İran'ın son siyasi gelişmeleri
Geçen hafta İran’ın batısında yaşanan büyük deprem, İran’ın Suriye ve Yemen gelişmeleri ile ilgili istişareleri, UAEK genel müdürü Yokio Amano’nun 9. Raporunda da İran’ın Bercam nükleer anlaşmasına bağlılığını vurgulaması, BM’nin İran aleyhinde insan hakları ihlalleri ile ilgili iddiaları içeren kararnamesinin yayımlanması ve İran Tacikistan ortak istisadi oturumu, İran’ın en önemli bazı gelişmeleriydi.
Geçen hafta Pazar günü akşam saatlerinde İran’ın batısında ve Irak sınırında yaşanan 7.3 büyüklüğünde bir deprem büyük kayıplara yol açtı. Maalesef bu deprem sırasında 435 vatandaşımız hayatını kaybetti, binlerce vatandaş da yaralandı, bölgede büyük hasar meydana geldi.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei depremin ardından bir bildiri yayımladı. Ayetullah Hamanei bildiride bu üzücü olaydan duyduğu derin üzüntüsünü dile getirdi ve tüm yetkililerden ve devlet erkanlarından musibetzede vatandaşların musibet yükünü hafifletebilecek her türlü yardımda bulunmalarını istedi.
İran’ın batısında yaşanan şiddetli depremin ardından tüm yetkililer ve ilgili kurumlar depremzedelere yardıma koştu. Bu tür doğal afetler durumunda krizi yönetmek üç açıdan büyük önem arz ediyor. Birincisi, depremden zarar görenlere acilen yardım ulaştırmakta hızlı davranmak ve kayıp sayısını azaltmak için hemen enkaz kaldırma çalışmasını başlatmaktır. İkincisi ise, depremde mağdur olan insanların hava şartlarını da gözeterek geçici iskan imkanlarını temin etmek ve su, elektrik ve doğalgaz gibi altyapı hizmetlerini sağlamak ve üçüncüsü de bölgede güvenliği sağlayarak yapılan yardımları yönetmek ve bu yardımlara acilen ihtiyacı olan insanlara ulaştırmaktır.
Aslında İran milleti bundan önce Rudbar ve Bem depremleri ve şimdi de Kirmanşah depremi başta olmak üzere büyük depremlerde acı deneyimleri olan bir millettir. Bu deneyimlerin her biri depremin acı izlerini hafifletmek üzere yardımlara ivme kazandırma açısından birer uyarı niteliğinde sayılır.
Öte yandan İran toprakları deprem kuşağı üzerinde bulunduğu için binaların ve özellikle hastaneler ve altyapı tesislerinin yapısını depreme karşı daha dayanıklı hale getirmek, deprem gibi doğal hadiselerden önce üzerinde durulması gereken önemli zaruretlerdendir. Bu konu önemli bir sorumluluktur ve yasama, yürütme ve yargı erki başta olmak üzere tüm devlet erkanlarının üzerinde durmaları gereken bir konu sayılır
Kuşkusuz doğal afetlerin sırasında milletle yetkililerin el ele vermesi ve gönül birlikteliği içinde hareket etmesi de afetzede insanların yaralarının sarılmasında önemli bir konudur. İran milleti ve yetkilileri ister savaş durumunda, ister sel, fırtına ve deprem gibi doğal afetler durumunda sağlam ve güçlü bir şekilde bu tür olaylarla karşılaştığı ve ilahi imandan kaynaklanan sabır gücü ile bir yandan sorumluluklarını yerine getirirken öbür yandan birbirini kollamasını bilen bir millettir. Nitekim İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei de üç erken başkanları ile bir oturumda yetkililerin depremzede vatandaşlarla acılarını paylaşmaları hem sözde ve hem amelde ve hem de halkın yardımları ile beraber devam etmesi gerektiğini ve bu şekilde depremzedelerin acıları ve sorunları hafifletilmesi gerektiğini vurguladı. Ayetullah Hamanei son acı hadiseyi de yetkililerin görevlerini yerine getirmeleri açısından ilahi bir sınav olduğunu ifade etti.
Bugün bu görev ve sorumluluk her zamankinden daha çok önem arz etmektedir. Nitekim İran milleti de hükümetten ve tüm yetkililerden aziz Kirmanşah halkı ve bu milletin şanına yakışacak biçimde bu musibetin ağır yükünü hafifletmesini beklemektedir. Gerçi bu görevin tam olarak yerine getirilmesi gelecekteki muhtemel hadiselere yönelik bir bakış sergilenmesi ve sonuçta acı ve ağır deneyimlerin yükünün hafifletilmesine bağladır.
Geçen hafta hüseyni Erbain yas merasimleri 9 Kasım 2017’de ve Muharrem ayında düzenlenen yas merasimlerinin ihtişamı ile milyonlarca İranlı ziyaretçi ve yine komşu ülkelerden binlerce ziyaretçinin katılımı ile gerçekleşti. Bu arada Irak milleti ve devleti ve güvenlik güçlerinin IŞİD’e rağmen bu büyük etkinliğe ev sahipliği yapması takdire şayandır.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei geçen hafta Doğu Azerbaycan ve Kum eyaletlerinden bazı kültürel aktivistleri ve yetkilileri kabulünde dünyanın dört bir yanından tüm terör tehditlerine rağmen milyonlarca insanın bir araya gelmesini Allah yolunda cihat ve bu yolda hazırlıklı olma düşüncesinin doruk noktası ve muazzam bir hadise şeklinde değerlendirdi.
Gerçekte bu muazzam merasim ve etkinlik büyük Hüseyni Erbain kongresinde Erbain kültürünü koruyan ve süreklilik kazandıran milyonlarca müslümanın azim ve irade ve iman gücünü sergilemekte ve İmam Hüseyin –s– ve İslam Peygamberi’nin –s– pak ehli beytinin zulüm karşıtı Aşura kıyamının mesajlarını dini ve insani değerlerin ekseninde tüm dünyaya duyurmaktadır.
Geçen hafta Suud rejimi ve başını çektiği saldırgan ittifakın İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik suçlamaları yine medya organlarına yansıyan haberlerden biriydi. Yemen topraklarına saldıran Suud ittifakı Yemen ordusu Riyad’ın uluslararası Melik Halid havaalanına füze saldırısı düzenlemesinin ardından İran aleyhinde bir dizi mesnetsiz iddiayı ortaya attı ve Yemen’in eli kanlı Suud rejiminin saldırılarına gösterdiği tepkide düzenlediği füze saldırısı İran’dan Yemen’e gönderilen askeri teçhizatla yapıldığını iddia etti.
Suud rejimi bu iddiayı, Mart 2015 tarihinde Amerika’nın destekleri ve yeşil ışık yakmasının ardından Yemen topraklarına karşı saldırıya geçtiği ve bu ülkeyi Yemen’in istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’yi yeniden iktidarın başına geçirme bahanesi ile karadan, havadan ve denizden kuşattığı halde ileri sürüyor. Suud rejiminin Yemen saldırılarında şimdiye kadar 13 bin Yemenli vatandaş hayatını kaybetti, binlerce Yemenli vatandaş yaralandı, milyonlarca Yemenli mülteci durumuna düştü ve Yemen’in altyapıları tamamen çöktü.
Suud rejiminin cinayetlerine tepki gösteren İslami Şura Meclisi milletvekilleri geçen hafta bir bildiri yayımlayarak Suud rejimini kınadı. 191 milletvekilinin imzaladığı bildiride Suud rejimi türlü ölümcül ve yasak silahlarla mazlum Yemen halkını katliam ettiği halde Amerika ve Batılı insan hakları havarileri ülkelerden çıt çıkmadığı belirtildi.
Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de BM genel sekreteri Antonio Guterres’e bir mektup yazarak Yemen’in durumu Suud rejimi ve müttefiklerinin tecavüz ve kuşatmaları yüzünden vahim boyutlara ulaştığını belirtti.
Geçen hafta İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı ve Astana müzakerelerinde İran’ı temsil eden heyetin Başkanı Hüseyin Cabiri Ensari Rusya, Suriye ve ardından Türkiye’yi ziyaret etti. Ensari Moskova’da Rusya lideri Putin’in Suriye özel temsilcisi Aleksandır Lavrentiev ve Rusya savunma Bakanı yardımcısı Aleksandır Fomin ile bölgede son gelişmeleri ve Astana müzakereleri sürecinde üç garantör ülkenin Suriye krizini çözmek üzere sergiledikleri son çabaları ve inisiyatiflerini görüştü.
Dışişleri Bakanı Yardımcısı Cabiri Ensari daha sonra da Şam ve Ankara’da Suriye ve Türkiye yetkilileri ile bir araya geldi.
Bu istişarelerin devamınnda 18 Kasım Cumartesi günü İran, Türkiye ve Rusya temsilcileri Astana sürecinin üç garantör ülkesi olarak Tahran’a bir araya geldi.
Öte yandan 19 Kasım Pazar günü de İran, Türkiye ve Rusya Dışişleri Bakanları Türkiye’nin Antalya kentinde aynı gündemi ele almak üzere bir araya geliyor. Astana sürecinin garantör ülkeleri olan İran, Türkiye ve Rusya cumhurbaşkanları ise 22 Kasım Çarşamba günü Rusya’nın Sochi kentinde bir araya gelecek.
Suriye’de terörle mücadele ve bu ülkenin yeniden güvenliğine kavuşması sürecinde İran İslam Cumhuriyeti’nin rolü açık ve nettir. Bu etkinlik şimdi Rusya ve Türkiye’nin Astana sürecinde işbirliği yapması ile birlikte daha da belirgin hale gelmiştir. Sonuçta Amerika ve korsan İsrail’in bu ittifakı bozma çabaları, İran ve müttefikleri arasında tefrika çıkarma girişimi, Lübnan ve Filistin direnişini baltalamak ve Filistin davasını unutruma gayretleri art arda hezimete uğramıştır.
Geçen hafta BM genel kurulu üçüncü komisyonu bir dizi mesnetsiz ve ispat edilemeyen suçlamalara dayanarak ve bazı ülkelere yapılan baskıların ardından zayıf bir oyla İran’da insan hakları aleyhinde bir kararname onayladı.
Amerika, İngiltere, Fransa, Bahreyn, Arabistan, BAE ve Kanada gibi insan hakları ihlallerinde kapkara karneleri bulunan devletler bu kararnameye olumlu oy veren ülkelerdi.
İran’da Kur'an'ı Kerim hükmüne istinaden kısas edilmeyen mahkum olan mahkumlar ve uyuşturucu madde kaçakçılarının idam edilmesi, İran’da ifade özgürlüğü yokluğu iddiası, kadınlara karşı ayrımcılık yapılması ve dini azınlıkların haklarının ihlal edilmesi iddiası, Batı’nın İran aleyhinde çıkardığı kararnameye gerekçe gösterilen bazı mesnetsiz iddialardır. Gerçekte Amerika bazı insan hakları kurumlarına baskı yaparak İran’ı insan hakları ihlalcilerinden biri olarak tanımmaya çalışıyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Amerika’nın başka ülkelerin insan hakları konusunda görüş beyan edebilecek salahiyetten yoksun olduğunu belirterek, buna gerekçe olarak da Amerika’nın dünyada en büyük insan hakları ihlalcilerinden biri olmasını gösterdi. Gerçekte Amerika devletinin Amerikalı kızılderililere soykırım uygulaması, siyahileri köle olarak sömürmesi, CIA’nin gizli hapishaneleri, Irak, Afganistan, Pakistan ve Yemen gibi ülkelerde masum insanları katletmesi veya işkence etmesi, Ayetullah Hamanei’nin Amerika’nın insan hakları alanında asla görüş beyan edemeyeceğini ortaya koyan gerekçeler olarak işaret ettiği konulardır.
Ama maalesef Batı’ya bağımlı olan insan hakları kurumları ve yayımladıkları kararnameler uzun yıllardan beri insan hakları gerçeklerinden çok uzaklaşmış bulunuyor ve sergiledikleri tutumda insan haklarına aykırı yaptırımlardan kaynaklanan zulme karşı hiç bir iz bulunmuyor.