Ekim 13, 2017 16:52 Europe/Istanbul

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin Hac farizesi hakkında gerçeklere bakış fırsatı şeklinde açıklamada bulunması, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tahran ziyareti, Amerika’nın Bercam nükleer anlaşması çevresinde provokatif hareketlerini sürdürmesi ve diğer bazı bölgesel ve küresel gelişmeler, bugünkü bültenimizi oluşturuyor.

Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei İran’ın Hac ve ziyaret kurumu yetkilileri ve İranlı hacıların kafile Başkanı ile görüşmesinde İran İslam Cumhuriyeti nizamına karşı türlü propaganda imkanları ve araç gereçleri bulunan çok tahlikeli ve çok aktif bir cephenin faaliyet yürüttüğüne dikkat çekerek  şöyle dedi: İslamî nizamın bu cepheye karşı durmak için büyük gücü ve kapasiteleri bulunuyor. bu tehlikeli cephe ile mücadele yolu ise aktif ve atak mahiyetinde propaganda ve aydınlatma faaliyetidir ve Hac farizesi bunu yapmak için en önemli merkezlerden biri sayılır.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei, İran’ın Hac sırasında Kumeyl duası, müşriklerden beraat merasimi, toplantılar ve oturumlar düzenlemesinin kısıtlanması aslında Suud rejiminin İran İslam Cumhuriyeti nizamına yönelik taktiği olduğunu belirterek şöyle devam etti. Bugün İslam dünyasında bir çok seçkin insan hakikatleri İran İslam Cumhuriyeti nizamının dilinden duymak istiyor. Bu yüzden istikbar karşıtlığı, batının mahiyetinin ifşa edilmesi, İslam düşmanlarından beraat edilmesi ve kumeyl duasının muhtevasının etkili ve iyi bir ifade ile aktarılması gereklidir ve bunu yeni propaganda yöntemleri ile muhataplarınıza aktarın.

Gerçekte batının propaganda sistemi bu hareketi ciddi bir şekilde takip ediyor ve İslam dininin adını karalamak ve müslüman milletlerini birbirine ve hatta bir milleti kendi içinde çatışmaya düşürmekle İslam ümmetini zayıflatmaya çalışıyor. İran milletinin vahdet uyandıran ve düşmanları belirleyen deneyimlerinin Hac mevsiminde başka milletlere aktarılması ise bu komployu etkisiz hale getirebilir. Gerçi milletlerin faydalı deneyimlerinin Hac sırasında alış verişinin de kendine göre bazı muhalifleri olduğu belirtilmelidir.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu yılki Hac mevsiminde Kabe’yi ziyaret eden hacılara gönderdiği mesajında sulta düzeninin müslümanların arasında tefrika çıkarma politikasına işaretle Filistin milletini savunmak ve yetmiş yıldır toprakları ve ülkesi gasp olan bir milletin yanında yer almak müslümanların en önemli görevi olduğunu vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei 9 Ağustos 2017 tarihinde tekfirci IŞİD terör örgütünce Suriye – Irak sınırında esir alınan şehit Haceci ailesi ile görüşmesinde bu büyük şehidin esaret anını yansıtan kalıcı görüntüsünün üzerinde şöyle yazdı: Hakkın selamı bu onurlu ve başı dik şehidin üzerine olsun ki yaşamının en hassas ve en kritik anında hakkın batıla karşı zaferinin açık simgesi oldu. Selam olsun ona ki ihlaslı cihadı ve mazlumane şehadeti ile kendisini ve milletini onurlandırdı.

Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Umman ve Katar’a iki günlük bir ziyaret gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Zarif bu ziyareti iki ülke yetkilileri ile ikili ilişkileri ve bölgesel gelişmeleri masaya yatırmak üzere gerçekleştirdi.

Umman ve Katar İran’ın Fars körfezinde yakın komşularıdır ve her iki ülke ile iktisadi ilişkiler özellikle son aylarda gelişme kaydetmiştir. Dışişleri Bakanı Zarif Umman’ın başkenti Maskat’ta kral Kabus ve Dışişleri Bakanı Yusuf bin Alevi ile ikili ilişkileri ve bölgesel konuları konuştu.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Katar emiri Şeyh Tamim bin Hamd Al-i Sani ile Doha’da yaptığı görüşmede de İran İslam Cumhuriyeti’nin ilkeli siyaseti komşuları ile en iyi ilişkileri kurmak ve korumak olduğunu belirterek İran ve Katar arasındaki ikili ilişkilerin tüm alanlarda daha da gelişmesini diledi. Zarif İran ve Katar’ın resmi kurumları iki milletin daha çok yakınlaşması ve özel sektörlerin ticari ve iktisadi fırsatlardan yararlanması için zemin oluşturmalarını diledi.

Görüşmede Katar emiri Şeyh Tamim bin Hamd Al-i Sani de İran’ın bölgesel meselelere yönelik görüşünü ve cari krizlerin barışçıl yollardan çözümlenmesine vurgu yapmasını olumlu karşıladıklarını belirterek. Başta İran olmak üzere bölge ülkeleri ile sürekli istişarelerin kaçınılmaz bir zaruret olduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in bölge turuna paralel olarak Tahran Türkiye’de en üst düzeyde askeri bir yetkiliyi ağırladı. Geçen hafta Türkiye genel kurmay Başkanı General Hulusi Akar İran ve Türkiye arasında başlayan askeri müzakere sürecinin devamında Tahran’a geldi. General Hulusi Akar Tahran ziyareti sırasında İranlı mevkidaşı General Muhammed Bakıri ve Cumhurbaşkanı Ruhani ve savunma Bakanı General Hatemi ve milli güvenlik yüksek konseyi Şamhani ile görüştü.

General Akar’ı takiben Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan da Tahran’a geldi. İki ülke arasında başlayan diplomasi mekiği, Tahran ve Ankara’nın ikili ve bölgesel ilişkilerin çerçevesinde işbirliğini geliştirmeye büyük önem verdiklerini ortaya koyarken, iki ülkenin bölgesel meselelerde ilişkilerini ve görüşlerini daha da yakınlaştıracağı sinyallerini vermeye başladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyeti kabulünde İran ve Türkiye’yi İslam dünyasının önemli meselelerinde etkili iki büyük devlet niteledi.

Ayetullah Hamanei, ne zaman İran ve Türkiye bir konu üzerinde mutabık kalırlarla o konu çözüme kavuştuğunu ve faydasından da İslam dünyası yararlandığını vurguladı.

Ayetullah Hamanei ayrıca Kuzey Irak referandumunu ecnebilerin ve siyonistlerin bölgede yeni İsrail kurma planı niteledi.

Görüşmede Erdoğan da İran ve Türkiye arasında güçlü bir ittifak kurma zaruretine vurgu yaparak, İranlı mevkidaşı Ruhani ile görüşmelerde Irak ve Suriye konusunda iyi bir değerlendirmeye ulaştıklarını ifade etti.

Erdoğan ayrıca İran ve Türkiye arasında bölgede güçlü bir ittifak kurulması gerekli olduğunu belirterek, bazı inkar edilemeyecek delillere göre Amerika ve korsan İsrail’in Kuzey Irak meselesinde bir anlaşmaya vardıklarını ve Mesut Barzani da bu referandumu düzenleyerek affedilmez bir hatayı işlediğini vurguladı.

Gerçekte Kuzey Irak’ın Irak’tan ayrılması bölge için bundan yetmiş yıl önce siyonist çakma rejim İsrail’in kurulması ile yaşanan sıkıntıların yeniden yaşanacağı kesindir.

Bilindiği üzere çakma rejim İsrail 1948 yılında Batılı devletlerin himayesi altında Filistin’in işgal edilen toprakları üzerinde kuruldu ve kuruluşu üzerinden geçen yetmiş yılda bölgede bu rejimle komşuları arasında sürekli savaş ve istikrarsızlık yaşandı. Öte yandan bu rejimin içinde de Filistin milleti ile gaspçı siyonistler arasında sürekli bir sürtüşme ve çatışma yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor. Bu rejimin şom kuruluşu ve bölge milletleri tarafından tanınmaması münzevi olmasına yol açtı, fakat bu çakma rejim bölgede terör ve radikalizme destek vererek hem bölgeyi ve hem dünyayı ciddi tehditlerle karşı karşıya bıraktı. Buna göre siyonist rejim elebaşıları ve özellikle Başbakanı Netanyahu açıkça Kuzey Irak’te sözde bağımsızlık referandumunu destekleyerek teşvik ettiler, çünkü siyonistler bölgede yeni bir İsrail’in kurulması ile birlikte yeni istikrarsızlıkların başlayacağını ve böylece siyonist rejimin biraz rahatlayacağını düşünüyor.

Gerçekte İsrail adındaki bir varlık tamamen Batılı devletlerin senaryosunu ve şimdi Batılı devletler aynı senaryoyu Filistin’den sonra Irak topraklarında tekrarlamaya ve böylece birinci İsrail’in nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor. Gerçi bölgede parçalama ve bölme senaryoları yıllardır çıkarılan savaşlar ve fitnelerle devam ediyor. Nitekim bugün Irak’ta yaşanan şey sadece bu ülke ile sınırlı kalmadığı ve kalmayacağı açıktır. Bu senaryo bundan önce Sudan’da uygulandı ve şimdi Yemen ve Libya da hedef tahtasında bulunuyor. Sudan yaşadığı krizin ardından Kuzey ve Güney olarak ikiye bölündü. Aslında Amerika ve İsrail’in amacı İslam ülkelerini parçalayarak zayıf ülkelere bölmek ve böylece kendilerini daha fazla güvende hissetmektir.

Geçen hafta Tahran İrlanda senato meclisi Başkanı Denis Odonovan’u ağırladı. İrlandalı yetkilinin gündeminde Bercam nükleer anlaşması da vardı. Cumhurbaşkanı Ruhani Tahran’ı ziyaret eden İrlanda Senato Başkanı Denis Odonovan’la görüşmesinde iki ülkenin dostane ilişkilerine vurgu yaparak bugün bu ileşkileri geliştirmek için çok iyi zeminlerin bulunduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Ruhani, AB ile ilişkileri geliştirmek, Bercam nükleer anlaşmasının sürekliliği ve terörle mücadele İran’ın dış politikasının üç önemli önceliği olduğunu vurguladı.

Görüşmede İrlandalı yetkili de ülkesi İran İslam Cumhuriyeti ile tüm alanlarda işbirliğini geliştirmek istediğini belirtti.

İrlanda senato meclisi Başkanı Denis Odonovan ayrıca AB ülkeleri Bercam nükleer anlaşmasının doğru uygulanma yolundan sapmaması gerektiğine inandığını, çünkü bu durum hiç kimseye fayda sağlamayacağını ifade etti.

İran İslam Cumhuriyeti açısından Bercam nükleer anlaşması uluslararası önemli bir anlaşmadır. İran UAEK raporlarına göre şimdiye kadar tüm yükümlülüklerine bağlı kalmıştır. Ancak Amerika bu anlaşmada üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi bu anlaşma çerçevesinde uluslararası işbirliğini de sabote ediyor. Bercam nükleer anlaşması bu yüzden Avrupalı heyetlerin Tahran yönetimi ile görüşmelerinde en önemli gündem maddelerinde nbirini oluşturuyor.

Bu arada İran’ın BM daimi temsilcisi Golam Ali Hoşru da bir mektup yazarak BM’den Bercam nükleer anlaşmasına karşı daha yapıcı bir tutum izlemesini ve bu anlaşmayı zayıflatmaya çalışanlara karşı koymasını istedi.

BM genel kurul oturumunda genel sekreter Antonio Guterres’in dünya küresel sorunların çözümü için çok yönlü uygulamalara her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğu yönündeki sözlerini hatırlatarak buna karşın bazı güçlerin çok yönlü işbirliğini baltalamalarından duyulan kaygıyı dile getirdi.