Temmuz 29, 2020 13:08 Europe/Istanbul

Bu bölümde geçen sohbetimizin devamında ağız ve diş hastalıkları ve sorunları ile ilgili konuşacağız.

Ağız aftı, ağız ve diş hastalıklarının yaygın şekillerinden biri olup  ağız mukozasında oluşan acı veren yaralardan oluşur.  Çoğumuz ise bu durumu yaşamışız.  Ağız aftı kanser yarası değildir ve çoğu zaman da herpes simpleks enfeksiyonu yani uçuk virüsünün oluşturduğu yara ile karıştırılır.  Bu tür yara kadınlar daha yaygındır.  

Aftın belirtileri arasında ufak yaralı alan, acı verici ve yüzeysel ağrıların görülmesine değinmek mümkün.  Bu yaralar genellikle gri bir katmanla kaplanmı ve etrafı ise koyu kırmızı renginde olur.  Bu yaralar dudaklar, diş eti, yanakların iç tarafı, damak, dil ve boğazda görülebilirler.   Aft baş gösterdiğinde  genellikle 2 veya 3 yara oluşur. Kimi zaman da  yaranın baş göstermesinden önce  24 saat boyunca  sızlama ve diken diken olma duygusu yaşanır. 

Aftın tam nedeni belli olmasa da çoğu zaman duygusal veya fiziksel stresin, ızdırabın, adet öncesi sinirsel rahatsızlığın , protez dişin takılmasından kaynaklı mukozasının zarar görmesi, aşırı sıcak yemek, dişleri fırçalamak, aşırı üzüntü, çikolata, ekşi ve asitli  yemekler, sirke ve tütsülü yemekler, kuru yemiş veya tuzlu cipslerin etkileri ve de virüsöz  enfeksiyonlar   aftın oluşmasında  etkili olduğu görülür.   

Bunların yanı sıra  diş hekiminin yaptığı son ameliyat veya girişim de   afta yol açabilir.  Ağız aftının önlenmesi için  elden geldiğince   strese kapılmamak gerekir. Enfeksiyon kapmış kişilerden uzak durulması gerekir.  Ekşi ve asitli narenciye yemekten ve ağzın duyarlılığını arttıran sakız çiğnemekten uzak durulmalıdır.  Bu çerçevede yumuşak bir diş fırçası ile dişlerinizi fırçalayın ve  dişlerinizi ip ile temizleyin. 

 

Oral mukozanın beyaz lezyonları sorunu ya da lökoplaki de  ağız ve diş hastalıklarının yaygın şekillerindendir.  Gerçekte dişlerin eğriliği, protez dişlerin uygunsuzluğu, sigara içmek ve tütün ürünleri kullanmak  bu hastalığın nedenlerindendir.  Bu hastalık, plak veya beyaz lekeler halinde görülür ve genellikle acısız ve silinmez olur.   

 Beyaz lezyonlar, kanser belirtisi de olabilir. Bu yüzden   ağzınızda lokal olarak beliren ve ortadan kaybolmayan lekeler veya izlere rastladığınızda  muhakkak doktora baş vurun.   Bu hastalığın belirtilerinden biri de ağzın aşırı sıcak ve yakıcı yemeklere   aşırı duyarlı olması, dil üzerinde  değişmeyen, kaba ve sert beyaz noktaların belirmesidir.  Tabii bu hastalık ilk başlarda belirtisizdir. 

Bu hastalığın ortaya çıkmasının nedenleri belirsiz olsa da ancak  A ve B vitaminleri eksikliği,  kadınsı ve erkeksi hormonal eksiklikler, sifiliz adı ile bilinen frengi hastalığı, dişin eğri dizilişinden, protez dişlerin takılmasından, yakıcı veya aşırı sıcak yemekten, alkol ve nikotin tüketiminden dolayı  kronik  aşırı duyarlılıklar da bu hastalığın ortaya çıkmasında  etkili olabilir.  Bu hastalığı önlemek için  sigara içmemek şart.   Protez diş kullandığınızda ise düzenli olarak diş hekimine baş vurmayı ihmal etmeyin. Oral kanser olarak da bilinen ağız kanseri bir başka bilinen ağız ve diş hastalıklarından sayılır. Kanser dediğimiz  hücrelerin dokulara zarar verecek şekilde artmaları ve çoğalmalalarıdır. Ağız kanseri ise  dil, damak ve diş etlerini etkileyen bir hastalıktır.  Sohbetimizin devamında  bu hastalığın belirtileri ve nedenleri ile ilgili konuşacağız.  Kan akması ile beraber yaşanan ağız ağrıları,  yanaklarda sert tümörümsü kitleler, diş etleri,  bademcikler ve mukozadaki beyaz ve kırmızı  noktalar,  boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü çekmek, çiğneme ve yemeği yutma sorunları, dil ve çeneyi hareket ettirme sorunları, konuşurken sorun yaşama, aşırı kilo kaybetme, boğazdaki lenfosit bezlerde ödem, uykucu olma, ağız, yüz ve boyunun lokal olarak duygusunu kaybetmesi, daimi ağrılar hissedilmesi, erken kanamalar ve uzun süren kanama durumları bu hastalığın belirtilerinden olabilir. Sesin inceliğinin değişmesi, kulak ağrısı da ağız kanseri belirtilerinden olabilir. Cinsiyet, yaş, sigara ve alkol içip içmemek, güneşe maruz kalma, meyva ve sebzeden yoksun beslenme tarzı da bu hastalığın ortaya çıkışında etkilidir.   Ağza protez diş takılması sonucu   verilen kronik zararlar  ve bağışıklık sisteminin zayıflaması da bu hastalığı tetikleyebilir.  Ağzın hijyen durumuna önem verilmemesi, genetik nedenler, virüs enfeksiyonları, ultraviyole ışınlara maruz kalma ve iş ortamı ışınları, ağız kanserine yakalanma riskini de arttırır.  Ağız kanserini önlemek için   sigara ve alkol içmekten sakınılmalı, taze sebze ve meyva tüketilmeli,  ağız ve diş sağlığı ve hijyenine önem verilmelidir. 

Glosit olarak da bilinen dil iltihabı  ağız ve diş hastalıklarının bir başka yaygın şeklidir.  Bu sorun ise kronik iltihap veya dil ödemi sonucu ortaya çıkar ve farklı nedenlerden de kaynaklanabilir.    Bu hastalık türü kimi zaman bulaşıcıdır. Ancak  kansere yol açmaz.  Dil iltihabı,  açık kırmızı renkli  ödemli dil,  dilin dokularının dikenleşmesi,  dilin yan tarafları ve ucunun kızarması bu hastalığın belirtilerinden olabilir.  uçuk, yanık, eğri dişler, protez diş, ağızdan nefes alma, havale geçirme sırasında  tekrarlanan ısırma olayları, diş macunu alrerjisi, özellikle de peraksit içerikli ağız yıkama sıvılarına duyulan alerji, tatlılar, diş hekimliğinde kullanılan malzemeler ve maddelere duyulan alerji, B vitamini eksikliği, anemi, B12 vitamini eksikliği ve demir eksikliği,  ilaçlara olumsuz tepkiler de dil iltihaplanmasında etkili olabilir. Yanlış beslenme, özellikle de eksik vitaminli beslenme şekli, sigara içmek,  özel kimyasal maddelere maruz kalma, alkolik olma, ızdırap, depresyon ve diyabet de bu hastalığın riskini arttırır.  Ağız hijyeninin korunması yani günde en az iki kez diş fırçası kullanmak ve bir kez de diş ipi kullanmak, düzenli olarak diş hekimine baş vurmak, sigara içmemek ve bisiklet kullanırken veya temas sporları yaparken  kafa kalkanı kullanmak bu türlü zararlardan insanı koruyabilir. 

 Uçuklu nasır  ise ağız ve diş hastalıklarının bir başka yaygın şeklidir.   Bu hastalık ateş veya  soğuk algınlığından kaynaklanır. Ancak  bu durum belli başlı maddeler tarafından da tetiklenebilir.    Uçuklu nasırın ortaya çıkmasına yol açan   virüs  genellikle öpücük, ortak mutfak araçları ve malzemeleri ve diğer yakın temas içeren durumlar aracılığı ile  insandan insana aktarılır.  Eczanelerde bulunan ilaçlar ve merhemler  bu hastalığa iyi gelebilir.  Tekrarlanan yararlar görüldüğünde ise doktora hemen baş vurun.  Tekrarlan nasırlar da önemli bir ağız sorunudur. Bu durumu da ihmal etmeyin. 

 

 Kıllı dil hastalığı da bir başka bilinen ağız ve dil hastalıklarındandır.  Acısız bir hastalıktır.  Dilinizdeki boşluklar arttığında bakteriler de birikir ve dilinizi görünüşte kıllı ve siyah görünmesine neden olur.    Bu hastalığın ortaya çıkışının nedenleri, antibiyotiklerin  tüketimi, ağız ve diş hijyenine önem verilmemesi, sigara içmek,  bol çay ve  kahve  içme ve yeteri kadar  tükürük salgılarının olmaması olarak sıralanabilir.   Bu durumda dilin yıkanması  hızlı bir şekilde belirtileri  ortadan kaldırır.  Dilin de fırçalanması ve özel fırça ile temizlenmesi,  tedavi için önemlidir.  Ancak  kimi zaman da doktor kontrolü altında ilaçlar ile tedavi edilmek şart. 

زبان سیاه مودار

Liken Planus hastalığında ise  yanakların iç tarafı veya dil üstünde  beyaz lekeler ve kitleler görülür.  Genel olarak da  zayıf olan Liken Planus tedaviye ihtiyacı yoktur. Ancak acı veya yara ile beraber olursa  o zaman  lokal ve beslenme tedavisine tabi tutulur.  Liken Panus kronik olup ağız kanseri riskini arttırabilir.  Buna ilaveten  Liken Planus    cilt, kafa cildi,  tırnaklar ve üreme organlarını da etkileyebilir.   Bir başka ağız ve dil hastalığı da ilginç bir isme sahip olan coğrafi dili hastalığıdır.  Dilinizin belli kısımları  ufacık organlarını kaybedince   dilinizdeki çıkıntılar derinleşir ve haritaya benzer bir görüntü ortaya çıkar.  Bu lekeler  bir kaç saniye, saat içerisinde yüz değiştirir, yerini, modelini ve  çapı da büyük değişiklik gösterir.   Bu tür hastalığın bir tehlikesi yoktur. Genel olarak tedavi yöntemi yoktur. Ağrı kesici ve  antienflamatuvar ilaçlar bu hastalığa iyi gelir. 

Temporomandibuler eklem ve kas bozukluğu, diğer adıyla TMJ sendromu, çene eklemi ve çene hareketlerini sağlayan kaslarda ağrı ve fonksiyon bozukluğuna neden olan bir hastalıktır.    Bu hastalık, acı, baş dönmesi ve yutma sorunları ile beraber olur.  Bu hastalığın tedavisi için  dinlenmeye, hava sıcaklığına, ağız hijyenine dikkat eilmelidir. Ayrıca kimi ilaçlar ve cerrahi yöntemlerine de baş vurulabilir. 

Kimileri diş ağrılarını daha erken dindirmek için  aspirin haplarını  yanaklarının iç tarafında eritiyorlar.  Böylece  diş etleri ve yanak içi taraflarında beyaz ve kaba bir kitlenin oluşmasına yol açarlar.   Aspirin yanığını önlemek aslında çok kolaydır. Bu ilacı aslında yutmak gerekir.  Ağzınızda bu nedenden dolayı yanık izi varsa   o zaman bunu zamana bırakın.  Bu yara izleri iki hafta içerisinde kaybolur. 

 Diş hekimine baş vurduktan ve tedavi gördükten sonra  da  ağzınızın yumuşak dokularında   mavi- gri lekeler görülebilir.  Bu lekelere amalgam dövmesi ismi de verilir.  Amalgam  dişi doldurmak için sık kullanılan bir bileşiktir. Amalgamdaki  gümüş, ağız ile temasa geçtiğinde dövme izleri bırakır.  Tabii bu izin bir tehlikesi yoktur. Ancak bu mavi-gri lekeler çoğalırsa  ve ardından da renk değiştirirse  o zaman  artık amalgam izi değil ve en iyisi de doktora baş vurmak lazım.