Nura giden yol
es-SÂFFÂT suresinin 50 ila 61. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
es-SÂFFÂT suresinin 50 ila 53. Ayetleri:
فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَى بَعْضٍ یَتَسَاءَلُونَ (37:50)
قَالَ قَائِلٌ مِنْهُمْ إِنِّی کَانَ لِی قَرِینٌ (37:51)
یَقُولُ أَئِنَّکَ لَمِنَ الْمُصَدِّقِینَ (37:52)
أَئِذَا مِتْنَا وَکُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَئِنَّا لَمَدِینُونَ (37:53)
Yani:
İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
İçlerinden biri: "Benim, bir arkadaşım vardı" der.
Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın?
Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?
Geçen bölümde cennet ehli olanlar tahtlara yaslanarak cennetteki dostları ile samimi bir şekilde sohbet ettiklerini anlattık. Bu ayetler ise cennet ehli olanların arasında geçen bir diyaloğu anlatarak bizleri uyarmak istiyor, şöyle ki fani dünyada arkadaş olduğumuz bazı insanların kıyamet gününde yolları bizden ayrılabilir ve biri cennete giderken öbürü cehennem ehlinden biri olabilir.
Bu ayetler şöyle buyurmakta: Cennet ehli olanlar sohbetlerinde dünyada başlarına geçenleri birbirine sorar ve her biri anılarını anlatır. Onlardan biri fani dünyada kıyamet gününü inkar ettiğini ve insanların öldükten sonra yeniden dirilmeleri imkansız olduğunu savunduğunu anlatıyor. Şimdi cehennem ehli olan kişi her zaman hayretle dindar dostuna sen gerçekten böyle bir şeye inanır mısın? Acaba bizim bu dünyadaki amellerimiz başka bir dünyada mükafatı veya cezası olacağına inanır mısın? diye soruyordu.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
Kuşkusuz dinsiz veya imanı zayıf olan insanlarla bizim iman ve inancımızı olumsuz yönde etkilemediği müddetçe arkadaşlık etmenin sakıncası yoktur. Özellikle insan bu tür durumlarda dinsiz arkadaşını hak yoluna davet edebilir veya en azından onun kuşkularına cevap vererek onu aydınlatabilir.
Maad meselesini inkar edenler bu düşünceleri için hiç bir akli veya mantıklı delil sunamıyor ve sadece böyle bir hadiseye inanamadıklarını ve böyle bir inancı hayretle karşıladıklarını söylemekle yetiniyor.
Kıyamet gününde insanın bu dünyadaki anıları silinmez ve bu dünyada yaşadıklarını hatırlayabilir.
es-SÂFFÂT suresinin 54 ila 57. Ayetleri:
قَالَ هَلْ أَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ (37:54)
فَاطَّلَعَ فَرَآَهُ فِی سَوَاءِ الْجَحِیمِ (37:55)
قَالَ تَاللَّهِ إِنْ کِدْتَ لَتُرْدِینِ (37:56)
وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّی لَکُنْتُ مِنَ الْمُحْضَرِینَ (37:57)
Yani:
(O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.
( İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
"Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin.
Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi.
Cennet ehli olan o mümin insan, cennetteki arkadaşlarına anılarını anlatmaya devam ederek şöyle diyor: fani dünyada beni kıyamet gününe inancım yüzünden sorgulayan o kişi bugün cehennemdedir. Eğer arzu ederseniz, onun cehennemdeki konumunu görebilirsiniz. Gerçi ben de onunla arkadaşlık etmek yüzünden sapma tehlikesiyle karşı karşıyaydım ve belki de bugün onun yanında cehennemde olabilirdim, ancak Allah teala beni iman ve iyi amellerim yüzünden lütfundan yararlandırdı ve böylece bu tehlikeden kurtuldum.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Kur'an'ı Kerim ayetlerine göre cennet ehli olanlar cehennem ehli olanlara musallattır ve arzu ettikleri zaman onların cehennemdeki durumundan haberdar olabilir ve onlarla konuşabilir, fakat cehennem ehli olanlar cennet ehli olanları göremez, onların durumundan haber alamaz.
2 – Dini inkar edenlerle oturup kalkmak ve arkadaşlık etmek, insanın imanını olumsuz etkilemediği takdirde sakıncası yoktur. Gerçi bu tür insanlarla dostluk etmek tehlikelidir ve eğer yüce Allah’ın inayeti olmazsa insan etkilenerek onlar gibi cehenneme düşebilir.
es-SÂFFÂT suresinin 58 ila 61. Ayetleri:
أَفَمَا نَحْنُ بِمَیِّتِینَ (37:58)
إِلَّا مَوْتَتَنَا الْأُولَى وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِینَ (37:59)
إِنَّ هَذَا لَهُوَ الْفَوْزُ الْعَظِیمُ (37:60)
لِمِثْلِ هَذَا فَلْیَعْمَلِ الْعَامِلُونَ (37:61)
Yani:
Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz?
Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azâba da uğratılmayacağız ha?!"
Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur.
Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsınlar.
Kuşkusuz cennete girenler, bir daha onlar için hiç bir azap olmayacağını bilir, zira eğer azaba uğrayacak olurlarsa, cennete girmeden önce azaba uğramaları gerekir. ancak bu konunun hatırlatılması ve dile getirilmesi iki sebepten ötürüdür. Birincisi şükür ve hamd gerektiren ilahi lütuf ve inayeti yad etmektir ve ikincisi de şu ki insan için en büyük saadet ilahi cennete ebediyen yerleşmek ve her türlü hastalık, yaşlanmak ve ölüme sebep olan her türlü etkenden uzak kalmaktır. Bilindiği üzere fani dünyada insan ömrü çok kısa ve acı, zahmet ve meşakkatle beraberdir, fakat ahirette sınırsızdır ve cennet ehli olanlar ebedi refah ve huzur içinde yaşar.
Son ayet ise cennet ehli olanların dünya ehli olanlara mesajını şöyle anlatıyor: ey halâ dünyada yaşama fırsatı ve ömrü olanlar, elinizden geldiği kadar iyi amellerde bulunun ve ahiretiniz için daha fazla hayır amel biriktirin. Mal ve servet ancak fani dünyada değeri vardır ve etkili olabilir, oysa ahiret aleminde insanların ancak amelleri alıcı bulur ve insanlar servet ve güç ve şan ve şöhretleri ile değil, amelleri ile değerlendirilir.
Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Cennette ölüm ve yok olma gibi durumlar söz konusu değildir, fakat cehennemde suçlular sürekli azap çekerek ölür ve yeniden dirilir.
2 – Gerçek saadet, fesat ortamlarında sapmalardan korunmak ve sağ salim varacağımız yere varmaktır.
3 – İnsanın bu dünyada amelleri yüce hedeflere ulaşmak ve büyük kurtuluşa nail olmaktır, yoksa hüsrana uğraması kaçınılmaz olur.