Nura giden yol
El-Ahzab suresinin 35 ila 38. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
EL-AHZAB suresinin 35. Ayeti:
إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا (33:35)
Yani:
35. Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Geçen bölümde yüce Allah’ın peygamberin eşlerine ve tüm müslüman kadınlara kendilerini pak olmayan erkeklerden korumak üzere bazı emirler verdiğini beyan ettik. Bu ayet ister kadın ister erkek, mükemmil bir insanın çeşitli inanç, ahlak, amel ve diğer boyutlarda özelliklerini beyan ederek bu özelliklerin her iki cinsi kapsadığını ifade ediyor ve böylece insani ve ilahi erdeme ulaşmakta kadın ve erkek arasında hiç bir farklılık bulunmadığını ortaya koyuyor. Allah’a iman, dili, mideyi ve şehveti kontrol etmek, insanlara ve mağdurlara hizmet etmek, sorunlarda ve sıkıntılarda sabretmek, Allah’ın ve peygamberinin emirlerine itaat etmek, dua ve ibadet ve münacat gibi durumlarda kadın ve erkek arasında hiç bir fark söz konusu değildir.
Bazı insanların düşündüklerinin aksine iman meselesi sadece namaz kılmak ve oruç tutmakla ölçülmez. Bu yüzde bu ayet dini vecibeleri yerine getirmenin yanı sıra her müslümanların ahlaki ve pratik özelliklerini ifade eden sabır, sadakat ve alçak gönüllü olmaya da işaret ediyor. Dolaysıyla kimde bu özellikler zayıf ise, o insanın imanı da zayıf olduğu anlaşılır.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Kadın ve erkeğin arasındaki farklılık, iki cinsin fiziksel yapılarıyla ilgilidir. Oysa insanın erdemleri ruhu ile ilgilidir ve bu açıdan kadınlarla erkeklerin arasında hiç bir fark yoktur.
2 – İslam dininin gözetlediği insan başta inanç, ahlak ve amel olmak üzere tüm boyutlarda gelişen bir insandır.
3 – Kadın ve erkek manevi erdeme ulaşmak ve ilahi mükafatı haketmekte eşittir. Bu iki cinsin arasındaki farklılıklar, miras, diyet, aile düzenindeki konumları gibi durumlarla ilgilidir, yoksa Allah katında aralarında hiç bir farklılık söz konusu değildir.
EL-AHZAB suresinin 36. Ayeti:
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَنْ يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُبِينًا (33:36)
Yani:
36. Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.
Allah’a itaat etmek mümin insanların özelliği olduğunu beyan eden önceki ayetin devamında bu ayet daha fazla vurgu yaparak şöyle buyurmakta: Allah’ın ve peygamberinin hükmü, müminin istek ve iradesine galiptir ve kendisini mümin bilen bir insan asla kendi isteğini Allah’ın ve peygamberin isteğine tercih etmez, zira bunun onun sapmasına sebebiyet vereceğini bilir.
Aslında gerçek imanın işareti, Allah tealanın emri karşısında kayıtsız şartsız teslim olmaktır. Bu yüzden eğer insan sırf hoşuna gittiği emirlere uyar, fakat hoşuna gitmeyen veya iyi idrak edemediği emirlere uymaktan kaçınacak olursa, o zaman sırf kendi istek ve zevkine göre hareket etmiş ve ilahi emir ve isteği gözardı etmiş olur.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Allah’a karşı kulluk etmek ve Allah’ın ve peygamberinin emirlerine uymak, gerçek imanın işaretidir.
2 – İnsanın özgürlüğü hesapsız kitapsız ve ipini koparmış bir çerçevede değil, asıl ilahi kanunların çerçevesinde kabul edilebilir.
3 – İlahi kanunlara aykırı olan beşeri kanunlar insanların sapmasına yol açar.
EL-AHZAB suresinin 37 ve 38. Ayetleri:
وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللَّهَ وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللَّهُ أَحَقُّ أَنْ تَخْشَاهُ فَلَمَّا قَضَى زَيْدٌ مِنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِي أَزْوَاجِ أَدْعِيَائِهِمْ إِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ أَمْرُ اللَّهِ مَفْعُولًا (33:37)
مَا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ اللَّهُ لَهُ سُنَّةَ اللَّهِ فِي الَّذِينَ خَلَوْا مِنْ قَبْلُ وَكَانَ أَمْرُ اللَّهِ قَدَرًا مَقْدُورًا (33:38)
Yani:
(Resûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Allah'ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın âdeti böyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.
Rivayetlere göre Hz. Hatice’nin –s– Zeyd adında bir kölesi vardı ki Allah Resulü –s– ile evlendikten sonra onu o hazrete bağışladı ve Resulullah –s– da hemen Zeyd’i azad etti ve ardından evlatlık edindi. Daha sonra Allah Resulü –s– halasının kızı Zeyneb’i Zeyd’e istedi. Gerçi İslam Peygamberi –s– sürekli Zeyd’e eşini sevmeye ve boşanmaktan kaçınmaya tavsiye ediyordu, fakat buna karşın Zeyd’le Zeyneb’in ortak yaşamı pek uzun sürmedi ve boşanma ile sonuçlandı. Allah Resulü –s– bu durumu telafi etmek için Zeyneb’i kendi eşi olarak kabul etmeye karar verdi, fakat halkın Resulullah kendi evlatlığının eşini kendine eş edindi, denemisinden çekiniyordu, zira bu amel cahiliye çağının insanları gözünde kötü ve çirkin bir amel sayılıyordu. Bu yüzden yüce Allah peygamberine şöyle buyurdu: Bunu yap ki bu cahiliye adeti ile mücadele edilsin ve halkın sözünden de korkma, zira peygamberler Allah tealanın emir buyurduğu hiç bir şeyi yerine getirirken hiç kimsenin veya hiç bir kesimin sözüne kulak vermemeli veya toplumda yaygın olan yanlış bir adete bağlı kalmamalıdır. Çünkü yüce Allah’ın tarih boyunca sünneti, peygamberlerinin yanlış sünnetlere karşı çıkmaları ve bu tür adetlerle mücadele etmelerine yönelik olmuştur.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Eşlerin arasında bir sorun veya ihtilaf yaşandığında, boşanmayı ve ayrılmayı düşünmeyin, bunu başkalarına da önermeyin.
2 – Karı koca arasında ihtilaf yaşandığında, onları takvaya davet edin ki onlar da ilahi tavsiyelere uyarak ihtilaftan el çeksin. Zira takva aile ocağını koruyan önemli etkenlerden biridir.
3 – Dinin hükümlerini yerine getirirken ancak Allah tealayı gözetlemeli ve başkalarının sözünden çekinmemeliyiz.
4 – Yanlış adetlerle mücadele etmeli ve bu yolda halkın tantanasından ve provokasyonlarından korkmamalıyız.