Temmuz 29, 2020 13:01 Europe/Istanbul

Bu bölümde  ise sizleri göz hastalıkları ile tanıştıracağız.

Unutulmaması gerekir ki  bu programda sunduğumuz bilgiler  sizin bilginizi ve farkındalığınızı arttırmak içindir ve hiçbir zaman doktor ve tıbbi teşhislerin yerini tutmayacaktır

Göz hastalıklarından söz ettiğimiz zaman  çoğu insanlar  bu hastalıklara gereken önemi vermiyorlar.  Son araştırmalar ve incelemeler ise neredeyse Amerika halkının yarısı kadarının  hafızalarını kaybetmek, yürümekte zorluk çekmek veya duymaktaki sorunlarından ziyade  görme yetilerindeki sorunlarından kaygılı olduğunu gösteriyor.  Buna rağmen  bu kesimin yüzde 30 kadarı bile  göz muayeneleri için  doktora baş vurmadıklarını söylüyorlar.  

Kornea, göz bebeği, göz merceği, retina, makula, göz sinirleri ve vitre  gözün yapısının farklı bölümleri ve katmanları sayılırlar.  Kornea ise  gözün ortasında bulunan saydam doku ve iris ise ona rengini veren  korneanın arkasında bulunan  göz bebeğinin  etrafını oluşturan alandır.  Göz bebeği ise  iriste bulunan gözün aldığı ışığı düzenleyen  siyah bir noktadır.   

Gözün anatomisindeki önemli bölümlerden biri de  lens olarak da bilinen göz merceğidir.  Bu da  göz içinde bulunan saydam ve ufacık bir dairedir. Bu bölüm ışık ışınlarının retinada toplanmasına ve bir araya gelmesine yardımcı olur. Retina ise  gözün arkasında bulunan   ışığa duyarlı ve elektrik mesajları göz sinirleri yardımı ile beyne aktaran bir bölümdür.  Makula denilen bölüm ise  retinada bulunan  detayları görmemize yardımcı olan bir bölümdür.  Gözün bir başka önemli parçalarından  da   göz sinirleridir.  Bu sinirler göz ve beyin arasındaki bağlantıyı sağlar ve retinanın oluşturduğu elektrik dalgaları   beynin görme katmanına aktarır.  Vitre bölümü ise  saydam jölemsi katman olarak gözün içini dolduran sıvı bölümdür. 

Sohbetimizin devamında kimi göz hastalıkları, nedenleri ve tedavi yöntemleri ile ilgili konuşacağız.  

Göz tansiyonu olarak da bilinen glukom hastalığı ise gözün damarlarındaki tansiyonun artması ile ortaya çıkan hastalıktır.  Göz damarlarında tansiyonun artması  gözün sinirsel sistemini etkiler ve  belki de görme yetisinin kaybına yol açar.  Glukom hastalığı  açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır.  Açık açılı glukom en yaygın glukom hastalığıdır. Genellikle acısız olur. Ancak  dar açılı glukom  genellikle birden bire ortaya çıkar ve genellikle de acı ve kızarıklıklar ile beraber olur.   

İlk aşamalarda glukom genellikle belirtileri yoktur.  Ancak zamanın ilerlemesi ile görme yetisini etkiler ve sürekli zararlar geride bırakır.  Glukom hastalığının şiddetlenmesini  göz damlaları, lazer tedavi ve cerrahiler, azaltılabilir ve durdurulabilir.  Bu yüzden erken teşhis bu hastalıkta da önem taşıyor.  Genetik olarak bu hastalığa yakalanmış olanlar, yaşlılar ve Afro-Amerikan ırkı  bu hastalığa daha fazla yakalanma riski altında olup  daha sık göz muayenesine baş vurmalılar. 

Göz hususundaki bilinen hastalıklardan biri de katarakttır.  Katarakt  göz lensinde her türlü  bulanıklık ve  koyuluğa verilen isimdir. Yaşın ilerlemesi sonucu ortaya çıkan katarakt önlenemezse de cerrahi ile tedavi edilebilir.  Çoğu durumlarda  bu hastalık her iki gözü de  etkilemektedir.  Bu hastalığın en önemli belirtilerinden biri de görme yetisinin tedricen zayıflamasıdır.  

Eşyalardan yansıyarak  göze ulaşan ışıkların dağılması, görme bulanıklığı, eğri görmek, renkleri algılamaktaki sorunlar ve benzeri bu hastalığın belirtilerinden olabilir.  Bu hastalık  çocuklarda ise  okul tahtalarını görmekteki sorunlar ve kitap ve deftere bakmaktaki sorunlar ile belirir.  Tabii bu hastalığa erken teşhis koymak da mümkün.  Yetişkinlerde ise  akşamları, karanlıkta araba kullanmakta sorun yaşamak bu hastalığın ilk belirtilerinden olabilir.  Katarakt aslında  orta ve düşük gelirli ülkelerde en önemli görme yetisinin kaybedilmesinin en önemli nedenidir. 

Yaşa bağlı katarakt ise  en yaygın katarakt türüdür.  Ancak bu hastalık her yaşta baş gösterebilir.   Örneğin  anadan doğma katarakta da değinmek mümkün. Öyle ki  bebek  doğduğundan beri  göz lensi  bulanıklığı sorunu yaşayabilir.  Bunun en önemli sebebi ise hamilelik döneminde annenin   kızamığa yakalanmasıdır. Travma geçirmek veya darbe almak, zehirlenmek, diyabet, sigara içmek, ultraviyole ışınlar, kötü beslenme ve sistemik  hastalıklar, kimi steroid ilaçların alınması ve genetik etkenler yaş etkeninin yanı sıra bu hastalığa yol açan en önemli etken olmuştur.   

Gençlerde ise  darbe almak en önemli katarakt nedenidir.  Cerrahi operasyon yaparak  bu sorunu çözmek mümkün.  İş ortamlarında  koruyucu gözlük kullanmak ve güneş ışınlarından gözü korumak ise bu hastalığın önlenmesinde yararlı olacaktır. 

Şaşılık olarak da bilinen strabismus hastalığı da en yaygın göz hastalıklarından biridir.  Bu hastalıkta  gözler arasındaki dengesizlik ve koordinesizlik görülmektedir. Sonuçta gözler farklı yönlere bakmaktadır ve  koordineli olarak aynı noktaya odaklanamaz.  Bu hastalığın nedeni ise gözün etrafında bulunan kasların  koordinesizliğidir.  Ayrıca bu hastalık kalıtımsal olabilir. Beyin travmaları ve sinirsel felç, göz içindeki  tümörler, göz çanağının kırılması, tiroit kaynaklı göz sorunları ve benzeri durumlar da  strabismusa yol açabilir.  Şaşılığın çocuklardaki baş gösterme nedenleri ise hala tam olarak bilinmiyor. 

Şaşılık sorunu yaşayan insanların çoğu ise  diplopi olarak da bilinen çift görme rahatsızlığından da şikayetçidirler.  Bu durum çoğu zaman doktorların muayeneleri sonucu tanı koyulur.  Şaşılığın tedavisinde ihmalci davranmak ise görme yetisini olumsuz yönde etkileyebilir.   Bu hastalığın tedavisinde  hastalığın düzeylerine uygun şekilde  gözlük, hastalık etkenlerinin düzeltilmesi ve cerrahi yapılmasına baş vurulabilir.  Çocukluk  çağında yapılan muayeneler ise bu hastalığı önleyebilir. 

Ambliyopi adı ile de bilinen göz tembelliği ise kişilerin yaklaşık yüzde 3'ünde görülen bir hastalıktır.  Çocukluk çağında doğal görme yetisinin olmaması bu hastalığa yol açar.  Genellikle gözlerin birinde beliren bu hastalık  gözün kırma fonksiyonu bozukluklarından kaynaklanabilir.   Bu çerçevede  yakını görememe ve uzağı görmeme ayrıca astigmatizm,  şaşılık, bulanık görmek gibi sorunlar yaşanabilir.  Bunlar ise katarakt,  kornea bulanıklığı veya kirpik düşüklüğünden kaynaklanmış olabilir. 

Bu hastalıkta sorun yaşayan gözdeki görüntünün bulanıklığı ve  sağlam gözdeki görüntünün  saydamlığı  beynin iki göz arasında sağlam gözü seçmesine  yol açar ve hasta gözün yolu beyne kesilir ve bir gözün  görüşü tamamen kapatılır. 

Göz tembelliği genelde 6 yaş altı dönemde  belirir.  Çoğu ebeveynler, öğretmenler veya doktorlar ise bu durumu hemen farkeder.  Çocuk  sorunlarını anlatacak duruma geldiğinde  görme sorunları, göz yorgunluğu veya baş ağrısından şikayet etmeye başlar.  Ancak  çoğu durumlarda çocukların bir şikayeti yoktur ve göz tembelliği ancak  şaşılık, katarakt ve kornea bulanıklığı hastalıkların belirmesi ile teşhis edilir.   Ancak göz tembelliği  kırma sorunlarından kaynaklandığında  teşhisi daha da zorlaşır. Çünkü  çocuklar bir göz bu sorunu yaşayınca öbür gözleri ile rahat bir şekilde görürler ve sorunu fark etmezler.  Bu yüzden ebeveynler ve öğretmenler  çocuklarının göz sağlıklarına da dikkat etmeliler.  

Göz tembelliğinin uygun zamanda farkına varmak  kolay bir şekilde tedavi etmek demektir.   Göz tembelliği tedavisi ise  genellikle  sağlıklı gözün kapatılması ve  tembel gözle görmeye çalışılmasıdır.  Bu tedavi süreci haftalar kimi zaman da aylar boyunca sürebilir. Tabii bu süreçte sağlıklı göz de dönemsel olarak açık tutulmalıdır.  

Göz tembelliği ışınları kırmak sorunlarından kaynaklandığı zaman   lense veya gözlük  sorunlu gözde olumlu etki yapıp   göz tembelliğini tedavi edebilir.  Göz şaşılığından kaynaklanan göz tembelliğinde ise  cerrahi etkili olabilir.  Göz tembelliği düşük yaşlarda tedavi edilmediği zaman  0 yaşı üzerindeki yaşlarda  çoğu durumlarda hiç tedavi edilemez ve  görme yetisinin kaybedilmesi riski  da yaşanır. 

Az görme ve körlük de bilinen diğer göz hastalıklarındandır.   Çiçek hastalığı, diyabet, MS, tansiyon ve benzeri hastalıklar   görme hücreleri veya göz lensine bıraktığı etki ile  görme yetisinin zayıflamasına veya kör olmaya yol açabilir.   Bu hastalıkların önlenmesi ise  az görme ve körlüğü önleyebilir. 

Diyabet kaynaklı az görme ve körlük ise  yaygın durumlardandır.   Bilindiği üzere diyabet   kan şekerinin artması ile belirir.  Diyabet tüm vücut organları etkilediği gibi  gözü de etkiler.  Bu hastalıkta  retina ve ışığa duyarlı  dokular  olumsuz etkilenirler.   Bu sorun ise genellikle iki gözde de görülür.  Tansiyonu, kan şekerini ve yağı kontrol ederek bu hastalığın risklerini azaltmak mümkün.  Kimi hastalar ise  göz muayenesi için  uzmana  baş vurmayarak  gözlerine büyük  zararlar veriyorlar. O zaman doktora baş vurmayı hiçbir zaman ihmal etmeyin.