Ağustos 13, 2017 06:44 Europe/Istanbul

Geçen hafta Cumhurbaşkanı Ruhani’nin yeni kabinenin üyelerini meclise sunması, Suud rejiminin İran karşıtı politikalarını sürdürmesi, İran ve Amerika arasında Bercam nükleer anlaşması üzerinde yaşanan polemik ve İran’ın tutumu ve kararları, bültenimizde ele alacağımız bazı önemli başlıklardır.

Bundan başka geçen hafta 12. Dönem cumhurbaşkanlığı tenfiz ve yemin törenleri ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin bu törende önemli beyanatının yankıları da İran’ın önemli gelişmeleri arasındaydı ve iç ve dış medya organlarında geniş çapta yankı buldu.

 

Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İran milletinin oyları ile seçilen Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi bu göreve atadı.

Öte yandan Hasan Ruhani’nin tenfiz ve yemin törenlerinin düzenlenmesi ile beraber 12. Kabinenin kurulması yönünde ilk adım Bakan adaylarının adlarından oluşan listenin meclise sunulması ile birlikte atıldı.

Bu gelişmeden sonra da mecliste bakanlar hakkında istişareler ve görüşmeler başladı. Bazı Bakan adayları meclisin çeşitli komisyonlarına gelerek programlarını anlattı. Şimdi Salı günü bakanlar listesi meclisin açık oturumlarında ele alınması bekleniyor.

 

Gerekli ilmi salahiyete ve yeteneğe sahip olmak, deneyimli olmak ve dinamik olmak, milletvekilleri kabine üyelerini onaylamak için aradıkları özelliklerdir. Cumhurbaşkanı Ruhani’nin meclise sunduğu bakanlar listesinde Muhammed Cevad Zarif Dışişleri Bakanı, Emir Hatemi savunma Bakanı, Bijen Namdar Zengene petrol Bakanı, Abdurrıza Rahmani Fazli içişleri Bakanı ve Seyyid Mahmut Alevi de istihbarat Bakanı adayı olarak yer alıyor.

 

Geçen hafta İslami Şura Meclisi milli güvenlik ve dış politika komisyonu Amerika yönetiminin bölgeye yönelik maceracı ve terörist eylemleri ile mücadele planını ele aldı.

Bültenimizi bu oturumla ilgili haberimizde sürdürüyoruz.

 

İslami Şura Meclisi milli güvenlik ve dış politika komisyonu ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in ortak oturumunda Zarif, Amerika ile gerginliği gidermek ve gerginlikleri yönetmeyi 12. Hükümetin Dışişleri Bakanlığının en önemli görevi şeklinde beyan etti. Oturumda Zarif, İran kesinlikle gerginlik peşinde olmadığını, bilakis ülkelerin arasında sükunet istediğini kaydetti.

 

İran İslam Cumhuriyeti İran milletinin çıkarlarını savunmakta kararlıdır ve Amerikalı yetkililer Bercam nükleer anlaşmasını bozmayı İran hesabına yazamaz. Eğer Amerikalı yetkililer Bercam nükleer anlaşmasının uygulanmasını durdurmak istiyorsa, bunun bedelini de kendileri ödemeleri gerekir. Bu çerçevede geçen hafta Amerika’nın bölgeye yönelik maceracı ve terörist uygulamaları ile mücadele planı 27 maddede ve 9 blümde İslami Şura Meclisi milli güvenlik ve dış politika komisyonunda onaylandı.

Yasa tasarısı genel başlıklar, tanımlar, strateji belirlenmesi, Amerika’nın teröre destek vermesi, Amerika’nın insan haklarını ihlal etmesi, cezalar ve misillemeler, Amerika’nın iktisadi yaptırımları ile mücadele, İran vatandaşlarının desteklenmesi ve gerekli koordinasyonları içeriyor.

Amerika’nın bölgeye yönelik maceracı ve terörist uygulamaları ile mücadele yasa tasarısı  İslami Şura Meclisi genel kurulunun 13 Ağustos Pazar günkü oturumunda milletvekillerinin oylarına sunuluyor.

 

Amerika senatosu geçen 15 Haziran tarihinde İran’a karşı hasmane uygulamalarının devamında 2017 İran’ın istikrarsızlaştırıcı uygulamaları ile mücadele kanunu adı altında bir yasa tasarısını onaylayarak İran aleyhinde yeni yaptırım kararları aldı. Bu yasa tasarısında İran’ın füze programına yönelik yaptırımların yanında sözde İran’ın teröre destek vermesine yönelik yaptırımlar ve silah ambargosu da yer alıyor.

 

İAEK Başkanı Ali Ekber Salihi İran yönetiminin başta Amerika olmak üzere Batı’nın sözünü tutmaması ve Bercam nükleer anlaşmasının uygulaması yolunda engel çıkarmasına karşı muhtemel tepkisi hakkında yaptığı açıklamada, İran teknik açıdan eski konumuna geri dönebileceğini ve karşı tarafı şaşırtabileceğini, fakat böyle bir duruma gelmek istemediklerini belirtti.

İAEK Başkanı Salihi, İran’ın nükleer sektörü tüm gücü ile ileriye doğru hareket ettiğini ve Bercam nükleer anlaşmasındaki elzemlerden ve imkanlardan yararlanarak nükleer teknoloji alanında uzun vadeli bir program tedvin ettiklerini kaydetti. Salihi, İran yönetimi Bercam nükleer anlaşması ihlal edildiği takdirde 1.5 yıl içinde uranyum zenginleştirme alanında 100 bin santrifüj seviyesine ulaşabileceğini ve Fordo nükleer sitesi de bir kaç gün içinde uranyumu %20 zenginleştirme çalışmasına yeniden başlayabileceğini ifade etti.

 

Bu arada dünyanın bir çok ülkesinin üst düzey yöneticileri ve şahsiyetleri de açıkça Amerika yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasındaki sözünü tutmadığını itiraf ediyor.

Gerçekte UAEK raporları İran yönetimi Bercam nükleer anlaşmasındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini gösteriyor. Oysa Amerika şimdiye kadar sürekli bu anlaşmayı sabote etti. Amerika yönetimi nükleer anlaşmada yaptırımları yeniden uygulamama sözü vermişti, ancak bu sözünü tutmuyor ve Bercam anlaşmasını ihlal etmeye devam ediyor.

Dışişleri Bakanı Yardımcısı Macid Tahti Revançi bu konuda yaptığı açıklamada, Avrupa ve nükleer anlaşmanın şekillenmesine müdahil olan tüm taraflar tek ses İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı olduğunu söylediklerini, fakat Amerika ve bir iki ülke daha bu alanda sabotaj yapmaya devam ettiklerini belirtti. Tahran yönetimi asla Bercam nükleer anlaşmasını ihlal eden ilk taraf olmayacağını ve bu konu defalarca İranlı yetkililerce beyan edildiğini kaydeden Tahti Revançi, ancak Amerika Bercam nükleer anlaşmasını ihlal ettiği takdirde İran’ın cevabı çok sert olacağını vurguladı.

 

 

Geçen hafta Arabistan’ın Kabil büyükelçiliği kefili İran’ı Afganistan’da silahlı örgütleri desteklemekle suçladı. İran’ın Afganistan büyükelçiliği ile geçen Salı günü bir bildiri yayımlayarak bu iddiayı reddetti ve bugün tüm dünyanın bölgede terör, şiddet ve radikalizmin nereden kaynaklandığını çok iyi bildiğini ve bu ideolojiyi savunanların yanlış politikaları bölgeyi terör ve radikalizm bağlamında ne gibi musibetlere ve sıkıntılara sürüklediği açıkça ortada olduğunu belirtti.

İran büyükelçiliği yayımladığı bildiride bir kez daha Afganistan’da barış ve istikrarı destekleme yönünde ilkeli politikalarını sürdürdüklerini belirterek, Afganistan diğer ülkelerin yapıcı işbirliği ve teamüllerinin zemini olması gerektiğini ve başka ülkelere sorunlarını Afganistan’ın içine taşımaktan kaçınmalarını tavsiye etmesi gerektiğini vurguladı.

İran büyükelçiliği bildiride ayrıca, Arabistan’ın kabil büyükelçiliği kefilinin İran karşıtı açıklaması, İranlı diplomatlar Mezar Şerif kentinde terör kurbanı olduğu ve 8 Ağustos da bu diplomatların şehadet yıldönümü olduğu halde gündeme geldiğini kaydetti.

 

 

Geçen hafta 8 Ağustos 1998 tarihinde İranlı diplomatların ve İran İslam Cumhuriyeti haber ajansı muhabirinin Afganistan’ın kuzeyinde yer alan Balh eyaletinin merkezi Mezar Şerif’te İran konsolosluğuna düzenlenen terör saldırısında şehit düştükleri günün yıldönümüydü. Bu hain saldırıda 9 İranlı diplomatın yanı sıra İran İslam Cumhuriyeti haber ajansının Afganistan sorumlusu Taliban terör örgütü kenti işgal ettikten sonra şehit düştü.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif yayımladığı mesajında Mezar Şerif’te şehit düşenleri saygı ile andığını belirterek Mezar Şerif’te İranlı diplomatların dokunulmazlığı hiçe sayılarak terör estirilmesi tarihin en karanlık sayfalarından biri olduğunu vurguladı.

 

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei terörden zarar gören ülkelerin yeniden huzur ve istikrara ve toplu güvenliğe kavuşmaları için tüm kapasitelerini ve imkanlarını kullanacaktır ve bu yolda başta Afganistan yönetimi olmak üzere bölgede bu tehlikeli afetten zarar gören ülkelerle işbirliğini geliştirerek sürdürecektir.

Bu çerçevede geçen hafta İran milli güvenlik yüksek konseyi sekreteri Ali Şamhani Afgan mevkidaşına bir mesaj göndererek Mirza Olang bölgesinde düzenlenen terör saldırısını ve masum insanların katliamını şiddetle kınadı. Şamhani mesajında terör örgütlerine karşı birlik ve dayanışmaya vurgu yaptı.

Afganistan’ın Serpol eyaletinin Mirza Olang bölgesi geçen hafta Taliban terör örgütünün eline geçti. Bu gelişmenin ardından aralarında kadınların ve çocukların da bulunduğu 50 sivil katledildi.

 

 

Geçen hafta Tacikistan’da da İran karşıtı gerçek dışı bir iddianın ileri sürülmesine şahit olduk. Tacikistan içişleri bakanlığı bir belgeseli yayımlayarak İran’ın Tacikistan’da 1990’lı yıllarda yaşanan iç kargaşalara karıştığını iddia etti.

İran’ın Tacikistan büyükelçiliği bir bildiri yayımlayarak bu iddiayı tekzip etti ve Tacikistan televizyon kanalında mesnetsiz iddianın gündeme gelmesini talihsizlik niteledi. İran büyükelçiliği bildiride söz konusu garez-kar filmin özellikle Tacikistan enerji ve su kaynakları bakanının Tahran ziyaretinin ardından yayımlanması bazı çevrelerin iki ülke arasında dostane ilişkilerin daha da güçlenmesini istemediklerini ortaya koyduğunu vurguladı.

 

Son iki yılda Tahran ve Duşanba ilişkilerinde yaşanan gerilemenin ardından Tacikistan’da faaliyet yürüten bir çok İranlı kurum kapatıldı. Örneğin geçen yılın Temmuz ayında İran büyükelçiliği Duşanba yönetiminin talebi üzerine Hucend kentindeki kültürel ve iktisadi bürolarını kapattı. İmam Humeyni -ks- yardım komitesi, İran’ın kültür merkezi ve Tacikistan devleti ile İran kızılay cemiyetinin ortak hastanesi de kapatılan kurumlardandı.

Aslında eski Sovyetler birliği dağıldıktan sonra orta Asya liderlerinin İran ile ilişkilere bakışlarını hassas hale getiren en önemli etkenlerden biri, İran’ın bu Müslüman cumhuriyetlerin üzerinde sulta kurmak istediği iddiası oldu. Uzmanlar ise İran ve Tacikistan ilişkilerinin gelişmesine yönelik hassasiyeti olan bölge içi ve bölge dışı güçlerin sergilediği tutum de önemli bir etken olduğunu belirtiyor. Bu çerçevede Suud rejimi de bir yandan Tahran ile Duşanba arasındaki ilişkilerin soğumasından nemalandığı gibi öbür yandan bizzat bu ilişkilerin daha da soğumasını körüklüyor.