Nisan 20, 2020 17:07 Europe/Istanbul

Bu bölümde geçen bölümün devamında diyabet hastalığı ile ilgili tavsiyelerde bulunacağız sizlere.

Geçen bölümde diyabet hastalığı ve türleri ile tanıştırdık sizleri . Bu programda bu hastalığın yan etkileri, doğru beslenmenin hastalıkların kontrolündeki rolünü, tedavi ve önleme yöntemleri ve hastalıklar ile ilgili kimi yanlış kanılar ile ilgili konuşacağız. Diyabet hastalığı birçok yan etki bırakmaktadır. Bu hastalığa ne kadar uzun süre yakalanırsak etkileri de bir o kadar büyük olur ve nihayetinde de hayatımızda telafi edilemez durumlara yol açar.    

Diyabet hastalığı kalp ve damar sorunlarına, özellikle de kroner damar hastalığı, göğüs kafesi ağrısı, kalp krizi, beyin krizi ve damarların sertleşmesi gibi hastalıklara yol açar. Bu hastalık ayrıca böbrekleri de etkiler ve böylece böbrek yetmezliğine de neden olur. Diyabetin yan etkilerinden biri de diyabete dayalı retinopatidir. Bu hastalık körlüğe de neden olabilir. Diyabet hastalığı katarakt ve karasu gibi göz hastalıklarına yakalanma ihtimalini de arttırır. 

Diyabetin diğer etkilerinden de ayakta kan akışının zayıflaması ve sinirsel bozuklukların yaşanmasıdır. Bu hastalık ayaklarda şiddetli enfeksiyonların yaşanmasına sonunda da uzuv kesilmesine neden olabilir. Diyabet hastalığı, daha fazla cilt sorunları, bakteriyel ve mantarlara da yol açabilir. Diyabetli olanlarda işitme sorunları da yaygındır. Tip 2 diyabette de demans adı ile bilinen bunama ve Alzheimer gibi hastalıklara yol açabilir.  Depresyon da tip 1 ve 2 diyabet türlerinde yaygın bir meseledir. Bu meseleden dolayı diyabeti yönetmek zor bir iştir. 

Diyabet hastalığına yakalanan kadınların çoğu da sağlıklı çocuklar doğurabilirler. Buna rağmen kontrol edilmeyen kan şekeri seviyesi anne ve bebeği için sorunlar yaratabilir. Bebeğin aşırı derecede büyümesi hamilelik çağı diyabeti nedeni ile yaşanacak sorunlardan biridir. Annenin vücudundaki fazladan glükoz karındaki bebeğe geçerek daha fazla insülinin kanda dolaşmasına neden olabilir. Bu durum bebeğin aşırı derecede büyümesine neden olur. Ayrıca hamilelik dönemi diyabet sorunu yaşayan annelerin çocukları tip 2 diyabet ve oburluk tehlikesi ile de karşı karşıya kalabilirler.

Gebelik dönemi diyabet anneleri de farklı şekillerde etkilemektedir. Preeklampsi gibi yan etkiler hamilelik döneminde yüksek tansiyon, idrardaki aşırı protein ve ayaklar ve bacaklardaki morluklardan belirlenir. Bu sorun ciddi sonuçlar doğurup anne ve bebeğin hayatını da tehlikeye sokabilir. Ayrıca hamilelik döneminde diyabete yakalanan bir anne gelecek hamilelikte de geçici olarak diyabete yakalanma riski yüksektir. Bu durumlarda annelerin tip 2 diyabete yakalanma riskleri daha fazladır.

Sohbetimizin devamında bazıları kontrol edilebilir bazıları da kontrol dışında olan diyabet hastalığının önemli sebeplerinden bir kaçına değineceğiz. 

Hareketsizlik ve tembellik diyabete yol açacak ancak kontrol edilebilecek nedenlerindendir. Doğal olarak hareketsizliği kontrol etmek sizin elinizde olan bir şey. Sadece yeme, uyuma, sırf evden iş yerine gidip direkt eve dönmeye alışmışsanız, günlük hayatınızda spor ve egzersiz yapmak için kaç dakika bile ayıramıyorsanız o zaman diyabet hastalığına yakalanma riskini taşıyorsunuz. Günlük olarak 30 dakika kadar vücudunuza zaman ayırmanız gerekiyor. Biraz yürüyüş yapın, belli bir mesafeyi koşun. Spor yapmak tembellik ve hareketsizlik duygusunu yok etmenize büyük yardımı dokunacaktır. 

Diyabet hastalığına yol açan nedenlerden biri de şişmanlık ve kilolu olmaktır. Vücudunuzda insülin diye bir madde salgılanıyor. Bu madde kan şekerinizi dengelemekle görevli. Ne kadar kiloluysanız yağınız da o kadar fazla olur ve bu da insülinin etkisini azaltır ve sonuçta kandaki şekerinizin dengesi bozulur. Hafta içerisinde bir kaç öğün tükettiğiniz hazır yemekler ve yağlı yemeklere dikkat edin. Böyle bir beslenme şekli aşırı kilo almanıza ve diyabete yol açabilir. Böyle bir yaşam sürüyorsanız o zaman zayıflamak için hemen beslenme uzmanı, diyetisyen ve doktorunuza baş vurmalısınız. İlk olarak günlük spor yapmaya gayret edin. Düzenli olarak kendinizi tartın. Sizin ideal kilonuza ulaşmanız şart. 

Hipertiroidi veya tiroit bozukluğu yaşayanlardansanız çok daha dikkatli olmalısınız. Sizdeki tiroit bozuklukları ve sorunları zamanında tedavi edilmezse diyabete de yol açacaktır. 

Diyabetin tehlikeli yan etkilerinden biri de ciltteki Acanthosis nigricans fazlalıklarıdır. Sırtınız, boyun kenarlarınız ve koltuk altlarınızda cildinizin büküldüğünü, morardığını, kalınlaştığını, kadifemsileştiğini ve genel olarak vücudunuzun diğer bölgelerindeki cildinize göre farklılaştığını gördüğünüzde bu hastalığa yakalanmış olabilirsiniz. 

İşte bu sorun diyabetlilerde sık görülmektedir. Bu sorun ile karşı karşıya kalırsanız kaygılanmayın çünkü doktorlar bu hastalığa hemen teşhis koyup gerektiğinde kan şekerini azaltacak tedavi süreçlerini başlatacaktır. 

Diyabete yakalanma sürecinde kontrol dışı etkenlerden birisi yaşın ilerlemesi ve ailevi ve genetik diyabet geçmişidir. Ebeveynleriniz veya kardeşleriniz diyabete yakalanmışsa siz de bu hastalığa sahip olup olmadığınızı kontrol etmelisiniz. Aslında ailevi ve genetik olarak bu hastalığa yakalanan ortamlarda kişiler bu hastalık konusunda daha da duyarlı olmalıdırlar. Bu yüzden 40 yaşın üzerinde günlük olarak düzenli bir şekilde spor yapmanız şart. Sağlıklı yemek tüketmeniz, aşırı tatlı almamanız, stresten uzaklaşmanız, zinde ve neşeli olmaya çalışmanız, yıllık olarak bir kaç defa doktor tarafından kontrol edilmeniz ve tıbbi testlerden geçmeniz gerekiyor. Bu ilkelere ve durumlara uyarak diyabet hastalığından uzak kalabilirsiniz. 

Şimdi siz de artık nelerin diyabete yol açabileceğini diyabetin nasıl etkiler yapabileceğini öğrendiniz. Şimdi bu belirtiler ve etkileri kendinizde görüyorsanız hemen zaman kaybetmeden önlemek ve tedavi görmek için doktorunuza baş vurun. Diyabet hastalığında önlem almanın tedaviden önce geldiğini bilmeniz gerekiyor. Bu aşamayı kaçırmışsanız o zaman zamanında teşhis ve tedavinin, geç teşhis ve tedaviden daha önce geldiğini bilmeniz şart. 

Şimdiye dek diyabetin kesin tedavisi bulunmuş değil. Ancak büyük bir oranda bu hastalığın belirtilerini ve etkilerini azaltmak mümkün. Tip 1 diyabette insülinin aşılanması asıl tedavi yöntemlerindendir. Hasta biri rahatlıkla evde bile insülini kendine enjekte edebilir.

Tip 2 diyabetinin kontrolü tip 1 diyabetinin kontrolünden daha kolay olduğu söylenmelidir. Çünkü diyabetin bu türü, bağışıklık sistemi ile doğrudan alakalı bir hastalık değil ve hayat tarzının değiştirilmesi ile büyük oranda kontrol edilebilir. Uygun olmayan beslenme rejimi ve şişmanlık kişilerin diyabete yakalanmasında büyük rol oynamasına karşın diyabetli şahıs zor olmayan girişimlerde bulunarak rahatlıkla bu hastalığın yan etkilerini kontrol edebilir. Hayat tarzının değiştirilmesinin yanı sıra tip 2 diyabetine yakalanan hastalar ilaca da ihtiyaç duymaktadırlar. Çünkü bu ilaçlar kandaki şeker düzeyini aşağıda tutup insülin üretimi ve etkinliğini arttırır. Gebelik dönemi diyabetine sahip kişiler ise kandaki şekerini kontrol etmeli ve bunun yanı sıra egzersiz de yapmalıdır. Tabii bu etkinlikler ve faaliyet etkili olmazsa o zaman kandaki şeker seviyesini düşürmek için bu hastalar insülin enjeksiyonu yapmalıdırlar. 

2016 yılında yapılan araştırma sonuçlarına göre düzenli egzersiz yapmak ve planlı bir şekilde standart bir kiloya varana kadar  kilo vermek, tip 2 diyabete yakalanma riskini yüzde 58 kadar azaltır.   İlk kez egzersiz yapmak istiyorsunuz ilaçları doğru kullanma yöntemlerini ve doğru egzersizleri doktorunuzdan öğrenmelisiniz. 

Karbonhidrat içeren yemeklerin yerine yüksek proteinli lifli yemekler tüketmek yüksek kan şekeri seviyesini kontrol etmeye yardımcı olur. Ayrıca kesme ve toz şeker kullanmak  yerine stevia gibi suni şekerler kullanmanız faydalıdır. Lifle zengin yemekler tüketin çünkü bu besin maddeleri karbonhidrat ve hidratların sindirilmesini de kolaylaştırır. Siz değerli dinleyicilerimiz de sofranızdan sebze, meyve, tahıl çekirdekleri, protein içerikli besin maddeleri ve az yağlı süt ürünlerini eksik etmeyin. Çeşitli bir beslenme rejimi vücudun tüm ihtiyaçlarını giderir. Tip 2 diyabetine yakalanan insanlar daha az kalorili ve daha az karbonhidratlı yemekleri kullanmalılar. Doymamış yağlar içeren yemekler ve besin maddeleri örneğin balık, kuruyemiş ve bitkisel çekirdeklerin yağları da kandaki şeker seviyesini düşürmekte her zaman etkili olmuştur. 

Beslenme rejimi ve egzersiz etkili olmazsa o zaman diyabetliler cerrahiye alınmalıdırlar. Buna rağmen cerrahi ve ameliyat odasına gitmek de son tedavi seçeneğidir. Bu duruma son tedavi yolu olarak bakılmaktadır. 

Kimi kişiler bitkisel ilaçların her alanda etkili olacağını düşünüyorlar. Öyle ki her daim bitkisel ilaçlara yönelirler ve bir süre sonra sonuç alamadıklarında doktora baş vurmaya karar verirler. Ancak diyabet hastalığının tedavisinde bitkisel ilaçların kullanımında temkinli olmazsanız diyabet hastalığı daha da kötüleşebilir ve böylece daha ciddi tehlikelere ve sonuçlara yol açabilir.