Mart 07, 2021 10:02 Europe/Istanbul

Zümer suresinin 1 ila 4. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

ZÜMER suresinin 1 ve 2. ayetleri:

 

تَنْزِیلُ الْکِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِیزِ الْحَکِیمِ (39:1)

إِنَّا أَنْزَلْنَا إِلَیْکَ الْکِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللَّهَ مُخْلِصًا لَهُ الدِّینَ (39:2)

Yani:

Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmiştir.

 

(Resûlüm!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlâs ile) kulluk et.

 

Bu ayetler Kur'an'ı Kerim’in İslam dininde konumunu beyan ederek şöyle buyurmakta: Kur'an'ı Kerim Allah’ın kelamıdır; Hz. Muhammed’in kelamı değildir; nitekim bundan önceki semavi kitaplar da Hz. Musa ve Hz. İsa gibi peygamberlerin kelamı değildir. Bunlar Allah tealanın kitabıdır. Bu kitabın nazil oluşunun amacı önceki kitaplar gibi, insanları alemleri yaratan Allah’ı doğru tanımaya yöneltmek ve tevhid ilkesinden her türlü sapmayı önlemek olmuştur.

İnsanoğlu fıtrî ve doğal olarak varlık alemini biri yarattığını bilir, fakat yaratanı tanımakta hataya düşebilir. İnsanoğlu ya eşyaları alemi yaratana ortak eder, ya da onları alemi tedbir etmekte Allah’ın ortağı zanneder. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim alemleri yaratan hakiki Allah’ı tanıtmak ve bu konuda her türlü yanlışı ve hurafeyi gidermek için nazil olmuştur.

Kuşkusuz yüce Allah tarafından nazil olan bir kitap içerdiği konuların tümü itibarı ile mutlak surette hak ve doğrudur ve her türlü batıl ve yanlıştan arınmıştır. Zira Allah teala aziz ve hekimdir ve O’ndan ilim ve hikmetten başka bir şey göremezsiniz.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Gerçi bizler Allah tealayı gözlerimizle göremiyoruz, fakat Kur'an'ı Kerim ayetlerini okumakla sözlerini duyar gibi olur ve ayetlerin üzerinde düşünerek doğruluğunu ve hakkaniyetini anlarız.

2 – Gerçek izzet ilim ve hikmet sayesinde elde edilir ve bu iki özellik birbirini tamamlayan özelliklerdir.

3 – Allah tealaya kulluk ihlasla ve hak dinine uygun ve her türlü şirk ve küfür ve hurafeden uzak olmalıdır.

 

ZÜMER suresinin 3. ayeti:

 

أَلَا لِلَّهِ الدِّینُ الْخَالِصُ وَالَّذِینَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِیَاءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِیُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى إِنَّ اللَّهَ یَحْکُمُ بَیْنَهُمْ فِی مَا هُمْ فِیهِ یَخْتَلِفُونَ إِنَّ اللَّهَ لَا یَهْدِی مَنْ هُوَ کَاذِبٌ کَفَّارٌ (39:3)

Yani:

Dikkat et, hâlis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkârcı kimseyi doğru yola iletmez.

 

Geçen ayetin devamında bu ayet, dinde ihlasla ilgilidir. Ayet ihlasa vurgu yaparak şöyle buyurmakta:

Halis din ve inancı ancak Allah teala tarafından alabiliriz. İnsan zihni ve düşüncesinin ürünü olan her şey şirk, hurafe ve sapma ile birliktedir. Alemleri yaratanın Allah olduğunu ancak kendisi en doğru biçimde insanlara açıklayabilir ve onlara doğru ibadet ve kulluk yolunu göstererek öğretebilir.

Yine Allah tealanın kullarından kabul ettiği tek şey, halis dindir ve amel ve düşünce içine şirk, hile ve sapkınlık karışan hiç bir şey yüce Allah tarafından kabul görmez. Nitekim Allah Resulü -s- o hazrete malımızı muhtaçlara veriyoruz, böylece insanlar bizden iyilikle yad eder, diyen birine verdiği cevapta: Allah teala ancak has olarak O’nun için yerine getirilen amelleri kabul eder, diye buyurmuştur.

Ayet daha sonra da dinde ihlas noktasından uzaklaşmanın işaretlerinden birine temas ederek şöyle devam etmekte:

Müşrikler insan doğrudan Allah teala ile irtibat kuramayacağını veya O’na seslenemeyeceğini düşünerek bazı mahlukları kendileri ile Allah arasında aracı olarak seçer ve Allah tealaya ibadette onları ortak edinirdi. Oysa yüce Allah hiç bir zaman böyle bir amele izin vermemiştir ve onlar, yani müşrikler de tamamen yalan ve sapkın ve şirk dolu düşüncelere dayanarak Allah’a ortak koşar ve Allah’tan başkasına taparlar.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – İnsanların yarattığı her türlü düşünce, her ne kadar manevi ve irfani olursa olsun, türlü fikri ve pratik sapkınlıklar ve hurafelerle karışmıştır. Oysa pak ve halis inanç ancak yüce Allah tarafından nazil olan din ve inançtır.

2 – Fikri sapkınlar sapkınlıklarını haklı göstererek başkalarını kendi sapkın inançlarına cezbetmeye çalışır. Nitekim putperestler de putları kendileri ile Allah arasında aracı olarak zannederdi.

3 – Allah’ı tanımak ve Allah katına yakınlaşmak, herkesin istediği bir durumdur, fakat bu uğurda izlenecek yöntemde ve yolda birçok insan hataya düşebilir.

 

ZÜMER suresinin 4. ayeti:

 

لَوْ أَرَادَ اللَّهُ أَنْ یَتَّخِذَ وَلَدًا لَاصْطَفَى مِمَّا یَخْلُقُ مَا یَشَاءُ سُبْحَانَهُ هُوَ اللَّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ (39:4)

 

Yani:

Eğer Allah bir evlât edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhâr olan Allah'tır.

Geçen ayetin devamında bu ayet Allah tealaya tapmakta şirk işaretlerinden birine temas ederek şöyle buyurmakta: Bazı müşrikler de melekleri Allah’ın kızları zanneder ve onlara tapardı. Nitekim Hristiyanlar da Hz. Meryem’in oğlu olan Hz. İsa Mesih’i Allah’ın oğlu zannederek ona tapıyor. Oysa yüce Allah’ın asla evladı yoktur ve evlat sahibi olmaktan münezzehtir. Eğer Allah mahluklarından birini evlat edinmek isteseydi bunu açıkça ilan ederdi, böylece herkes onu tanır ve ona ibadet ederdi.

Bundan başka Allah teala yegane bir varlıktır ve başka hiç bir varlık O’nun gibi olamaz, O’na benzemez ki O’nun evladı sayılsın. Allah her şeye musallattır ve hiç bir güç O’nun karşısında duramaz ve bu yüzden Allah bu farazi güce karşı koymak için evlat sahibi veya benzeri mahlukların sahibi olmasına gerek yoktur.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Allah tealanın ne evladı ne de evlatlığı vardır. Zira evlat istemek, muhtaç olmak demektir, oysa Allah mutlaka hiç bir şeye ihtiyacı yoktur ve bu yüzden mahluklarından birini evlat edinmesine gerek yoktur.

2 – Allah teala yegane ve eşsizdir ve hiç bir mahluk O’na benzemez. Dolaysıyla Allah’a benzer veya ortak düşünen her türlü düşünce temelden geçersizdir ve reddedilmelidir.