Nura giden yol
El-Ahzab suresinin 26 ila 31. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
EL-AHZABsuresinin 26 ve 27. Ayetleri:
وَأَنْزَلَ الَّذِينَ ظَاهَرُوهُمْ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مِنْ صَيَاصِيهِمْ وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ فَرِيقًا تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَرِيقًا (33:26)
وَأَوْرَثَكُمْ أَرْضَهُمْ وَدِيَارَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ وَأَرْضًا لَمْ تَطَئُوهَا وَكَانَ اللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرًا (33:27)
Yani:
Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müşrik ordularına) yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürdü; bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.
Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız topraklara sizi mirasçı yaptı. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Tarihî rivayetlere göre, Medine kentinde üç yahudi aşireti yaşıyordu. Bunlar Beni Kurayza, Beni Nadr ve Benî Kaynukaaşiretleriydi ve her üç aşiret müslümanlarla barış anlaşması imzalamıştı. Ancak ilk iki aşiret hicretin ikinci ve dördüncü yıllarında anlaşmayı bozdu ve müslümanlara karşı bazı eylemlerde bulundu ve sonuçta her iki aşiret Medine’den kovuldu. Fakat Beni Kurayzahâla Medine’de yaşıyordu. Hicretin beşinci yılında ve müslümanların Mekkeli müşrikler ve Medine çevresindeki bazı aşiretlerden oluşan düşman ordusu ile Ahzab savaşında karşı karşıya geldiklerinde,Beni Kurayzadüşman ordusu ile anlaştı. Bu savaşta Beni Kurayza aşiretinin müttefikleri hezimete uğradı ve yahudi aşiret korkudan kendi kalelerine sığındı.
İslam Peygamberi –s– ise yüce Allah tarafından anlaşmayı bozan bu aşiretin işini bitirmekle görevlendirildi. Bu yüzden müslümanlar Beni Kurayza aşiretinin kalesini kuşattı ve bir süre sonra kalenin içine girdi. Bu hadisede Beni Kurayza aşiretinden bazıları direndikleri için helak edildi, fakat çoğu silahlarını bırakarak teslim oldu. Bu savaşın sonunda anlaşmayı bozan yahudiler Medine’den kovuldu. Bu savaş iktisadi açıdan müslümanlar için büyük ganimetlerle beraberdi. Ganimetlerin arasında bir çok bahçe ve tarla da vardı ve müslümanların arasında dağıtıldı.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İslam dini gayri müslimlerle barış içinde yaşamayı tavsiye eder, ancak bu durum, gayri müslimler de müslümanlarla barış içinde yaşadıkları yere kadar geçerlidir.
2 – Düşmanın güçlü araç gereçleri ve imkanları karşısında zafiyete kapılmayın, zira Allah teala onların içine panik ve dehşet saçarak sizin onlara galip gelmenize vesile olur.
3 – İslamî toplumun işlerini tedbir ederken, maddi hesaplardan başka, ilahi yardımları da hesaba katmalıyız.
EL-AHZABsuresinin28 ve 29. Ayetleri:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْوَاجِكَ إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا (33:28)
وَإِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْآَخِرَةَ فَإِنَّ اللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًا (33:29)
Yani:
Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.
Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Ahzab savaşı macerasının sona ermesinin ardından ayetler yeniden İslam Peygamberi’nin –s– eşleri hakkında olan ilk ayetlere dönüyor ve onlara hitaben şöyle buyuruyor:
Siz peygamberin eşleri, o hazret gibi müslüman kadınlara ve kızlara iyi örnek olmalısınız ve kralların eşleri gibi altın ve mücevher ve dünyevi eşya ve elbise ve lüks konutlar gibi beklentileriniz olmamalıdır.
Her halükarda Allah tealanın tüm mümin kullarına örnek olarak gösterdiği İslam Peygamberi’nin –s– şanını ve konumunu korumak, Allah Resulü’nün –s– ilahi görev ve sorumluluğunu her şeyden üstün tutmasını gerektiriyordu. Bu yüzden o hazretin eşlerine, peygamber eşi olmaları ve toplumun diğer kesimlerine göre daha müreffeh bir hayat beklentileri olmalarına rağmen, bu istekleri yerine getirilemeyeceğini ve istedikleri takdirde kendilerini boşamaya hazır olduğunu, ancak başka müslüman kadınlar gibi normal bir yaşamı kabul ediyorlarsa, dünyanın zorluklarına katlanmaları gerektiğini ve nerede iyi bir amelde bulunurlarsa da, Allah teala mükafatlarını kıyamet gününde vereceğini söylemesi icap ediyordu.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İslamî nizamın liderlerinin aileleri şatafatlı ve lüks yaşamı olmaması gerekir. Çünkü liderler ve onların yakınlarının hayatı sürekli mercek altındadır.
2 –İslamî toplumun lideri asla konumunu unutmamalı ve her ne sebepten olursa olsun, ailesinin isteklerinin etkisi altında kalmaması gerekir.
3 –İslamî kültürde eşlerin birbirinden beklentileri, İslam öğretileri ve hükümleri ile çelişmemesi gerekir. Bu tür istekleri karşı tarafın yerine getirmesi gerekli değildir.
EL-AHZABsuresinin 30 ve 31. Ayetleri:
يَا نِسَاءَ النَّبِيِّ مَنْ يَأْتِ مِنْكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا (33:30)
وَمَنْ يَقْنُتْ مِنْكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُؤْتِهَا أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا (33:31)
Yani:
Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayâsızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a göre kolaydır.
Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa, ona mükâfatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır.
Bu ayetler de geçen ayetlerin devamında, İslam Peygamberi’nin –s– eşlerine hitaben şöyle buyurmakta:
Sizin iyi kötü her türlü ameliniz, başta müslüman kadınlar olmak üzere tüm müslümanların gözündedir ve iyi veya kötü amellerin yaygınlaşmasının üzerinde büyük etkisi vardır. Dolaysıyla sizin mükafatınız veya cezanız da normal insanlar gibi değildir, zira siz bir yandan vahiy evinde yaşayan ve din ahkamını bilen insanlarsınız ve öbür yandan da amelleriniz başka kadınlara emsal teşkil etmektedir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – İlahi ceza ve mükafatta insanın bilinç seviyesi ve toplum üzerindeki etki derecesi, etkilidir.
2 – İlahi nizamda hatta peygamberler başta olmak üzere dinin önderleri ile akrabalık bağı, insan için hiç bir özel hak oluşturmaz, bilakis bu tür insanların cezası ikiye katlanır.
3 – Büyük insanların günahı sıradan insanlardan farklıdır. Bir başka ifade ile büyük insanların küçük günahı bazen sıradan insanların büyük günahından daha büyüktür. Her halükarda da büyük insanların işlediği suçun cezası daha ağırdır.