Avrupa, Grönland’ı Amerika’dan korumak için İran ve Yemen’e mi başvuracak?
https://parstoday.ir/tr/news/world-i290468-avrupa_grönland’ı_amerika’dan_korumak_için_İran_ve_yemen’e_mi_başvuracak
Pars Today – Donald Trump’ın Grönland’ın ABD tarafından ele geçirilmesi gerektiğine dair tekrar eden iddiaları ve Avrupa’nın ABD’nin aşırılıklarına karşı zayıf tepkileri, kıta içinde ve dışında çok sayıda eleştiriye yol açtı.
(last modified 2026-01-20T11:03:54+00:00 )
Ocak 20, 2026 04:48 Europe/Istanbul
  • Avrupa, Grönland’ı Amerika’dan korumak için İran ve Yemen’e mi başvuracak?

Pars Today – Donald Trump’ın Grönland’ın ABD tarafından ele geçirilmesi gerektiğine dair tekrar eden iddiaları ve Avrupa’nın ABD’nin aşırılıklarına karşı zayıf tepkileri, kıta içinde ve dışında çok sayıda eleştiriye yol açtı.

Pars Today’in haberine göre, Trump’ın Grönland’ı ABD’ye katma talebine karşı Avrupa’nın zayıf ve pasif tepkisi örneğin Almanya’nın 13, Fransa’nın 15 askerini sembolik olarak Grönland’a göndermesi sosyal medyada ve uluslararası kamuoyunda alay konusu oldu.

Trump'ın Grönland'ı ele geçirme iddiası

İran ve Yemen örneği

ABD’ye ve özellikle İran’ın Ayn el-Esad ve El-Addid üslerine yönelik füze saldırıları ile Yemen’in ABD savaş gemilerine ve savaş uçaklarına karşı direnişi düşünüldüğünde, Trump’ın Yemen ile savaştan geri çekilmesine yol açan bu direniş, Avrupa’nın Grönland’ı korumak için benzer etkili yöntemlere başvurup başvuramayacağı sorusunu akla getiriyor.

Temel soru

İlk bakışta, “Avrupa, Grönland’ı ABD’ye karşı korumak için İran ve Yemen’e başvurabilir mi?” sorusu abartılı veya gülünç görünebilir. Ancak derinlemesine bakıldığında, bu soru uluslararası ilişkilerde önemli bir gerçeğe işaret ediyor: ABD’nin güç taleplerine karşı farklı aktörlerin tutumları arasındaki temel fark. İran ve Yemen, son yıllarda ABD’nin doğrudan baskı ve saldırılarına karşı sert ve dirençli bir örnek göstermiştir; oysa Avrupa, doğrudan kendi çıkarlarını ilgilendiren Grönland gibi meselelerde bile çoğunlukla temkinli, yavaş ve pasif bir tutum sergilemiştir.

Avrupa ve Grönland

Grönland, siyasi olarak Danimarka’ya bağlı olsa da, jeopolitik olarak ABD için büyük önem taşıyor. Kuzey Kutbu’ndaki stratejik konumu, geniş doğal kaynakları ve büyük güçler arasındaki rekabetteki rolü, Grönland’ı hassas bir nokta yapıyor. ABD, Grönland’ı satın alma isteğini açıkça ilan ettiğinde, Avrupa’nın tepkisi daha çok şaşkınlık, alay ve diplomatik açıklamalarla sınırlı kaldı. Hiçbir caydırıcı hamle, karşı tehdit veya güç gösterisi yapılmadı. Avrupa konuyu diplomatik yollarla çözmeyi tercih etti.

İran ve Yemen’in direnci

Buna karşılık, İran ve Yemen, ABD’nin doğrudan baskılarına karşı sadece geri çekilmekle kalmadı, karşı hamlelerle Washington’a ağır maliyetler yükledi. 12 Ocak 2016’da İran sularına giren iki ABD askerinin tutuklanması ve Şehit Süleymani’nin öldürülmesinin ardından İran’ın Ayn el-Esad üssüne düzenlediği saldırı, son yıllarda ABD üslerine yapılan ilk doğrudan devlet saldırısıdır. El-Addid hava üssüne yapılan füze saldırısı ise ABD’nin nükleer tesislerini bombalamasına karşı İran’ın sert tepkisi oldu. Bu adımlar, İran’ın çıkarlarını korumak için doğrudan karşı koymaya hazır olduğunu gösterdi.

Yemen’de ise Ensarullah güçleri, Kızıldeniz ve işgal altındaki Filistin’de ABD ve müttefiklerine karşı drone ve füze saldırılarıyla kuşatma ve yıpratma savaşına rağmen güç dengelerini değiştirebileceklerini gösterdi. Kızıldeniz’de ABD filosuna ciddi zarar verilmiş, iki F-18 savaş uçağı kaybedilmiştir; bu, Yemen’in füze ve drone saldırıları karşısında ABD güçlerinin paniğinin sonucu olmuştur.

Kızıldeniz'in derinliklerinde bir F-18'in kalıntıları.

Davranış farkının nedenleri

Bu farkın birkaç nedeni var:

Avrupa, bağımsız ve güçlü bir siyasi kimlikten uzun süredir yoksun ve Trump gibi güç odaklarına karşı durabilecek liderleri yok.

Avrupa, siyasi ve ekonomik yapısı nedeniyle ABD’ye derin bir bağımlılık içinde. Güvenliği NATO ve ABD’nin askeri varlığı üzerine kurulmuş; ekonomisi ABD ile iç içe. Bu nedenle, Washington’a karşı doğrudan agresif politika geliştiremez, hatta çıkarları bunu gerektirse bile.

Avrupa’nın karar alma süreci çok yavaş ve karmaşık, konsensüs gerektiriyor; hızlı ve kararlı tepki neredeyse imkansız.

İran ve Yemen ise ABD’ye yapısal bağımlılık taşımıyor ve siyasi kimlikleri, direniş ve bağımsızlık üzerine kurulu.

Temel sonuç

Avrupa, İran ve Yemen’in modelini izleyemez; liderlik, ekonomik ve güvenlik yapısı buna izin vermez. Hatta nükleer anlaşma gibi konularda bile ABD’ye karşı etkili bir adım atamadı. Ancak bu karşılaştırma, azimli aktörlerin ekonomik veya askeri sınırlamalara rağmen güç dengelerini değiştirebileceğini gösteriyor.

Grönland ve farklı yaklaşımlar

Grönland örneği, bu farkı açıkça gösteriyor. Eğer İran Danimarka konumunda olsaydı, çok farklı bir tepki verirdi. Avrupa ise diplomasi, hukuk ve sınırlı ekonomik araçlarla yetinmek zorunda kalıyor; bunlar ABD’nin güç taleplerine karşı sınırlı etkiye sahip.

Sonuç

Avrupa, Grönland’ı korumak için İran ve Yemen’e başvuracak mı? Hayır. Ancak bu soru, neden bazı aktörlerin ABD’ye karşı durabildiğini, bazı aktörlerin ise geri çekildiğini anlamak için bir pencere açıyor. Avrupa, bu durumu değiştirmek için uluslararası rolünü yeniden tanımlamalı; ABD’ye olan güvenlik bağımlılığını azaltmalı ve bağımsız çıkarlarını savunma iradesini güçlendirmelidir.

Olayın mizahi tarafı

Sosyal medya kullanıcıları hızlıca alaycı senaryolar üretti:

Avrupa, ABD’nin Grönland taleplerine hızlı yanıt verirse 2050’ye kadar bir “Soğuk Adaların Olası Satış ve Alım Etkilerini İnceleme Komitesi” kuracak ve 2060’a kadar “derin endişe” bildirgesi yayınlayacak.

Almanya’nın 13, Fransa’nın 15 asker göndermesi o kadar etkili oldu ki, ABD muhtemelen ada satın alma talebini taksitlerle yapacak.

Avrupa İran ve Yemen’den yardım alacaksa önce 27 saatlik bir toplantı yapmalı; “yardım kelimesi askeri anlam içeriyor mu?” sorusunda uzlaşmalı.

Avrupa, gücünü göstermek için Çevre, Kültür ve Turizm Bakanları heyetini Grönland’a göndermeli veya buzlu sahillerde bir müzik festivali düzenlemeli ki Washington fikrini değiştirsin.

Avrupa hâlâ birkaç sembolik asker, birkaç diplomatik açıklama ve belki Brüksel toplantılarında bir fincan kahve ile Grönland’ı koruyabileceğini umuyor. Avrupa’nın zihninde, ABD’nin aşırılıklarına karşı en iyi yol, karşı taraf yorgun düşene kadar toplantı düzenlemektir.