Ocak 01, 2018 07:43 Europe/Istanbul

Geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’le ilgili kararıyla tetiklediği süreç, Yemen savaşı bininci gününe girmesi ve Kuzey Irak bölgesinde halkın protesto eylemleri, Ortadoğu bölgesinin önemli bazı gelişmeleriydi.

Geçen hafta Ortadoğu bölgesinde Amerika Başkanı Donald Trump’ın Beytulmukaddes’i çakma rejim İsrail’in başkenti ilan etme kararına yönelik tepkiler ve itirazlar daha şiddetli bir şekilde devam etti.

Bu doğrultuda geçen hafta Mısır devleti ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’le ilgili ahmakça kararının iptalini öngören bir kararname taslağını BM güvenlik konseyinde gündeme getirdi. Ancak konseyin 14 üyesi kararnameye evet dedikleri halde Amerika’nın temsilcisi kararname taslağına olumsuz oy vererek kararnameyi veto etti.

Buna karşın İslam işbirliği teşkilatının dönem başkanlığını yürüten Türkiye yönetimi söz konusu kararnameyi BM genel kuruluna taşıdı. Kararname geçen Perşembe günü BM genel kurulunda 9 olumsuz ve 34 çekimser oya karşı 128 olumlu oyla onaylandı. Bu kararname,  oylamaya sunulmadan önce ABD Başkanı Donald Trump ve BM daimi temsilcisi Nicky Hilly resmen Amerika’dan mali destek alan ülkeleri kararnameye olumlu oy verdikleri takdirde onlara yapılan mali yardımların kesileceği tehdidinde bulunmasına rağmen onaylandı.

Kararnamenin BM genel kurulunda onaylanması dünya medyasının hemen hemen aynı yönde ve benzer bir tepki vermelerine yol açtı. Bir çok medya organı Kudüs kararnamesinin BM genel kurulunda onaylanmasını Amerika’nın dünya genelinde izlemeye başladığı mafya yönteminin hezimeti şeklinde değerlendirdi. Macaristan medyası dünya tüm tehditlere rağmen Trump’ın dünyayı haraca bağlamasına müsaade etmedi, şeklinde bu haberi duyurdu. İtalya medyası da BM kararnamesini Trump’ın yüzüne indirilen tokat niteledi.

Güney Kore medyasından Hankiore gazetesi baş yazısı için BM’nin Kudüs’e verdiği oy Trump’ın nasıl Amerika’nın prestijine zarar verdiğini ortaya koyduğunu ortaya koydu, başlığını kullanarak şu ifadelere yer verdi: 21 Aralıkta BM Amerika Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti tanıyan kararının reddi yönünde hazırlanan bir kararnameyi oy çoğunluğu ile onayladı. Bundan bir gün önce ise Trump ona karşı çıkan ülkelere yapılan yardımları kesme tehdidinde bulundu ve Amerika’nın BM daimi temsilcisi Nicky Hilly de yaptığı uyarıda, bundan böyle BM’ye geldiklerinde ve kararnameye olumlu oy veren ülkelerle ilgili bir mesele gündeme geldiğinde bu oyları göz önünde bulunduracaklarını söyledi. Buna karşın onlar bu süreci engelleyemedi. Bu oylar açık bir şekilde Amerika’nın uluslararası haysiyeti ve itibarı ne denli düştüğünü ortaya koydu. BM’nin eski öncüsü şimdi bu teşkilatın düşmanı kesildi, zira bu devlet uluslararası düzeni sağlayan devlet olma konumundan çıktı ve bu düzeni bozan devlete dönüştü.

Bu süreçte önemli olan nokta ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs kararı çakma rejim İsrail’in daha da küstahlaşmasına ve Filistin milletine karşı yeni cinayetleri işlemeye başlamasına yol açmasıdır. Nitekim bir tek geçen Cuma günü iki Filistinli şehit düştü, 150 Filistinli de yaralandı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, Amerika Başkanı Trump Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ettiği günden bu yana şehit ve yaralı sayısını açıkladı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, Trump’ın Kudüs kararını açıkladığı günden bu yana 11 Filistinli şehit düştüğünü ve 3300 Filistinli de yaralandığını belirtti.

Açıklamada, 400 Filistinli vatandaşın siyonistlerin kurşunları ile yaralandığını, yaralılardan altısının durumu vahim olduğu ve özel bakım altında bulundukları kaydedildi. Siyonist askerler Filistin milletinin protesto eylemlerini bastırmak için en gelişmiş askeri silahların yanında zehirli fosfor gazı da kullanıyor. Refeh kentinde hastane kaynakları bu zehirli gazın tesirleri önceki zehirli gazlardan farklı olduğunu ve kentin doğusunda protesto eylemlerine katılan insanlarda kalp atışının artması, istifrağ, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi etkileri görüldüğünü açıkladı.

Filistin’de ABD Başkanı Trump’ın illegal kararına karşı itirazlar devam ediyor.

Geçen hafta Salı günü eli kanlı bebek katili Suud rejiminin Yemen milletine dayattığı haksız savaşın bininci günüydü. Suud rejimine bağlı savaş uçakları Yemen’de 4 Aralık’ta bu ülkenin eski diktatörü Ali Abdullah Salih’in işlediği ihanet yüzünden helak edilmesinden sonra Yemen’in çeşitli bölgelerine hava akınlarını arttırdı, öyle ki son 20 günde 250 Yemenli vatandaş bu bombardımanlarda hayatını kaybetti.

Yemen ordusu ve halk güçleri ise bu savaşın bininci gününde bir adet balistik füze ile Suud kralı Salman’ın resmi karargahı ve Suud rejiminin Riyad’da resmi oturumlarını ve zirvelerini düzenlediği Yemame sarayını hedef aldı.

Riyad’da Yemame sarayı hedef alındıktan sonra Yemen’in Ensarullah genel sekreteri Abdulmelik Bedreddin Husi bir açıklama yaparak şöyle dedi: balistik füzelerimiz şimdi düşmanın saraylarına kadar ulaşmış bulunuyor ve her ne kadar saldırgan düşmanın cinayetleri artarsa, bizim de onlarla mücadele yöntemlerimiz gelişecektir.

Suud rejiminin Yemen’e dayattığı bin günlük savaşın verileri, Suud hanedanının Yemen’de savaş suçu, beşeriyete karşı suç ve soykırım işlediğini ortaya koyuyor ve bu cinayetlerin uluslararası ceza mahkemesinin tüzüğünde üç temel cinayet olarak belirlendiği belirtilmelidir.

BM insani işler koordinasyon bürosunun 4 Aralık 201 tarihinde yayımladığı verilerine göre, Ekim 2017’ye kadar 8800 Yemenli hayatını kaybetti, 51 bin Yemenli de yaralandı. Yine Yemen’de 22.2 milyon Yemenli acil insani yardımlara muhtaçtır. Bu ülkede 17.8 milyon insan gıda maddeleri sıkıntısı ile karşı karşıyadır. Yemenli 3 milyon vatandaş bu ülkenin içinde mülteci durumuna düşmüş, 16 milyon kişi sağlıklı içme suyundan mahrum kalmış ve 16.3 milyon kişi de sağlık hizmetlerinden yararlanamaz durumdadır.

Yemen’de ise son bir yılda yaklaşık bir milyon kolera vakası şaibesi gözlemlenmiştir. Şimdiye kadar ise 2200 Yemenli bu hastalık yüzünden hayatını kaybetmiştir.

Geçen hafta uluslararası kızılhaç örgütü da bir bildiri yayımlayarak Yemen nüfusunun %80 kadarı gıda maddeleri, içme suyu, yakıt ve sağlık hizmetleri alanlarında ciddi sıkıntı çektiğini açıkladı.

Bu korkunç beşeri facia yüzünden geçen hafta aralarında 6 nobel barış ödüllü şahsiyet, politikacı, diplomat, sanatçı ve düşünürün bulunduğu 350 kadar seçkin uluslararası şahsiyet Amerika, İngiltere ve Fransa liderlerinden Yemen’de savaş ateşini körüklemekten el çekmelerini ve bunun yerine BM güvenlik konseyindeki konumlarından barışın sağlanması için yararlanmalarını istedi.

Geçen hafta Kuzey Irak bölgesinin çeşitli kentleri protesto eylemlerine sahne oldu. Kuzey Irak yerel yönetiminin ayrılık referandumunu düzenlemesinin ardından yöre halkı kamu hizmetlerinin aksaması, maaşların azalması ve ödenmemesi, kamu kurumlarındaki yolsuzluğu ve su ve elektrik gibi kamu hizmeti masraflarının artması yüzünden geniş çaplı protesto eylemi düzenlendi.Irak'ın kuzeyindeki en büyük gösterilerden biri Süleymaniye'de düzenlendi. Öğretmenlerin yanı sıra din adamları ve polis memurları gibi her kesimden devlet  memurunun katıldığı gösteride Neçirvan Barzani yönetimi aleyhinde sloganlar atıldı, pankartlar taşındı.Protestocular IKDP’nin ayrılık referandumunu ısrarla düzenlemekle Bağdat yönetimi karşısında yerel yönetiminin elinin zayıflamasına neden olduğuna inanıyor.

Süleymaniye eyaletinin Raniye ilçesinde halk dördüncü gün yine sokaklara dökülerek Erbil yönetiminin istifa etmesini istedi.

Erbil yönetimi ise bölgenin çeşitli kentlerinde sıkı güvenlik tedbirleri uygulamaya başladı. Süleymaniye kentinde de protestocu öğretmenler mevcut şartları protesto ederek hükümetin istifa etmesi ve bölge sorunlarının çözümlenmesini istedi. İran’ın Erbil Konsolosluğu, Kuzey Irak’ta tırmanan protesto eylemlerinin ardından İranlı vatandaşları uyardı.

Kuzey Irak bölgesinde son günlerde başlayan ve devam eden protesto eylemlerinin şiddet olaylarına sahne olmasını değerlendiren İran Konsolosluğu İranlı vatandaşları protesto eylemlerinin düzenlendiği alanlara ve kamu binalarına yaklaşmama konusunda uyardı.

Bu arada Kuzey Irak’ta tırmanan protesto eylemlerinin ardından Goran ve İslamî Cemaat adındaki iki Kürt parti hükümetten çekildiğini açıkladı.

Bu açıklamanın ardından Kuzey Irak yerel parlamentosu Başkanı Yusuf Muhammed Sadık da istifa ettiğini açıkladı.

Bu doğrultuda Lübnan’ın El Ahbar gazetesi internet sayfasında yayımladığı raporunda Kuzey Irak halkının ayaklanması hızla yayıldığı anlaşıldığını ve Goran ve İslamî Cemaat adındaki iki Kürt parti yerel yönetimden çekilerek Başbakan Neçirvan Barzani’nin bu sorumluluktan kaçmasını önlemeye ve aynı zamanda halkın öfkesinden yükselen dalgaya binerek bu itirazlar iki büyük partinin iktidarını devirdiği takdirde bu sonuçtan azami derecede yararlanmaya çalıştıklarını belirtti.

Buna karşın IKDP yetkilileri protestocuların ecnebilerin kuklaları niteledi ve bölgede protesto eylemleri düzenleyerek Erbil’i Bağdat’ın sultası altına itmeye çalıştıklarını ileri sürdü. Aslında bu tür iddialar Erbil yerel yönetiminin bölgenin sorunları hakkında çözüm bulmak yerine başkalarını bu sorunlardan sorumlu tutmaya çalıştığını gösteriyor.

Erbil yönetimi kamu hizmetlerini yerine getiremediği gibi memurların da maaşını ödemekte zorluk çektiği anlaşılıyor.