Sağlık Bülteni-32
Bu bölümde pankreas hastalıkları ile ilgili konuşacağız.
Sindirim sistemi hastalıkları genel olarak besin maddelerinin vücuda alınması, yemeklerin sindirilmesi ve genel olarak da sağlık durumuna doğrudan etki yapabilir. Sindirim sistemi ağızdan başlanıp makata kadar devam etmektedir.Bu yüzden sindirim sistemi hastalıkları geniş çaplı hastalıkları kapsamaktadır. Bu nedenden dolayı sindirim sistemi hastalıklarını sindirim sistemi organlarına göre incelemek yerinde olacaktır. Sohbetimizin devamında pankreas hastalıkları ile ilgili detaylı bilgi vermeye çalışacağız.

Pankreas, 15 santimetre uzunluğunda 80 gram kadar ağırlıkta armut şeklinde midenin alt ve karnın üst tarafında yerleşimli, hem sindirim için gerekli enzimleri üreterek kanal vasıtasıyla ince bağırsakların ilk kısmı olan duodenuma aktaran, hem de kan şekerinin düzenlenmesi için gerekli hormonları üreten bir salgı organıdır. Pankreasın başı karnın sağ tarafında oniki parmak bağırsağının yanında yer almıştır. Bu organ pankreas kanalı olarak bilinen kanal hizasında devam etmektedir.
Pankreasın kuyruğu olarak adlandırabileceğimiz son kısmı ise vücudun sol tarafına doğru gitmektedir. Pankreas sorunları yaşayan kişiler ise kronik ağrı, mide bulanması, yetersiz beslenme ve diyabet gibi sorunlar yaşayabilirler. Vücudunuzda pankreas sorunları belirtilerini fark eder etmez hemen sindirim sistemi uzmanına baş vurun.
Pankreasa erişimin zor olmasından dolayı bu hastalıklara teşhis koymak da o denli zorlaşır. Pankreas sorunlarına ilk aşamalarda teşhis koyulduğu takdirde tedavi de çok kolaylaşır. Sohbetimizin devamında bu hastalıkların belirtileri ile ilgili konuşmaya çalışacağız.
Pankreas yemeklerin ve besin maddelerinin vücudun hücrelerinin ihtiyacı olduğu yakıta dönüştürülmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Pankreasın iki temel işleyişi bulunmaktadır. İlk olarak yemekler ve besin maddelerinin sindirilmesine yardımcı olmak ve ikinci olarak da kan şekerini düzenlemek. Bu çerçevede pankreastaki bezlerden salgılanan enzimler oniki parmak bağırsağında bulunan karbonhidratlar, yağlar, proteinler ve asitlerin çözümlenmesine yardımcı olur. Bu enzimler doğrudan pankreas kanalı ve safra kesesine doğru gider. Oniki parmağa girdiğinde faaliyetlerini başlarlar. Yine pankreastaki başka bir bez de oniki parmaktaki mide asidini etkisizleştirmek için bikarbonat salgılar. İnsülin ve glukagon ise pankreas tarafından salgılanan iki önemli hormondur. Bu hormonlar kan glukozu ve Somatostatini düzenler.

Tip 1 diyabetinde vücudun bağışıklık sistemi pankreasta bulunan insülin salgılayan bezlere ve hücrelere saldırıp onları yok etmeye çalışır. Bu çerçevede kan şekerinin kontrol edilmesi için ömür boyu insülin enjekte edilmelidir. Ancak tip 2 diyabette pankreas insülini salgılasa da bunu doğru ve düzenli bir şekilde yapamaz. Bu durumda vücut insüline karşı tepki gösterir ve kan şekeri yükselir.

Sistik fibroza da genetik bir halel olarak karaciğer ve sindirim sistemine zarar veren bir hastalıktır. Bu genetik sorun, mukoza üreticisi, ter ve sindirim sistemi bezlerini ve hücrelerini etkiler. Bu salgılanan maddeler genelde ince tabakalı ve kaygan olurlar. Ancak sistik fibroza sorunu yaşandığında bu salgılar halel getiren bir genden dolayı koyulaşıp yapışkan olurlar. Bu yüzden salgılar da kayganlaştırmak yerine birden bire özellikle de karaciğer ve pankreastaki damarları ve delikleri tıkarlar.

Pankreas farklı türden hücrelerden meydana gelmiştir. Bunların her türü ise bir tür tümörü oluşturmuşlardır. En sık görülen tümörler ise pankreas kanalında yer alan hücrelerden meydana gelir. Pankreas kanseri genelde ilk başta bir belirtisi olmamasından dolayı genellikle nihai teşhise kadar gelişmeye devam eder. Tabii pankreas kisti veya pankreas kanserine yakalanmaktaki genetik nedenlerden dolayı düzenli olarak testler ve tahliller yaptıran kişilerde pankreas teşhisi daha erken koyulabilir. Bu çerçevede pankreas kanserinin tedavisi için cerrahi, kemoterapi, radyoterapi veya bu yöntemlerin karışımı gibi durumlara baş vurulabilir.

Nedensiz kilo kaybetme, aşırı ve sürekli yorulma, karın bölgesinde ağrı, sarılık veya diğer sindirim sistemi sorunları yaşadığınızda en iyisi sindirim sistemi uzmanlarına ve doktorlarına baş vurun. Başka hastalarda da bu belirtiler görülebilir. Bu yüzden sindirim sistemi uzmanı pankreas kanserine ilaveten, diğer hastalıklara yakalanma riskini de araştırmalıdır. Doktor kesin olarak pankreas kanseri teşhisi koymuşsa, bir sonraki aşamada kanserin ilerleme ve gelişme aşamalarını incelemeye çalışacaktır. Aşama belirleme testlerinden elde edilen bilgilere esasen uygun tedavi yöntemi de belirlenebilir.

Çoğu durumlarda pankreas kanserine yakalanmanın asıl nedeni belli değildir. Doktorlar sigara içmek gibi durumların bu kanserin baş gösterme ihtimalini arttırdığını belirtiyorlar. Pankreas kanseri Pankreas hücrelerinin DNA'sının genetik mutasyon yaşadığı sırada ortaya çıkar. Bu genetik mutasyonlar hücrelerin kontrol edilemez bir şekilde gelişmesine ve doğal hücrelerin ölümlerinden sonra da hayatlarını sürdürmelerine yol açıyor. Böylece tümör isimli ek kitleler oluşur.
Tedavi edilmeyen parnkreatik kanser hızlı bir şekilde yan dokuları da etkiler. Çoğu durumlarda ise pankreas kanseri pankreasın içindeki kanallarda bulunan hücrelerden başlar. Bu tür pankreas kanserine,pankreatik adenokarsinoma denmektedir. Çok nadir durumlarda ise kanser hormonal üretimi olan hücrelerden başlar. Bu tür kansere de pankreasın endokrin bezleri kanseri denir.
Pankreas kanserine yakalanma riskini kimi durumlar daha da arttırabilir. Bu etkenlerden biri de pankreasın kronik iltihaplanmasıdır. Diyabet ve genetik olarak pankreas kanserine yakalanma veya özel genetik mutasyonlar özellikle de BRCA2 genetik mutasyonu, Lynch sendromu, kötü huylu Melanom sendromu, de bu etkenlerden bazılarıdır. Sigara içmek, aşırı şişmanlık yani obezite, 65 yaş üstü olmak da diğer tehlike yaratan etkenlerdendir.

Maalesef pankreas kanseri belirtileri ve göstergeleri hastalığın gelişmesine kadar gün yüzüne çıkmaz. Bele doğru uzanan karnın üst kısmındaki ağrılar, iştah kaybı ve kilo kaybı, depresyon, diyabete yakalanma, damarlarda kan pıhtılanması, aşırı yorgunluk ve sarılık da bu hastalığın belirtilerinden olabilir.
Pankreas kanseri hastalığının bir sonraki aşamalarında ise kilo kaybı gibi belirtiler de görülebilir. Kanserin kendisi doğrudan kilo kaybına yol açabilir. Yapılan tedaviler sonucu veya tümörün mideye baskı yapması sonucu kusma ve mide bulunması durumları le de karşı karşıya kalınıp kilo verilebilir. Ayrıca pankreasın performansı bozulup hasta artık gereken besin maddelerini sindirim sistemi aracılığı ile almayabilir.
Ayrıca pankreas kanseri karaciğer kanallarının kapanmasına yol açarsa sarılık ile karşı karşıya kalınır. Cildin ve göz akının sararması, idrarın koyulaşması ve dışkının sararması da bu hastalığın belirtilerindendir. Sarılık genellikle karın ağrısı olmadan belirir. Bu bölgede gelişmekte olan tümör karındaki sinir damarlarına baskı yapar. Bu baskıdan dolayı duyulan ağrı çok acı olabilir. Pankreas tümürü ince bağırsağın ilk kısmına baskı yaparsa yemeğin mideden bağırsağa doğru yolunu bile tıkayabilir.

Pankreas kanseri bir kaç aşamada gelişir. İlk aşamada kanser sırf pankreatik dokuları etkiler ve bu aşamada cerrahi ile ortadan kaldırılabilir. İkinci aşamada ise kanser pankreasın dışına sızar ve yan organların dokularını da etkiler. Böylece bir kaç lenfatik bez de kansere yakalanır. Bu aşamada da cerrahi ile kanserli dokuları çıkarmak mümkün ancak yine de risklidir.
Bu tür kanserin üçüncü aşamasında kanser pankreasın dışına bulaşır ve lenfatik bezler ve damarları da etkiler. Bu aşamada doktorların tercihine göre hem cerrahi yapmak hem de yapmamak mümkün. Son aşamada kanser pankreastan iyice uzaklaşarak diğer dokulara bulaşır. Örneğin karaciğer, akciğerler ve karın zarını etkiler. Bu aşamada cerrahi hiçbir şekilde yapılamaz.
Doktorlar pankreas kanseri teşhisini koymak için iç organların röntgenini çekmek, ednoskopi yardımı ile pankreasın sonografik görüntülerini çekmek, pankreastan örnek doku almak ve biyopsi, ve de kan tahlili yaptırmak gibi yöntemlere baş vururlar. Pankreas kanserinin tedavi yöntemi, tümörün şekillendiği noktaya ve kanserin aşamasına ve de hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.
Çoğu insanlar için tedaviden amaç olabildiğince kanserli hücreleri ortadan kaldırmaktır. Tedavi sürecinde cerrahiye, radyoterapiye, kemoterapiye veya bunların hepsinin olduğu yöntemlere baş vurulabilir. Pankreas kanseri ileri aşamadaysa bu yöntemlerin hasta için yararı olmayacağı söylenebilir. Doktorlar bu durumlarda başka yollara baş vurup onun belirtilerini azaltmaya ve hayatının kalitesini arttırmaya çalışırlar.
Pankreas kanserinin tedavisi için baş vurulan cerrahilerin iki şekli vardır. Pankreas başında bulunan tümörleri kaldırmak için Whipple isilmi bir cerrahi yöntemi uygulanır. Bu cerrahi teknik açıdan komplike ve zor bir ameliyattır. Bu cerrahi operasyonu sırasında ilk olarak ince bağırsağın başı, midenin bir kısmı ve safra kesesi ve safra kanalı ve de kimi yan lenfatik bezler kaldırılır. Cerrah, mide, bağırsak ve pankreasın kalan kısımlarını bir birine bağlayarak sindirim sürecini kolaylaştırır.
Pankreas kuyruğu ve dış kısmındaki cerrahi türlerinde ise pankreasın sol kısmı kaldırılır. Bu cerrahi yöntemine pankreasotomi distal denir. Bu cerrahi yönteminde dalak da kaldırılabilir. Kimi kişilerde ise pankreasın tamamı kaldırılmalıdır. Bu cerrahiye ise pankreatektomi denir. Kişiler pankreas olmadan da yaşayabilirler. Ancak ömürlerinin sonuna kadar insülin ve hormonal maddeler enjekte etmeliler.
Pankreas kanseri görülen birçok kişide kanser hücreleri yan damarlara da sıçrar ve böylece artık Whipple ve diğer cerrahi yöntemleri uygun olmaz. Bu hastaları cerrahi etmek için ancak çok usta ve tecrübeli cerrahlara ihtiyaç vardır. Bu cerrahi süreçlerinde ise damarların kansere yakalanmış bölümleri kaldırılır ve damarlar onarılır.