Temmuz 29, 2020 13:00 Europe/Istanbul

Bu bölümde geçen bölümün devamında psikolojik bozukluklar ve sorunlar ile ilgili konuşacağız.

Geçen sohbetimizde, gelişme-sinirsel sorunlar, şizofreni ve psikotik bozukluklar, huy bozuklukları ve stres bozuklukları ile ilgili konuştuk.  Sohbetimizin devamında ise yeme, uyuma ve uyuyamama bozuklukları,cinsel bozukluklar ve sapkın davranışlar, bilişsel-sinirsel bozukluklar ve karakter bozuklukları ile ilgili konuşacağız. 

Yemek yeme hususunda yaşanan sürekli sorunlar ve  uygunsuz davranışlar  yeme bozuklukları olarak adlandırılır.  Yeme bozuklukları  aslında psikolojik sorunlardan kaynaklanırlar ve kişi için bir çok soruna da sebebiyet verirler.  Bu doğrultuda pika sendromu, psikolojik iştahsızlık, sinirsel aşırı yeme ve  geceleyin yeme bozuklukları  bu yönde değerlendirilmektedirler.  

Yeme bozukluğu, psikolojik bir bozukluk olarak sıradışı yeme alışkanlıkları şeklinde baş gösterip kişinin fiziğini ve psikolojisini olumsuz yönde etkilemektedir.  Bu bozukluk aslında   tedavi edilmediği takdirde  uzun vadeli olarak hastanın fiziksel durumunu da kötü yönde etkiler ve tehlikeye düşürür.  Bu yüzdendir ki psikolojide  bu tür hastalar ve bozukluklar için özel tedavi yöntemleri  geliştirilmiştir. 

Yeme bozuklukları için en sık baş vurulan tedavi yöntemi ise  beslenme perhizlerine dayalı yöntemdir.  Ancak yeme bozuklukları psikolojik temellere dayandığından dolayı  ilaç ve beslenmeye dayalı  tedavi yöntemleri kısa vadeli olur.  Psikologlar ise  aileterapi aracılığı ile   aile bireyleri arasındaki sorunları bulup bu durumları düzeltmek sureti ile bu hastalara yardımcı olmak isterler.  Yeme bozukluklarını gidermek için  bilişsel-davranışsal tedavi tekniklerinden de yararlanılır. Böylece  hastanın yanlış ve çarpık düşünceleri düzeltilmeye çalışılır ve ardından da kiloları ve görünüşlerine odaklanılır. 

Uyuma ve uyuyamama bozuklukları ise  psikolojik sorunlara yol açan, kişinin hayatını ve performansını kötü yönde etkileyen geniş çaplı sorunları kapsamaktadır.  Bu durum kişinin karakterini de etkisi altına alıyor.  Uyku bozuklukları arasında, uyku atağı, uykusuzluk, huzursuz bacak sendromu, aşırı uyuma, uyku apnesi, kabusa değinebiliriz.   Bu bozuklukların giderilmesi için  ilaçlara, uyku sağlığı tavsiyelerine ve bilişsel tedavilere baş vurulur. 

Cinsel bozukluklar ve cinsel çarpık davranışlar bozukluklar da psikolojik kaynaklı sorunlar arasında yer alırlar.   Bu bozuklukların hepsinin  hem cisimsel hem de psikolojik nedenleri olabilir.  Her şeyden ziyade de  ölülere ve cesetlere yönelik cinsel istek, mazoşizm, cinsel gösteriş ve cinsel ilişkileri izleme, sadizm ve çocuklara duyulan cinsel istek bu alanda sıralanmaktadır. 

Adından da anlaşıldığı üzere bilişsel-sinirsel bozukluklar da  kişinin düşüncelerini ve bilişsel sistemini etkilemektedir.   Bilinç bulanıklığı ile karakterize Deliryum bozukluğu,  aşırı duyarlı  bağırsak sendromu, sinirsel mide acıları, MS hastalığı ve migren  sinirsel-bilişsel bozukluklardan sayılırlar.

Karakter bozuklukları ise    kişinin  davranışsal, düşünsel ve  duygusal  özelliklerinde sorunların baş göstermesi demektir.  Bu doğrultuda hasta kişi, toplumdaki mevcut davranış modellerinden farklı davranır.  Karakter bozuklukları üçe ayrılırlar:"  İlk grupta  büyük oranda anormal sayılan kişiler yer alır. İkinci grupta  öngörülemez, duygusal dengesizliği olan kişiler ve üçüncü grupta da  korku içinde olan kaygılı kişiler yer alır.  Bu grupların her biri ise    kendilerine has belirtileri ve özgün tedavi yöntemleri bulunmaktadır.    Bağlı karakter bozukluğu, aşırı, göstermelik, kendine düşkün, şizofrenik, şizotipal, anti sosyete ve aşırı  titiz bozuklukları da bu grup bozukluklar arasında yer almaktadır. 

Şimdi de  farklı psikolojik bozukluklar ile tanıştıktan sonra  bu bozuklukların  neden oluştuğunu ve meydana geldiğini ele alacağız. 

Psikolojik bozukluklar alanında farklı nedenler ile karşı karşıyayız.  Gerçekte   bir bozukluk için tek bir neden göstermek yanlış olur.  Her zaman belli koşullar ve genetik zeminler  bu hastalıklara yol açar.  Çevresel etkenler ve eğitilme şekli de psikolojik bozuklukların meydana gelmesine neden olabilir.  Bu arada  kimi risk etkenleri de hastalığa yakalanma riskini arttırır. Sohbetimizin devamında   kişinin karakteri, genetik, çevresel etkenler,  biyolojik etkenler, uyuşturucu madde ve uygunsuz modeller ve örneklerin bu hastalıklara yakalanmaktaki rollerini ele alacağız. 

Kimi karakteristik özellikler kişiyi psikolojik sorunlara karşı açık bir hedef haline getirebilir.  Örneğin  aşırı duygusallık ve duygusal dengesizlik  karakteristik özellikten ziyade psikolojik ve karakter sorunlarının zemini sayılabilir.  Öğretim bozukluğu gibi bazı bozukluklar ise kalıtımsaldırlar. Tabii kalıtım ve genetik hastalık demek ebeveynlerin hasta olması durumunda muhakkak çocuklarının da aynı hastalığa yakalanacağı anlamına gelmiyor.   Çevresel koşullar da bu durumda çok önemli bir role sahipler.   

Genellikle kişi, uygun olmayan bir ortamda yetişirse, eğitilirse   büyük ızdıraplara da maruz kalır.  Yanlış çocuk eğitme yöntemleri, fiziksel ve cinsel tacizler ve zararlar, şiddete maruz kalmak, duygusal ve heyecansal  ihtiyaçların giderilmemesi psikolojik bozuklukların ortaya çıkışında etkilidir. 

Biyolojik etkenler de psikolojik bozuklukların ortaya çıkışında etkilidirler.   Beyinsel  süreçler ve hormonal değişiklikler  ve kimi zaman da  fiziksel hastalıklar  psikolojik hastalığa zemin hazırlarlar.   Fiziksel durumlarından dolayı depresyona kapılmış insanlar ise bunun açık örneğidirler.  Ayrıca uyuşturucu madde tüketimi de beyinsel işlevleri dönemsel ve uzun vadeli olarak değiştirmesinden dolayı  kişide huy ve davranışların değişmesine yol açıp psikolojik bozukluğa neden olur.    Uyuşturucu madde, şizofreni belirtilerini genel olarak da halüsinasyonu şiddetlendirir. 

Kötü ve uygunsuz örnek ve modeller ise  uygun olmayan davranışları kişiye öğretip  onu psikolojik bozukluk yaşama riskini arttırır.  Örneğin  fobi isimli hastalıklar   aynı şekilde yaşanırlar ve çocukluk döneminden kaynaklanırlar. 

Psikolojik  bozuklukların tedavisinin ilk adımı bu bozuklukların teşhis edilmesidir.  Aslında bu hastalıklara teşhis koyma yöntemleri sıradan fiziksel hastalıklara teşhis koyma yöntemlerinden tamamen farklıdır.  Fiziksel hastalıklarda  laboratuvara dayalı yöntemler olsa da  psikolojik bozukluklar için laboratuvar veya kan numunesi diye bir şeyin anlamı yoktur. 

Psikolojik bozuklukların teşhisinin  genel yöntemi ise  uzmanların kişinin psikolojik sağlığını değerlendirmesi ve taramasıdır.  Psikologlar  psikolojik bozuklukları ölçmek için kendilerine özgü araçları bulunmaktadır. Bunlardan biri de "gözetleme ve müşahede altına almaktır."   Bu yöntem sayesinde doktorlar hastalık belirtilerini görüp  teşhise başlayabilirler.  Tabii müşahede altına almak çocuklarda yaşanan psikolojik sorunlarda çok daha etkilidir.   

Bu doğrultuda önemli teşhis yöntemlerinden biri de  hasta ile konuşma ve onunla mülakat gerçekleştirmektir.  Bu süreç içerisinde uzman kişi  belli soruları yönelterek  hastalığın belirtileri ve emarelerini belirleyebilir.  Böylece teşhis için gerekli bilgileri de toplayabilir.  Bunların yanı sıra psikolojik testler de  psikolojik bozukluklara tanı koymak için  yardımcı ve tamamlayıcı yöntem sayılabilir. 

Psikolojik hastalığa tanı koyulmasının ardından ikinci adım  hastalığın şiddetlenmesinin önlenmesi ve  tedavi doğrultusunda müdahalelerin yapılmasıdır.  Tüm psikolojik bozukluklarda   kişinin acı çektiği perişan olduğu görülmektedir. Demek ki psikolojik sorun kişiyi perişan edip onu  sorunlarını çözmek için uzmana ve danışmana yöneltir. Bu yüzden psiko-bilişsel  tedavilerin zarureti de kişinin acılarının ve elemlerinin azaltılmasıdır.  Bu çerçevede psikolojik bozuklukların tedavisi  farklı gruplara ayrılmaktadır. Akut ve aşırı psikolojik bozuklukların tedavisinde eş zamanlı olarak ilaç ve psiko tedaviden yararlandığı da söylenmelidir. 

İlaçla tedavi aslında  biyolojik bir tedavi türüdür.  Psikolog ilaç reçete ettiğinde  ilaç psikolojik bozukluğun biyolojik etkenlerini etkileyebilir ve kişinin iyileşmesine de yardımcı olabilir.  Nöro-geri bildirim, biyo-geri bildirim ve elektroşok da  psikolojik tedavide kullanılan yöntemlerdir.  Biyolojik tedavi yöntemleri  şizofreni, biyopolar ve cinnet türlerinin tedavisinde kullanılmaktadır. 

Konuşma destekli tedavi yöntemleri ya da  psiko-bilişsel tedaviler de  etkinlikleri  araştırmalar sayesinde ispatlanan yöntemlerden sayılır.  Psikologlar, davranışsal-bilişsel, psikanaliz, eş tedavi ve aile terapi, vücut ve insan eksenli tedavi gibi deneyimsel tedaviler ve post modern tedavi yöntemlerine de baş vurabilirler. 

Aslında her hastalıkta olduğu gibi psikolojik hastalıklarda da en önemli  tedavi yolu önlem almaktır.  Bu yüzdendir ki toplumcu piskoloji ve  de  sağlık ve hijyen uzmanları  hep önlem almaya vurgu yapmaktadırlar.   Gerçekte  toplumda  kamu sağlık düzeyinin artması ve psikolojik bozukluklara sebebiyet veren  çevresel  saiklerin  azalması ile  uzun vadeli olarak psikolojik sorunların da azalacağı ortadadır.