İran'ın son siyasi gelişmeleri
Amerika ve Arabistan, İsrail ve bazı müttefiklerinin bölgede kurduğu IŞİD kumpası Irak ve Suriye’de bozguna uğradığı bir sırada Amerika Kudüs üzerinden yeni bir tehdidi daha gündeme getirdi.
Amerika Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü çakma İsrail rejiminin başkenti olarak tanıdığını ilan etmesi Amerika ve siyonistlerin İslam dünyasına karşı yeni bir şom planı olarak geniş tepkilere yol açtı. Amerika Başkanı Trump’ın bu ahmakça illegal hareketine İran milleti de düzenlediği protesto eylemleri ile tepki gösterdi. İran’da çeşitli kurum ve kuruluşlar ve STK’lar da bildiriler yayımlayarak Kudüs’e ve Filistin milletine desteğini vurguladı.
Bu bağlamda İslam işbirliği teşkilatı İİT liderleri ve üst düzey yetkilileri İstanbul’da olağanüstü toplandı. Toplantıya İran’dan Cumhurbaşkanı Ruhani katıldı.
Cumhurbaşkanı Ruhani İslam İşbirliği Teşkilatı liderler zirvesinde, Filistin meselesi İslam dünyasının birinci meselesi olma noktasına geri dönmesi gerektiğini vurguladı.
Ruhani, bu zirveye sebep olan konu, yüz yıl önce Balfour komplosu ile İslam dünyasının yarası olan Filistin meselesinin şimdi de ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’le ilgili illegal kararı ile yeni bir aşamaya gelmesine yol açması olduğunu belirtti.
Ruhani, İİT korsan İsrail’in tüm hareketlerini sürekli rasat etmesi ve her aşamada gerekli tedbirleri alması gerektiğini vurguladı.
Ruhani ayrıca İran İslam Cumhuriyeti tüm İslam ülkeleri ile Kudüs’ü savunmak için hiç bir önşart koymaksızın işbirliğine hazır olduğunu ifade etti
Bugün Filistin toprakları ve bazı İslam ülkelerinin bazı bölgelerinin siyonistlerce işgal edilmesinin üzerinden 60 yılı aşkın bir süre geçiyor. Beytulmukaddes de 1967 yılından beri siyonistlerin işgali altında bulunuyor. bu yıllarda Filistin halkı ya mülteci durumuna düştü, ya da işgal edilen bölgelerde siyonistlerin ırkçılığına veya korkunç tehdit ve cinayetlerine maruz kaldı. Gazze şeridinde ise yaklaşık iki milyon Filistinli siyonistlerin dayattığı çok yönlü kuşatmanın altında en zor durumda yaşıyor. Bu şartlarda Amerika’nın izlediği politika bölge milletlerini ve özellikle mazlum Filistin milletini tehdit etmek ve işgalci siyonist rejimi desteklemek ve işgalciliğini pekiştirmek olmuştur. Bu doğrultuda Amerika Başkanı Trump’ın illegal ve kışkırtıcı hareketi ve Kudüs’ü çakma rejimin başkenti ilan etmesi ise dünya Müslümanları ve tüm hür insanların yüreğini inciten bir karar oldu.
Amerika ve korsan İsrail İslam dünyasına yönelik türlü komploları kuruyor ve bu arada çeşitli yöntemlere baş vurarak Kudüs’ü önceki planları doğrultusunda İslam dünyasından ayırmaya ve bu kutsal kentin İslamî kimliğini yok etmeye çalışıyor. Ancak Amerika korsan İsrail’e verdiği tüm desteklere ve bu yolda sarfettiği çabalarına rağmen şimdiye kadar bu şom hedefine ulaşamadı. Nitekim İslam dünyası ve bir çok Avrupa ülkesi ve bazı uluslararası kurum ve kuruluşların tek ses Trump’ın bu kararına tepki vermesi ve dünya genelinde yaşayan Müslümanların Filistin’de destek verdiklerini haykırması, Amerika ve siyonist rejim İsrail’e ne bir mesaj ve uyarı niteliğindeydi.
İran İslam Cumhuriyeti anayasası çerçevesinde başta Filistin milleti olmak üzere zulüm altında bulunan tüm milletlere destek veriyor. İran İslam Cumhuriyeti’nin başta Filistin meselesi olmak üzere bu yönde izlediği politikası bölgede İslamî direnişe destek vermek ve saldırgan işgalci İsrail rejimi karşısında durmaktır. Bu İslamî ve insani ilke aynı zamanda İslam dini ve Müslümanların mukaddesatına el uzatan düşmanlara, İran milleti ne zaman ve nerede gerekli olursa İslam’ı, Filistin’i ve aziz Kudüs’ü desteklemeye hazır olduğu ve Müslümanların haklarına el uzatanlara karşı koyacak güce de sahip olduğu yönünde net bir mesaj sayılır.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de İstanbul’da düzenlenen İslam işbirliği teşkilatı liderler zirvesinde İslam dünyası siyonist rejim İsrail’in tehditlerine karşı birlik ve vahdet içinde olması gerektiğine vurgu yaparak şöyle konuştu: Amerika devleti İslam dünyası Filistin ve Kudüs’ün kaderi konusunda duyarsız kalmayacağını ve Filistin konusunda uluslararası camianın kahir çoğunluğunun görüşünü ve uluslararası kararları hiçe saymanın siyasi bedeli olacağını bilmesi gerekir.
Cumhurbaşkanı Ruhani İran Kudüs’ü savunmakta kayıtsız şartsız tüm İslam ülkeleri ile işbirliğine hazır olduğunu belirterek, bugün Yahudilerin en büyük düşmanı Müslümanlar veya Araplar olmadığını, asıl siyonizm projesi Yahudilerin en büyük düşmanı olduğunu vurguladı.
Siyonist rejim Filistin topraklarını işgal ettiği günden beri Kudüs’ü tam olarak ele geçirmek için Amerika’nın destekleri sayesinde bu kentin esas sakinlerini ihraç etmek, arsalarını gasp ederek yerine siyonist yerleşke inşa etmek, Beytulmukaddes’in nüfusu yapısını değiştirmek, bu kentte yer alan kutsal İslamî mekanları yıkmak, Mescid-i Aksa’ya saygısızlık etmek ve siyonist yerleşkecileri bu kutsal İslamî mekanın üzerine salmak gibi türlü yöntemleri izlemeye başladı. Hali hazırda da Amerika ve korsan İsrail’in esas amacı başta İslamî direnişin temel sütunlarından biri olan Lübnan Hizbullah hareketi olmak üzere bölgede İslamî direnişi yok etmeye çalışıyor.
Siyonist rejim son on yılda ve dört önemli savaşta Lübnan Hizbullah hareketi ve Filistinli İslamî direniş grupları karşısında bozguna uğradı. Bu arada siyonistlerin Lübnan Hizbullah hareketine karşı üç aşamalı hezimeti büyük önem arzediyor. Siyonistlerin Hizbullah karşısında hezimete uğradığı birinci aşama, 1982 yılında işgal ettiği Lübnan topraklarından geri çekilmesi ve ikinci aşamada da 2000 yılında Lübnan’ın güneyinden kaçmasıydı. İşgalci rejim 2006 yılında da 33 günlük savaş sırasında Lübnan direnişine karşı bozguna uğradı. Bu zaferler zinciri Gazze’ye dayatılan 51 günlük savaşta İsrail ordusunun hezimeti ile tamamlandı.
Şimdi ise Amerika ve korsan İsrail yeni bir kumpasla İslamî direnişin karşısına çıkıyor ve doğrudan askeri yüzleşmede elde edemediklerini Kudüs’ü İsrail gibi çakma bir rejimin başkenti ilan ederek elde etmeye çalışıyor.
Aslında bu ikilinin bölgeyi parçalama planı için kurdukları IŞİD kumpası hezimete uğraması ve müttefikleri Arabistan’ın Yemen’e dayattığı savaşta bataklığa saplanmasından sonra Amerika yeniden Ortadoğu bölgesinde dengeleri bozmaya çalışıyor ve bu hedefine ulaşmak için Lübnan ve Filistin’de direnişi yeni bir krizle uğraştırması gerekiyor.
İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei Hz. Muhammed –s– ve sevgili torunu İmam Cafer Sadık’ın –s– veladet yıldönümü dolaysıyla üç erk Başkanı, nizamın önde gelen yetkililer, İslam ülkeleri büyükelçileri ve İslamî vahdet konferansının konuklarını kabulünde Kudüs’ün korsan İsrail’in başkenti ilan edilmesini düşmanların acizliğinin işareti olduğunu belirtti.
Ayetullah Hamanei, İslam dünyası hiç kuşkusuz bu komploya karı duracağını ve siyonistler bu hareketleri ile daha ağır bir darbe alacaklarını ve aziz Filistin hiç kuşkusuz sonunda kurtulacağını vurguladı.
Amerika’nın Şikago üniversitesi öğretim üyesi ve agresif realizm tezini ortaya atan üşünür John Merşaimer 11 Aralık tarihinde Tahran üniversitesinde Amerika'nın şimdiki yönetimi ve son hareketi hakkında yaptığı konuşmada şöyle dedi:
ABD Başkanı Donald Trump’ın Beytulmukaddes’i İsrail’in başkenti ilan etme kararı Amerika içindeki radikal çevrelerin baskısı altında yaşanan köklü bir yanlıştı.
Merşaimer konuşmasının devamında ayrıca Trump’ın bu yöndeki kararı Amerika’nın dış politikasında önemli bir yanlışın işareti olduğunu ve bu yüzden de Amerika’nın şimdiki yönetimi güvenilmez bir yönetim olduğunu vurguladı.
Amerika bölgede şom hedeflerini gütmek için çok yönlü bir politika izliyor. ABD Başkanı Trump son aylarda Bercam nükleer anlaşmasına karşı çıkmak gibi bazı marjinal konuları ön plana çıkararak kamuoyunun dikkatini esas meseleden, yeni Filistin meselesinden uzaklaştırmaya çalıştı. Bu doğrultuda geçen hafta haber ajansları Amerika yönetiminin kongreye Bercam nükleer anlaşması ile ilgili gözden geçirmek üzere verdiği 60 günlük süresi dolduğunu belirtti. Oysa kongrenin bu sürenin sonuna kadar Bercam hakkındaki görüşünü ve kararını açıklaması gerekiyordu.
Geçen hafta Bercam nükleer anlaşması ortak komisyonunun onuncu oturumu Viyana’da düzenlendi.
Viyana’da düzenlenen 10. Bercam ortak komisyonuna katılan heyetler, anlaşmadaki yükümlülüklerin tüm taraflarca yerine getirilmesini vurguladı.
Bercam nükleer anlaşması ortak komisyonu Viyana’da düzenlenen 10. oturumunun sonunda bir bildiri yayımladı.
Bildiride 10. Bercam ortak komisyonuna katılan heyetlerin anlaşmadaki yükümlülüklerin tüm taraflarca yerine getirilmesini vurguladığı belirtildi.
Bercam anlaşmasının tarafları ayrıca UAEK İran İslam Cumhuriyeti’nin anlaşmadaki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini vurgulamasını da olumlu karşılayarak, tüm tarafların yükümlülüklerini yerine getirmesi anlaşmanın uygulanmasını güvence altına alacağını ifade etti.
Aslında bölgede yaşanan gelişmeler Amerika yönetiminin hem iç arenada ve hem bölgedeki gelişmelerle uğraştığını ve bu iki durum da nükleer anlaşmayı gölgelediğini gösteriyor. Oysa Amerika’nın iç meseleleri Bercam komisyonunu ilgilendirmiyor. Bu durum Amerika yönetiminin Bercam anlaşması ile ilgili tutumunda tamamen yalnız kalmasına yol açtığı ve Avrupalı tarafların da açıkça Amerika’nın tutumuna muhalefet ettiğini gösteriyor. Gerçekte Amerika’nın iç meseleleri Bercam’la ilgisi yoktur ve asıl önemli olan, Amerika’nın imzaladığı anlaşmaya bağlı kalmasıdır.
Her halükarda Bercam nükleer anlaşması gibi konularla uğraşmak bile dikkatleri Amerika ve korsan İsrail’in bölgeye yönelik esas komplosundan saptırmaması gerekiyor. Amerika’nın bölgeye yönelik küstahça tavırları büyük bir tehlikedir ve zaman da hızla ilerliyor ve bu tür tavırlar arttıkça da Kudüs’ün korsan İsrail’in başkenti olarak tanınmasının olumsuz etkileri tüm tarafları etkileyeceği kesindir.