Haziran 27, 2017 16:14 Europe/Istanbul

Geçen bölümlerde Kur'an'ı Kerim’in itikadi, ahlaki ve kültürel öğretilerinden söz etti ve kısa bir değerlendirmede bulunduk.

Allah Resulü’nün -s- biseti ve Kur'an'ı Kerim’in nazil oluşunun ilahi hedefi, başka milletlere örnek oluşturacak güzel bir toplum inşa etmektir. Kur'an'ı Kerim bu konuda Bakara suresinin 143 ayetinde şöyle buyuruyor: İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resûl'ün de size şahit olması için sizi mutedil bir millet kıldık.

Bir toplumun başka toplumlara örnek olabilmesi için tüm değerlere sahip olması ve anti değerlerden uzak durması gerekir. Bunun için toplumun tüm bireyleri katılım sağlamalı ve sorumluluk duygusu taşımalıdır. Kur'an'ı Kerim’in bu bağlamda sunduğu yol ise emri maruf ve nehyi münkerdir. Emri maruf demek toplumu yüce insani ve ahlaki değerlere çağırmak ve nehyi münker demek de her türlü anti değere sosyal bozukluklara karşı çıkmaktır. Kur'an'ı Kerim bu sorumluluğu da şöyle beyan ediyor: Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

İslamî toplumda en önemli ve en belirgin değerlerden biri, bireysel ve sosyal adaletin inşa edilmesidir. Adalet, bütün insanların içinde hareket edebilecekleri büyük bir otoban gibidir. Adalet sayesinde her insan hakettiği mevkiye ulaşabilir. Adalet sayesinde ayrımcılıklar son bulur ve artık zayıf kesimlerin hakları çiğnenmez ve toplumun tüm seviyelerinde şayestelik ve lıyakat ilkelerine uyulur. Dünyada adaleti inşa eden yüce Allah bu konuda Nahl suresinin 90. Ayetinde şöyle buyurur:

Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

İslam dininin sosyal kültüründe özel yeri bulunan bir başka önemli ilke ve değer, ilişkileri pekiştirmektir. İslam dinine göre ihsan ve iyilik, af ve hoşgörü, aşk ve sevgi, iyi huylu olmak ve işbirliği ve yardımlaşmada bulunmak, karşılıklı saygılı konuşmak ve şayeste davranmak ve kısacası sosyal ilişkileri pekiştirecek her türlü amel gözetilmekte ve üzerine vurgu yapılmaktadır. Kur'an'ı Kerim Al-i İmran suresinin 200. Ayetinde bu konuda şöyle buyuruyor:

Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat gösterin (cihad için) hazırlıklı ve uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki başarıya erişebileseniz.

Sosyal ilişkilerin pekişmesinde etkili olabilecek önemli etkenlerden biri tevhid hakimiyetini inşa etmektir. Bu hakimiyet tağutu reddetme ve Allah tealayı ispat etme ilkelerine dayanır. Burada tağuttan maksat, zulüm ve tecavüz ve isyan temelleri üzerinde inşa edilen hakimiyetlerdir. Bunlar tüm sınırları ayaklar altına alır ve insanlara musallat olur. Bunlar istiklal ve özgürlüğe karşıdır ve insanların arasında nifak ve tefrika çıkarır. Bu yüzden dünyanın gerçek muvahhid insanları bu tür hakimiyetlerin reddinde kıyam etmeli ve tevhidi hakimiyetin inşa edilmesi için çaba harcamalıdır. Kur'an'ı Kerim tevhidi hakimiyetin başı olan enbiyanın risaleti hakkında Nahl suresinin 36. Ayetinin bir bölümünde şöyle buyuruyor: Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik.

Tevhidi hakimiyeti inşa ederken gözetilmesi gereken zaruretlerden biri iktisadi meselelerdir. Tevhidi nizam gayet titiz ve geniş kapsamlı planlaması ile iç yeteneklerine dayana bilmeli, iktisadi istiklale kavuşmalı ve böylece konumunu pekiştirebilmelidir.

İktisadi güç ve kuvvet kazanmanın bir yolu da ticaret yapmaktır. Bu ticaret iç ticaret olabilir, dış ticaret de olabilir, fakat her halükarda insanı yüce ilahi ve insani hedeflerden alıkoymamalıdır. İslam dininde hedef alınmayan bir ticaret onaylanır. Yani ticaret sağlıklı alış veriş için bir araç olmalıdır.

Tevhidi nizamın bir başka erkanı, siyasi sistemidir. Tevhidi nizamda tüm izzet ve güç Allah’a mahsustur. Bu nizamda müstekbir ve şirke dayalı hakimiyetlere boyun eğilmez. Bu konuda Kur'an'ı Kerim şöyle buyurur:

Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.

Yüce Allah Müslümanlar istikbar güçlerine karşı korkuya kapılmamaları ve onların karşısında büyük bir iktidarla durmalarını sağlamak için Müslümanlarla şöyle buyurmakta:

Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.

İslamî nizam hakimiyeti hakkında ele alabileceğimiz son öğreti ise tevhidi hakimiyetin cihatçı ve askeri meselesidir. İstikbar güçleri kendi konumlarını pekiştirmek ve şeytani ve insanlık karşıtı çıkarlarını korumak için her an askeri gücünü arttırır ve kendini en gelişmiş silahlarla donatır. Nitekim günümüzde de bunun en somut örneklerine şahit olmaktayız. Bu zorba güçler aynı zamanda dünyanın hür ve hürriyettalep milletlerine saldırmakta ve masum insanları katliam ederek kendi sultalarını dayatmaktadır.

Kur'an'ı Kerim İslamî toprakları ve Müslüman milletleri savunmak ve düşmanların muhtemel saldırılarına karşı koymak üzere emrediyor ve  Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihad için bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onunla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz, şeklinde buyuruyor

Ancak askeri gücünü başka milletlere tecavüz etmek ve insanlık dışı çıkarları uğruna kullanan istikbar güçlerinin aksine İslam dini askeri gücü mazlumları ve mağdurları savunmak için kullanıyor. Kur'an'ı Kerim bu bağlamda Nisa suresinin 75. Ayetinde şöyle buyuruyor: Size ne oldu da Allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!" diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!