Mart 07, 2021 10:16 Europe/Istanbul

Zümer suresinin 7 ila 8. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyuiz.

ZÜMER suresinin 7. ayeti:

 

إِنْ تَکْفُرُوا فَإِنَّ اللَّهَ غَنِیٌّ عَنْکُمْ وَلَا یَرْضَى لِعِبَادِهِ الْکُفْرَ وَإِنْ تَشْکُرُوا یَرْضَهُ لَکُمْ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى ثُمَّ إِلَى رَبِّکُمْ مَرْجِعُکُمْ فَیُنَبِّئُکُمْ بِمَا کُنْتُمْ تَعْمَلُونَ إِنَّهُ عَلِیمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ (39:7)

Yani:

Eğer inkâr ederseniz, şüphesiz Allah, size muhtaç değildir. Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını çekmez. Nihayet hepinizin dönüp gidişi, Rabbinizedir. Yaptıklarınızı O size haber verir. Çünkü O, kalplerde olan herşeyi hakkıyla bilendir.

 

Geçen bölümde Kur'an'ı Kerim yüce Allah’ın insanları ve hayvanları yaratırken onlara verdiği nimetlere işaret etti. Bu ayet ise bu nimetlere şükretme meselesine temas ederek şöyle buyurmakta:

Bazı insanlar Allah tealanın kullarına sunduğu nimetleri görür ve her türlü şartlarda Allah tealaya şükreder. Ancak bazı insanlar ya bu nimetlerden gafildir ve sadece onları kullanır, ya da eğer bu nimetlerin farkında ise, onları Allah’tan bilmezler. Bu zümre sahip oldukları nimetlerin sadece kendi emekleri ve çabalarının ürünü olduğunu zanneder ve bu yüzden yüce Allah’a şükretmeyi düşünmezler bile.

Gerçi Allah teala insanların O’na şükretmelerine asla ihtiyacı yoktur, şöyle ki, eğer dünyada tüm insanlar küfre sapar ve Allah’ı inkar eder veya hepsi nankörlük ederse bu durumların hiç biri Allah teala açısından hiç bir önem arzetmez, zira Allah bizlerin şükretmesi hele dursun, bizim varlığımıza bile ihtiyacı yoktur.

Gerçekte eğer Allah teala kullarını O’nun verdiği nimetlere şükretmekle yükümlü hale getirdiyse, bunun sebebi kullarının şükretmesine ihtiyaç duyması değil, sadece şürketme duygusu onlarda ahlaki ve manevi erdemleri geliştirdiği içindir. Bu yüzden Kur'an'ı Kerim Allah tealaya şükretme emrinin yanında anne ve babaların emeklerine de şükredilmesini buyuruyor.

Ayet daha sonra da insanların davranışında temel bir ilkeye işaret ederek şöyle buyurmakta: Herkes kendi amellerinin sorumluluğunu kabul etmeli ve yaptıkları hakkında yüce Allah katında hesap vermelidir. Hiç kimse kendi amellerinin sorumluluğunu başkasına yükleyemez ve kendi sorumluluklarından kaçamaz. Zira Allah teala kıyamet gününde hiç kimsenin günahını başkasının hesabına yazmak ve kendi ilmine göre ve insanların iç halini bildiği için onları amelleri konusunda sorgulayarak yargılar.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Namaz ve oruç gibi dini ahkam kesinlikle Allah tealanın bize ihtiyaç duyduğunu göstermez. Bu ahkam aslında bir öğretmenin öğrencilerinin ilmi bilgilerini geliştirmek için onlara bazı ödevleri vermesi gibidir. Buna göre da Allah tealanın emirleri insanları manevi açıdan yüceltmeye yöneliktir.

2 – Allah teala kullarına adaletle davranır ve herkes kendi amelinin mükafatını ve cezasını görür. Bu yüzden kıyamet gününde akrabalık bağları veya soydaşlık gibi durumların hiç bir etkisi yoktur.

3 – Allah teala kullarının niyetlerini ve saiklerini en iyi bilendir ve amellerimizi de ona göre değerlendirir.

 

Şimdi ZÜMER suresinin 8. ayetini dinliyoruz:

 

وَإِذَا مَسَّ الْإِنْسَانَ ضُرٌّ دَعَا رَبَّهُ مُنِیبًا إِلَیْهِ ثُمَّ إِذَا خَوَّلَهُ نِعْمَةً مِنْهُ نَسِیَ مَا کَانَ یَدْعُو إِلَیْهِ مِنْ قَبْلُ وَجَعَلَ لِلَّهِ أَنْدَادًا لِیُضِلَّ عَنْ سَبِیلِهِ قُلْ تَمَتَّعْ بِکُفْرِکَ قَلِیلًا إِنَّکَ مِنْ أَصْحَابِ النَّارِ (39:8)

 

Yani:

İnsanın başına bir sıkıntı gelince, Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah kendisinden ona bir nimet verince, önceden yalvarmış olduğunu unutur. Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. (Ey Muhammed!) De ki: Küfrünle biraz eğlenedur; çünkü sen, muhakkak cehennem ehlindensin!

 

İnsanların şakir veya nankörlüğünden söz eden geçen ayetin devamında bu ayet bu durumun örneklerinden birine işaret ederek şöyle buyurmakta:

Bazı insanlar hayatta cismi hastalıklar veya iktisadi sıkıntılarla karşı karşıya gelince sürekli Allah tealaya seslenerek O’na sorunlarını gidermek üzere yalvarır ve eğer bu sorun onların işlediği günah veya gafletleri yüzünden ortaya çıkmışsa, onları bağışlamasını diler. Ancak aynı insanlar sorun giderilir giderilmez veya yüce Allah onlara yeni bir nimet sunar sunmaz hem Allah’ı ve hem nimetlerini ve hem de halledilen sorunlarını unutur ve tekrar dünyevi işlerle uğraşmaya başlar. Bu zümre bazen Allah tealayı tamamen unutacak derecede dünyevi işlere bulaşır ve hayatlarında başka etkenlerin etkili olduğunu ve belirleyici rol ifa ettiğini zannetmeye başlar. Dolaysıyla bu kesim başkalarını da Allah teala yerine kendi bildikleri etkenlere doğru davet eder ve sonuçta başkalarını da saptırır.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Acil durumlarda güçlenen iman durumlarında insan sadece başı derde girince Allah’ı hatırlar, fakat sorunları giderilir giderilmez Allah tealayı unutur. Böyle bir iman asla etkili ve faydalı olamaz.

2 – Gerçi hayatta yaşanan sorunlar insanlar için zorlu ve meşakkatli olabilir, fakat aynı zamanda bazı faydaları da vardır. Bu faydaların en önemlisi, insanı gaflet uykusundan uyandırmak ve Allah’ı ve kıyamet gününü hatırlatmaktır.

3 – Kapasiteleri zayıf olan insanlar refaha kavuşunca eski sorunlarını ve yüce Allah’ın bu sorunların çözümündeki etkisini unutuverirler.

4 – Dünyada her başarı, gerçek mutluluk ve saadet işareti değildir. Nice kafirler ve münkirler vardır dünyada bol nimetlerden yararlanır, fakat ahiret için elleri boştur.