Allah’ın ayı; Ramazan - 29
Ramazan bayramının arifesinde tüm Müslümanların savaş ve fitne ateşinden kurtulması için dua ediyoruz ve şu mazlum insanlara yardım etmek için yüce Allah’tan topraklarına barış ve huzurun geri gelmesini ve tüm İslam ümmeti için dünyanın neresinde olursa olsun, iyi ve aydın bir gelecek niyaz ediyoruz.
Evet, mübarek Ramazan ayının gündüzleri ve geceleri bir bir geldi geçti. Şimdi bu değerli ayın son gününü idrak ediyoruz. Biraz sonra Ramazan ayı bir kez daha bizlerle veda edecek. Yerin halkını dua ve tevbe ipi ile göklere bağlayan Ramazan ayı şimdi aramızdan ayrılmak istiyor. Otuz gün boyunca maneviyat ıtrını üzerimize saçan aziz bir misafirimizin ayrılma vakti bir kez daha geldi, böylece bizi bir kez daha yeniden buluşma hasreti ile yalnız bırakacak. Seneye bu nurani anların bir kez daha idrak edip edemeyeceğimizi bilemiyoruz. Ramazan ayı geldiğinde, ne kadar bu saatlere, günlere ve gecelere muhtaç olduğumuzu anlamıştık. Mübarek Ramazan ayı, ahlaki ve manevi değerlere daha çok özen göstermemiz ve iman ve maneviyat ve Allah katına yakınlaşmakla hayat daha güzelleştiğini ve ayrı bir renge büründüğünü anlamamız için bir ikazdı. Ramazan sınıfında olumlu olumsuz, davranışlarımızı gözden geçirme fırsatını bulduk. Salih ameller, namaz, dua, infak, iyi sıfatlara bürünmek, rezilliklerden uzak durmak, her biri Allah katına yakınlaşma aracıydı. Bu yakınlaşma bir ay alıştırma ve çaba ile oruç tutan insanlar için faydalı oldu. Şimdi önemli olan nokta, bu ayın olumlu getirilerini yaşamımızda ne kadar koruyabileceğimizdir.
Maalesef bu yıl Ramazan ayın bazı İslam ülkelerinde Müslümanlar için acı olaylarla beraberdi. Şimdi dünya Müslümanları Afganistan’ın mazlum halkı barbarca terör saldırılarına maruz kaldığı, Arabistan’ın Katif eyaletinde şii Müslümanlar cahil Suud rejiminin barbarca cinayetleri ile katliama uğradığı, mazlum Yemen halkı Suud rejiminin zulüm ateşi ve füzeleri ve bombaları altında yandığı, Irak ve Suriye’nin Müslüman halkı topraklarını IŞİD pisliklerinden silmek için ağır mücadele verdiği, Filistin ve Bahreyn halkları vatanları uğruna canını feda eden evlatlarının acısını çektiği bir sırada Ramazan bayramını karşılamaya hazırlanıyor
Biz de mübarek Ramazan bayramının arifesinde tüm Müslümanların savaş ve fitne ateşinden kurtulması için dua ediyoruz ve şu mazlum insanlara yardım etmek için yüce Allah’tan topraklarına barış ve huzurun geri gelmesini ve tüm İslam ümmeti için dünyanın neresinde olursa olsun, iyi ve aydın bir gelecek niyaz ediyoruz.
Şimdi Ramazan ayının son saatlerinde yüce Allah’ın affı ve mağfiretine sığınarak hep birlikte İmam Seccad’dan güzel bir duaya kulak veriyoruz. Bu dua Sahife-i Seccadiye’nin 45. Duasının bir bölümüdür:
Biz ona, Ramazan’a veda ediyoruz. Ayrılığı bize ağır ve zor olan ve gitmesi bizi üzen biriyle veda ediyoruz. Selam olsun sana ey Allah’ın en büyük ayı. Selam olsun sana en değerli dost ki senin yanında kalplerimiz yumuşadı ve mihriban oldu ve günahlarımız senin bereketinle azaldı. Selam olsun sana ey bizimle birlikteyken en değerli anlardın. Selam olsun sana ki iyiliğin ve bereketinle bize geldin. Ey yüce Rabbim, ömrümüzün gelecek Ramazan ayına kadar ulaştır ve bizi bu aya ulaştırdığından şayeste olduğun ibadetleri yapmamız için bize yardım et.
Değerli dostlar, sohbetimizin ikinci bölümünde yine Kur'an'ı Kerim’in nurani ayetlerine kulak veriyoruz. Programımızın son bölümünü Fecr suresinin 27 ila 30. Ayetleri ile süslemeye karar verdik. Ayetler şöyle buyurmakta:
یا أَیَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّهُ ارْجِعِی إِلی رَبِّکِ راضِیَهً مَرْضِیَّهً فَادْخُلِی فِی عِبادِی وَ ادْخُلِی جَنَّتِی
Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O'ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl, Ve cennetim gir.
Bu ayetler mutmainne nefse hitap ederek başlıyor. Nefsi mutmainne, Rabbini anarak ve severek huzura kavuşan ve Rabbinin ona beğendiğine razı olan nefistir. Nefsi mutmainne sahibi kendini hiç bir yarar veya zararın maliki olarak görmeyen ve dünyayı ve içindeki her şeyi ahiret için bir hazırlık bilen kimsedir ve sonuçta ne nimetler ve güç onu küfür ve isyana sürükler, ne de yoksulluk nankörlüğüne ve küfre sapmasına vesile olur ve her durumda kulluk görevini yerine getirir ve doğru yoldan ayrılmaz ve bu yolda direnmeye devam eder.
İşte bu noktada yüce Allah da bu tür insanları Rablerine dönmeye davet eder. Bu davet karşı tarafın rızası ile beraberdir: Ey nefsi mutmainne, Rabbin senden razı olduğu halde Rabbine geri dön. Burada razı olmanın ifade edilmesi, onun yüce Allah’ın vadettiği her türlü mükafatın düşündüğünden daha fazla hakikat olduğunu anlaması içindir. Nitekim Allah teala ondan razı ve hoşnut olduğu bir sırada fazl ve rahmeti ona gelmiştir. Böyle bir kul o sıfatları ve ilahi rızayı tam olarak kazandığı ve tam teslimiyetle aslında her şeyi mabutta gören kulluk hakikatini idrak etmiş ve yüce Allah’ın has kulları arasına yerleşmiştir ve hiç kuşkusuz cennetten başka bir yer onun için düşünülemez. İşte bu durumda yüce Allah tarafından saygı ile muhatap alınır: madem ben senden razıyım o zaman bana gel ve benim cennetime yerleş.
Burada benim kullarım tabiri öyle bir lütuf ve safadan yararlanır ki kul bu kelamı duymak için canını bile vermeye hazırdır. Nitekim benim cennetim tabirinden de büyük mutluluk duyar.
Hoca Abdullah Ensari bu ayetin altında edebi ve irfani tefsirinde şöyle yazıyor: Ne mutlu bu kafesin kırıldığı ve burada kalanın geri çağırıldığı güne ve ilahi kata yakın olanların yolundan bu fani dünyanın yolu yordamı kaldırılan ve insan kılığına giren şeytanın kavulduğu ve yüzün padişahlık çehresi kendini gösterdiği ve Allah’ın düşmanı dosttan ayrıldığı güne.
Değerli dostlar şimdi sohbetimizin üçüncü ve son bölümünde yine İslam’ın mübarek Ramazan ayı ile ilgili beslenme ve sağlık tavsiyelerine kulak veriyoruz
Evet, dünya Müslümanları bir ay ibadet ve manevi çabanın ardından Ramazan bayramına ulaşıyor. Yeniden Müslümanların evini ayrı bir hava ve manevi bir atmosfer sarıyor. Oruç tutan Müslümanlar büyük bir şenliğe ve ziyafete hazırlanıyor, özel tatlılar yapılıyor. Bu gelenek bir çok İslam ülkesinde yaygın olan bir gelenektir. Bu günde insanlar muhteşem Ramazan bayramı namazını kıldıktan sonra, karşılıklı ziyaretlere gidiyor ve türlü meyveler ve özel tatlılar, hurma, çay ve kahve ile birbirini ağırlıyor.
Ramazan bayramı misafirliğinde tüketilen en önemli besin maddelerinden biri, tatlılar. Tatlı tüketimi Ramazan bayramı ziyaretlerinde çok yaygın bir adettir. Ama maalesef tatlı tüketilmesinde aşırıya kaçmak, insan sağlığına büyük zararlar veriyor. Bu zararlardan biri tansiyonun ve kan şekeri ve yağ oranının yükselmesidir ve sonuçta kalp ve damar hastalıklarını tetikliyor. Obezite ve beraberinde getirdiği sıkıntılar da tatlıların aşırı tüketilmesinin diğer zararlarıdır. Bu yüzden Ramazan bayramı ziyaretlerinde ve genelde yaşamımızın tüm anlarında tatlıları aşırı tüketmemeye özen göstermeliyiz.
Bundan başka Ramazan bayramında kuru yemişlerin de fazla tüketilmemesi tavsiye edilir. Özellikle tuzlu kuru yemişler tansiyonu yüksek olan veya kalp ve damar hastalıkları olan insanlar için büyük sorunlara neden olabilir. Kuşkusuz az tuzlu kuru yemişleri az miktarda tüketmek kadınlar, çocuklar ve gençler için özellikle demir ve manyezyum mineralleri karşılama bakımından faydalıdır, tabi dengeli tüketmek kaydıyla.
Beslenme uzmanı Dr. Alirıza Cihannia şöyle diyor: bir ay imsak ve gün boyunca yemek yememek sindirim sistemini bu şartlara alıştırıyor. Bu yüzden mübarek Ramazan ayından sonra ilk günde birden mideye boy yiyeceklerle yüklenmemek gerekir. Bu durum sindirim sistemine zaman verir ve bazen insanı uzun süre rahatsız edebilir.
Dr. Cihannia şöyle devam ediyor:
Kahvaltı uygun oranda tüketilmeli, öğle yemeği fazla yağlı olmamalı ve makul düzeyde tüketilmeli, akşam yemeği için hafif yiyecekler tercih edilmeli.
Unutmamak gerekir ki bir ay boyunca oruç tutan insanın bedeni metabolizmasını bu şartlara uyumlu hale getirir ve bu yüzden vücudun enerji tüketimi büyük oranda azalır. Buna göre mübarek Ramazan ayından sonraki ilk günlerde aşırı yemekten kaçınmak ve böylece Ramazan bayramının manevi bereketlerinden yararlanmak gerekir.