Eylül 22, 2017 16:17 Europe/Istanbul

Bültenimizde ilkin UAEK genel müdürü Yokio Amano’nın Bercam nükleer anlaşması ile ilgili yeni raporunu gözden geçirmek istiyoruz.

Myanmar’da yaşanan insani facia ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin bu facia ile ilgili beyanatı, Kazakistan’ın başkenti Astana’da Suriye barış müzakerelerinin yeni turunun sona ermesi, Amerika yönetiminin Bercam nükleer anlaşmasına yönelik sabotajları ve ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yöndeki mantıksız politikalarına yönelik eleştirilerin arttırılması, bültenimizin devamında ele almak istediğimiz bazı başlıkları oluşturuyor.

Geçen hafta UAEK genel müdürü Yokio Amano, Bercam nükleer anlaşması hakkında ajans yönetim kurulunun mevsimsel oturumuna yeni bir rapor sundu. Raporda bir kez daha İran İslam Cumhuriyeti’nin Bercam nükleer anlaşmasına bağlılığı vurgulandı. İran’ın UAEK temsilcisi Rıza Necefi, ABD’nin son hareketleri Bercam nükleer anlaşmasına aykırı olduğunu vurguladı.

UAEK yönetim kurulunun oturumuna katılan Necefi, Bercam anlaşması ele alındığı sırada yaptığı konuşmada, bu anlaşma gereksiz bir krize son veren tarihî bir kriz olduğunu, ama maalesef Amerika yönetiminin son hareketleri bu anlaşma ile çeliştiğini kaydetti.

Necefi, Bercam’ın uygulanması üzerinden 20 ay geçtiği halde Amerika’nın anlaşmaya yönelik tutumu asla kabul edilemez olduğunu, Amerika yönetimi anlaşmanın ruhuna aykırı ve yapıcı olmayan bir şekilde hareket ederek anlaşmayı başarısızlığa sürükleme yönünde adım attığını, Amerikalı bir yetkilinin geçenlerde UAEK yetkilileri ile görüşmesi de Amerika’nın art niyetinin bir başka delili olduğunu vurguladı.

İran’ın UAEK daimi temsilcisi Rıza Necefi oturumda yaptığı konuşmasının bir başka bölümünde bütün dünyanın nükleer silahlardan arındırılması gerektiğini belirterek, bu konu özellikle Ortadoğu bölgesinde ve korsan İsrail’in nükleer silahları yüzünden ciddi bir tehdit sayıldığını ve hem bölgenin ve hem dünyanın barış, güvenlik ve istikrarını tehdit ettiğini vurguladı. Necefi ayrıca NPT üyesi olan ülkelerin nükleer bilim adamları korsan İsrail tarafından suikaste uğramasına rağmen siyonist nükleer bilimcilerin nükleer silah sahibi olan ülkelerin nükleer tesislerine rahatça ulaşabilmelerini eleştirdi.

Öte yandan Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Federica Mogherini bir kez daha Bercam nükleer anlaşmasını desteklediklerini belirtti.

Global Research araştırma merkezinin internet sitesinde çıkan habere göre, Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini İran ile imzalanan nükleer anlaşmaya destek verdiklerini belirterek şöyle dedi: Bercam iki ülke arasında imzalanan bir anlaşma değildir. Ben bunu bundan önce de söyledim ve şimdi de bir kez daha tekrarlıyorum ki Bercam uluslararası camianın İran ile karşılıklı yükümlülükleridir ve BM güvenlik konseyinin bir kararnamesi ile desteklenmiştir ve UAEK tarafından da onaylanan bir anlaşmadır.

Ancak Avrupa Birliği Dış Politika Sorumlusu Mogherini’nin Bercam nükleer anlaşmasına verdiği açık ve net desteğe karşın Amerika yönetimi son günlerde UAEK’nda anormal bir şekilde ve diplomatik örf ve adetlere aykırı olarak yürüttüğü lobi faaliyetleri ile İran karşıtı yeni bir atmosfer yaratmaya çalışmaya başladı.

Bu doğrultuda geçen hafta Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly yine mantıksız ve mesnetsiz ve hiç bir belge veya delile dayanmayan açıklamasında İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan nükleer anlaşmanın eksik ve kısıtlı bir anlaşma olduğunu ve maddeleri yeniden müzakereye açılması gerektiğini ileri sürdü.

Benzer bir açıklamayı korsan rejim İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu Salı günü Arjantin’e yaptığı ziyareti sırasında yaptı ve nükleer anlaşmanın ya düzeltilmesini ya da mümkünse feshedilmesini istedi.

Bazı gözlemciler, ABD Başkanı Donald Trump İran ile imzalanan Bercam nükleer anlaşmasını yırtmak yerine UAEK üzerinden ve Bercam anlaşması çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik daha sıkı gözetim politikası dayatmaya çalıştığını belirtiyor. Amerika Başkanı Donald Trump ve takımının bu yöndeki isteklerinden biri de İran’ın askeri tesislerinin UAEK denetçilerine açılmasıdır.

Amerika yönetimi ayrıca İran’ın nükleer programına uygulanan bazı kısıtlamaları on yıl sonra kaldırılmasını ön gören ve Bercam nükleer anlaşmasında açıkça ifade edilen bazı maddeleri feshetmeyi istiyor. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı yeni stratejisini ne denli uygulayabileceği tartışılabilir.

Ancak İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Amerikalı yetkililerin bu tür girişimlerine ve mantıksız isteklerine gösterdiği tepkide bu isteklerin Bercam nükleer anlaşmasına aykırı olduğunu belirtti.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gittiği Sochi kentine varır varmaz, UAEK Genel Müdürü Yokio Amano’nun son sözlerine tepki gösterdi.

Amano’nun İran’ın askeri ve sivil merkezleri arasında hiç bir farklılık görmedikleri yönündeki sözlerine tepki gösteren Zarif, hem ek protokolün ve hem Bercam nükleer anlaşmasının çerçevesi belli olduğunu ve buna göre ancak içinde nükleer faaliyetlerin muhtemel olabileceği sitelerin denetlenebileceğini kaydetti. Zarif, hiç bir bahane İran’ın askeri gizli bilgilerinin ortaya çıkarılmasına sebebiyet veremeyeceğini vurguladı.

Bu arada Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron da Bercam nükleer anlaşmasını destekleyen açıklamasında, bu anlaşmanın hiç bir alternatifi bulunmadığını belirterek Amerika yönetimine gereken cevabı vermiş oldu. Reuters haber ajansı fransız lider Macron’un bu açıklamasını ABD’ye ve Bercam nükleer anlaşmasına çelme atmaya çalışan başkanına yönelik bir nevi uyarı şeklinde yorumladı.

Aslında Amerika yönetimi bu tür hareketleri ile iki amaca ulaşmaya çalışıyor. Amerika’nın ilk amacı bölgede İranofobia projesini sürdürmektir. Amerika’nın ikinci amacı ise İran’ın bölgesel ve küresel düzeyde gündeme gelmesini engellemektir. Bu çerçevede Reuters haber ajansı geçen hafta bir rapor yayımlayarak şu ifadelere yer verdi: Amerika Başkanı Donald Trump Amerika’nın Irak ve Suriye’de İranlı güçlere ve bu ülkenin şii temsilcilerine daha agresif bir şekilde tepki verme stratejisinin değerlendiriyor. Reuters raporda, bu strateji ile ilgili planı savunma Bakanı James Matis, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Amerika milli güvenlik danışmanı Herbert Mc Mister ve Amerikalı diğer bazı üst düzey yetkililerce hazırlandığını ve geçen Cuma günü düzenlenen milli güvenlik konseyi oturumunda Başkan Trump’a sunulduğunu belirtti.

Ancak şu anda Amerika Başkanı Donald Trump’ın İran aleyhinde agresif bir strateji izleyebilecek konumda olup olmadığı tartışma konusudur. Zira Trump şimdiye kadar uluslararası düzeyde sergilediği tavırları ile İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı konsensüs sağlayabilecek güçte ve yetenekte olmadığını ortaya koyduğu ifade ediliyor.

Geçen hafta Myanmar’da Rohingya müslümanlarına yönelik acımasız katliamlar ve cinayetler İran İslam Cumhuriyeti yetkililerinin sert tepkileri ile karşılaştı. İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, İslam ülkeleri Myanmar rejiminin acımasız cinayetlerine pratik tepki vermeleri gerektiğini vurguladı.

Uluslararası camiayı ve insan hakları havarilerini eleştiren İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, Myanmar’da işlenen cinayeti durdurmanın yolu, Müslüman ülkelerinin pratik eylemi ve acımasız Myanmar devletine siyasi ve iktisadi baskı uygulamalarından ibaret olduğunu belirtti.

İslamî devletlerin pratik olarak harekete geçmeleri ve bu duruma müdahale etmelerinin altını çizen İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, pratik eylem ve uygulamadan maksadı, Myanmar’a çıkarma yapmak olmadığını, asıl Myanmar devletine siyasi, iktisadi ve ticari baskıları arttırmak ve bu cinayetleri uluslararası platformlara taşımak ve haykırmak gerektiğini vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei sözlerini şöyle sürdürdü: Gerçi bu hadise dini bağnazlığın etkisi altında olabilir, fakat bu macera, tamamen siyasi bir meseledir, zira bu senaryoyu uygulayan taraf, Myanmar devletidir ve bu devletin başında da sözde Nobel barış ödülünü kazanan acımasız bir kadın yer almaktadır ve bu hadiselerin ardından gerçekte Nobel barış ödülünün ölümü de gerçekleşmiştir.

Gerçekte Myanmar devletinin Dışişleri Bakanı ve baş danışmanı olan Nobel barış ödüllü kadın Ang San Su Chi’nin Rohingya Müslümanlarına karşı işlenen bu feci cinayetlere karşı duyarsızlığı sosyal paylaşım sitelerinde  en çok tartışılan ve tepki gören konu olmaya başladı. Myanmar’da geçen 25 Ağustos tarihinden bu yana Myanmar ordusu ve radikal budistlerin Rohingyalı Müslüman azınlığa karşı şiddet uygulamaları yüzünden şimdiye kadar 6 bin Müslüman hayatını kaybetti, 8 bini de yaralandı.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise BM genel sekreteri Antonio Guterres’e yazdığı mektupta Myanmar’da Müslüman azınlığa karşı organize bir şekilde şiddet uygulandığını belirterek başta BM olmak üzere uluslararası camianın derhal harekete geçmesi gerektiğini vurguladı.

Geçen hafta Pakistan Dışişleri Bakanı Hoca Muhammed Asıf üst düzey siyasi ve iktisadi bir heyet başkanlığında Tahran’a bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyaretin ana gündem maddeleri iki ülkenin ortak sınırlarında güvenliği arttırmak ve terörle mücadele etmekte işbirliğini takviye etmek ve ayrıca iktisadi ilişkileri geliştirmekti.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, üst düzey bir heyet başkanlığında Tahran’a gelen Pakistanlı mevkidaşı Hoca Muhammed Asıf’la görüştü. Görüşmede iki Bakan ikili ilişkilerin özellikle bankacılık ve ulaştırma alanları başta olmak üzere geliştirilmesini ele aldı.

Terör ve uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, özellikle ortak sınır bölgesinde, iki bakanın ele aldığı bir başka gündemdi.

Dışişleri Bakanı Zarif görüşmede iki ülke arasında ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Ruhani de Tahran’da temaslarda bulunan Pakistan Dışişleri Bakanı Hoca Muhammed Asıf’ı kabul etti. Görüşmede Cumhurbaşkanı Ruhani, İran İslam Cumhuriyeti başta Pakistan olmak üzere bölge ülkeleri ile terörle mücadele ve bölgede barış, huzur ve istikrarı sağlamada işbirliği yapmaya hazır olduğunu, bu mesele mevcut şartlarda kaçınılmaz bir zaruret haline geldiğini, bu sorunların çözümü için ancak bölgesel girişimlerin gerekli olduğunu ve dıştan yapılan müdahaleler çözüm getiremeyeceğini vurguladı.

Pakistan Dışişleri Bakanı Hoca Muhammed Asıf, Tahran temaslarını tamamladıktan sonra İran’ın Kuzeydoğusunda yer alan kutsal Meşhed kentine de bir ziyaret gerçekleştirdi. Rezevi Horasan eyaletinin merkezi Meşhed’e yaptığı ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakan Asıf, Rezevi eyaletin Pakistan ile uygun iktisadi ilişkileri bulunduğunu  ve bu ilişkilerin her yıl 200 bin Pakistanlı ziyaretçinin bu eyaleti ziyaret etmesi ile beraber daha da gelişmesini umduklarını ifade etti.

Gerçekte İran ve Pakistan 270 milyon nüfus ve 909 km ortak sınırı, genç, eğitimli nüfusu, uzman iş gücü, zengin doğal ve iktisadi kaynakları olan iki devlet olarak birbirini tamamlayabilecek kapasitelere sahiptir. Hali hazırda bu yolda var olan engellerden biri iki ülkenin ortak sınırında kaçakçılık sorunudur ve ikili ticaret resmi hale geldiğinde bu sorunun hafiflemesi ve İran ve Pakistan arasındaki resmi ticarette bir sıçrama yaşanması beklenmektedir.

İran İslam Cumhuriyeti’nin komşuları ile terörle mücadelede hazır olduğunu belirtmesi sadece bir slogan değildir ve Tahran yönetimi bu konuya yönelik yükümlülüğünü pratikte ve terörle hakiki mücadele ile de ispat etmiştir. Bu doğrultuda geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Rusya yetkilileri ile istişarelerde bulunmak üzere Suchi kentine gitti ve aynı günlerde Kazakistan’ın başkenti Astana’da İran, Rusya ve Türkiye heyetlerinin katılımı ile Astana 6 müzakereleri düzenlendi.

Suchi kentinde bir açıklama yapan Dışişleri Bakanı Zarif, İran ve Rusya arasında Suriye’de huzur ve barışın sağlanması için çok iyi işbirliği yapıldığını ve şimdi Kazakistan’ın başkenti Astana’da başlayan Suriye barış müzakerelerinin altıncı turunda bu doğrultuda daha büyük başarıların elde edilmesini umduklarını ifade etti.

Bilindiği üzere İran, Rusya ve Türkiye’nin inisiyatifi ile Kazakistan’ın başkenti Astana’da başlatılan Astana sürecinde çok iyi ilerlemeler kaydedildi. Bu arada Irak ve Suriye’de tekfirci terör örgütlerine karşı elde edilen zaferler ve bu iki ülkede bazı önemli ve stratejik bölgelerin teröristlerin işgalinden kurtarılması da bölgenin yeniden huzura kavuşması yönünde umutları arttırdı.

Geçen hafta İran Cumhurbaşkanı Kazakistan’ın başkenti Astana’da bilim e teknoloji üzerine düzenlenen birinci İslam işbirliği teşkilatı İİT liderler zirvesine katıldı.

Ruhani zirvede yaptığı konuşmada, İran İslam Cumhuriyeti İslam ülkeleri ile bilim ve teknoloji alanlarında işbirliği yapmaya hazır olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Ruhani ile birlikte söz konusu zirveye katılmak üzere Astana’ya giden Cumhurbaşkanı bilim ve teknoloji işlerinden sorumlu yardımcısı Sorena Settari muhabirimize yaptığı açıklamada, İslam ülkelerinin ortak dini ve kültürel bakışları  ortak yazılım üretilmesinde çok iyi zemin oluşturduğunu belirtti.

İran 2016 yılında bilimsel makale alanında dünya genelinde en üst sıralara yerleşti.