Nura giden yol
EL-AHZAB suresinin 1 ila 5. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
EL-AHZAB suresinin 1 ila 3. ayetleri:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللَّهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا (33:1)
وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ مِنْ رَبِّكَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا (33:2)
وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا (33:3)
Yani:
Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır.
Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.
Tarihî rivayetlere göre, Mekkeli müşriklerin Ebu Sufyan gibi elebaşıları İslam Peygamberi’ne –s–, onların putlarına dokunmadığı takdirde onlar da o hazretten ele çekeceklerini ve dinini halk arasında tebliğ etmesine müsaade edeceklerini söylüyordu. Allah teala peygamberini bu tür uzlaşmacı önerilere karşı dikkatli olması konusunda uyarıyor ve kendi inancını tebliğ etme uğruna İslam düşmanları ile uzlaşmamasını ve küfür ve şirkle mücadeleden el çekmemesini emrediyor.
Doğal olarak düşmanlar da komplo kurmaktan el çekmeyecektir ve bu yüzden her daim Allah tealaya tevekkül etmek ve ancak O’ndan medet ummak gerekir, çünkü işleri Allah tealaya havale etmek için O’na tevekkül etmek yeterlidir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Din düşmanları ile onlara itaat etmekle sonuçlanacak her türlü uzlaşma, ilahi takva ile bağdaşmaz.
2 – İç münafıklar dış düşmanlarla hemfikir ve aynı çizgidedir. Onlara dikkatli olmalıyız.
3 – Kafirlerin rızasını kazanmaya çalışmak yerine, kafirlerin hoşuna gitmese bile dinin tealimini izlemeliyiz.
4 – Kafirlere ve münafıklara itaat etmemek ve ancak vahiy yolunu izlemek, elbette bazı sıkıntıları beraberinde getirecektir. Bu bağlamda muhaliflere karşı sabır ve direnişte en büyük dayanağımız Allah’a tevekkül etmektir, zira yüce Allah müminlerin en büyük hamisidir.
EL-AHZAB suresinin 4. ayeti:
مَا جَعَلَ اللَّهُ لِرَجُلٍ مِنْ قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ وَمَا جَعَلَ أَزْوَاجَكُمُ اللَّائِي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَاتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَاءَكُمْ أَبْنَاءَكُمْ ذَلِكُمْ قَوْلُكُمْ بِأَفْوَاهِكُمْ وَاللَّهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ (33:4)
Yani:
Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, "zıhâr" yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.
Önceki ayetler İslam Peygamberi –s– ve münin kulları, kafirleri izlemek ve onlara itaat etmekten men etti. Bu ayet ise müşriklerin arasında yaygın olan bazı hurafelere ve batıl inançlara işaret ederek şöyle buyurmakta:
Allah teala bu tür batıl inançları asla tavip etmez, o zaman onlardan sakının. Zira bir gönülde iki dostluk asla bir araya gelemez. Yani Allah sevgisi ile müşrikler ve kafirleri sevmek asla bir arada olamaz. Eğer Allah’ı seviyorsanız, o zaman O’na uyun ve din düşmanlarından uzak durun.
Cahiliye döneminde yaygın olan yanlış adetlerden biri şöyleydi ki, bir erkek eşine öfkendiği zaman ona bundan böyle anam gibisin, derdi ve bunu söyledikten sonra eşi ile asla ilişkiye girmezdi. Oysa eş hiç bir zaman insanın anası gibi olamaz. Bu yanlış bir sözdü ve cahiliye Arapları bu sözü eşine nefret duygusunu beyan etmek için beyan ederdi.
Cahiliye döneminin bir başka hurafe inancı ise, bir erkek çocuğu evlatlık edindikleri zaman onu gerçek oğulları gibi saymaları ve gerçek evladın babası üzerindeki tüm hakları onun için de tanımalarıydı. Evlatlık alınan çocuk üvey babasından ve üvey babası da evlatlığından aynı şekilde miras alabilirdi. Yine bu iki kişiden bir vefat ettiğinde veya eşini boşadığında, onun eşi ile evlenmek ötekine haram sayılırdı.
İslam dini cahiliye çağının bu tür batıl inançlarına savaş açtı ve üvey evlatla evlatlık arasında fark bulunduğunu belirtti. Örneğin İslam Peygamberi’nin –s– evlatlık edindiği Zeyd bin Harise eşini boşadığında, Allah teala peygamberine Zeyd’in eşi ile evlenmesini emretti ve böylece cahiliye döneminin bu yanlış geleneğini ortadan kaldırdı.
Ayet daha sonra temel bir ilkeye işaret ederek şöyle buyurmakta:
Sırf sözle gerçek durumlar değiştirilemez ve buna göre ahkam uydurulamaz. Örneğin biri eşine anam gibisin, demesi ile gerçek değişmez, nitekim birini evlatlık edinmekle insanın gerçek evladı olamaz.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Bir gönülde iki zıt dostluk bir arada olamaz. Dostluk, birlikteliği ve izlemeyi beraberinde getirir. Yani Allah’a iman ederken, pratikte kafirlerin yolu izlenemez. Bu durum ancak insanın kalbi nifaka bulaşmış olması durumunda yaşanabilir.
2 – Ebeveynle evlatların ilişkileri protokol icabı veya sözleşmeli değil, hakiki ve doğal ilişkilerdir. Bu yüzden bu ilişki hatta ölümden sonra bile kopamaz.
3 – Sosyal ve ailevi kurallarda Hak ve batıl kriterleri, vahiy öğretileridir. Dolaysıyla vahiy ile bağdaşmayan her türlü adet ve gelenek ve görenek bir kenara bırakılmalıdır.
EL-AHZAB suresinin 5. ayeti:
ادْعُوهُمْ لِآَبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِنْدَ اللَّهِ فَإِنْ لَمْ تَعْلَمُوا آَبَاءَهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَا أَخْطَأْتُمْ بِهِ وَلَكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَحِيمًا (33:5)
Yani:
Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Bu ayet bir önceki ayetin devamında şöyle buyurmakta:
Sosyal ve ailevi davranışlarınızda, evlatlıklarınız sizin gerçek evladınızmış gibi davranmayın. Eğer onların babalarını tanıyorsanız, babalarına nisbet ederek çağırın ve eğer bilmiyorsanız, onları din kardeşi veya dostunuz olarak tanıtın ki, her insanın asaleti korunsun ve başkaları da evlatlığınızın sizin gerçek evladınızmış gibi zannetmesin.
Ayet daha sonra genel bir kurala işaret ederek, yanılarak yapılan herhangi bir ameli Allah teala bağışladığını, ancak kasıt varsa, cezalandırdığını buyurur.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İnsanların gerçek babaları ile soy bağına saygı duymalı ve evlatlık edinmek gibi durumlarda bunu değiştirmemeliyiz.
2 – Hatta babası belli olmayan insanlara saygı ile davranmalı ve onlara hakaret etmemeli, aşağılamamalıyız.
3 – Suç işleme durumunda, bazen insanın saikleri ve bilinçli o suçu işleyip işlemediği alacağı cezayı etkileyebilir.