Ekim 29, 2017 18:56 Europe/Istanbul

Geçen hafta Irak Başbakanı Haydar İbadi Tahran’da İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei tarafından kabul edildi.

Amerika’nın Bercam nükleer anlaşmasını sabote etme girişimlerinin devam etmesi, Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in Afrika turunu tamamlayarak yurda dönmesi, geçen hafta İran’ın diğer önemli gelişmeleriydi.

Yine Tahran’da 23. Basın ve haber ajansları fuarı Cumhurbaşkanı birinci yardımcısı İshak Cihangiri’nin katıldığı törenle çalışmalarına başladı. 23. Basın ve haber ajansları fuarına 940 medya organının temsilcileri 600 stantta yer alıyor. Yine fuarın uluslararası bölümünde dünyanın 4 kıtasından gazeteciler uzmanlık oturumlarında medya teamülü üzerinde tartışıyor.

Geçen hafta Irak Başbakanı Haydar İbadi Türkiye temaslarını tamamladıktan sonra Çarşamba günü Ankara’dan ayrılarak Tahran’a geldi. Irak Başbakanı İbadi Türkiye’den önce de Arabistan, Mısır ve Ürdün’ü ziyaret etmişti.

Bölgesel krizlerle ilgili İbadi yönetiminin tutumu, İran ve Irak arasında iktisadi ve güvenlik alanlarında işbirliğini öngören anlaşmaların imzalanması, İbadi’nin Tahran ziyaretinin en önemli gündem maddeleriydi.

Irak Başbakanı İbadi Tahran ziyareti sırasında İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei tarafından kabul edildi.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Irak Başbakanı Haydar İbadi’yi kabulünde Amerika’nın hilelerine dikkat çekerek, Amerikalılara asla güvenmemelerini tavsiye etti.

Ayetullah Hamanei, IŞİD’i Amerikalıların kendileri türettiğini, fakat şimdi tekfirci teröristlerin Irak milleti ve devleti karşısında hezimete uğradıklarını vurguladı.

Ayetullah Hamanei, Iraklı çeşitli etnik grupları vahdeti ve merkezi yönetimin Iraklı mümin gençlere destek vermesi teröristlere karşı zaferlerin sırrı olduğunu, ancak tekfirci terör örgütü ve hamileri en ufak fırsatta Irak’a darbe vurmaktan kaçınmayacaklarını ifade etti.

Güvenlik, istikrar, sağlıklı ekonomi ve Irak’ın içişlerine karışılmaması, Irak’ın en önemli gereksinimleridir ve Irak’ın çıkarları bu çerçevede ve bölge ülkelerinin ortak hareket etmesi temelinde temin edilmesi gerekir.

Başbakan İbadi’nin Tahran ziyareti arifesinde Amerika Dışişleri Bakanı Rex Tilerson bir takım muğlak iddiaları ileri sürerek bölge ülkeleri arasındaki müspet atmosferi ve ilişkileri Amerika’nın çıkarları doğrultusunda karalamaya çalıştı. Bu politikayı Suud rejimi tamamladı ve Arabistan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr yine İran’a yönelik mesnetsiz iddialarını tekrarlayarak İran’ı Irak ve bölgede istikrarı bozan taraf gibi göstermeye çalıştı.

Amerika Dışişleri Bakanı Tillerson ayrıca ahmakça bir iddiada bulunarak Iraklı halk güçleri IŞİD yenildikten sonra kendi evlerine geri dönmeleri gerektiğini söyledi. Anlaşılan Tillerson, Irak halk güçleri Haşed-ul Şaabi güçlerinin Iraklı olduklarını bilmiyordu.

Amerika Dışişleri Bakanı Tillerson’un bu saçma sözlerine tepki Irak yönetiminden geldi. Konu ile ilgili bir bildiri yayımlayan Bağdat yönetimi Haşed-ul Şaabi güçleri Irak vatandaşları olduğunu, ayrıca hiç kimse Irak’ın içişlerine müdahale edemeyeceğini vurguladı.

İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ile görüşmesinde Irak Başbakanı Haydar İbadi İran’ın verdiği destekten ötürü şükranlarını sundu ve İran ile tüm alanlarda ilişkilerini geliştirmek istediklerini belirtti.

İbadi ayrıca Iraklı gençlerin ve Irak milletinin çabaları ile ülkenin vahdetini ve toprak bütünlüğünü korumaya devam edeceklerini ve daha önce de Kuzey Irak bölgesindeki kardeşlerine söylediği gibi hiç kimseye Irak’ı parçalamaya müsaade etmeyeceklerini vurguladı.

Bilindiği üzere İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan ve Bercam adı ile ün yapan nükleer anlaşma 16 Ocak 2016 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi. İran bu anlaşmadaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdi, fakat anlaşmanın başta Amerika olmak üzere Batılı tarafları yükümlülüklerine tam olarak bağlı kalmadı. Öte yandan Amerika yönetimi İran karşıtı provokasyonlarının devamında bu kez İran’ın konvansiyonel ve meşru savunma gücünü gündeme getirmeye başladı, oysa bu tutum hiç bir şekilde uluslararası hukuk ve mantıkla bağdaşmayan bir harekettir.

Geçen hafta İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei ordunun subay akademileri mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada küresel istikbarın İran İslam Cumhuriyeti’nin savunma gücüne muhalefet ettiğini belirterek, İran’ın savunma gücü asla pazarlık ve müzakere konusu olamayacağını ve İran’ın milli iktidarını arttıran veya destekleyen hiç bir savunma aracı üzerinde de düşmanla müzakere masasında oturma niyetinde olmadıklarını ve ülkenin milli iktidarını ilerletmeye devam edeceklerini vurguladı.

Amerika yönetiminin son günlerde yeniden İran milleti ve devleti arasında tefrika çıkarma çabalarına tepki, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi’den geldi.

Amerika Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un İran İslam Cumhuriyeti’nin içişlerine yönelik müdahaleci sözlerine tepki gösteren Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi, Amerika devleti bir kez 1953 yılında İran’da yasal yönetime karşı darbe yaptırdığını ve despot Pehlevi rejimini işbaşına getirerek bu cani rejime destek verdiğini, Amerika devleti şimdi de İslam inkılabı zafere kavuştuğu günden beri İran milletine destek maskesi altında bu millete karşı en büyük cinayetleri işlediğini kaydetti.

Sözcü Kasımi, İran içinde huzursuzluk ve isyan çıkarmak, darbe yaptırmaya çalışmak, Saddam rejimine İran’a karşı askeri, siyasi, lojistik ve istihbarat ve her türlü iktisadi ve mali desteği sağlamak ve İran milletine haksız yaptırımları dayatmak Amerika’nın son 40 yılda bu millete yönelik cinayetlerinin küçük bir bölümü olduğunu vurguladı.

Amerika Dışişleri Bakanı Rex Tillerson İran milletine karşı bunca cinayete rağmen ABD kongresinde İran karşıtı yaptırımların ağırlaştırılmasının oylamaya sunulmadan önce yaptığı açıklamasında utanmadan ileri sürdüğü iddiasında Amerika İran milleti ile husumeti olmadığını ve sadece İslamî ve inkılapçı İran nizamına karşı olduklarını söyledi.

Gerçekte Amerika şimdi bir dizi düşmanlıkları ile Bercam nükleer anlaşmasını yeni bir anlaşmaya çevirmeye ve kendi zorbalıklarına uygun hale getirmeye çalışıyor.

Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif üst düzey siyasi ve iktisadi bir heyet başkanlığında Afrika turuna çıktı. Dışişleri Bakanı Zarif ziyaretinin ilk ayağında Güney Afrika’nın başkenti Pretoria’ya gitti.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gittiği Güney Afrika’da iki ülkenin 13. ortak ticari oturumunda yaptığı konuşmada, İran ve Güney Afrika bankaları arasında işbirliğinin takviye edilmesi gerektiğini belirtti.

İki ülkenin ilişkilerinin mazisine değinen Dışişleri Bakanı Zarif, İran ile işbirliği güvenli ve istikrarlı olacağını, ikili ilişkiler şimdiye kadar da İran’a dayatılan haksız ve illegal yaptırımlar yüzünden mevcut kapasitelerin altında kaldığını vurguladı.

Dışişleri Bakanı Zarif Güney Afrika temaslarını tamamladıktan sonra Uganda’ya geçti.

 Zarif gittiği Uganda’da iki ülkenin ortak ticari asamblesinin açılış törenine katıldı.

Oturumda bir konuşma yapan Dışişleri Bakanı Zarif, Uganda İran’ın yakın dostu olduğunu ve bu ülkeyi ziyareti de ikili dostane ilişkilerin simgesi sayıldığını kaydetti.

Zarif ayrıca iki ülkenin denizcilik, bankacılık, bilim ve teknoloji alanlarının yanı sıra beyaz eşya üretimi, kök hüre ve eğitim alanlarında işbirliğine vurgu yaptı.

Zarif, beraberindeki heyette İran Merkez Bankası yetkilileri de bulunduğunu belirterek, İran bankaları Uganda bankaları ile işbirliğine hazır olduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Zarif Afrika turunun devamında gittiği Nijer’de Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı ile görüştü.

Zarif Nijerli mevkidaşı İbrahim Yakuba ile görüşmesinde ikili ilişkileri ve bölgesel ve uluslararası meseleleri ele aldı.

Zarif ayrıca Nijer Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile de ayrı ayrı görüştü.

Dışişleri Bakanı Zarif Nijer'de iki ülkenin ortak ticari asamblesinin açılış törenine de katıldı. Zarif açılış töreninde yaptığı konuşmada Nijer ile ilişkileri geliştirmeleri yolunda hiç bir kısıtlama bulunmadığını vurguladı.

Geçen hafta BM insan hakları konseyinin İran özel raportörü Asıma Cihangir gerçek dışı bir rapor yayımlayarak İran’ın insan hakları alanında imajını zedelemeye çalıştı.

BM insan hakları konseyinin İran özel raportörü Asıma Cihangir mesnetsiz ve sırf iddialara dayalı raporunda İran'ı insan hakları ihlalleri ile suçladı.

Cihangir’in raporuna tepki gösteren İran’ın BM insan hakları konseyindeki temsilcisi Muhammed Hasaninejad Pirkuhi, raporun tamamen tahrif edilmiş ve hata dolu bir rapor olduğunu ve İran’dan yanlış bir imaj sunduğunu belirtti.

2017’nin ilk yarısına ait raporların ele alındığı BM insan hakları konseyi oturumunda konuşan Pirkuhi, Cihangir’in raporu Amerika devletinin İran milletine dayattığı tek yanlı haksız yaptırımlara ve 17 bin İranlı vatandaşın terör kurbanı olduğuna işaret edilmeksizin hazırlanan bir rapor olduğunu vurguladı.

BM insan hakları konseyi İran raportörü Asıma Cihangir, 2017 yılının ilk yarası ile ilgili hazırladığı mesnetsiz raporunda yine İran’da İslamî kısas yasasını eleştirerek İran’ı insan haklarını ihlal etmekle suçladı.

İran’ın konseydeki temsilcisi Pirkuhi rapora gösterdiği tepkinin devamında ayrıca nedense insan hakları alanında Amerika ve Arabistan unutulduklarını, oysa dünyada bu iki ülke bebek katillerinin başını çektiğini vurguladı.

Amerika yönetimi insan hakları ne olduğu bilmediği halde insan hakları havarisi kesiliyor ve bu durumdan siyasi amaçlarına ulaşma yolunda yararlanmaya çalışıyor.