İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bugün yine her hafta olduğu gibi İran'ın geçen haftaki en önemli gelişmelerini gözden geçireceğiz.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin İran silahlı kuvvetlerinin Suriye’de tekfirci IŞİD terör örgütünün mevzilerini füzelerle vurması ile ilgili beyanatı, yargı erki Başkanı ve üst düzey yetkililerinin İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile görüşmesi, Amerika savaş gemisinin Temmuz 1988’de İran yolcu uçağını füze saldırısı ile düşürmesinin kurbanları ve ayrıca Haziran 1981’de Tahran’da düzenlenen terör saldırısının kurbanlarının anılması, ABD’nin insan hakları mahiyetini ifşa etme haftası etkinlikleri ve uyuşturucu madde ile küresel mücadele zirvesinin düzenlenmesi, geçen hafta İran’ın belli başlı önemli gelişmeleriydi.
Geçen hafta ayrıca İran İslam Cumhuriyeti nükleer silahların yapımını, deneyini, üretimini, elde edilmesini, sahip olunmasını, depolanmasını, intikal ettirilmesini ve nükleer saldırı yönünde tehdit aracı olarak kullanılmasını yasaklayan anlaşmanın tam olarak uygulanmasına destek verdiğini ilan etti.
Geçen hafta dünyanın ilk nükleer silahları men eden konvansiyonu, dünya ülkelerinin kahir çoğunluğunun evet oyu ile onaylandı.
Konvansiyonu nükleer silahları bulunan başta ABD olmak üzere 8 nükleer güç boykot ederken, gizli nükleer başlıkları bulunan korsan İsrail de bu zümreye katıldı.
İran söz konusu nükleer silahları men eden konvansiyona evet oyu verirken, 122 ülkenin evet oyuna karşı bir hayır ve bir çekimser oyu da kullanıldı.
Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, İslam inkılabı muhafızlar ordusu hava uzay birliği komutanlığının 18 Haziran tarihinde Suriye’nin Deyrizzur eyaletinde tekfirci IŞİD terör örgütünün mevzilerine füze saldırısı düzenleyerek hedefleri imha etmelerinin ardından komutanları kutladı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, Deyrizzur’da IŞİD mevzileri füzelerle vurulmasının ardından komutanları kabul etti.
Ayetullah Hamanei komutanlara, “işiniz çok iyi idi, Allah sizden kabul etsin, bu Ramazan ayının ibadetidir” dedi.
Ayetullah Hamanei ayrıca “yapabildiğiniz kadar füze üzerinde çalışın, bakın düşman ne kadar füze konusunda hassastır, o zaman bilin ki işiniz çok önemli, hepiniz yapabildiğiniz kadar çalışın, düşman tokadı yemelidir” şeklinde konuştu.
Hatırlanacağı üzere İslam inkılabı muhafızlar ordusu bir bildiri yayımlayarak, IŞİD’in Deyrizzur’daki komuta merkezini vurduğunu duyurdu.
Bildiride, Tahran’da düzenlenen terör saldırısının intikamı alınacağı yönünde muhafızlar ordusu komutanlarının sözü hatırlatılarak, bu doğrultuda Kirmanşah ve Kürdistan eyaletlerindeki füze üslerinden bir kaç balistik füze ile IŞİD’in Deyrizzur’daki komuta merkezi ve üsleri ve lojistik merkezi hedef alındığı belirtildi.
Bildiride ayrıca, bölgeden gelen haberlere göre operasyonda çok sayıda terörist helak olduğu ve bir çok silahları ve askeri teçhizat ve mühimmatları da imha edildiği anlaşıldığı vurgulandı.
Bu gelişmenin ardından Have Uzay Birliği’nin Pazar günü Suriye’nin Deyrizzur eyaletine düzenlediği füze saldırısı hakkında bir açıklama yapan General Hacızade, teröristler şirretini sürdürecek olursa, daha ağır bedel ödeyeceklerini belirtti.
General Hacızade, fırlatılan füzeler IŞİD’in komuta üssü, intihar araçlarının yapıldığı merkez ve teröristlerin toplandığı noktaları hedef aldığını, düşmanlar Tahran Londra veya Paris olmadığını bilmeleri gerektiğini kaydetti.
General Hacızade ayrıca füzelerin Irak semalarını aşarak hedeflerine ulaştığını ve isabet anını Suriye’den kalkan İHA’lar görüntüleyerek anında Tahran’a ilettiğini vurguladı.
Bu saldırıda ayrıca aralarında IŞİD’in üst düzey komutanlarının da bulunduğu 170 terörist helak olduğu belirtildi.
İran İslam Cumhuriyeti’nin yerel teknolojiye dayanan füze gücü en önemli caydırıcı gülerinden biri sayılıyor. Amerika bölgeye müdahale eden bölge dışı aktör olarak şimdiye kadar bir çok kez İran’ı güvenlik meselelerinde tehdit etti. Bu tehditlerin amacı İran’ı bölgede korsan İsrail’e karşı kurulan İslamî direniş eksenine haklı desteğinden vaz geçirmek ve ayrıca bölgede İranofobia projesini ilerletmektir. Nitekim Amerika’nın bu tehditleri 7 Haziran tarihinde Tahran’da hayata geçirilerek İran’ın tepki verme gücü sınanmaya çalışıldı.
Bu gelişmenin ardından İslam inkılabı muhafızlar ordusu hava uzay birliği komutanlığı 18 Haziran tarihinde Suriye’nin Deyrizzur eyaletinde tekfirci IŞİD terör örgütünün mevzilerine füze saldırısı düzenleyerek hedefleri imha etti. Bu saldırıda İran 6 orta menzilli balistik füze kullandı ve tüm hedeflere tam isabet gerçekleştirdi.
İran’ın bu operasyonu dünyada geniş yankı uyandırdı. Washington Post gazetesi, İran bu tür operasyonların tekrarlanabileceği uyarısında bulunduğunu yazdı. Korsan İsrail genel kurmay Başkanı Gadi Aizenkot, İran’ın IŞİD mevzilerine füze saldırısı dünyaya İran’ın balistik füzeleri ile ilgili bir mesaj olduğunu belirtti. Arab News haber sitesi, İranlıların İsrail’in İran füzeleri Irak’a düştü, iddiası ile adeta alay ettiklerini yazdı. Amerika’nın Washington Düşünce Kurumu, İran Suriye’de IŞİD’in mevzilerini füzeleri ile vurarak mesajını etkili biçimde iletmeyi başardığını belirtti.
İran savunma Bakanı General Hüseyin Dehgan Tahran’da gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’ın Suriye’de IŞİD terör örgütünün mevzilerini balistik füze ile vurma operasyonu hakkında yaptığı açıklamada, bu operasyonda İran’ın füze yeteneğinin sadece çok küçük bir bölümü sergilendiğini belirtti. Batı’nın İran’a dayattığı yaptırımların İran’ın askeri gücünü etkileyemeyeceğini kaydeden General Dehgan ayrıca İran İslam Cumhuriyeti en ufak tehdide en sert biçimde tepki vereceğini de vurguladı.
İran’ın savunma doktrininin en belirgin bileşenlerinden biri tehditlere karşı savaş gücünü ve kapasitelerini geliştirmektir. İşte bu yüzden İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei “yapabildiğiniz kadar füze üzerinde çalışın, bakın düşman ne kadar füze konusunda hassastır, o zaman bilin ki işiniz çok önemli, hepiniz yapabildiğiniz kadar çalışın, düşman tokadı yemelidir” şeklinde konuştu.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen Pazartesi günü de yargı erki Başkanı ve üst düzey yetkililerini kabulünde uluslararası meselelerin hukuki açıdan takip edilmesi çok önemli olduğunu belirtti. Ayetullah Hamanei bu doğrultuda yargı erki, yaptırımlar, ABD’nin İran’ın mal varlığına el koyması, terörizm veya Nijerya’nın İslamî hareket lideri Şeyh İbrahim Zekzaki gibi dünyanın mazlum şahsiyetlerini korumak veya Miyanmar ve Kaşmir gibi ülkelerde Müslümanları desteklemek için hukuki açıdan de meseleye giriş yapması gerektiğini ve bu tür durumlarda destek veya muhalefetini açıkça ilan ederek tüm dünyaya yansıtması gerektiğini vurguladı.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ayrıca yargı erkinin tüm alanlarda değişim gözüyle yaklaşılmasının zaruretine dikkat çekerek yargı erki toplumda genel hukukun bayraktarı olması ve gerekli olan her alanda halkın haklarını savunması ve yasaları ihlal edenler ve suçlularla mücadele etmesi gerektiğini ifade etti.
Tahran geçen hafta uluslararası uyuşturucu madde kullanımı ve kaçakçılığı ile mücadele günü dolaysıyla bir zirveye ev sahipliği yaptı.
Her yıl 26 Haziran hafta uluslararası uyuşturucu madde kullanımı ve kaçakçılığı ile mücadele günü dolaysıyla medya, siyaset çevreleri, uzmanlar ve bu afetle karşı karşıya bulunan ülkelerin yetkilileri bu sorunu hatırlıyor ve üzerinde odaklanarak her türlü muhtemel sorunla mücadele için farklı reçeteleri ve yöntemleri ileri sürüyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen dünyada bu sorunun ekseni ve merkezi ve aynı zamanda dünyanın en büyük uyuşturucu madde üreticisi olmaya devam ediyor. Bu arada Afganistan topraklarında devam huzursuzluk ve terörle savaş bu bağlamda doğrudan veya dolaylı bir şekilde komşu ülkeleri ve ayrıca bölgenin ve sonuçta dünyanın güvenliğini tehdit ediyor.
Günümüzde uzmanlar terör, dini radikalizm ve uyuşturucu maddeden milli ve bölgesel ve küresel istikrar ve barış ve güvenliğe yönelik üç fiili ve potansiyel tehdit şeklinde söz ediyor.
Rus uzman Andre Karantsiyev ise şöyle diyor: Afganistan’ın durumu ve orta Asya ülkelerinin güvenliği üzerindeki etkisi ağır gölgesini sürdürüyor. Genelde orta Asya bölgesinde geleneksel tehditlerin devam etmesi veya güçlenmesi, Rusya’nın güvenliğine yönelik bir tehlike telakki ediliyor. Ancak tüm bu tehditler komşu Afganistan’daki cari şartlara bağlı olup bu şartlardan kaynaklanır.
Bugün Afganistan’da terörle savaşın sorumluluğunu üstlenen NATO güçleri ve özellikle İngiliz güçleri şimdiye kadar bu ülkede terör ve radikalizmle mücadelede önemli hiç bir başarı sağlayamadı.
Uyuşturucu madde ile mücadele zirvesine katılan İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani şöyle konuştu:
Uyuşturucu madde kaçakçılığı insanların içini, ruhunu ve bedenini yok ediyor ve aileleri dağıtıyor ve sosyal kargaşaya yol açır ve bu yüzden toplum için bedeli ağır bir fenomen olarak karşımıza çıkıyor. İran bir ölçüde uyuşturucu madde kaçakçılarının kullandığı güzergahları kontrol ediyor, fakat başka ülkelerin de bir çare düşünmeleri gerekiyor, zira bu yolda tüm bedelleri İran ödeyemez ve Afganistan’da tarım sisteminin değişmesi gerekiyor.
İran uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelede dünyada öncü ülkedir ve şimdiye kadar da bu yolda 3500 şehit ve 10 bini aşkın yaralı vermiştir. Fakat buna karşın bölgedeki tüm ülkelerin uyuşturucu madde tehdidi ve kaçakçı çeteleri ile etkili mücadele yönünde ortak bir çaba ve çözüm yolu gözükmüyor.
Kuşkusuz uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele ancak tüm ülkelerin bu mücadeleye katılmaları ve bu yönde ciddi bir iradenin sergilenmesi durumunda etkili olabilir. Yayımlanan resmi veriler ise Afganistan’da 2016 yılında uyuşturucu madde üretimi artış kaydettiğini ve BM raporunda 5 bin 600 ton olarak açıklandığını ortaya koyuyor. Aynı raporlarda üretilen uyuşturucu maddelerin yaklaşık %35 kadarı İran topraklarından transit olarak geçiyor. Bu süreçte kaygı uyandıran bir başka konu ise uyuşturucu madde kaçakçılığının terör örgütleri için önemli bir gelir kaynağına dönüşmesidir.
Bu yüzden bu küresel ve ciddi sorunla mücadele uluslararası işbirliğinin arttırılmasını gerektiriyor. İran İslam Cumhuriyeti Afganistan’da üretilen uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelenin ilk barikatı ve ilk cephesi olarak küresel barış ve güvenliği uğruna üzerine düşen sorumluluğu yerine getiriyor, zira Afganistan’da üretilen uyuşturucu madde sadece İran ve bölgeyi değil, tüm dünyayı tehdit eden bir afettir.
Geçen hafta İran’da önemli bir gelişmenin yıl dönümüydü.
İran’ın Beyrut büyükelçiliğinde görev yapan askeri ataşesi General Ahmet Mütevesselian büyükelçiliğin maslahatgüzarı Seyyid Muhsin Musevi, büyükelçiliğin personeli Taki Restegar Mukaddem ve İslam Cumhuriyeti haber ajansının fotoğrafçısı Kazım Ahavan’la birlikte Temmuz 1982’te bir araçla Beyrut’taki İran büyükelçiliğine doğru gelirken bir kontrol noktasında korsan İsrail’in uşaklığını yapan falanjist bir milis örgüt tarafından kaçırıldı.
Bugün bu terörist faaliyetin üzerinden 35 yıl geçiyor. Şimdiye kadar bir çok kez görgü tanıkları kaçırılan diplomatların ve büyükelçilik çalışanlarının İsrail zindanlarında sağ olduklarını ifşa etmelerine karşın ne BM ve ne de hiç bir insan hakları örgütü bu terör eylemini ve beşeriyete karşı işlenen suçu ne kınadı, ne de kaçırılan bu insanların kaderini araştırdı veya siyonist rejimden bu bağlamda hesap sorarak cevap vermesini istedi.
Lübnan yönetimi İran’ın talebi üzerine bu konuyu araştırmak ve bilgi toplamak amacıya bir komisyon kurdu, fakat komisyonun çalışmaları şimdiye kadar herhangi bir somut sonuca ulaşmadı. Oysa bir çok Lübnanlı yetkili İranlı diplomatların kaçırılmasından Samir Caca ve falanjistleri sorumlu tutuyor ve bu olayın aydınlanmasını istiyor.
İngiltere’de yayımlanan Independent gazetesi “dünyanın en ölümcül suikastçileri” başlıklı raporunda Mossad casusluk örgütünden İsrail’in en acımasız ölüm makinesi şeklinde söz ediyor ve bu örgütün düzenlediğ suikastleri sayarak, tüm bu suikastlerde İsrail’in gizli servisinin imzası bulunduğunu vurguluyor. Siyonist rejim geçmişte Lübnanlı falanjistleri kullandığı gibi bugün yine aynı şekilde terör örgütlerinden şom hedeflerine ulaşmak için yararlanıyor.