Ağustos 01, 2017 09:11 Europe/Istanbul

Geçen hafta Türkiye'de OHAL yeniden uzatıldı.

Ayrıca geçen hafta 15 Temmuz darbe girişiminin 1. yıldönümünü münasebetiyle düzenlenen etkinlik ülke halkının yoğun katılımıyla gerçekleşmesi, Türkiye'nin Alman milletvekillerinin Konya'daki askeri üste bulunan Alman askerlerini ziyaret iznini iptal etmesi ve  TSK'nın PKK mevzilerini hedef almaya devam etmesi bugünkü sohbetimizin ana başlıklarını oluşturuyor.

Geçen hafta Türkiye meclisi, Olağanüstü Hal Kararı'nı (OHAL) yeniden 3 ay için uzattı.19 Temmuz'da sona eren Olağanüstü Hal'in (OHAL), üç ay daha uzatılmasını öngören tezkere, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na sunulmasının ardından oylandı. Oylamada OHAL'in dördüncü kez 3 ay daha uzatılması kabul edildi.

Erdoğan geçen hafta, OHAL'in üç ay daha uzatılmasının teklif edileceğini ve halen OHAL'e ihtiyaç olduğunu söylemişti.  Türkiye Cumhurbaşkanı, "Terörle mücadele ne zaman sona ererse OHAL de o zaman sona erecek" diye konuşmuştu.

Darbe girişiminin ardından ilan edilen ve yaklaşık bir yıldır devam eden OHAL, 19 Ekim tarihine kadar sürecek.

Bu arada  Avrupa Birliği ve Türkiye hükümeti muhalifi partiler ve sivil toplum kuruluşları  OHAL'ın uzatılmasına tepki göstererek, bunu hükümetin muhaliflerini tasfiye etme için kullandığını bildirmekteler. 

Öte yandan Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında bazı tedbirlerin alınmasına ilişkin 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) Resmi Gazete’de yayımlandı. Mükerrer sayıda yayımlanan KHK’ya göre İçişleri Bakanlığında bin 486 kişi, Sağlık Bakanlığında 789 kişi, Adalet Bakanlığında 418 kişi, Diyanette 551 kişi, Dışişleri Bakanlığında 45 kişi, Emniyette 2 bin 303 kişi, TRT'de 29 ve Jandarma'da 235 kişi olmak üzere toplam 7 bin 563 kişi kamu görevinden çıkarılırken, ihraç edilen isimlerin arasında eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu da yer aldı.KHK’da kamu görevinden çıkarılan kişilerin mahkumiyet kararı aranmaksızın rütbe veya memuriyetlerinin alınacağı ve bu kişilerin görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmeyecekleri belirtildi. Bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyecekleri kaydedilen bu kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği de ifade edildi.Yeni KHK’ya göre kamu görevinden çıkarılanlar özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamayacaklar. Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine derhal bildirimde bulunulacak. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince pasaportlar iptal edilecek.

Bilindiği gibi geçen yıl yaşanan darbe girişiminden bu yana kamudan onbinlerce insan ihraç edilirken 50 bine yakın Gülen mensubu cezaevinde bulunuyor. 

Türkiye'de geçen yıl ki darbe girişiminin 1. yıldönümünde, onbinlerce insan yürüyüşü ve mitinge katılırken hükümetin ve cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasetlerine destek verdiler.

Bu doğrultuda geçen hafta mitinge katılanlar, başta Amerika olmak üzere  söz konusu darbede müdahalesi olan  dış güçleri de kınayan sloganlar atarlarken İncirlik'teki Amerikan üssünün kapatılmasını istediler.

Geçen yıl darbe gecesinde önemli olayların olduğu Boğaziçi köprüsü ve çevresinde düzenlenen  miting ve yürüyüşe başbakan ve cumhurbaşkanının yanı sıra  üst düzey yetkililer ve halkın çeşitli kesimleri katıldı. 

Bu arada İstanbul'daki mitingin ardından bu sabah Ankara'da da  sabah namazının ardından Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın karşısında  miting düzenlendi ve darbe sırasında ölenler için  yapılan anıt açıldı.

Öte yandan Türkiye'de ana muhalefet partisi CHP Başkan Yardımcısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı 15 Temmuz başarısız darbe girişimini manipüle etmekle suçladı.

CHP Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan bugün yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişimi yıl dönümünü "sahte bir tarih" yazmak için kullandığını ifade etti.

Erdoğan'ın 15 Temmuz darbe girişimi hakkında soruşturma yapılmasına engel olduğunu sözlerine ekleyen CHP Başkan Yardımcısı Tezcan ayrıca, darbe girişimi sırasında hayatını kaybedenlere saygı için gerçeklerin yayınlanması gerektiğinin altını çizdi.

*********

Geçtiğimiz hafta Deutsche Welle'nin aktardığına göre koalisyon hükümetinin ortağı Sosyal Demokratlar ve muhalefet partileri, ziyaret izni olmaksızın Alman askerlerinin Türkiye'de kalmasının söz konusu olamayacağını dile getirirken, Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) yeni bir ziyaret için randevu verilmesini talep etti, ancak askerlerin Konya'dan çekilmesinin 'tehlikeli' olacağı uyarısında bulundu. Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen "Ziyaret yoksa, Konya da yok" derken, Yeşiller Partisi'nin savunma politikaları sözcüsü Agnieszka Brugger "Erdoğan'ın böyle bir provokasyonuna ne Federal Hükümet ne de NATO izin verebilir" şeklinde konuştu. Hristiyan Birlik partilerinin dış politika sözcüsü Jürgen Hardt ve savunma politikaları sözcüsü Henning Otte, "Alman askerlerinin Konya'dan çekilmesinin 'dar görüşlü ve tehlikeli' bir adım olacağını vurguladı ve Alman askerlerinin Konya'da ikili bir misyon değil, IŞİD ile mücadele kapsamında yürütülen bir NATO misyonu olduğuna dikkat çektiler.

 

Evet belirtildiği gibi Türkiye son sıralarda bir kez daha Konya'daki bir hava üssünde bulunan Alman askerleri ziyaret etmek isteyen Alman vekillere vize vermekten kaçındı. Türkiye'nin bu girişimi, Alman yetkililerini derinden öfkelendirdi, nitekim bazı Alman yetkiler ve parti liderleri ayrı ayrı açıklamalar yaparak, Ankara'ya tepki göstermiş oldular.

Türkiye'nin bu girişiminin ardından Berlin kendi askerlerini İncirlik'ten çekerek, Ürdün'deki bir üsse konuşlandırmış oldu.

Türkiye'nin bu göstermelik girişimden amacının özelde Almanya ve genelde AB'nin talepleri karşısında teslim olmayacağı mesajını vermek olduğu düşünülüyor. Türkiye, Alman vekillere izin vermemesi ile ilgili kararını izah ederken, Berlin ve Ankara'nın ilişkilerinin ciddi biçimde gerildiği  için bu ziyareti ertelediğini bildirdi.

Ankara'nın Berlin'ın taleplerine karşı izlediği bu tutum yüzünden Almanya Meclisi Başkan Yardımcısı, Türkiye'ye silah ihracatının durdurulmasını istedi.

Aynı Alman yetkili, Türkiye askerlerinin Kürt bölgelerde şiddetine devam ettiğine temasla, bu şartlar altında Almanya'nın Türkiye'ye silah ihraç etme politikasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Esasında, Berlin' askerlerini İncirlik'ten çekip, Ürdün'deki üsse konuşlandırmak suretiyle, Türkiye'nin AB ve NATO'daki konumuna darbe vurmuş oldu. Türkiye ile AB ilişkilerinin etkisi altında Berlin ile Ankara münasebetleri geçtiğimiz bir senede birçok olumsuz gelişmelere sahne oldu.

Birinci mesele şu ki Türkiye'deki 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından Ankara, Almanya başta olmak üzere AB'nin darbe karşısında duyarsız kaldığı için sert şekilde eleştiride bulundu.

Sürecin devamında AB ve Almanya yetkilileri de, Türkiye yönetiminin darbecilere karşı tutumu ve de AB'ye üyelik süreci ile ilgili yükümlülüklerini ihlal etmesini sert şekilde eleştirdi.

İkinci mesele ise, Almanya Başbakanı ve Dışişleri Bakanı başta olmak üzere üst düzey Avrupalı yetkililerin yoğun eleştirisini beraberinde getiren Türkiye'de Nisan 2016'ta düzenlenen anayasa değişikliği referandumu oldu. Almanlar'a göre, söz konusu referandum ve onu takip eden girişimler, Türkiye'de büyük bir gerileme ve yozlaşma sayılıyor.

Buna karşı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hiç görülmemiş şekilde, Almanya yönetiminin girişimlerini Nazilerinkilere benzeterek, Berlin'e sert tepki gösterdi.

Gerilimin tırmanması ise Almanya'nın AB'deki nüfuzuna göre, Türkiye'nin AB'ye üyelik şansının azalması anlamına geliyor.

*******

Geçen hafta Irak'ın kuzeyindeki yerel kaynaklar, Türkiye savaş uçaklarının  PKK'nın Kuzey Irak'taki mevzilerini bombaladıklarını ve Türkiye'ye ait iki savaş uçağının Hakurk ve Sidkan bölgelerinde PKK mevzilerini bombaladığını bildirdiler. 

Irak, Türkiye ve İran sınır üçgeninde bulunan Hakurk, sürekli olarak Türkiye savaş uçaklarının hedefi oluyor.

Son bombardımanlarda yaşanan  can kaybı hakkında bilgi verilmezken, Irak hükümeti, Türkiye'nin  bu saldırılarını Irak'ın toprak bütünlüğü ve hakimiyetine aykırı olarak görüyor ve itiraz ediyor.

Bilindiği gibi Türkiye hükümeti ve PKK arasında 2012'de başlayan barış süreci 2015'te Suruç'ta meydana gelen  bombalı saldırıyla bozulmuş ve taraflar arasında  çatışmalar şiddet kazanmıştı. 

Verilere göre,  bu süre içinde en az 600 güvenlik gücü ve 7 binden fazla  PKK'lı öldü.

Öte yandan Irak Meclisi'nde kanun devleti koalisyonu temsilcisi Muhammed el'Akili, Irak hükümetinden Türkiye'nin Ninova eyaletinde yer alan Başika'daki askerlerini çekmesi için Türkiye'ye baskı yapmasını istedi.

Türkiye 2015'in sonlarında kanunsuz bir şekilde  Musul'un etrafında bulunan Başika üssüne, sözde kürt peşmerge güçlerine terörle mücadelede eğitim verme amacıyla askeri güç göndermişti.

Iraklı milletvekili El'Akıli, konuyla ilgili yaptığı açıklamada,  Türkiye'nin Musul ve Kerkük üzerinde sulta kurmaya dayalı bir hedef içinde olduğunu belirterek, Musul'un kurtarılmasından sonra Irak hükümetinin çıkarları için  yeni strateji belirlemesi gerektiğini söyledi. 

Iraklı milletvekili, Amerika'nın  Irak ve bütün bölgeye nüfuz etmek için çalıştığını ve bunun için kendi projelerini hayata geçirmeye çalıştığını söyledi.

*****

Geçen hafta Terör örgütü IŞİD'in bir üyesi, tutuklanmasının ardından yaptığı açıklamada, IŞİD'in Suriye topraklarına girmesinde Türkiye'nin önemli rolünün olduğunu belirterek, ''Ankara yönetimi, silahlı kişilerin Suriye'ye girmesini garanti altına aldı'' diyerek itirafta bulundu.

Suriyeli kürt güçlerce tutuklanan  IŞİD mensubunun Tunuslu olduğu bildirilirken, İstanbul havalimanında bazı kişilerin, Suriye'ye girmeleri için IŞİD mensuplarını koordine ettiklerini  bildirdi.

Sözkonusu terörist, sözkonusu kişilerin  İstanbul havalimanı veya Türkiye karayolları kanalıyla Suriye'ye girdiklerini belirtti. Suriye'de buhranın başlamasından bu yana Türkiye hükümeti, Türkiye üzerinden Suriye topraklarına başta IŞİD olmak üzere terör örgütleri mensuplarının girmesine yardımcı olmak ve rol oynamaktan dolayı suçlanmaktadır.

Türkiye ayrıca Suriye'de IŞİD ve diğer gruplara silah sevkiyatı yapmakla da suçlanıyor.

*****

Geçen hafta HDP’li İbrahim Ayhan, ‘Örgüt propagandası’ yaptığı gerekçesi ile açılan davada 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yedinci duruşmaya sanık Ayhan katılmadı, salonda sanığın avukatlarından Sevda Çelik Özbingöl ile beraberindeki 5 avukat hazır bulundu. Avukat Özbingöl, müvekkilinin hafifletici sebeplerden faydalanmasını istedi. Talebi reddeden mahkeme heyeti, sanık Ayhan'ı ''terör örgütü propagandası'' suçundan bir yıl 3 ay hapse mahkum etti. HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan hakkında, "terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerini meşru gösterecek ve övgü oluşturacak şekilde açıklama ve paylaşımları" nedeniyle 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.