Eylül 22, 2017 16:56 Europe/Istanbul

Geçen hafta bölge gelişmeleri Türkiye gündemine de oldukça yoğun bir şekilde yansıdı.

Geçen hafta Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) yapmayı öngördüğü "referandumun, uluslararası hukuka ve Irak anayasasına aykırı olduğunu ve hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını" bildirdi. Feyzioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Irak'ın toprak bütünlüğünü parçalamayı hedefleyen ve etnik kökene dayandırılmak istenen yeni yapının, başta Kerkük olmak üzere, içinden çıkılmaz etnik ve mezhepsel çatışmalara sebebiyet vereceğinin açık olduğunu vurguladı.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükümetlere göre değişmeyen temel politikasının, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması olduğunu hatırlatan Feyzioğlu, "Bu çerçevede, referandumun yapılmasının, bölgemizde istikrarı daha da bozacağına, yeni ve büyük uyuşmazlıklara, hatta silahlı çatışmalara zemin hazırlayacağına dair düşünce ve kaygılarımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. Aklı selimin galip gelmesini diliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Feyzioğlu, "referandumun uluslararası hukuka ve Irak anayasasına aykırı olduğunun ve hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığının" altını çizdi.

Öte yandan İstanbul'da geçen hafta , Kuzey Irak Kürt Yerel Yönetimi tarafından ayrılık referandumu düzenlenmek istenmesi aleyhinde gösteri düzenlendi. Göstericiler  öğleden sonraki gösterilerinde referandumun bölgede yeni bir kaosun oluşmasına sebep olacağını bildirerek BM ve uluslararası kuruluşlardan referanduma engel olmalarını istediler.

Türkiye cumhurbaşkanı Erdoğan de New York'a hareket etmeden önce düzenlediği basın toplantısında, Kürt yerel yönetiminin referandum kararının çok yanlış olduğunu ve Türkiye'nin buna müsaade etmeyeceğini söyledi.

Erdoğan, "Burada Irak merkezi yönetiminin takındığı tavır, tabii ki bir federal yapının yöneticileri olarak kendilerinin tabii hakkıdır, biz ona müdahale etmeyiz ama gördüğümüz kadar aynı şeyleri düşünüyoruz. Şu anda Amerika'da da Sayın İbadi ile bir görüşmemiz ayrıca olacak ama gördüğümüz kadarıyla aynı istikamete bakıyoruz. O istikamet nedir? Irak'ın bölünmez bütünlüğüdür" şeklinde konuştu.

Geçtiğimiz hafta New York'ta bulunan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Irak Başbakanı İbadi ile telefonda görüştü.

Söz konusu telefon görüşmesinde, ikili ilişkilere ve bölgedeki son gelişmelere dair görüş teatisinde bulunuldu.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) düzenlemeyi planladığı Irak'tan ayrılmayı içeren referandumun da ele alındığı görüşmede, bu yöndeki ısrarın bölgede gerilimi artıracağına değinilerek, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiği belirtildi.

Bu çerçevede, Irak Federal Yüksek Mahkemesi'nin referandumla ilgili yürütmeyi durdurma kararı almasının isabetli olduğu belirtildi.

Görüşmede, terörle mücadele meselesi de ele alındı.

Öte yandan geçen hafta Türkiye Silahlı Kuvvetleri'nin önceden açıklanmayan Irak sınırında askeri tatbikat başlattığı bildirildi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 22 Eylül’de MGK toplantısında referanduma yönelik tavır alacaklarını açıklamasından sonra,  sınır hattı hareketlendi. Irak sınırına bir kilometreden daha yakın bir mesafede askeri tatbikat başlatıldı.

Bu habere göre, sabahın erken saatlerinden itibaren bölgeye 80 ile 100 arasında zırhlı araçtan oluşan bir birlik sevk edildi. Terörle mücadele için bölgede bulunan birliklerden tatbikat alanına gelenler arasında tank, top, çok namlulu füze ve zıhlı araçlar bulunuyor. Birlik, sınırın Irak tarafındaki Hayırsız Dağları'na doğru konuşlandı. Birliğin içinde bulunan tank, top ve füzelerin namluları da bu bölgeye çevrildi. Askeri araçlar arazide manevra yaparken, herhangi bir atış yapmadı. Arazide, bir de askeri çadır kuruldu.

Tatbikatla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığından şu açıklama geldi; ”Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 18 Eylül 2017 tarihinde Silopi/Habur bölgesinde bir tatbikat başlatılmıştır. Bu tatbikatla eş zamanlı olarak terörle mücadele kapsamında sınır bölgesinde operasyonların icrasına devam edilmektedir.”

Ayrıca Türkiye başbakanı Binali Yıldırım, 25 eylül tarihinde Irak'ın kuzeyinde referandum düzenlemede ısrar eden Mesut Barzani'yi dolaylı olarak tehdit etti. Yıldırım, Şanlıurfa'da yaptığı konuşmada Irak'tan ayrılma konusunda referandum yapmaya hazırlanan Barzani’ye sert tepki gösterdi.Başbakan Binali Yıldırım, Kuzey Irak'ta yapılması planlanan referandum için: "Yapay devlet kurmaya çalışanlar şunu iyi bilsinler ulusal güvenliğinizi tehdit edecek içeride ve dışarıda her türlü girişim gerekli karşılığı anında görecektir." dedi.

Bültenimize Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye'nin yaptığı ortak askeri tatbikatı ile devam ediyoruz.

Geçen hafta Azerbaycan Cumhuriyeti savunma bakanlığı internet sitesine dayanarak verdiği habere göre,  sözkonusu  tatbikata 50 tank ve zırhlı araç, 120 top ve füze savar gibi askeri araçlar,  uçak ve helikopter ve İHA gibi yeni teçhizatlar  yer aldı.

Azerbaycan Cumhuriyeti Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye hava kuvvetleri, iki ülke arasındaki yıllık askeri iş birliği planı kapsamında “TurAz Kartalı 2017” tatbikatında bir araya geldi.  İki ülkeden Mig-29, F-16, Su-25 savaş, C-130 Hercules nakliye uçakları, CASA CN-235 uçakları, Mi-35, Mi-17 ve Sikorski S-70 savaş helikopterlerinden oluşan yaklaşık 30 hava aracı yer alıyor. Karşılıklı hareket etme imkanlarının  öğrenilmesinin yanı sıra uçak ve helikopterlerden belirlenen hedeflere atışların da yapılacağı tatbikat 22 Eylül’e kadar devam edecek.

TurAz Kartalı – 2017 askeri tatbikatı, bundan önce Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti orduları bir kaç ortak askeri tatbikat düzenledikleri bir sırada gerçekleşiyor. Gerçekte bundan önce de Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti orduları geçen Mayıs ve Nisan aylarında da Nahçivan özerk cumhuriyetinde dört ortak askeri tatbikat düzenlemişti. Bundan başka geçen Haziran ayında da Türkiye, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Gürcistan ordularına bağlı özel kuvvetler  Gürcistan’ın başkenti Tiflis yakınlarında ortak askeri tatbikat düzenlemişti.

Hali hazırda söz konusu tatbikatlarla ilgili akla gelen soru, Bakü ve Ankara liderlerinin art arda Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarında düzenledikleri askeri tatbikatlarla hangi ortak amacın peşinde oldukları sorusudur.

Azerbaycan cumhuriyetinde Bakü yönetimine bağlı medya organlarında Ermenistan yönetiminin Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye’nin düzenledikleri ortak askeri tatbikatlardan duyduğu kaygı ve korku, söz konusu ikili ve üçlü ortak askeri tatbikatların ana ekseni olarak ele alınıyor. Örneğin Bakü’de yayımlanan Yeni Musavat gazetesi geçen Nisan ayında bir sayısında yayımladığı raporunda şu ifadelere yer vermişti: Azerbaycan Cumhuriyeti ve Türkiye’nin bir ay içinde Nahçivan özerk cumhuriyetinde art arta iki askeri tatbikat düzenlemesi Ermenistan’ı kaygılandırdığı anlaşılıyor.

Bu bağlamda Türkiye’nin Azerbaycan Cumhuriyeti’ne gönderdiği askeri birliğin komutanı Hakan Açıkgöz geçen Cumartesi günü yaptığı açıklamada, söz konusu ortak askeri tatbikatta elde edilen deneyimlerin iki ülkenin gelecekteki ortak operasyonlarını içeren programlarını olumlu yönde etkilediğini belirtti.

Her halükarda söz konusu ortak askeri tatbikatlarla ilgili söylenebilecek şey şu ki, hiç kuşkusuz Azerbaycan Cumhuriyeti ile Türkiye ordularının düzenlediği ortak askeri tatbikat, Azerbaycan Cumhuriyeti ordusunun savaş gücünü geliştirmenin yanı sıra, Bakü yetkilileri ve özellikle Azerbaycan Cumhuriyeti lideri İlham Aliyev’in Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bir numaralı düşmanı ilan ettiği Ermenistan devletine de açık ve net bir mesaj niteliğindedir.

******

 

Geçen hafta Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York'ta yaptığı konuşmada "Dünya artık BM’nin kurulduğu gündeki dünya değil. BM’nin değişen şartlara ayak uydurması için reforme edilmesi şart" dedi.

Erdoğan, BM binasının karşısında bulunan 32 katlı yeni Türkevi binasının temel atma töreninde konuştu.

Erdoğan, BM teşkilatının tüm eksiklerine rağmen dünyada herkesin sesini duyurabildiği, sorunlarını ve çözüm önerilerini gündeme getirebildiği yegane küresel çatı olduğunu vurgulayarak, "Ancak dünya artık Birleşmiş Milletlerin kurulduğu dönemdeki dünya değildir. İkinci Dünya Savaşı artık gerilerde kaldı ve o dönemdeki beş ülkenin daimi üyeliğiyle geleceğe yürümek, bu adaletle bağdaşır bir durum değildir, dünya barışını da sağlamaya yönelik bir yapı asla değil. Ülke sayısı misliyle artarken, tehditler de biçim ve ölçek de artık değişmiştir." ifadesini kullandı.

"Bu tehditlerle mücadele için yeni yöntemler geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Birleşmiş Milletler'in, değişen şartlara ayak uydurmak için reforme edilmesi şarttır" diye Erdoğan, "Örneğin bu yılki gündemde reform var ama bu reform yine bizim anladığımız bir manada bir reform değil. Asıl olan Birleşmiş Milletler'in yapısı üzerindeki reformdur. Bu reform gerçekleşmediği sürece sağlıklı bir Birleşmiş Milletler yapısı veya çalışması görmek de mümkün değildir."dedi.

Türkiye'nin, kurucu üyesi olduğu BM'nin ihtilafların önlenmesi ve çözümü, barışı koruma faaliyetleri, kalkınma ve insani yardımlar gibi çalışmalarına önemli katkılarda bulunduğuna işaret eden Erdoğan, bölgesel merkez olma yolunda hızla ilerleyen "İstanbul'un aynı zamanda BM Merkezi olmasını" teklif ettiklerini anımsattı.

Geçtiğimiz günlerde tahliye edilen HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen'in aynı davadan yeniden tutuklanmasına karar verildi, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 6-8 Ekim Kobani olayları öncesinde HDP MYK'sının yaptığı sokağa çıkma çağrısıyla ilgili yürüttüğü soruşturma kapsamında tutuklanan ve 9 Eylül'de tahliye edilen parti sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen hakkında, yapılan itiraz üzerine Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi yeniden tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarttı.

Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi itiraz üzerine verdiği kararda, Bilgen'in bulunmuş olduğu konum, ayrıca yapılan incelemede, sanığın hukuki durumunu etkileyecek herhangi bir evrak, bilgi, belge girmemesine rağmen celse arasında tutukluluk incelemesiyle yapılan tahliye kararının yerinde olmadığını belirtti. Mahkeme atılı eylemlerin alt ve üst sınırı ile sanığın tutuklu kaldığı sürenin bu aşamada orantısız olması, belirtilen gerekçelerle sanığın atılı suçlan işlediğine dair kuvvetli somut deliller bulunması nedeniyle Bilgen için verilen tahliye kararının kaldırılmasına, tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartılmasına karar verdi.

Türkiye meclisi, geçen yıl  15 temmuzda yaşanan başarısız darbe ardından milletvekillerinin dokunulmazlıklarını  kaldırırken buna müteakip başta HDP'li olmak  üzeri bir çok milletvekili tutuklanmış durumdadır.