İran'ın son siyasi gelişmeleri
Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei gençlerin arasında kültürel değerlerin ve dini inançların geliştirilmesine özen gösterme zaruretine vurgu yaptığı açıklaması, Amerika’nın İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik İranofobia projesini UAEK üzerinden Bercam nükleer anlaşması hakkında yeni provokatif girişimleri ile sürdürmesi ve savunma sanayii günü kutlamaları İran’ın önemli gelişmeleriydi. Birlikte dinleyelim.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei açısından gençler inkılapçı psikoloji ve manevi saikleri ile büyük işleri başarabilecek değerli hazineler sayılır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta ülkenin önde gelen kültürel aktivistleri ve yetkilileri ile görüşmesinde yaptığı konuşmada, gençlerin arasında inkılapçı ve cihatçı ruhu geliştirmek kültürel alanında faaliyet yürüten yetkililerin en önemli görevleri olduğunu belirterek tüm çabaların gençlerin dini ve inkılapçı talim ve terbiyeleri üzerinde odaklanması gerektiğini kaydetti.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, tekfirci IŞİD terör örgütünce namertçe şehit edilen şehit Muhsin Huceci’yi İslamî ve inkılapçı filizlenmelerin en parlak örneği niteleyerek şu vurguyu yaptı: Sevgili şehit Huceci, görsel ve duysal ortamlarda onca kandırıcı ve aldatıcı hareketlerin bulunduğu bir dünyada o şekilde parladı ve Allah teala onu adeta bir hüccet gibi tüm dünyanın gözleri önüne serdi.
Gerçekte gençlerin güvenli ve dinamik bir gelecek inşa etmekte rol ifa etmeleri, inkılapçı ruha sahip olmaları ve değersel hedefleri izlemelerine bağlıdır. Bu özellikler İran’da İslam inkılabı zafere kavuştuktan sonraki yıllarda sürekli gelişme kaydetmiştir. Bu yüzden İslamî İran toplumunda ilahi has düşüncelerin yaygınlaşması İranlı gençlerin arasında derin bir kavram ifade etmektedir. Nitekim gençlerin arasında değersel hedefleri izleyen inkılapçı ruhu, çağdaş dünyada ve Batı dünyası gençleri yanlış yola saptırdığı ve dini ve manevi değerlerden uzaklaştırdığı bir ortamda ender rastlanan bir unsura dönüşmüştür. Buna göre gençler geleceğin sermayeleri ve yapıcı gücü olduğu kadar sapkın ideolojilerin fikri ve mezhep adına saptırılan radikal akımların kültürel saldırılarının de hedefi sayılır.
Günümüzde gençlerin düşüncelerine nüfuz eden Batı’nın yıkıcı kültürü ve ideolojileri hedef toplumların altyapılarını yıkarak dini ve ahlaki inanç ve ilke ve değerlerin çökmesine yol açıyor. Bugün başta ABD olmak üzere zorba ve sultacı güçler terör ve radikalizm gibi şom afetlerden hedef ülkelerin gençlerini yok etmek ve İslam’la Batı arasında tezat ve çelişki çıkarmak ve bu iki dünyayı karşı karşıya getirmek için yararlanıyor.
Buna göre de ilahi ve manevi düşünceleri yaygınlaştırmak ve gençlerin arasında yapıcı kültürü geliştirmek bu kitlenin toplumlardaki rolüne derinlik kazandırabilecek önemli faaliyetlerden biridir. bu durumda gençler küresel barışın inşa edilmesinde de etkili rol ifa edebilir.
Bu gerçek, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei önemli beyanatında üzerinde durduğu gerçektir. Ayetullah Hamanei’ye göre şehitler İslamî ahlak zirveleri ve genç kuşakların en iyi örnekleridir. Nitekim İslam inkılabı da bu gençlerin fedakarlıkları ve sulta düzenine karşı şanlı direnişleri ile İran milletine kimliğini yeniden kazandırdı.
Geçen hafta Amerikalı yetkililer İran’a yönelik mesnetsiz bir dizi suçlamalarla İran İslam Cumhuriyeti’ni Bercam nükleer anlaşmasını ihlal etmekle suçlamaya çalıştı. Bu sinsi açıklamalar ise medya çevrelerinin gözünden kaçmadı.
Geçen hafta Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicy Hilly Viyana’ya yaptığı ziyaretinden önce yaptığı açıklamada, UAEK yetkililerinden Amerika’nın İran’ın nükleer faaliyetlerinin denetlenmesi ve bu denetimlerin etkisi ile ilgili sorularına cevap vermelerini isteyeceğini belirtti. Hilly basın açıklamasında şu iddiayı da ileri sürdü: eğer İranlıların geçmişteki davranışlarına bakacak olursanız, sizin gördüğünüz şey, askeri mekanlarda, üniversitelerde ve benzeri mekanlarda gizli faaliyetlerden ibarettir. UAEK denetçiler şimdi herhangi bir şaibeli mekanı teftiş etmeye hakkı vardır. Acaba denetçiler bunu yapıyor mu?
Amerikalı yetkilinin bu iddialarına ve entrikalarına tepki İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’ten geldi. Dışişleri Bakanı Zarif, UAEK genel müdürü Yokio Amano’ya bir mektup yazarak Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly’nin Viyana’ya yaptığı ziyaretinin amaçlarının doğuracağı olumsuz sonuçları hakkında uyarıda bulundu.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, UAEK genel müdürü Yokio Amano’ya yazdığı mektupta, hatta bu ziyaret gerçekleşmeden önce ziyaretin hakkında yapılan propaganda ve ziyareti planlama biçimi ve gönderdiği sinyalleri de Bercam nükleer anlaşmasının başarılı bir şekilde uygulanmasına yönelik yıkıcı etkileri olacağını ortaya koyduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif geçen hafta Cuma günü Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly’nin Çarşamba günü Viyana’ya yaptığı ziyareti hakkında yaptığı açıklamada da Amerikalı yetkililerin bu ziyaretinin amacı ve sonuçları ile ilgili yaptığı açıklamaları Bercam nükleer anlaşması ve BM güvenlik konseyinin 2231 sayılı kararnamesinin maddelerine ve özellikle UAEK’nun bu kuruma verilen hassas bilgileri koruma ve gizlilik ilkesine uymaya yönelik yükümlülüğüne aykırı olduğunu vurguladı. Dışişleri Bakanı Zarif, UAEK Bercam nükleer anlaşmasındaki konumu ve bağımsızlığı uluslararası arenalarda sorgulanmasına müsaade etmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
UAEK, Bercam nükleer anlaşması yürürlüğe girdiği günden itibaren İran İslam Cumhuriyeti’nin bu anlaşmadaki sorumluluklarını yerine getirmesini gözetlemeye ve bu yönde rapor sunmaya başladı. UAEK genel müdürü Yokio Amano söz konusu nükleer anlaşmadan sonra yayımladığı mevsimsel raporlarında sürekli İran İslam Cumhuriyeti’nin Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını doğruladı. Bercam nükleer anlaşmasında İran, nükleer programının çeşitli bölümlerinde geçici kısıtlamaların uygulanmasını ve bazı güven arttırıcı uygulamalarda bulunmayı kabul etti ve bu yönde verdiği tüm sözlerini tuttu. UAEK da raporlarında defalarca İran Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini büyük bir titizlikle yerine getirdiğini ve yükümlülüklerine bağlı kaldığını vurguladı.
Beyaz saray yetkilileri İslam inkılabı muhafızlar ordusu ve gönüllü seferberler güçleri ve Kudüs ordusunun bölgede bazı milis güçlere askeri eğitim desteği sağlaması üzerine yazdıkları senaryoda bu silahlı güçlerin rolü hakkında kuşku uyandırmaya ve Amerikan kongresinin yasalarına istinat ederek İran İslam Cumhuriyeti’ne dayattıkları yaptırımları genişleterek ağırlaştırmaya çalışıyor.
Rusya jeo politik etüt merkezi Başkanı ve bu ülkenin savunma bakanlığı uluslararası işbirliği idaresi eski başkanı Leonid İvaşev Moskova’da muhabirimize bu yönde yaptığı değerlendirmede, Amerika’nın bu hareketi İran düşmanlığı programları çerçevesinde gerçekleştiğini ve Amerika Başkanı Donald Trump bu alanda adeta İsrail’in emir kulu gibi hareket ettiğini ve Tel Aviv’in Tahran karşıtı senaryolarının uygulayıcısı olduğunu vurguladı.
Geçen hafta İran’da 22 Ağustos günü her yıl olduğu gibi, savunma sanayii günü olarak kutlandı. Savunma bakanlığı bu gün dolaysıyla bir bildiri yayımlayarak, savunma sanayii uzmanları ülkenin savunma gücünü azami seviyeye yükseltmek için bir an bile çalışmak ve çaba harcamaktan gafil olmayacaklarını vurguladı.
Savunma bakanlığının bildirisinde şu ifadelere yer verildi: İran İslam Cumhuriyeti’nin özellikle stratejik silahları ve bilhassa silahlı kuvvetlerin füze gücünü takviye etmek başta olmak üzere caydırıcı gücünü ve güvenliğini geliştirmek ve bölgede İslamî direniş cephesine destekleri sürdürmek, İran savunma bakanlığının bölgede yeni konumunu ve rolünü ortaya koymaktadır. İran İslam Cumhuriyeti’nin politikası ta baştan savunma alanlarında dayanışma ve her türlü gerginlikten uzak durma temeline dayanmıştır. İran İslam Cumhuriyeti savunma kurumları da bu doğrultuda saldırgan taraflara ve İran’ı ve bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalışanlara onlardan gelen her türlü tehdide karşı gerekli olan caydırıcı güce sahip olduğunu göstermiştir.
İran İslam Cumhuriyeti savunma ve caydırıcı gücünü karşılama yönünde sarf ettiği çabaların çerçevesinde savunma sanayii yerel hale getirmenin yanında bazı savunma sistemlerinin alımını da savunma gücünü takviye etme yönünde gerekli buluyor. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin yeni kabinesinde savunma Bakanı olarak göreve başlayan General Emir Hatemi de gazetecilere yaptığı açıklamada, iç imkanlara ve yeteneklere dayanmak ve kutsal savunma yıllarının önemli getirilerini kullanmak, bugün İran İslam Cumhuriyeti nizamından caydırıcı büyük bir güç yarattığını ve şimdi hiç bir tarafa dile getirdiği tehditlerini hayata geçirmesine müsaade etmeyeceklerini vurguladı.
Savunma Bakanı General Hatemi ayrıca İran İslam Cumhuriyeti nizamının savunma programları da yerli hale getirilen savunma teknolojilerinden yararlanarak ve önceden onaylanan programlara göre devam edeceğini ve hiç bir baskı bu süreci etkileyemeyeceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Ruhani İran’ın gelecek dört yılda Cumhurbaşkanı olarak yemin ettikten sonra yaptığı konuşmasında şu ifadelere yer vermişti: Biz barıştalep bir devletiz ve hem iç siyaset ve hem dış siyaset arenasında barışı savaşa ve ıslahı durgunluğa ve gericiliğe tercih ederiz. İran İslam Cumhuriyeti’nin temel politikası dünya ile geniş ve dengeli teamüllerde bulunmaktır. Dünya ülkeleri ile yapıcı teamül, komşu ve bölge ülkeleri ile ilişkileri derinleştirmek ve dost ülkelerle işbirliğini arttırmak sadece bilinçli bir seçim değil, aynı zamanda uluslararası barış ve güvenin gerektirdiği bir zarurettir. Günümüzdeki karmaşık ve tehlikeli tehditleri ve gelişmeleri aşmak devletlerin ve milletlerin arasında temasları arttırmak ve diyalog anlayışını kurumsallaştırmaktan başka türlü olamayacağı ortadadır.