Eylül 04, 2020 15:15 Europe/Istanbul

Bu bölümde pankreas hastalıkları ile ilgili konuşacağız.

Sindirim sistemi hastalıkları genel olarak besin maddelerinin vücuda alınması, yemeklerin sindirilmesi ve genel olarak da sağlık durumuna doğrudan etki yapabilir.  Sindirim sistemi ağızdan başlanıp makata kadar devam etmektedir.Bu yüzden sindirim sistemi hastalıkları geniş çaplı hastalıkları kapsamaktadır.  Bu nedenden dolayı sindirim sistemi hastalıklarını  sindirim sistemi organlarına göre incelemek yerinde olacaktır. Sohbetimizin devamında pankreas  hastalıkları ile ilgili detaylı bilgi vermeye çalışacağız. 

Pankreas, 15 santimetre uzunluğunda 80 gram kadar ağırlıkta armut şeklinde  midenin alt ve karnın üst tarafında yerleşimli, hem sindirim için gerekli enzimleri üreterek kanal vasıtasıyla ince bağırsakların ilk kısmı olan duodenuma aktaran, hem de kan şekerinin düzenlenmesi için gerekli hormonları üreten bir salgı organıdır. Pankreasın başı karnın sağ tarafında oniki parmak bağırsağının yanında yer almıştır. Bu organ pankreas kanalı olarak bilinen kanal hizasında devam etmektedir.  

Pankreasın kuyruğu olarak adlandırabileceğimiz son kısmı ise  vücudun sol tarafına doğru  gitmektedir.  Pankreas sorunları yaşayan kişiler ise  kronik ağrı, mide bulanması, yetersiz beslenme ve diyabet gibi sorunlar yaşayabilirler.   Vücudunuzda pankreas sorunları belirtilerini fark eder etmez hemen  sindirim sistemi uzmanına  baş vurun.  

Pankreasa erişimin zor olmasından dolayı   bu hastalıklara teşhis  koymak da o denli zorlaşır.    Pankreas sorunlarına ilk aşamalarda  teşhis koyulduğu takdirde tedavi de çok kolaylaşır.  Sohbetimizin devamında bu hastalıkların belirtileri ile ilgili konuşmaya çalışacağız. 

Pankreas  yemeklerin ve besin maddelerinin vücudun hücrelerinin ihtiyacı olduğu yakıta dönüştürülmesinde önemli bir rol oynamaktadır.  Pankreasın iki temel işleyişi bulunmaktadır. İlk olarak yemekler ve besin maddelerinin sindirilmesine yardımcı olmak ve ikinci olarak da kan şekerini düzenlemek.  Bu çerçevede pankreastaki bezlerden salgılanan enzimler oniki parmak bağırsağında bulunan  karbonhidratlar, yağlar, proteinler ve asitlerin çözümlenmesine yardımcı olur.  Bu enzimler doğrudan  pankreas kanalı ve safra kesesine doğru gider.  Oniki parmağa girdiğinde  faaliyetlerini başlarlar.  Yine pankreastaki başka bir bez de   oniki parmaktaki mide asidini etkisizleştirmek için bikarbonat  salgılar. İnsülin ve glukagon ise pankreas tarafından salgılanan iki önemli hormondur.  Bu hormonlar   kan glukozu ve Somatostatini düzenler.

Tip 1 diyabetinde  vücudun bağışıklık sistemi pankreasta bulunan insülin salgılayan bezlere ve hücrelere saldırıp onları yok etmeye çalışır.  Bu çerçevede  kan şekerinin  kontrol edilmesi için ömür boyu insülin enjekte edilmelidir.  Ancak tip 2 diyabette  pankreas  insülini salgılasa da bunu doğru ve düzenli bir şekilde yapamaz.  Bu durumda vücut insüline karşı tepki gösterir ve kan şekeri yükselir. 

Sistik fibroza da  genetik bir halel olarak  karaciğer ve sindirim sistemine zarar veren bir hastalıktır.  Bu genetik sorun, mukoza üreticisi, ter ve sindirim sistemi bezlerini ve hücrelerini etkiler.   Bu salgılanan maddeler genelde ince tabakalı ve kaygan olurlar. Ancak sistik fibroza sorunu yaşandığında bu salgılar  halel getiren bir genden dolayı koyulaşıp yapışkan olurlar.   Bu yüzden salgılar da  kayganlaştırmak yerine  birden bire özellikle de karaciğer ve pankreastaki  damarları ve delikleri tıkarlar. 

Pankreas farklı türden hücrelerden meydana gelmiştir. Bunların her türü ise  bir tür  tümörü oluşturmuşlardır.  En sık görülen tümörler ise   pankreas kanalında yer alan hücrelerden meydana gelir.   Pankreas kanseri genelde ilk başta bir belirtisi olmamasından dolayı  genellikle  nihai teşhise kadar gelişmeye devam eder.  Tabii  pankreas kisti veya  pankreas kanserine yakalanmaktaki genetik nedenlerden dolayı  düzenli olarak testler ve tahliller yaptıran kişilerde  pankreas teşhisi daha erken koyulabilir.  Bu çerçevede pankreas kanserinin tedavisi için  cerrahi, kemoterapi, radyoterapi veya bu yöntemlerin  karışımı gibi durumlara baş vurulabilir. 

Nedensiz kilo kaybetme, aşırı ve sürekli yorulma, karın bölgesinde ağrı, sarılık veya diğer sindirim sistemi sorunları yaşadığınızda en iyisi  sindirim sistemi uzmanlarına ve doktorlarına baş vurun. Başka hastalarda da bu belirtiler görülebilir.  Bu yüzden  sindirim sistemi  uzmanı  pankreas kanserine ilaveten, diğer hastalıklara yakalanma riskini de araştırmalıdır.   Doktor kesin olarak pankreas kanseri teşhisi koymuşsa, bir sonraki aşamada  kanserin ilerleme ve gelişme aşamalarını incelemeye çalışacaktır.  Aşama belirleme testlerinden elde edilen bilgilere esasen  uygun tedavi yöntemi de belirlenebilir. 

Çoğu durumlarda   pankreas kanserine yakalanmanın asıl nedeni  belli değildir.  Doktorlar  sigara içmek gibi durumların bu kanserin baş gösterme ihtimalini arttırdığını belirtiyorlar.  Pankreas  kanseri  Pankreas hücrelerinin  DNA'sının   genetik mutasyon yaşadığı sırada ortaya çıkar.  Bu genetik mutasyonlar  hücrelerin kontrol edilemez bir şekilde gelişmesine  ve doğal hücrelerin ölümlerinden sonra da hayatlarını sürdürmelerine yol açıyor.  Böylece tümör isimli ek kitleler oluşur.   

Tedavi edilmeyen  parnkreatik kanser  hızlı bir şekilde yan dokuları da etkiler.  Çoğu durumlarda ise  pankreas kanseri  pankreasın içindeki kanallarda bulunan hücrelerden  başlar.  Bu tür pankreas kanserine,pankreatik  adenokarsinoma denmektedir.  Çok nadir durumlarda ise  kanser hormonal üretimi olan hücrelerden başlar.  Bu tür kansere de  pankreasın endokrin bezleri kanseri denir. 

Pankreas kanserine yakalanma riskini kimi durumlar daha da arttırabilir.  Bu etkenlerden biri de pankreasın kronik iltihaplanmasıdır.  Diyabet ve genetik olarak pankreas kanserine yakalanma veya özel genetik mutasyonlar özellikle de  BRCA2 genetik mutasyonu, Lynch sendromu, kötü huylu Melanom sendromu,   de bu etkenlerden bazılarıdır.   Sigara içmek, aşırı şişmanlık yani obezite,  65 yaş üstü olmak da diğer tehlike yaratan etkenlerdendir. 

Maalesef pankreas kanseri belirtileri ve göstergeleri  hastalığın  gelişmesine kadar gün yüzüne çıkmaz.  Bele doğru uzanan  karnın üst kısmındaki ağrılar,  iştah kaybı ve kilo kaybı, depresyon, diyabete yakalanma, damarlarda  kan pıhtılanması,  aşırı yorgunluk ve sarılık da bu hastalığın belirtilerinden olabilir.  

Pankreas kanseri hastalığının bir sonraki aşamalarında ise  kilo kaybı gibi belirtiler de görülebilir.  Kanserin kendisi  doğrudan kilo kaybına yol açabilir.  Yapılan tedaviler sonucu veya tümörün  mideye baskı yapması sonucu kusma ve mide bulunması durumları le de karşı karşıya kalınıp kilo verilebilir.  Ayrıca  pankreasın performansı bozulup  hasta artık gereken besin maddelerini sindirim sistemi aracılığı ile almayabilir.     

Ayrıca  pankreas kanseri  karaciğer kanallarının  kapanmasına yol açarsa  sarılık ile karşı karşıya kalınır.  Cildin  ve göz akının sararması, idrarın koyulaşması ve dışkının sararması da bu hastalığın belirtilerindendir.  Sarılık genellikle  karın ağrısı olmadan belirir.   Bu bölgede gelişmekte olan tümör karındaki sinir damarlarına baskı yapar.   Bu baskıdan dolayı duyulan ağrı çok acı olabilir.   Pankreas tümürü   ince bağırsağın ilk kısmına baskı yaparsa  yemeğin mideden bağırsağa doğru yolunu bile tıkayabilir. 

Pankreas kanseri  bir kaç aşamada  gelişir.  İlk aşamada kanser  sırf pankreatik dokuları etkiler ve bu aşamada  cerrahi ile ortadan kaldırılabilir. İkinci aşamada ise  kanser  pankreasın dışına sızar ve  yan organların dokularını da etkiler.  Böylece bir kaç  lenfatik  bez de kansere yakalanır.  Bu aşamada  da cerrahi  ile kanserli dokuları çıkarmak mümkün ancak yine de risklidir.  

Bu tür kanserin üçüncü aşamasında kanser  pankreasın dışına bulaşır ve lenfatik bezler ve damarları da etkiler.  Bu aşamada doktorların tercihine göre hem cerrahi yapmak hem de yapmamak mümkün.  Son aşamada kanser  pankreastan iyice  uzaklaşarak   diğer dokulara bulaşır. Örneğin   karaciğer, akciğerler ve karın zarını etkiler.  Bu aşamada  cerrahi hiçbir şekilde yapılamaz. 

Doktorlar pankreas kanseri teşhisini koymak için  iç organların röntgenini çekmek, ednoskopi yardımı ile pankreasın sonografik görüntülerini çekmek, pankreastan örnek doku almak ve biyopsi, ve de kan tahlili yaptırmak gibi yöntemlere baş vururlar. Pankreas  kanserinin tedavi yöntemi, tümörün şekillendiği noktaya ve kanserin aşamasına ve de hastanın genel sağlık durumuna göre  belirlenir.  

Çoğu insanlar için  tedaviden amaç   olabildiğince  kanserli hücreleri ortadan kaldırmaktır.  Tedavi sürecinde cerrahiye, radyoterapiye, kemoterapiye veya bunların hepsinin olduğu yöntemlere baş vurulabilir.   Pankreas kanseri ileri aşamadaysa  bu yöntemlerin hasta için yararı olmayacağı söylenebilir.  Doktorlar bu durumlarda başka yollara baş vurup  onun belirtilerini azaltmaya ve hayatının kalitesini arttırmaya çalışırlar. 

Pankreas kanserinin tedavisi için baş vurulan cerrahilerin iki şekli vardır. Pankreas başında bulunan tümörleri kaldırmak için   Whipple isilmi bir cerrahi yöntemi uygulanır.   Bu cerrahi teknik açıdan komplike ve zor bir ameliyattır. Bu cerrahi operasyonu sırasında ilk olarak ince bağırsağın  başı, midenin bir kısmı ve safra kesesi ve safra kanalı ve de kimi yan lenfatik bezler kaldırılır. Cerrah, mide, bağırsak ve pankreasın kalan kısımlarını bir birine bağlayarak sindirim sürecini kolaylaştırır. 

Pankreas kuyruğu ve  dış kısmındaki  cerrahi türlerinde ise  pankreasın  sol kısmı kaldırılır.  Bu cerrahi yöntemine  pankreasotomi distal denir.   Bu cerrahi yönteminde   dalak da kaldırılabilir.  Kimi kişilerde ise  pankreasın tamamı kaldırılmalıdır.  Bu cerrahiye ise pankreatektomi denir.  Kişiler pankreas olmadan da  yaşayabilirler.  Ancak ömürlerinin sonuna kadar  insülin ve hormonal maddeler enjekte etmeliler. 

Pankreas kanseri görülen birçok kişide  kanser hücreleri yan damarlara da sıçrar ve böylece artık Whipple ve diğer cerrahi yöntemleri uygun  olmaz.   Bu hastaları  cerrahi etmek için   ancak çok usta ve tecrübeli cerrahlara ihtiyaç vardır.  Bu cerrahi süreçlerinde ise  damarların kansere yakalanmış bölümleri kaldırılır ve damarlar onarılır.