Ortadoğu gelişmeleri
Bültenimizi geçen hafta Ortadoğu bölgesinde yaşanan önemli gelişmelerin ana başlıkları ile açıyoruz.
Amerika’nın Filistin karşıtı politikalarının aynı sertlikte devam etmesi ve İsmail Heniye’nin adının ABD’nin terör örgütü listesine alınması,
Sochi’de Suriye milli diyalog kongresinin düzenlenmesi,
Bahreyn yüksek mahkemesinin seçkin alim Şeyh İsa Kasım’a verilen cezayı onaylaması ve Şeyh İsa Kasım’ın hastaneye kaldırılması,
Yemen’in Aden kentinde Mansur Hadi güçleri ile geçiş konseyine bağlı güçlerin çatışması,
Geçen hafta Ortadoğu bölgesinin belli başlı önemli gelişmeleriydi.
Geçen hafta Amerika yönetiminin Filistin karşıtı politikaları aynı şiddetle devam etti. Geçen hafta Amerika hazine bakanlığı Hamas’ın siyasi büro Başkanı İsmail Heniye’nin adını terör listesine aldı. Washington yönetimi bu hareketini haklı göstermek için ileri sürdüğü gerekçede, İsmail Heniye’nin Ortadoğu bölgesinde istikrarı tehdit ettiğini ve korsan İsrail ile barış sürecini yok ettiğini iddia etti.
Amerika yönetiminin aldığı karara göre bundan böyle Amerikalı vatandaşlar Hamas siyasi büro Başkanı ile ticaret yapmaktan men ediliyor, ayrıca Heniye’nin Amerika’daki muhtemel mal varlığına el konuluyor.
Görünen o ki İsmail Heniye’nin adının Amerika’nın terör listesine alınması Başkan Donald Trump’ın “yüzyılın anlaşması” planı gibi tek yanlı uygulamaları doğrultusunda alınan bir karardır.bu bağlamda Hamas siyasi büro Başkanı İsmail Heniye Amerika yönetiminin aldığı karara gösterdiği tepkide, kararı “bunu al da başına çal” misali bir karar niteledi. Heniye Amerika’nın bu kararı yüzyılın anlaşması planı çerçevesinde alınan bir karar olduğunu fakat Filistin milleti bu planla mücadelenin bedeli her ne kadar ağır olursa olsun, asla teslim olmayacağını vurguladı.
Filistin özerk teşkilatı Dışişleri Bakanı Riyad Maliki de Amerika yönetiminin İsmail Heniye adını terör listesine almasını reddettiklerini belirterek, bu kararın alınması Filistin milli barışını boşa çıkarmayı amaçladığını belirtti.
Hamas hareketi de Amerika’nın kararına gösterdiği tepkide, İsmail Heniye’nin adının terör listesine alınması Hamas hareketini siyonist rejime karşı direniş seçeneğinden vaz geçiremeyeceğini belirtti.
Gazze halkı da geçen Cuma günü Hamas hareketine destek ve ABD’nin İsmail Heniye kararını kınamak üzere protesto eylemi düzenledi. Protestocular, İsmail Heniye’nin adının alındığı liste aslında Onur listesi olduğunu, zira İsmail Heniye özellikle Amerika yönetimi Kudüs’ü işgalci rejim İsrail’in başkenti olarak tanımasından sonra Filistin ve Kudüs’ü destekleyen bir şahsiyet olduğunu haykırdı.
Aslında Hamas’ın adı 21 yıl önce, yani 1997 yılında Amerika’nın terör örgütleri listesine alınmıştı. İsmail Heniye’nin adı şubat 2006’dan Temmuz 2014’e kadar Filistin’in Gazze şeridindeki hükümetinin resmi Başbakanı olduğu halde Amerika’nın terör listesine alındı.
Geçen hafta Suriye milli diyalog kongresi Rusya’nın Sochi kentinde düzenlendi. 30 Ocak Salı günü gerçekleşen kongrenin sonuç bildirisinde Suriye’nin milli egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesine vurgu yapıldı. Zirvenin getirilerinden biri ise katılımcıların Suriye için yeni bir anayasa taslağı hazırlanması için bir komisyon kurulması üzerinde mutabakata varmalarıydı. Buna göre Suriye toplumunun çeşitli kesimlerini temsil eden 50 kişilik bir komisyonun bu görevi yerine getirmek için kurulması kararlaştırıldı.
BM Suriye özel temsilcisi Stefan De Mistura söz konusu komisyonun hakkında yaptığı açıklamada, anayasa komisyonu üyeleri 150 kişilik bir listeden seçileceğini, listede yer alan adları ise Sochi zirvesinin üç esas hamisi yani İran, Rusya ve Türkiye önereceğini, her ülke 50 ad vereceğini kaydetti.
Sochi’de düzenlenen Suriye milli diyalog kongresinde dikkat çeken önemli noktalardan biri, zirveye 1500 kişinin katılmasına karşın Beşar Esad yönetiminin en büyük muhalif grubu olan müzakere yüksek komisyonu adlı gruptan ve yine Suriyeli Kürt gruplardan hiç bir temsilcisinin katılmamasıydı. Müzakere yüksek komisyonu üyeleri Suriye yönetimi ve Rusya yönetimi müzakerelerin başlatılması için gerçekten istekli olmadıklarını iddia etti. Söz konusu grup bu iddiayı, müzakerelerde sürekli Beşar Esad’ın iktidardan çekilmesi üzerinde ısrar ettikleri bir sırada gündeme getiriyor. Suriyeli kürtler ise Türkiye’nin Afrin bölgesine saldırması yüzünden Sochi kongresini boykot etti.
Sochi’de düzenlenen Suriye milli diyalog kongresinde dikkat çeken bir başka önemli nokta ise Amerika ve Suriye krizine taraf olan diğer bazı güçlerin de bu zirveye katılmaması ve üstelik bu zirveyi başarısızlığa sürüklemek için büyük çaba harcamasıydı. Bu doğrultuda Amerika, İngiltere, Fransa, Arabistan ve Ürdün’den oluşan beşli grubun 12 Ocak’ta Washington’da gündeme getirdikleri plan kabul edildi. Bu plana göre Suriye’de iktidarın yapısının değiştirilmesi ve parlamenter – başkanlık Cumhuriyeti şekline dönüştürülmesi ve iktidarın tek elde odaklanmasından soyutlandırılması öngörülüyor.
Suriye meseleleri uzmanlarından Zahir Taraf bu konuda şöyle diyor: Amerika ve Batı tüm dünyayı harekete geçiren güç olduklarını zannediyor ve Sochi zirvesi de onların istekleri doğrultusunda düzenlenmediğinden bu zirveyi başarısızlığa sürüklemek için ellerinden geleni ardına koymuyorlar. Fakat Sochi kongresinin en önemli sonuçlarından biri, farklı gruplara mensup olan çok sayıda Suriyeli siyasi aktivistin bir mekanda bir araya gelmesiydi.
Geçen hafta Bahreyn yüksek mahkemesi bu ülkenin seçkin alimi Şeyh İsa Kasım’ın vatandaşlıktan çıkarılma ve bir yıl askıya alınan hapis cezasını onayladı. Bu arada Bahreyn yüksek mahkemesi bu ülkenin siyasi tutuklularından Mahir Habar’ın idam cezasını da onayladı.
Geçen hafta Halife rejimi dört Bahreyn'li kardeşi 28 ve 29 Ocak tarihlerinde ve diğer dört vatandaşı da 1 Şubat tarihinde Irak’a zorunlu göç ettirdi.
Geçen hafta Bahreyn’de Ayetullah İsa Kasım sağlık durumu kötüye gidince ameliyat ve tedavi olmak üzere hastaneye kaldırıldı. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Bahreyn Vefak cemiyeti Ayetullah Kasım’ın sağlık durumu on gün önce kötüye gitmeye başladığını, ancak Maname rejiminin bu konuda ihmalkar davranması ve gerekli izinleri gecikmeli olarak vermeleri yüzünden gerekli ameliyat da geciktiğini belirtti.
Maname rejimi bu süre içerisinde Şeyh İsa Kasım’ın ihtiyaç duyduğu ameliyatı geciktirmekle kalmadı, aynı zamanda yüksek mahkeme bir oturum düzenleyerek bir kez daha Bahreyn’de Şii varlığını yargılamaya çalıştı.
Ayetullah Şeyh İsa Kasım’ın Bahreyn vatandaşlığından çıkarılması ile ilgili kararı değerlendiren Bahreyn insan hakları derneği Başkanı Bakır Derviş şöyle diyor: Şeyh İsa Kasım İngiliz mandalığı sonrası dönemde anayasa gözlemcilerinden biri sayılır. Şeyh Kasım Bahreyn’in asil vatandaşlarından biridir ve Bahreyn uyrukludur. Bundan başka Bahreyn halkı arasında geniş tabanı ve saygınlığı bulunan dini ve milli bir şahsiyetin vatandaşlık hakkını gasp etmek milli ve uluslararası kanunlara aykırı ve insan hakları alanında da bariz ihlal sayılır.
Arap dünyasının meseleleri uzmanı Murtaza Musevi Halhali de bu konuda şöyle diyor: vatandaşlıktan çıkarma kararı genellikle uyruğunu sonradan kazananlar için uygulanır, oysa Ayetullah İsa Kasım’ın uyruğu sonradan verilen bir hak değildir. Halife rejimi bu tür uygulamaları ile Bahreyn’de Şia Müslümanların itirazlarını ve hoşnutsuzluğunu bastırmayı umuyor, oysa bu tür uygulamalar tam tersi sonuç veriyor.
Uluslararası af örgütü Ortadoğu masası şefi Lin Matuf da şöyle diyor: Bahreyn yönetimi aşırı oranda vatandaşları vatandaşlıktan çıkarmakla çok sayıda vatandaşını uyruksuz bıraktı ve onları zorla göç ettirerek muhalifleri bastırmaya çalışıyor.
Yemen de geçen hafta önemli bir gelişmeye sahne oldu. Geçen hafta Yemen’de bu ülkenin istifa eden kaçak Cumhurbaşkanı Mansur Hadi’ye bağlı güçlerle Yemen’in güneyinde geçiş konseyine bağlı güçler Aden kentinde çatışmaya girdi. Bu çatışmalar onlarca ölü ve yaralı geride bıraktı. Söz konusu çatışmalar güneydeki geçiş konseyi Mansur Hadi’den istifa eden yönetimin Başbakanı Ahmet bin Dağar’ı fesat yüzünden görevden alınmasını istemesi, fakat Mansur Hadi’nin bu talebi reddetmesi yüzünden çıktı.
Gerçekte Yemen’in güneyinde yaşanan çatışmaları Arabistan ve BAE arasında dolaylı çatışma nitelemek mümkün. Zira Mansur Hadi Riyad tarafından ve güneydeki geçiş konseyi de BAE tarafından destekleniyor.
İnsan hakları gözetleme örgütünün açıklamasına göre BAE Yemen’de ancak Ebu Dabi’ye hesap veren askerlerden oluşan bir şebekeye mali destek veriyor.
Ebu Dabi Yemen’in güneyinde hapishane açmış ve Mansur Hadi yönetimine paralel olarak kendi yandaşı güvenlik kurumları kurmuştur. Geçen hafta Aden’de yaşanan çatışmalar Arabistan ve BAE arasında bu bölgede nüfuz konusunda anlaşmazlığın tırmandığını gösteriyordu.