Türkiye Gündemi
Geçen hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, resmi ziyaret için Türkiye'de bulunan Filistin Özerk Teşkilatı Başkanı Mahmud Abbas'ı resmi törenle karşılaması, yeni KHK'larla MİT'in cumhurbaşkanlığına bağlanması ve Almanya ile Türkiye arasında söz düellosunun devam etmesi gibi başlıkları bugünkü sohbetimizde masaya yatıracağız.
Geçen hafta Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştükten sonra katıldığı ortak bir basın toplantısında konuşan Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmut Abbas, Filistin davasının tahakkuk etmesinin ancak tüm Filistinli grupların vahdet ve birliği ile mümkan olabileceğini bildirdi.
Türkiye'nin Filistin halkı ve davasına verdiği destekten dolayı teşekkürlerini bildiren Abbas, Erdoğanla görüşmesinde, Filistin halkı içindeki birlik ve dayanışmanın daha da pekiştirilmesi ve mevcut anlaşmazlıklara son verilmesi konusundaki kendi kararlılığını gösterdiğini bildirdi.
Abbas açıklamasının devamında şunları söyledi: Bizim tek arzumuz bağımsızlığa sahip ülkelerinde Filistin'de 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan ülkede yaşama hakkıdır. İsrail'in Mescid-i Aksa'daki yaptıklarına karşılık yaptığınız net tavır, açıklama ve girişimlerinizden dolayı teşekkür ederim.
*****
Geçtiğimiz hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni talimatıyla, emniyet ve istihbarat sistemi üzerindeki etki ve yetkisini arttırmış oldu. Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında 693 ve 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararnamelere göre; 928 kişi kamudaki görevinden ihraç edilirken 60 kişinin göreve dönüşünün yolu açıldı. 10 emekli TSK personelinin rütbeleri alındı ve 6 kurum kapatıldı. 694 sayılı KHK ile de MİT Müsteşarı'nın tanıklığı Cumhurbaşkanı’nın iznine bağlandı. Ayrıca milletvekillerine seçimler öncesinde ya da sonrasında işlediği suçlardan soruşturma açılabileceği, Albay ve generallerin rütbe süresi dolmadan terfi alabileceği de KHK'da yer aldı.
Türk siyasi çevreler Erdoğan'ın yeni talimatını, MİT üzerindeki kişisel nüfuz ve kontrolünü arttırma çerçevesinde değerlendiriyorlar çünkü bu talimat uyarınca MİT, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay personeli hakkında da soruşturma yapma yetkisine sahip olacak.
Erdoğan daha önceleri de Türkiye'deki bütün yürütme ve emniyet teşkilatları üzerinde kontrol sağlamaya çalışsa da, ancak bu süreç, 15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından hızlandı.
Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun istifası zamanından başlayan yaklaşım, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından artan hızla devam etti ve ediyor.
Davutoğlu Başbakanlık'tan ayrıldığı dönemde, bazı Türk siyasi çevreler, bu hareketi, Erdoğan'ın yürütme organları ve Adalet ve Kalkınma Partisi üzerindeki tartışılmaz ve mutlak kontrol ve gücünün bir işareti yorumlamıştı.
Esasında Erdoğan, cumhurbaşkanlığı döneminde, iktidardaki AK Parti'nin izlediği politikalarının toplumsal ve siyasi rahatsızlığa neden olduğuna tanıklık etmiş ve bu da onun siyaset ve emniyet alanlarında endişe ve kaygılarına sebebiyet vermiştir.
Türk siyasi çevreler, Erdoğan'ın yaptıklarını Türkiye'de polisiye yönetimini geliştirme çerçevesinde değerlendirerek, cumhurbaşkanının icraatının geçen 10 yıllardaki toplumsal ve siyasi durumu çağrıştırdığını bildiriyorlar.
Başka bir deyişle, şimdiye kadar eğer siyasi ve iç çevrelerle, endişe ve kuşkuyla kararlar, yaklaşımlar ve talimatları izliyorduysa, gelinen noktada bizzat Erdoğan da aynı endişe ve kaygıları taşıyor ve Erdoğan'ın fikir ve düşüncesinde bu endişenin olduğuna dair tahmini güçlendiren nedenlerden biri de işte Türkiye Cumhurbaşkanı'nın MİT'in Cumhurbaşkanlığı'na bağlanması ile ilgili talimatıdır.
ABD'de yayınlanan New York Times gazetesi başta olmak üzere bazı Batı merkezli gazeteler ise Tükiye'nin yıkıcı suizanna doğru yönelmesi konusunda uyarıda bulundular.
*****
Geçen hafta Irak basınında yer alan haberlere göre, Süleymaniye'de bir otelde bir süre kalan ve daha sonra Süleymeniye'nin Dukan bölgesine geçen MİT mensupları burada PKK tarafından kaçırıldı.
Söz konusu kaçırılma hadisesi Türkiye basınında kendisine henüz yer bulmamış olsa da, kaçırılma hadisesi KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Diyar Garip tarafından da doğrulandı.
Rudaw'da yer alan habere göre Garip, Rojnews'a yaptığı açıklamada, kaçırılan isimlerin kimliklerini "Süleymaniye yönetimi ve KYB'yi zor durumda bırakmamak" amacıyla açıklamadıklarını bildirdi ve "Hiç şüphesiz, PKK, Süleymaniye bölgesini kirli operasyonlarını yürütmek için bir yer yapmak isteyen MİT yetkililerinin tutuklanmasıyla ilgili bilgileri açıklayabilir. Bunların en büyük kısmı, önde gelen bir PKK yetkilisine suikast yapmaktı" ifadelerini kullandı.
Diyar Garip, PKK'nin MİT ajanlarının kimliğine ilişkin bilgileri medyaya vermeye hazır olduğunu ve Türkiye'nin PKK'nın bunu henüz yapmadığına şükretmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye Genelkurmay Başkanlığınca, 17-24 Ağustos tarihleri arasında PKK'yla mücadele operasyonlarında 43 teröristin etkisiz hale getirildiği bildirildi.
Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK), son bir haftada, Şırnak, Diyarbakır ve Hakkari'deki operasyonlarda 43 PKK'lının etkisiz hale getirildiği bildirildi.
Genelkurmay Başkanlığından yapılan haftalık bilgilendirmede, yurt içinde PKK'ya karşı sürdürülen mücadele ile Suriye'nin kuzeyinde yürütülen operasyonlara ilişkin bilgi verildi. Buna göre, PKK'lılarca özellikle Hakkari ve Şırnak'ta sürekli barınma alanı ve yurt içine geçiş güzergahı olarak kullanılan alanların temizlenmesi amacıyla başlatılan operasyonlara devam edildi.
**
Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan terör örgütleri ile ilgili son açıklamasında, söz konusu grupların ülke içinde ve dışında, ülkeye el uzatmak isteyen büyük güçler tarafından araç olarak kullanıldığını belirtti.
Erdoğan, Gülen grubu, Kürdistan İşçi Partisi PKK, Demokratik Birlik Partisi PYD ve Halkçı Koruma Birlikleri YPG ile IŞİD ve diğer terör gruplarının birer araç olduğunu belirterek, söz konusu grupların her birinin Türkiye halkı ve ülkesine göz diken güçler tarafından kullanıldığını söyledi.
Erdoğan, Anadolu'nun Fethi Malazgirt Zaferi’nin 146'ıncı Yıldönümü nedeniyle düzenlenen programda, terör örgütlerinin birer piyon olduğunu vurgulayarak, ''Ucu Pensilvanya'ya dayanan bu malum zatla, 15 Temmuz'da milletim onlara ciddi bir fatura ödetti'' dedi.
Erdoğan sözlerinin devamında “FETÖ, PKK, PYD, DEAŞ birer piyondur. Diğer terör örgütleri birer piyondur. Bizim mücadelemiz sadece araçlarla değil asıl onları kullananlara karşıdır. Bugün milletçe yedi düvele karşı mücadele ediyor olabiliriz. Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te giydiği kefen bu millete liderlik eden herkesin sırtında olmaya devam etmiştir. Kefenleri giymeye hazır mıyız? Kefenleri giymiş olan ecdatlarımızın arkasından yürümeye hazır mıyız?” diyerek halkı coşturmaya ve kışkırtmaya çalıştı.
Geçen hafta Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım Kürdistan'da referandumla ilgili yaptığı açıklamada, bir devletin Türkiye'ye kafa tutmasının savaş sebebi olduğunu bildirdi.
Yıldırım, "Kuzey Irak'ta yapılması planlanan referandum iptal edilmeli. Irak’ın parçası olan bir bölgesel yönetim var. Bu savaş nedeni olmaz. Bir devlet bize kafa tutar, egemenlik haklarımıza karşı hareket içinde olursa bizim için savaş sebebidir" ifadelerini kullandı.
Bundan önce de Irak başbakanı Barzani tarafından referanduma gidilmek istenmesine karşı çıkarak bunun Irak anayasasına aykırı olduğunu bildirmişti.
*********
Geçen hafta Ankara muhalefeti, Türkiye’nin komşulara karşı müdahaleci siyasetlerini eleştirmeye devam etti.
Bu bağlamda CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriye krizinden Ankara yönetimini sorumlu tuttu. Kılıçdaroğlu Ankara yetkililerinin uluslararası alanda mantıklı ve güvenilir siyasetler izlemek yerine, düşmanlık ve baskı kökenli strateji izlediğini vurgulayarak bu yüzden Ankara’nın diğer ülkeler ile gerginliğin, Suriye saldırısı ardından daha da arttığını belirtti.
Ana muhalefet parti başkanı Kılıçdaroğlu, bundan önce Cenevre müzakerelerinde Suriye heyet başkanı Beşar Caferi’nin de benzer sözlerle Ankara’nın müdahaleci siyasetlerini eleştirdiği bir ortamda açıklamada bulundu.
Caferi Türkiye yönetiminin 300 bin teröristin Türkiye sınırlarından geçerek Suriye’ye girdiğini, ve onlara lojistik destek vermekte baş rol üstlendiğini belirtti. Beşar Caferi sözlerinin devamında şöyle dedi: Fakat Türkiye’nin Suriye’deki kör siyasetlerinin sonucunda Beşar Esad’ın yasal hükümeti devrilmezken, üstelik Türkiye’de güvenlik düzenin sarsılmasına ve bu ülkede terör saldırılarının her geçen gün aratarak devam etmesine sebep oldu.
Ankara yönetiminin dış siyasetteki yanlış bakışı, bölge ve dünyada bir çok siyasi çevrenin dikkatini, Ankara’nın maceracı politikalarına çevirdi. Örneğin Türkiye hükümeti Fars Körfezi kıyısı Arap ülkelerin içişlerine karışarak, bu ülkelerde konumunu güçlendirmeye çalıştı. Fakat ilk olumsuz tepki ise Suudi yetkililerden gelerek, askeri güçlerini Katar’dan çekmesi istendi.
Bu arada CHP Aydın Milletvekili ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan da Türkiye’de kişisel ordunun kurulduğu hakkında uyarıda bulunarak, artık Türkiye’de ulusal bir ordunun var olmadığını, Gülen operasyonu ardından yaşanan tasfiyeler ve YAŞ’da alınan kararlar sonucu Erdoğan’ın kişisel bir ordu kurma peşinde olduğunun anlaşıldığını söyledi.
CHP’li Tezcan açıklamasında, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üzerine oynanan ciddi bir oyun var. Dün FETÖ yapıyordu bunu, 15 Temmuz’dan sonra da ‘Biz bu hastalıklardan arınırız. Bu bütün yaşananlar bize ders olur’ diye düşünürken, son YAŞ kararlarında artık mesele başka yerlere geldi. Kişisel bir ordu kuruluyor endişesi yaşıyoruz” ifadelerini kullandı
Bülent Tezcan gibi bir çok muhalif, 2016 darbe kalkışmasının Erdoğan ve iktidar heyetine OHAL uygulayarak kendi muhaliflerini bastırma bahanesi oluşturduğu kanaatindeler.
******
Geçen hafta Almanya dışişleri bakanı yaptığı açıklamada, Berlin'in Türkiye'nn AB üyeliğine izin vermeyeceğini belirti.
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yönetimi devam ettiği sürece Türkiye'nin asla Avrupa Birliği üyesi olamayacağını söyledi.
Almanya'nın Bild gazetesine konuşan Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, "Mevcut durumda Türkiye'nin AB'ye asla üye olamayacağı net bir şekilde görülüyor. Bunun nedeni bizim onları istemememiz değil, Türk hükümeti ve Erdoğan'ın Avrupa'nın temsil ettiği değerlerden hızlı bir şekilde uzaklaşması" dedi.
Almanya dışişleri bakanı Ankara'nın muhalefeti bastırmada yasaların ötesinde davrandığını belirterek Türkiye yönetimini eleştirdi.
AB liderleri, geçen yıl darbe kalkışması ardından Türkiye'de muhalefetin Ankara tarafından bastırılması nedeni ile Erdoğan'ı eleştirdi.
Öte yandan Almanya Dışişleri Bakanı Gabriel, Türkiye üzerinde baskı oluşturmak için aldıkları ekonomik önlemlere AB ülkelerinden de destek istediklerini, ancak bazı AB ülkelerinin bu konuda Almanya’dan farklı düşündüklerini söyledi.
Berlin’de gerçekleştirilen "Açık Kapı Günü" çerçevesinde, bir grupla bir araya gelen ve soruları cevaplayan Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye ile ilişkilerde yaşanan meseleleri de değerlendirdi.
Alman hükümetinin Türkiye’ye karşı aldığı kararlara AB üyesi ülkelerden de destek istediğini belirten Gabriel, "Avrupa'da her ülke bizim gibi düşünmüyor. Bazı ülkeler, 'Bırakın geçmişte olduğu gibi Türkiye ile işbirliğine devam edelim' diyorlar. Biz bu konuda farklı düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Alman Dışişleri Bakanı, muhalefet partileri tarafından belirtilen, Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerini nihayete erdirme çağrılarına ise karşı çıktı.
Zaten halihazırda müzakerelerin ilerlemediğini, bu sürece son verilmesinin ise Türkiye’de AB’yi savunan kesimlere hatalı bir mesaj olacağını aktaran Gabriel, AB’nin böyle bir adım atmasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı daha da güçlendireceğini öne sürdü.