İran'ın son siyasi gelişmeleri
İran milleti bugünlerde İslam Peygamberi’nin –s– kutlu veladet günlerini kapsayan vahdet haftasını kutluyor.
12 Rebiülevvel bir rivayete göre İslam Peygamberi’nin –s– doğum günüdür. Bu yıl 1 Aralık 2017 tarihine denk gelen 12 Rebiülevvel günü vahdet haftasının başladığı gündür. Ehli sünnet Müslümanların 12 Rebiülevvel tarihi ve şii Müslümanlar da 17 Reviülevvel tarihi İslam Peygamberi’nin –s– kutlu veladet günü olarak bilmektedir. İslam dünyasında vahdet öncülerinden biri olan İran İslam Cumhuriyeti nizamının büyük kurucusu İmam Humeyni –ks– bu meseleden İslamî mezheplerin vahdeti ve gönül birlikteliği için yararlanarak 12 – 17 Rebiülevvel arasındaki günleri vahdet haftası olarak ilan etti.
Müslümanların vahdeti, İslam dininin önemli ilkelerinden ve Kur'an'ı Kerim’in önemli temellerinden sayılır.
Gerçekte İslam inkılabının fikri ve siyasi temeli İran milletinin tüm kesimleri arasında her türlü dini ve etnik bağımlılıktan bağımsız bir şekilde vahdet ve gönül birlikteliği ve bu milletin inkılapçı irade ve iman gücüne dayanmıştır. İmam Humeyni –ks– İslam dünyasının meseleleri ve sorunları üzerinde akılcı ve özel bir vurgu yaparak İslam ümmetini ve İslam dünyasının liderlerini sorunların çözümüne ve gerici düşüncelerin bir kenara atılması için çaba harcamaya çağırdı.
Bugün İran milleti İslam düşmanlarına karşı aynı inkılapçı ve vahdet temelli yolu izlemeye devam ediyor. Gerçekte vahdet, İslam dünyasını sorunlarından kurtarabilecek bir unsurdur. Vahdet bir takım politikalar üretmek, ortak yöntemleri izlemek, ortak imkanları kullanmak ve sonucu İslam ümmetinin düşmanlarına galip gelmek ve sorunları çözmek olan tedbirleri uygulamaktan ibarettir.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei bu bağlamda bir çok konuşmasında Batı kültürünün başta İslam dünyası olmak üzere diğer milletlerin kültürleri ile karşılıklı etkileşimi ve kültürel bağlarını hatırlatarak bu uyumsuz bağlar yüzünden Batı kültüründe birer adet haline gelen radikal davranışların başka milletlere dayatıldığını belirtiyor. Ayetullah Hamanei vahdet gibi büyük hareketin bayraktarıdır ve İslam dünyasında vahdetin korunması için gereken çözüm yollarını sunarak pratikte de vahdeti ispat etmiştir.
Geçen hafta 28 Kasım tarihinde İran’ın Peykan adlı fırkateyninin kahraman personelinin yazdığı hamasetin yıldönümü olan deniz kuvvetleri günü düzenlenen törenlerle saygı ile anıldı.
Irak’ın baas rejiminin İran’a dayattığı savaş sırasında Peykan fırkateyni Morvarid adlı bir operasyon çerçevesinde unutulmaz bir hamasete imza atarak Irak’ın El Bekir ve El Ümmiye petrol terminallerinin üçte ikisini imha etti ve İran bayrağını bu terminallerin en yüksek kulesinde göndere çekti.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei deniz kuvvetleri günü dolaysıyla bu kuvvetin önde gelen komutanlarını kabulünde deniz kuvvetlerinin önemine işaret ederek deniz kuvvetleri İran’ı savunmanın en ön cephesi olduğunu ve Mokran denizi, Umman denizi ve uluslararası açık suların karşısında yer aldığını, deniz kuvvetleri geçmişte olduğu gibi şimdi de uluslararası açık denizlerde varlığını sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
Geçen hafta İran diplomasi kurumu oldukça yoğun bir haftayı geride bıraktı. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gittiği Ermenistan’da İran ve Ermenistan ortak ticari oturumuna katıldı.
Zarif, iki ülke arasındaki ilişkilerin Ermenistan bağımsızlığına kavuştuğu günden beri sürekli gelişme kaydettiğini belirtti.
İki ülke arasında başta enerji olmak üzere bir çok alanda işbirliği için iyi kapasiteler bulunduğunu kaydeden Zarif, Ermenistan’ın da üyesi olduğu AİB ile müzakerelerin nihai aşamasına ulaştığını ve yakında İran ve Avrusya İktisadi Birliği AİB arasında tercihli ticaret anlaşması yakında imzalanacağını ifade etti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif daha sonra İtalyan mevkidaşı Angelino Alfano’nun daveti üzerine 3. Uluslararası Akdeniz diyaloğu konferansına katılmak üzere Roma’ya gitti. Zarif gittiği İtalya’da mevkidaşı Angelino Alfano ile görüştü.
Görüşmede iki Bakan ikili ilişkilerin tüm alanlarda gelişmesine vurgu yaptı.
Taraflar siyasi ilişkilerden duydukları memnuniyeti dile getirerek iktisadi alanlarda teamülleri arttırmak gerektiğini kaydetti.
İtalya Dışişleri Bakanı Alfano görüşmede Bercam nükleer anlaşmasının tam olarak uygulanması gerektiğini belirterek AB tüm taraflardan Bercam nükleer anlaşmasına bağlı kalmasını istediğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı Zarif İtalya temaslarını tamamladıktan sonra da Azerbaycan cumhuriyetinin başkenti Bakü’ye geçti ve burada Asya’nın kalbi konferansına katıldı.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif gittiği Bakü’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le görüştü. Zarif ve Aliyev konferansın kulisinde bir görüşme gerçekleştirdi.Görüşmede Zarif ve Aliyev ikili ilişkilerin yanı sıra İran, Türkiye ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında üçlü işbirliği sürecini ve bölgede terör ve radikalizmle mücadeleyi ve Suriye barışı ile ilgili Astana sürecini ele aldı.
İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler hızla gelişiyor, ancak bu ilişkilere önem kazandıran durum, çok yönlü bölgesel işbirliğidir. İran ve Azerbaycan Cumhuriyeti arasında gerçekleşen Kuzey Güney koridoru iki taraf arasında işbirliği için büyük kapasitelerin bulunduğunu gösteriyor.
Gerçekte İran İslam Cumhuriyeti komşuları ile ilişkilerini geliştirmeye büyük önem veriyor. Bu arada İran ile orta Asya ve kafkasya bölgelerinde yer alan ülkelerin arasındaki ilişkiler bir çok açıdan önemlidir. Nitekim Dışişleri Bakanı Zarif’in Ermenistan ve Azerbaycan cumhuriyetine düzenlediği ziyaretleri de bölge ülkeleri arasındaki denge çerçevesinde ikili ilişkilerin gelişmekte olduğunu gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında İran hem Ermenistan ve hem Azerbaycan Cumhuriyeti ile gelişen ilişkileri bulunuyor. İran ayrıca bölgesel diplomasisi çerçevesinde Ermenistan ile Azerbaycan Cumhuriyeti arasında yıllardır devam eden Karabağ münakaşasında arabuluculuk yapmaya da hazırdır. İran bölgesel işbirliği ile siyasi tehditleri ve gerginlikleri işbirliği fırsatına dönüştürmenin mümkün olduğuna inanıyor.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Roma’da düzenlenen uluslararası Akdeniz diyaloğu konferansında da yaptığı konuşmada Bercam nükleer anlaşmasına değinerek, bu anlaşma ne İran’ın ne de Amerika’nın tam istediği şey olduğunu, Bercam anlaşması varılabilecek en iyi anlaşma olduğunu belirtti. Zarif, Amerika İran’ın uranyum zenginleştirmesini sıfır seviyesine indirmek istediğini, ancak bunu başaramadığını vurguladı.
Bölgede bazı ülkelerin çıkarlarını başkalarına zarar verme pahasına temin etmeye çalıştıklarını kaydeden Zarif, fakat bu ülkeler sürekli yanlış seçimleri yaptıklarını ifade etti.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Cihangiri Rusya’nın Sochi kentinde düzenlenen ŞİT Başbakanlar zirvesinde yaptığı konuşmada, ŞİT’e üye tüm ülkelere dostluk eli uzattıklarını belirtti.
Cihangiri, ŞİT üyeleri arasında işbirliği hem bölge ve hem tün dünyanın yararına olacağına inandıklarını kaydetti.
İran barış, istikrar, kalkınma, teamül ve kültürler, milletler ve kavimler arasında diyalog beşiği ve doğal kaynakların bakımında zengin bir ülke olduğunu belirten Cihangiri, İran ŞİT’i takviye etmeye hazır olduğunu vurguladı.
İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşması dünya medyasının ilgi odağında bulunmaya devam ediyor. Geçen hafta Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen uluslararası Akdeniz diyaloğu konferansında da yaptığı konuşmada Amerika’nın engel çıkarmasına karşın bu anlaşmayı savundu. Sergei Lavrov eğer Amerika bu nükleer anlaşmadan çekilecek olursa aslında kendi yükümlülüğünü ihla etmiş olur, dedi.
Akdeniz diyaloğu başlıklı uluslararası konferansta konuşan AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Mogherini, İran ile müzakerelerin nükleer mesele ile sınırlı olma kararı doğru veya yanlış, 14 yıl önce alınan bir karar olduğunu belirtti.
Mogherini, şimdi ise varılan nükleer anlaşmayı tam olarak uygulama zamanı olduğunu kaydetti.
Mogherini, eğer bu anlaşmanın çerçevesinde yer almayan başka meseleler varsa onları ele almanın mümkün olduğunu, fakat bu anlaşma sadece nükleer meseleyi kapsadığını, anlaşma BMGK kararnamesine iliştirildiğini ve bu yüzden biri keyfine göre bu anlaşmadan çekilemeyeceğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı Zarif de konferansta yaptığı konuşmada Bercam nükleer anlaşması yeniden müzakereye açılamayacağını ve İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei’nin de vurguladığı üzere pratik uygulamalarla daha da uygulanmasına katkı sağlamak gerektiğini ifade etti.
Bilindiği üzere İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşması Ocak 2016’dan itibaren yürürlüğe girdi, ancak Amerika’nın yeni yönetimi anlaşmanın bir tarafı olarak sürekli uygulanması yolunda engel çıkarıyor ve yükümlülüklerine yerine getirmiyor. Amerika yönetimi anlaşmanın özellikle 26, 28 ve 29. Maddelerine aykırı bir şekilde hareket ederek İran’ın bu anlaşmada menfaatlerini engelliyor.
Beyaz saray yetkilileri en son eski Başkan Obama döneminde İran’dan alımı başlayan ağır su alımını durduracaklarını açıkladı. Amerika İran’dan bundan önce 30 ton ağır su satın aldı ve bu alıma devam etmek istiyordu, ancak Amerika’nın yeni yönetimi İran’dan ağır su almak istemiyor.
Gerçekte Amerika bölgede gerginlik yaratmak ve böylece sultasını ve jeo politik üstünlüğünü sürdürmek istiyor. Amerika bu bağlamda İranofobia projesi ekseninde hareket ediyor ve İran’ın füze gücünü tehdit gibi göstermenin üzerinde yatırım yapıyor. Ancak İran savunma Bakanı General Emir Hatemi İran İslam Cumhuriyeti füze gücü hakkında hiç kimse ile müzakere etmeyeceklerini açıkladı.
Amerika İran’ın füze gücü etrafında yaygara koparırken, kendisi kimyasal silahların imha edilmesini öngören konvansiyona yönelik yükümlülüklerini yerine getirmiyor.
Geçen hafta Kimyasal silahlar konvansiyonuna üye ülkelerin zirvesine katılan İran heyeti, Amerika devleti nükleer silahlarını derhal yok etmesi gerektiğini vurguladı. Lahey’de düzenlenen 22. kimyasal silahlar konvansiyonuna katılan İran heyeti Başkanı Golam Hüseyin Dehgani, üye ülkelerin kimyasal silahları ve ayrıca terör örgütlerinin eline geçen bu tür silahlar küresel barış ve güvenliğe yönelik ciddi tehdit oluşturduğunu belirtti. Dehgani, Irak ve Suriye’de tekfirci teröristlerin kullandıkları kimyasal silahlar bazı ülkelerin bu örgütlere destek vermesinin sonucu olduğunu ifade etti. Rusya ve Libya’nın kimyasal silahlarını tamamen yok etmelerini olumlu karşıladıklarını kaydeden Dehgani, dünyanın en büyük kimyasal silah sahibi olan Amerika’dan bu tür silahlarını yok etmesini istedi.