Ağustos 08, 2017 17:21 Europe/Istanbul

Bugünkü sohbetimizde ilkin Türkiye ile Almanya arasında devam eden gerginliği ve daha sonra Katar gelişmelerine dair yaşanan olayları masaya yatıracağız.

Geçen hafta Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin terör zanlılarının Türkiye'ye iadesini Almanya'dan bir çok kez istemelerine rağmen Almanya'nın bu talebi reddederek söz konusu kişilere destek verdiğini ve yardım ettiğini söyledi.

Almanya dışişleri bakanlığı son günlerde yaptığı açıklamada, Türkiye'de geçen yıl yaşanan  darbe girişimi ardından Almanya'nın,  414 ordu mensubu, diplomat, yargı ve üst düzey yetkililere ve ailelerine sığınma hakkı verdiğini bildirmişti.

Türkiye hükümeti, sö zkonusu kişilerin darbe girişiminde rollerinin olduğunu iddia ediyor.

Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan,   yaptığı açıklamada, Ankara'nın Berlin'e gönderdiği yüzlerce dosyayla ilgili olumlu cevap alamadıklarını belirterek Almanya'yı sert dille eleştirdi.

Öte yandan geçtiğimiz hafta  Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in 24 Temmuz tarihinde Türkiye'ye karşı önlemlerin sertleştirilmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a "net cevap verilmesi" için AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ve AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Johannes Hahn'a yazdığı mektup ortaya çıktı.

Gabriel gönderdiği mektupta, "Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın politikalarının Avrupa değerler sistemiyle açık bir tezat içinde olduğu ve net bir yanıt gerektirdiği" ifadeleri yer alırken, Türkiye için üyelik öncesi mali yardımların kısıtlanmasını talep etti.

Sosyal Demokrat Partili (SPD) Gabriel'in mektupta "ilişkileri iyileştirmek için gösterilen çabaların Ankara'nın giderek daha agresif ve yapıcı olmayan politikalarıyla boşa çıkarıldığını" belirttiği ve "Türkiye için üyelik öncesi mali yardımların kısılarak hükümetin değil Türk sivil toplumunun yararına kullanılmak üzere demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarıyla sınırlandırılmasını" önerdiği kaydedildi.

Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye ile aylarca yaşanan gerginliklerin ardından aralarında Alman vatandaşı Peter Steudtner'in de bulunduğu insan hakları aktivistlerinin Büyükada'da gözaltına alınıp tutuklanması sonrası 20 Temmuz'da bir açıklama yaparak, Türkiye politikalarına yeni bir yön verileceğini ilan etmişti. Gabriel, Türkiye'ye seyahatlere yönelik tavsiyelerin sertleştirilmesinin yanı sıra AB'nin Türkiye'ye yaptığı üyelik öncesi yardımların ve Alman ihracat ve yatırım kredi garantilerinin yeniden gözden geçirileceği mesajını vermişti.

Şu sıralar Türkiye ile Almanya arasında çok büyük bir siyasi ve medya savaşı cereyandadır, Ankara, Almanya'yı darbe yanlısı, FETÖ'cülerin hamisi ve darbecileri ve Türkiye karşıtlarını Türkiye'ye iade etmemekle suçlayarak, Almanya hükümetine baskı amaçlı olarak sığınmacılar kozunu kullanmakta. Ankara, Gülen cemaatinin ülkenin siyasi, askeri, yargı, eğitim ve kamu birimlerine nüfuz ederek oluşturduğu gizli ağla 15 Temmuz darbesini gerçekleştirmeye kalkıştığını bildirmiş ve darbe sonrası bu darbeci kesimden bir grubun Almanya'ya kaçarak sığınma aldığı suçlamasını Almanya'ya yöneltmiştir.

Almanya açısından, Türkiye'de anayasa referandumu ve ardından yaşanan olaylar demokrasiden geri dönüş adımıdır. Buna karşılık Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya hükümetinin tutumunu Nazilerin tutum ve davranışlarına benzetti ki bu da iki ülke arasındaki ilişkilerin üzerine benzin dökmek mesabesinde oldu ve Türkiye  ile Almanya ve genelde de AB ilişkilerini daha da kötüleştirdi. 

Bu sürecin devamında şimdi de Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel Türkiye'ye karşı önlemlerin sertleştirilmesini AB makamlarından istemekte. Ancak Ankara hükümetinin bu duruma lakayd kalışı ve Bu ülkede tutuklu bulunan Alman vatandaşlarını serbest bırakmaması Berlin ve Ankara arasındaki krizi daha da artıracağa benziyor. 

Geçen hafta Katar Savunma Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ülkenin başkenti Doha’nın kuzeyinde yer alan Ed-Duheyliyyat Kışlası'nda Türkiye ile Katar arasında icra edilen Demir Kalkanı tatbikatının sona erdiği belirtildi. Bültenimize konuyla ilgili hazırlanan raporumuzla devam ediyoruz.

Tatbikatın komutanı Tuğgeneral Hadi Raşid eş-Şehvani, yaptığı açıklamada, “Kardeş Türk birlikleri ve Katar Emirliği Kara Kuvvetleri arasındaki tatbikat, sızma ve ihlal girişimlerini engelleme, hayati öneme sahip bölgelerde yeniden kontrolü sağlama, koordinasyon, planlama ve durum değerlendirme eğitimlerini kapsıyor.” dedi. Katar Savunma Bakanlığından 4 Ağustos’ta yapılan açıklamaya göre, Katar Emirlik Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Muhammed bin Nasır el-Muhennedi, geçen pazartesi başkent Doha’nın güneydoğusundaki Hamed Limanı’na giden TCG Gökova Fırkateyni’ni ziyaret etmişti. Bu arada iki ülkenin Fars Körfezi’nde 2 gün süren ortak deniz tatbikatı sona erdi. Bu bağlamda yapılan açıklamaya göre, tatbikata Katar'dan, Emirlik Hava Kuvvetleri, Ortak Özel Kuvvetler'e bağlı Özel Deniz Gücü ile Sınır ve Sahil Güvenlik Genel İdaresi,  Türkiye'den ise Donanma Komutanlığı'na bağlı TCG Gökova Fırkateyni katıldı.  

Tatbikatın, "deniz terörü ve korsanla mücadele" ile "şüpheli gemilere baskın düzenlenmesi" şeklinde iki aşamadan oluştuğu aktarıldı.   Açıklamada, söz konusu tatbikatın, iki ülke arasında daha önce imzalanan anlaşmalar ile savunma iş birliği doğrultusunda gerçekleştirildiği kaydedildi.Türkiye askeri güçlerinin Katar’da konuşlanma süreci 7 Haziran tarihinde Türkiye parlamentosunda verilen kararla başladı. Askeri tatbikatlar ve terörizm ile mücadele manevraları bağlamında Katar’a gidecek Türk asker sayısı ise 3000 olarak açıklandı. Türkiye silahlı güçlerinin ilk birliği 19 Haziran tarihinde ve parlamento izninden 12 gün sonra Katar’a giderek çalışmalarına başladı.

Geçen hafta Türkiye'de Yüksek Askeri Şura Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında toplandı. 

YAŞ'ta TSK'nın komuta kademesi büyük ölçüde değişti. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından geçen yıl toplanan YAŞ'ta kritik atamalar yapılmıştı. FETÖ ile mücadele nedeniyle gözler bu yılki şuradaydı. Başbakan Binali Yıldırım'ın başkanlığında Çankaya Köşkü'nde toplanan YAŞ 4 saat sürdü. Alınan kararlarla TSK'nın komuta kademesi değişti. 

Söz konusu  düzenlenen Yüksek Askeri Şura'da Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanları ile diğer atamaların listesi belli oldu. 2017 YAŞ'ında Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Güler, Deniz Kuvvet Komutanı Adnan Özbal, Hava Kuvvetleri Komutanı Hasan Küçükakyüz oldu. 168 albay, amiral ve generalliğe yükseltilirken, 8 generalin görev süresi uzatıldı. 16 general bir üst rütbeye terfi etti. 

Türk Silahlı Kuvvetleri adına en yüksek karar alıcı merci sayılan Yüksek Askeri Şura toplantısı 3. kez karargah dışında ve Çankaya Köşkü'nde düzenlenirken, 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ilk gününden şimdiye kadar, Türkiye'de Olağan Üstü hal uygulanmaktadır, OHAL, toplumdan güvenliğe, askerden sıradan insanlara kadar ülkede muhtelif kesimlerin hayat ve yaşamını etkilemiştir. 

Esasında, 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin yarınından itibaren Türkiye'de bütün toplum kesimlerinde kayda değer değişiklik ve gelişmelere sahne oldu. 

Kara, deniz ve hava kuvvetleri, güvenlik ve jandarma komutanlarının değiştirilmesi şöyle dursun, Türkiye toplumu hala, yargıçlar, savcılar ve üniversite hocalarının toplu şekilde görevden alınması veya işten atılmasına tanıklık etti. 

Hatta, Türkiye'de çok sayıda pilotun işten atıldığı için ordunun deneyimli pilotlara ciddi biçimde ihtiyaç duyduğu ve ordunun etkinliği ve işlevliğinin en düşük seviyeye gerildiği ifade ediliyor.

Bu gibi haberlerin gündeme düşmesinin ardından Ankara yönetimi, yurt içi ve dışında PKK mevzilerine yönelik saldırı düzenleyerek, bu türden varsayım ve tahminlerin doğru olmadığını göstermeye çalıştı.

Türkiye'de üniversiteler de ordu ve silahlı kuvvetler kadar, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından etkilendi. 

Rektörler ve hakimlerin değiştirilmesinin ardından üniversitelerde zor sınavların düzenlenmesi ve adli soruşturmaların uzatılması da, yüksek eğitim merkezleri ve yargı kurumlarında işler sanki normal şeklide cereyan ediyormuş gibi bir kılıf haline getirildi.

Gelinen noktada ise, değişiklik, yer değiştirme veye temizleme zinciri, bir kez daha orduya bu sefer komuta kademesinde terfi gerekçesiyle varmıştır.

Bu gelişmeler, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın alttan alta bütün kritik merkezleri kendi kontrolüne geçirmeye çalıştığı şeklinde yorumlanabilir.

Bir ekonomi haberi ile bugünkü sohbetimizi noktalıyoruz. Geçen hafta Türkiye İstatistik Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verileri açıklandı. Dış ticaret açığı haziranda yüzde 9.1 azalarak 6 milyar 11 milyon dolara düştü.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Türkiye Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat Haziran 2017'de ayında, 2016 yılının aynı ayına göre yüzde 2.3 artarak 13 milyar 166 milyon dolar, ithalat yüzde 1.5 azalarak 19 milyar 177 milyon dolar olarak gerçekleşti.Haziran ayında dış ticaret açığı yüzde 9.1 azalarak 6 milyar 11 milyon dolara düştü. Beklenti 6 milyar dolardı. İhracatın ithalatı karşılama oranı Haziran 2016'da yüzde 66.1 iken, 2017 Haziran ayında yüzde 68.7'ye yükseldi.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; Haziran 2017'de bir önceki aya göre ihracat yüzde 2.5, ithalat yüzde 0.1 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; Haziran 2017'de önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 9.5, ithalat yüzde 7.9 arttı.

Avrupa Birliği'nin (AB-28) ihracattaki payı Haziran 2016'da yüzde 48.5 iken, Haziran 2017'de yüzde 47.5 oldu. AB'ye yapılan ihracat, Haziran 2017'de 6 milyar 249 milyon dolar olarak gerçekleşti.