ayının sahur vaktinin dışındaki anlarda da tecrübe edilim ve biz de ilahi nurun manevi cazibesinden yararlanalım.

Değerli dostlar, sohbetimizin ikinci bölümünde yine Kur'an'ı Kerim’in nurani ayetlerine kulak veriyoruz. Bugün sizin için Hadid suresinin 25. Ayetini seçtik. Ayet şöyle buyurmakta:

لَقَد أَرسَلنا رُسُلَنا بِالبَیِّناتِ وَأَنزَلنا مَعَهُمُ الکِتابَ وَالمیزانَ لِیَقومَ النّاسُ بِالقِسطِ ۖ وَأَنزَلنَا الحَدیدَ فیهِ بَأسٌ شَدیدٌ وَمَنافِعُ لِلنّاسِ وَلِیَعلَمَ اللَّهُ مَن یَنصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالغَیبِ ۚ إِنَّ اللَّهَ قَوِیٌّ عَزیزٌ :

Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.

Bu ayet açık bir şekilde peygamberlerin risalet ve bisetinin amacını adalet ve eşitliği inşa etme şeklinde beyan ediyor ve yüce Allah peygamberlerini ve resullerini ayetleri ve mucizeleri ve kesin hüccetleri ile gönderdiğini ve onlarla beraber tevrat, incil ve Kur'an'ı Kerim gibi dini maarifi ve hak inancını ve şeriati içeren semavi kitaplar gönderdiğini ve böylece tüm insanların adalete göre davranmalarını ve adalet ilkesi insanların arasında cari olmasını istediğini buyuruyor.

Ayet yüce Allah tüm peygamberini adalet ve eşitliği toplumda inşa etmek için gönderdiğini beyan ettikten hemen sonra şöyle buyuruyor: Peygamberler davet dili ile konuşmanın yanında silahla ve kuvvetle donatılmış elleri ile zorbalar ve fasık hükümdarlarla mücadele eder.

İslam Peygamberi -s- Medine’ye gelerek İslamî nizamı kurduğunda, Kur'an'ı Kerim ayetlerini halka okur ve ayrıca düşmanların kulağına da ulaştırırdı. Ancak Allah Resulü -s- bununla yetinmezdi ve bunun yanında kendisini ve Müslümanları silah ve kuvvetle donattı. Dolaysıyla adaleti inşa etmek üzere kıyam eden insanlar zorbalara ve başka insanların haklarına el uzatanlara karşı kendilerini silahlandırmaları ve güçlendirmeleri gerekir

Bu ayette beyan edilen bir başka önemli nokta, Allah’a ve dinine yardım etmek üzere ayaklanan ve eşitlik için kıyam eden insanları bu büyük görevden kaçanlardan ayırt edilmesidir. Yani insanları sınamak ve iyileri kötülerden ayırmak, semavi peygamberlerin büyük hedeflerinden biridir. Kuşkusuz burada Allah’a yardım etmekten maksat, O’nun dini ve inancı ve elçilerine adalet ve eşitlik ve hak sözü yaygınlaştırma yolunda yardım etmektir, yoksa yüce Allah’ın hiç kimsenin yardımına muhtaç değildir, bilakis tüm mahluklar O’na muhtaçtır. Bu manayı ispat etmek üzere ayet yüce Allah güçlü ve yenilmezdir diyerek sözü noktalıyor. Zira yüce Allah bir işaretle tüm alemi altüst edebilir ve tüm düşmanları yok ederek dostları muzaffer edebilir, fakat yüce Allah’ın esas amacı olan insanların kemale ermesi bu yoldan elde edilemez. İşte bu yüzden ayet insanları hak dinine yardım etmeye davet ediyor.

Değerli dostlar şimdi sohbetimizin üçüncü ve son bölümünde yine İslam’ın mübarek Ramazan ayı ile ilgili beslenme ve sağlık tavsiyelerine kulak veriyoruz.

Mübarek Ramazan ayının sonuna geliyoruz ve inşaallah oruç tutan müminler bu ayda ahiretleri için erzakını toplamıştır. Kuşkusuz maddi faydaların yanında bu ayda düzenli beslenmeyi öğrenmek gibi bazı maddi faydalar da söz konusudur. Gerçi oruç tutan insanlar biraz kilo kaybetmiş olabilir, ama önemli olan nokta, mübarek Ramazan ayından sonra da doğru beslenme programına devam etmektir.

Beslenme uzmanları bir ay oruç tuttuktan sonra elde edilen sonuçları korumak için beslenmek için sağlam bir model izlemek gerekiyor. Mübarek Ramazan ayında sindirim sistemine daha fazla dinlenme fırsatı verildiğinden, Ramazan ayından sonraki ilk günlerde aşırı yememeye dikkat etmek gerekir.

Ramazan ayında oruç tutan insanlar iftardan sahura kadar sağlıklı ve faydalı besin maddeleri tüketmeye ve böylece sağlıklı bir cisimle Allah tealaya itaat etmeye özen gösterdi. Bu beslenme yöntemi yılın diğer günlerinde alınan yağı ve şeker oranına dikkat edildiği takdirde bir çok hastalığı önlemeye yarayabilir. Ekmek, buğdaygiller, baklagiller, et ve et suyu, taze sebzevat beslenme açısından iyi bir besin maddeleri grubunu oluşturur. Bundan başka kuru yemiş ve çeşitli bitkilerin kaynatılması ile elde edilen içeceklerin tüketilmesi de sindirim sistemi ve yüksek tansiyon gibi hastalıklara ve tümörlere ve bakterilere karşı etkili besin maddeleridir.

Bir çok insan mübarek Ramazan ayında bir bardak sütle orucunu iftar etmeye alışmıştır. Bu yüzden Ramazan ayından sonra da kahvaltılarda süt tüketmeye devam etmeleri ve öğle ve akşam yemeklerinde de yoğurt ve az tuzlu ayran tüketmeleri uygundur. Gerçekte günde iki kez az yağlı süt veya süt ürünleri tüketilmesi tavsiye edilir.

Beslenme uzmanları mübarek Ramazan ayından sonra dengeli ve az yağlı besin maddeleriyle beslenilmediği takdirde yemekteki fazla yağlar tekrar vücutta birikerek yeniden kanda yağ oranının yükselmesine veya tansiyon yükselmesini ve fazla kiloya ve hatta beyin ve kalp enfarktüsünü sebebiyet verebildiğine dikkat çekiyor. Bu yüzden mübarek Ramazan ayından sonra ve özellikle kilolar ve yağdaki kan ve şeker oranı dengelendikten sonra beslenme tarzına mutlaka dikkat edilmeli ve bu dengeyi dört temel gıda maddeleri olan ekmek ve buğdaygiller, meyve ve sebzevat, süt ve süt ürünleri, et ve baklagiller ve yumurta tüketimi arasında dengeyi korumalıdır.

Beslenme uzmanları sıvı yağlardan daha az tüketmeye dikkat edilmesini tavsiye ediyor. Yine günde şeftali, erik ve elma gibi meyvelerden bir kaç adet tüketilmesi ve sebzevat ve domates ve salatalık ve havuç tüketilmesi ve kızartmalardan daha az tüketilmesi tavsiye ediliyor.

Beslenme uzmanları ayrıca yemeğin hızlı yenmemesi ve fast foodlardan ve tatlılardan ve çikolalardan sakınılmasına da dikkat çekiyor.