Temmuz 03, 2017 18:53 Europe/Istanbul

İran milleti mübarek Ramazan ayının son Cuma günü ve dünya Kudüs gününde bir kez daha Filistin milletine desteğini haykırdı.

Geçen hafta İran genelinde dünya Kudüs günü tüm ihtişamı ile düzenlenmesi, bazı akademisyenlerin İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile görüşmesi, Irak Başbakanı İbadi’nin Tahran ziyareti, BM’nin Afgan mültecilere sunulan hizmetlerden ötürü İran İslam Cumhuriyeti’ne teşekkür ve tekdir etmesi ve yine İran ve Çin donanmalarının Hürmüz boğazı ve Umman denizinde ortak askeri tatbikat düzenlemesi, İran ve bölge ve dünya medyasına yansıyan bazı önemli gelişmelerdi.

Geçen hafta İran spor dünyasında da önemli başarılara şahit oldu. İran’ın halter gençler milli takımı Japonya’da düzenlenen 2017 dünya şampiyonasında zirveye yerleşmesi büyük sevince yol açtı. İran milli takımının ikinci kez art arda dünya şampiyonluğu büyük İran milletini sevince boğdu.

2017 dünya gençler halter şampiyonası 15 Haziran’da Japonya’nın başkenti Tokyo’da başladı ve geçen Cuma günü +105 kilo sikletinde rekabetlere katılan haltercilerin sıkı rekabetinin ardından sona erdi.

Rekabetlerin sonunda İranlı milli halterciler 2 altın, 2 gümüş ve 2 bronz madalya ve toplam 423 puanla dünya şampiyonu oldu, Japonya ve Çin milli takımları da sırasıyla ikinci ve üçüncülükle yetinmek zorunda kaldı.

Bu rekabetlere 50 ülkeden kadınlar ve erkekler kategorilerinde 260 genç halterci katılmıştı.

Şimdi İran’ın en önemli gelişmelerini ele aldığımız bültenimizi dünya Kudüs gününde düzenlenen yürüyüşler ve ilgili etkinliklerle açıyoruz.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta akademisyenleri kabulünde yaptığı konuşmada dünya Kudüs gününü anmanın gerçek manası sadece evinden yurdundan kovulan mazlum bir milleti savunmak olmadığını, bugün Filistin’i savunmak, Filistin meselesinden daha geniş bir hakikati savunmak olduğunu belirtti.

Kuşkusuz bugün Kudüs günü, stratejik önem kazanan bir gelişmedir. Bu yüzden Kudüs’e destek günü etkinliklerini en büyük ihtişamı ile düzenlemek sadece tarihi ve İslamî bir sorumluluk değil, aynı zamanda bu sorumluluk yerine getirildiğinde İslam ümmetinin uyanışı ve uyanmasına zemin oluşturması bakımından taşınması gereken bir sorumluluktur.

Ancak bir başka açıdan da bakıldığından başta mazlum Filistin milleti olmak üzere dünya mazlumlarını destek meselesi, hakları çiğnenmiş bir milletin haklarının iade edilme zaruretine inanmayı yansıtır ve bu inanç bu sorunun köklerini ve hakikatini tanımaya dayanır.

İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük mimarı ve kurucusu İmam Humeyni -ks- küresel güçlerin zayıf millitlere yönelik sömürücü politikalarını eleştirirken bu gerçeğe işaret ederek şöyle diyordu: sömürücüler siyasi işbirlikçileri ile insanlara musallat olurken, onlara zalimane düzenleri dayattılar ve bunun sonucunda insanlar zalim ve mazlum olarak ikiye bölünmüştür.

İmam Humeyni -ks- düşüncesinde mustazaf milletler ancak uyanmak ve hakları konusunda bilinçlenmek ve müstekbir güçlere karşı kıyam etmekle zafere ulaşabilir. Bu yaklaşımla İran İslam Cumhuriyeti nizamının kurucusu İmam Humeyni dünya Kudüs gününü ilan ederek açıkça siyonistlerin işgalciliği, tecavüzleri ve şiddet uygulamalarına karşı mazlum Filistin milletinin haklarını desteklemiştir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta bazı üniversiteli hocalar, öğrenciler, araştırmacılar ve akademisyenlerle görüşmesinde üniversite hocaları  öğrencilerin yetişmesi ve İran’ın yığınla sorunu olan ve bir gelişme yaşayan dünyada konumunun şekillenmesinde eşsiz rol ifa ettiğini belirttikten sonra dünya Kudüs gününün önemine vurgu yaparak şöyle konuştu: bu değerli gün sırf mazlum bir milleti desteklemeyi ilan etme günü değil, aynı zamanda küresel istikbar ve sultacılarla mücadele simgesidir. Bu yüzden Amerikalı yetkililer bu hareketi düşmanlık olarak algılar.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu bağlamda konuşmasının esas ekseni olarak öğretmenlik ve hocalık sorumluluğunu beyan etmeyi seçerek şöyle devam etti: olumlu düşünen, sorumlu ve ümitvar olan, dini ilkelere ve inkılapçı ve vatanseverlik ilkelerine inanan ve eylem için sorumluluk taşıyan ve kesin kararlı ve niyetli olan bir hoca, öğrenciyi düşünmeye ve hareket etmeye yöneltmekte eşsiz rol ifa edebilir. Bu açıdan bakıldığında, oruçlu mümin insanların bir bütün olarak mübarek Ramazan ayının son Cuma gününde bir araya gelmesi gerçekte işgalci rejim İsrail ve hamilerine evrensel bir mesajı vardı ve bir kez daha dünya Müslümanlarının ortak ülküsünün savunulmasına yeniden vurguydu, şöyle ki Müslümanlar asla Filistin’in kurtuluşu onlardan biri olan tüm ilke ve ülkülerinden el çekmeyeceğidir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’ye göre Filistin meselesinin çözümü, gaspçı ve işgalci siyonistler değil de Filistin’in gerçek halkı, ister Filistin’de kalanlar, ister Filistin’in dışında olanlar kendi ülkelerine hakim olacak nizamı belirlemeleridir. Kuşkusuz eğer bir milletin oylarına dayanmak dünyada demokrasi iddiasında bulunanlara göre doğru ve gerçek ise, o zaman Filistin milleti de bir millettir ve karar alması gerekir.

Amerikalı yazar ve tarihçi prof. Larens Davidson Filistin meselesini uluslararası toplumlarda canlı tutma zarureti hakkında şöyle diyor: Bence İran’da ve ayrıca başka ülkelerde dünya Kudüs günü gibi bir günün düzenlenmesi çok önemli ve çok etkilidir. Siyonistlerin amacı ise sonuçta anavatanından kovulan Filistinlilerin uluslararası camia tarafından unutulmalarıdır.

Geçen hafta Tahran Irak Başbakanı Haydar İbadi’yi ağırladı. Başbakan İbadi Tahran ziyareti sırasında İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei tarafından kabul edildi. Bültenimize bu görüşme ile ilgili haberimizle devam ediyoruz.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Irak Başbakanı Haydar İbadi ile görüşmesinde Amerikalı yetkililere asla güvenmemelerini tavsiye etti.

Ayetulah Hamanei, Amerika ve bölgedeki uyduları kesinlikle Irak’ın bağımsızlığı ve vahdetine karşı olduklarını vurguladı.

Amerikalı yetkililerin Irak halk güçlerine muhalefetine de değinen Ayetullah Hamanei, Amerika Irak’ın en önemli iktidar etkenini kaybetmesini istediğini, ne Amerika ve ne de bölgedeki bazı malum rejimler IŞİD’in yok olmasını istemediklerini, zira IŞİD onların paraları ile kurulduğunu ve onu kendi ellerinde tutmak istediklerini, Amerikalı askerlerin eğitim gibi bahanelerle Irak’a gelmeleri engellenmesi gerektiğini belirtti.

Irak’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapan İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Amerikalıların karşısında uyanık olmak gerektiğini ve onlara asla güvenmemek gerektiğini, çünkü Amerikalılar ve işbirlikçileri Irak’ın bağımsızlığı, milli kimliği ve vahdetine karşı olduklarını  ifade etti.

Görüşmede İbadi İran’ın Irak’a IŞİD ile mücadelede verdiği destekten ötürü şükranlarını sundu.

Gerçekte Amerika yönetimi Irak ve bölgenin diğer bazı ülkelerine yönelik müdahaleci tutumu doğrultusunda amacı bölgeyi parçalamak ve korsan rejim İsrail’in güvenliğini temin etmek olan bir takım planları Arabistan rejiminin petrol dolarları ve askeri teçhizatını kullanarak uygulamaya çalışıyor. Amerika’nın bu şom planları Ortadoğu bölgesinin ve özellikle Irak’ı istenmeyen bir krizle karşı karşıya getirmiş ve bu ülkeye istemediği bir savaşı dayatmıştır. Aslında bu kriz Amerika’nın Afganistan ve Irak topraklarına saldırmasıyla başladı ve daha sonra IŞİD’in Irak ve Suriye’de türemesi ve Arabistan ve müttefiklerinin Yemen’e saldırmasına kadar yayıldı. Amerika hali hazırda bölgede yeni vekalet savaşlarının ateşini yakmaya çalışıyor. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin de vurguladığı üzere Irak’ta her türlü ihtilaf ve bölünmüşlük Amerika’ya Irak’a darbe vurmak için istediği fırsatı verecektir. Bu yüzden ihtilaflardan kaçınarak Amerikalılara fırsat vermemek gerekir.

Bir süre önce de El Kudüs El Arabi gazetesi Amerikan haber ajanslarına istinaden yayımladığı bir yorumunda Amerika yönetiminin Irak’ta federalizm düşüncesini ve uygulanmasını çok yönlü desteklediğini belirterek şöyle yazdı:

Amerikalı uzmanların Irak’ta IŞİD terör örgütü yenildikten sonra ortaya çıkacak duruma yönelik kötümserliklerinde istinat ettiklerin konulardan biri, Bağdat yönetiminin Amerika yönetiminin Irak’ta zemini Suriye ve Afganistan gibi vekalet savaşına müsait hale getiren siyasetleri ve uygulamalarına yönelik güvensizliğidir. Örneğin Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Irak yerel yönetimi lideri Mesut Barzani ile ilişkilerini pekiştirdikten sonra bu bölgede bazı özel siyasi partileri desteklemeye başlamıştır, oysa Amerika yönetimi Irak’ta sünni aşiretleri destekliyor.

Amerikalı uzmanlar beyaz saray ve Avrupa ülkeleri Irak’ta federalizm sisteminin bu ülkede yayılmasını destekleyeceklerini  ve bu ülkelerin ayrıca Irak’ta onlara göre Irak’ın tam kimliğini temsil eden çeşitli etnik gruplarını savunmak amacıyla Bağdat’taki merkezi hükümetten tamamen bağımsız hukuki kurumların oluşmasına destek vereceklerini belirtiyor.

Geçen hafta Dışişleri Bakanlığı, Amerika’nın İran’daki çıkarlarını koruyan İsviçre’nin Tahran maslahatgüzarını bakanlığa çağırarak İran İslam Cumhuriyeti’nin Amerika devletine yönelik resmi ve sert itirazını kendisine bildirdi. Bu tepki, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un İran’ın içişlerine müdahaleci sözlerinin ardından verildi.

İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşru, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un İran’ın içişlerine müdahale niteliği taşıyan sözlerine itiraz etmek üzere BM genel sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup yazdı.

Hoşru mektupta, Tillerson’un sözleri küstahça bi planın habercisi olduğunu ve uluslararası hukuka ve normlara aykırı sayıldığını belirtti.

Hoşru, İran İslam Cumhuriyeti tüm üye ülkelerden bu tür müdahaleci politikaları kınamalarını ve ABD’yi sorumlu davranmaya davet etmelerini beklediğini kaydetti. Hoşru ayrıca mektubu BM Güvenlik Konseyi belgesi olarak dağıtılmasını talep etti.

Amerika Dışişleri Bakanı Rex Tillerson Amerika senatosunda yaptığı konuşmasının bir bölümünde yine İran İslam Cumhuriyeti’ni terörü desteklemek ve tehdit kaynağı olmakla suçladı. Tillerson ayrıca Amerika’nın İran’a karşı politikası İran içinde iktidarın barışçıl bir şekilde el değiştirmesi yönünde bazı unsurları desteklemeye yönelik olduğunu, bu unsurların İran’da olduklarından emin olduklarını belirtti.

Amerikalı Bakan Tilerson’un bu sözleri, geçen hafta CIA’nin Ağustos 1953’te İran’da yapılan darbeye müdahale ettiğini ortaya koyan gizli belgeleri yayımladığı bir sırada gündeme geldi. İran’da CIA’nin desteklediği darbe sonucunda İran milletinin seçtiği Başbakan Dr. Muhammed Musaddak yönetimi devrildi ve İran’ın özgürlük, bağımsızlık, demokrasi ve kalkınma yolu birden tıkandı ve İran milletine 25 yıl süren despot bir rejimi dayattı. Bu dayatmanın derin yaralarının izleri halen İran toplumunda göze çarpıyor.

Amerika’nın bölgeye yönelik politikaları iki akıma dayanıyor. Amerikalı devlet adamları bir yandan geçenlerde Başkan Trump süt veren ineğe benzettiği Arabistan’dan Amerikalı silah firmalarına büyük kazanç sağlamak ve öbür yandan bölgede siyonist rejim İsrail’e karşı oluşan İslamî direniş cephesini zayıflatarak İsrail’in güvenliğini özellikle Arabistan başta olmak üzere bölgesel müttefiklerine dayanarak temin etmek istiyor.

Öte yandan Amerika, 11 eylül 2001 olaylarının 19 failinden 15’i Suudi Arabistan vatandaşı ve Amerika ve Arabistan’ın ortak ürünü olan El-Kaide terör örgütünün üyesi oldukları halde İran İslam Cumhuriyeti’ni terörün hamisi olmakla suçluyor.

Amerika yönetimi bir başka komik iddiasında İran İslam Cumhuriyeti nizamını demokratik olmayan bir nizam olmakla suçluyor. Oysa İran’da seçimler tamamen demokratik şartlarda düzenleniyor ve İran İslam Cumhuriyeti nizamı İran milletinin oyları ile kurulduğunu tüm dünya biliyor. Ancak Amerika’nın yalakalık bile ettiği Arabistan rejimi esas itibarı ile demokrasi ve halkın oyu nedir, bilmeyen bir rejimdir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei kutsal mekanları savunan ve sınırları koruyan şehitlerin aileleri ile görüşmesinde Amerika’da yeni yeni işbaşına gelenlerin yaygaraları umursanmaması gerektiğini vurguladı.

Ayetullah Hamanei, Amerikalı yetkililerin İslam inkılabı zafere kavuştuğu günden beri sürekli İran İslam Cumhuriyeti nizamını değiştirme peşinde olduklarını, ancak esas İran milleti onların yüzüne tokat indirdiğini ve indirmeye de devam edeceğini belirtti.

Amerika’nın yeni Başkanı Donald Trump’ın yaygaraları yeni bir konu olmadığını kaydeden Ayetullah Hamanei, ancak İran milletinin düşmanları kırk yıldır hiç bir halt edemediklerini ve zaten ağızlarına tokadı yediklerinde kendilerine geleceklerini vurguladı.