Eylül 11, 2017 07:19 Europe/Istanbul

İslamî İran Gadir-i Hum bayramı dolaysıyla büyük sevinç ve mutluluk içindedir.

Bu büyük bayramı kutlayarak bugünkü İran gelişmeleri ile ilgili bültenimize başlıyoruz.

Bültenimizin başında İran İslam Cumhuriyeti’nin bölgesel ve uluslararası arenalarda Myanmar’da müslümanların durumu hakkında sıkı bir istişare yürütmesini gözden geçirdikten sonra Amerika’nın Bercam nükleer anlaşması çerçevesinde İran karşıtı hareketliliğini ve en son İran İslam Cumhuriyeti’nin terörle mücadele stratejisini ve bu alanda komşuları ile işbirliği anlayışını ele almak istiyoruz.

Rohingya Müslümanları Myanmar toplumunun bir parçası olmalarına karşın geçen hafta yine geniş çaplı organize şiddete maruz kaldılar. Uluslararası göç örgütü, binlerce Rohingyalı Müslüman son beş yılın en şiddetli saldırılarının ardından Myanmar sınırını geçerek Bangladeş topraklarına sığındıklarını duyurdu.

Myanmar yönetimi bu ülkenin nüfusu bir milyona yakın olan Rohingyalı Müslümanı kendi vatandaşı olarak kabul etmiyor ve onları illegal göçmen sayarak hiç bir şekilde vatandaşlık hakkı tanımıyor.

Bu arada geçen 25 Ağustos tarihinden beri Myanmar ordusu ve radikal Budistlerin Rohingyalı Müslümanlara yönelik saldırılarında şimdiye kadar bini aşkın Rohingyalı Müslüman hayatını kaybetti ve binlerce kişi de yaralandı. Gerçekte radikal Budistler Rohingyalı Müslümanlara karşı soykırım uygulayarak bu insanların topraklarını ve mal varlığını gasp etmek ve yağmalamak istiyor.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu yıl Hac kongresine gönderdiği ve müşriklerden beraat merasiminde okunan Hac mesajında günümüzde İslam dünyası güvensizlik sorunu ile karşı karşıya kaldığını belirterek mazlum Rohingyalı Müslümanlar gibi zulüm altında inleyen Müslüman azınlıkların kesin bir şekilde savunulmaları ciddi bir zaruret olduğunu vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı da Myanmar’da Müslümanların feci durumunu uluslararası arenalara ve özellikle BM’ye taşıyarak uluslararası camianın ve başka devletlerin ilgisini bu konuya çekmeye çalıştı. Bu çerçevede Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup yazarak Myanmar’da Müslümanlara karşı şiddetin durdurulmasını istedi.

Zarif mektubunda, uluslararası camia ve Müslüman ülkeler Myanmar yönetiminden Rohingyalı Müslümanlara yönelik cari şiddeti derhal durdurmasını ve bu insanlara insani yardım ulaştırılmasının yolunu açmasını istedi.

Zarif ayrıca, bu cinayetleri işleyenlerin yargılanması ve bir daha tekrarlanmaması için gereken tedbirlerin alınmasını talep etti.

Zarif mektubunda şimdiye kadar uluslararası camianın bu talebine karşılık verilmemesini de büyük talihsizlik niteledi.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Türkiye, Malezya ve Endonezya Dışişleri Bakanları ile telefon görüşmesinde Arakanlı Müslümanların durumunu masaya yatırdı.

Dışişleri Bakanı Zarif görüşmelerde Myanmar’da Müslümanların üzücü durumundan duyulan kaygıları dile getirerek İslam ülkelerinden bu insanlara reva görülen zulüm ve şiddete son vermek üzere daha ciddi uygulamalarda bulunmalarını istedi.

Zarif’in telefon görüşmelerinde İran’ın bu krizin çözümü için her türlü yardımda bulunmaya hazır olduğu bildirildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi de konu ile ilgili yaptığı açıklamada, İran İslam Cumhuriyeti kızılay cemiyetinin mazlum Rohingya Müslümanlarına insani yardım ulaştırabilmesi için diplomatik çabalarını sürdüreceklerini açıkladı.

Bu arada BM bir bildiri yayımlayarak, Myanmar’da katledilen Rohingyalı Müslümanların sayısı 1000’i aştığını duyurdu.

Geçen hafta bölgede direniş cephesinin tekfirci IŞİD terör örgütüne karşı zaferleri Irak ve Suriye topraklarında yeni bir aşamaya geldi. Suriye ordusu ve direniş güçleri geçen hafta Deyrizzur kentine girerek, tekfirci IŞİD terör örgütü tarafından bu kente dayatılan üç yıllık kuşatmayı tamamen kırmayı başardı.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif bu gelişmenin ardından Suriyeli mevkidaşı Velid Muallim’i arayarak Deyrizzur kuşatmasının kırılması dolaysıyla Suriye milleti ve devletini kutladı. Dışişleri Bakanı Zarif ayrıca İran İslam Cumhuriyeti terörle savaşta Suriye devletine desteğini sürdüreceğini vurguladı.

Bilindiği üzere Suriye krizi 2011 yılında Amerika, Arabistan ve Batılı ve Arap müttefiklerinin desteklediği ve beslediği tekfirci terör örgütlerinin Suriye devletine karşı geniş çaplı bir savaş başlatmasının ardından başladı. Bu komplonun esas amacı ise bölgede siyonist rejimin güvenliğini temin etmek ve dengeleri bu rejimin lehine değiştirmekti. Ancak Suriye ordusu direniş ekseninin destekleri ile sonunda tekfirci teröristlere ağır darbeleri indirmeyi başardı. Suriye’de Halep’in kurtuluşu ve şimdi de Deyrizzur kuşatmasının kırılması ve Irak’ta Musul ve Tel Afer’in tekfirci IŞİD terör örgütünün işgalinden kurtarılması, IŞİD’in bu iki ülkede yolun sonuna yaklaştığını gösteriyor. Gerçekte bu başarılar Amerika ve sözde başını çektiği ittifakın IŞİD ile mücadelenin sonucu değil, asıl bölgede ister Şii ister Sünni tüm terör karşıtı güçlerin ve silahlı kuvvetlerin IŞİD ve hamilerine karşı verdiği ortak mücadelenin üründür. Nitekim Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in El-Meyadin kanalına verdiği mülakatta vurguladığı gibi, İran İslam Cumhuriyeti bölgede İslamî vahdet uğruna ağır bedel ödedi, ancak bu yoldan vazgeçmedi.

Tahran geçen hafta Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin özel temsilcisini ağırladı. Bültenimize bu ziyaretle ilgili raporumuzla devam ediyoruz.

Geçen hafta Japonya Başbakanı özel temsilcisi Masahiko Komura Tahran’ı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile görüştü. Japon elçi Komura görüşmede, içinde Tahran ve Tokyo arasındaki ilişkilerin ve işbirliğinin gelişmesine vurgu yapılan Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin yazılı mesajını sundu. Japonya Başbakanı Abe’nin özel temsilcisi Komura, Ruhani ile görüşmesinde, İran İslam Cumhuriyeti bölgede barış, huzur ve güvenliğin sağlanmasında her daim yapıcı rol ifa eden bir devlet olduğunu ifade etti.

Kore yarımadasında özellikle son günlerde daha da tırmanan gerginliklere işaret eden japon elçi Komura, İran İslam Cumhuriyeti dünyanın önemli bir devleti olarak bu krizin çözüme kavuşturulmasında etkili rol ifa edebileceğini vurguladı.

Son günlerde Bercam nükleer anlaşması Amerika Başkanı Donald Trump’ın tutumu ile dünyada en çok tartışılan konulardan biri oldu.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin İran Cumhurbaşkanı Ruhani’ye gönderdiği yazılı mesajı ve yine özel temsilcisi Komura’nın Tahran temaslarında üzerinde durduğu konulardan biri Bercam nükleer anlaşması oldu. Japonya Başbakanı özel temsilcisi Masahiko Komura Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüşmesinde, Tokyo yönetimine göre İran İslam Cumhuriyeti’nin Bercam nükleer anlaşmasına olan bağlılığı konusunda hiç bir şüphe bulunmadığını belirterek, Tokyo yönetiminin Bercam anlaşmasının tam olarak uygulanmasına verdiği desteği vurguladı.

Görüşmede Cumhurbaşkanı Ruhani de Japon elçiye Tahran yönetimi asla Bercam nükleer anlaşmasını ihlal eden ilk taraf olmayacağını, fakat karşı taraf yükümlülüklerine bağlı kalmadığı takdirde de gereken tepkiyi vereceklerini beyan etti.

Geçen hafta Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly’nin mantıksız sözleri bir kez daha siyaset ve medyaçevrelerinin gündemine oturdu.

Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly Salı günü American Interprise müessesesinde  yaptığı konuşmada bir kez daha uluslararası camianın ve UAEK genel müdürü Yokio Amano’nun raporuna aykırı ve gerçek dışı bir tutum sergileyerek, Bercam nükleer anlaşmasını eksik ve kısıtlı bir anlaşma niteledi ve İran İslam Cumhuriyeti’ni bu anlaşmayı defalarca ihlal etmekle suçladı.

Öte yandan Avrupalı devlet adamlarının ABD Başkanı Trump yönetiminin Bercam karşıtı hareketlerine gösterdikleri tepkilerin ardından UAEK genel müdürü Yokio Amano da geçen Perşembe günü Bercam nükleer anlaşmasından sonra İran ile ilgili yayımladığı sekizinci raporunda bir kez daha Tahran yönetimi Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını vurguladı.

Ancak UAEK genel müdürü Amano’nun son raporunda İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kaldığını vurgulamasına rağmen Amerika hakimiyetinde bu anlaşmaya karşı çıkan kesim her ne şekilde olursa olsun bu anlaşmayı zayıf ve kısıtlı bir anlaşma gibi tanıtmaya çalışıyor.

Aslında Trump yönetimi Bercam karşıtı bir politika izleyerek anlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmemek için Tahran’a baskı uyguluyor ve böylece Bercam anlaşmasını ihlal etme noktasına getirmeye çalışıyor ve sonuçta Amerika’nın Bercam’dan çekilme bedelini İran’a ödetmeye çalışıyor.

Geçen hafta İAEK Başkanı Salihi Almanya’nın Der Spiegel dergisine verdiği mülakatta Bercam nükleer anlaşmasının durumunu değerlendirdi.

Salihi, eğer ABD nükleer anlaşmadan çekilir, ama AB bağlı kalırsa, İran da muhtemelen bu anlaşmaya bağlı kalacağını ifade etti.

Salihi ayrıca, Bercam nükleer anlaşması başarısızlıkla sonuçlandığı takdirde bölgede nükleer silah rekabeti tetikleneceği uyarısında bulundu.

Salihi, İran her an nükleer anlaşmanın ne kadar faydası olduğunu ve bu anlaşmaya bağlı kalmanın İran için ne kadar bedeli olduğunu değerlendirdiğini ifade etti.

Geçen hafta Afganistan Cumhurbaşkanı yardımcısı Server Daneş, Kabil’de İran büyükelçisi Muhammed Rıza Behrami ile görüşmesinde iki ülkenin bölgesel sorunlara karşı işbirliği yapmaları gerektiğine vurgu yaptı. Bültenimizi bu görüşme ile ilgili raporumuzla noktalıyoruz

Afganistan Cumhurbaşkanı yardımcısı Server Daneş, İran büyükelçisi Muhammed Rıza Behrami ile görüşmesinde İran İslam Cumhuriyeti’nini Kabil yönetimi ile işbirliğinden ötürü şükranlarını sundu ve iki ülke arasında iktisadi ve kültürel alanlarda ilişkilerinin gelişmesi gerektiğini vurguladı.

Afgan yetkili iki ülkenin uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelesi de önemli olduğunu belirterek bu alandaki işbirliği daha da takviye edilmesi gerektiğini ifade etti.

Afganistan Cumhurbaşkanı yardımcısı Server Daneş ve İran büyükelçisi Muhammed Rıza Behrami görüşmede ayrıca İran’da yaşayan Afgan göçmenler ve güvenlik meseleleri ve terörle mücadeleyi de ele aldı.

İran ve Afganistan dini ve kültürel ortaklıkları bulunan iki ülkedir ve bu ortaklıklar iki ülkenin çeşitli alanlarda işbirliği yapmalarına vesile oluyor. Bu çerçevede Tahran yönetimi Afgan göçmenlerin çocuklarının üniversitelerde özel burslarla eğitimlerine devam etmelerine katkı sağlamak istiyor. İran ayrıca komşuları ile ilişkilerinde uyuşturucu madde kaçakçılığı ve terörle mücadelenin yanı sıra sınırların güvenliği ve iktisadi alanlarda işbirliği gibi durumlara da öncelik veriyor. İran komşularının güvenliğini kendi güvenliği olarak görüyor ve bu eğilimle başta Afganistan olmak üzere komşuları ile işbirliği yapmaya hazır olduğunu belirtiyor.