Nur’a giden yol
Zümer suresinin 22 ila 23. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.
ZÜMER suresinin 22. ayeti:
أَفَمَنْ شَرَحَ اللَّهُ صَدْرَهُ لِلْإِسْلَامِ فَهُوَ عَلَى نُورٍ مِنْ رَبِّهِ فَوَیْلٌ لِلْقَاسِیَةِ قُلُوبُهُمْ مِنْ ذِکْرِ اللَّهِ أُولَئِکَ فِی ضَلَالٍ مُبِینٍ (39:22)
Yani:
Allah kimin gönlünü İslâm'a açmışsa o, Rabbinden bir nûr üzerinde değil midir? Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
Kur'an'ı Kerim ve ilahi vahiy gönüllere yağan yağmur damlaları gibidir. Nitekim ancak müsait ve hasada hazır vaziyetteki topraklar yağmurun hayat veren damlalarından yararlandığı gibi, bir tek ilahi lütuf ve merhamet ve kendini yetiştiren insanların kalbi ilahi ayetlerden faydalanabilir.
Aslında insanlar hakkı benimseme konusunda eşit ve benzer bir tutum sergilemez. Kur'an'ı Kerim bazı insanları geniş ruhlu ve açık yürekli ve bazı insanları da dar ruhlu ve kapalı ve katı yürekli olarak tanımlar.
Bu ayet ise Allah’a iman meselesinin insan yaşamı üzerindeki tesirine işaret ederek şöyle buyurmakta: Alemi sırf maddi alemle kısıtlamak insanın yaşama ve çeşitli boyutlarına bakışını kısıtlar. Allah’ı inkar eden insan saadet ve mutluluğu ancak maddi zevklerde ve dünyevi menfaatlerde görür ve bu yüzden ruhu daralır. Oysa Allah’a ve gaybi aleme iman eden insan, fani dünyayı ahiret aleminin ön hazırlığı olarak algılar ve sonuçta ruhu yüksek kapasiteye sahiptir.
Allah tealaya iman etmek insanda bulunan kapasiteleri geliştirir, bakış açısını genişletir. Böyle bir insanın bakış ufku, 70 veya bilemedin 80 yaşla sınırlı değildir ve ölümle de noktalanmaz. Böyle bir insan bilakis karşısında ebedi alemi ve ölümden sonraki sınırsız ahiret alemini görür. Böyle bir insanın ruhu açık ve geniştir ve ufacık bir işaret, ikaz veya nasihatle hemen uyanır. Böyle bir insan Allah’ın kitabından aldığı nurla karanlıkta ve dünyevi sorunların ortasında doğru yolu bulur ve yaşam yolunu selametle kateder.
Ancak bu kesimin karşısında başka bir kesim vardır. Bu insanların kalbi en güçlü delillerden ve en etkili nasihatlerden etkilenmez. Bu insanların ruhu ve düşüncesi çok kısıtlıdır ve adeta hakikati idrak edebilecek her türlü etkenden yoksun sayılır. Bu insanlar taş kalpli, acımasız ve nursuz insanlardır ve kalpleri ilahi nura rağmen aydınlanmamış, hidayete ermemiştir.
Kuşkusuz Allah tealayı inkar edenler veya O’nu unutanlar her daim bir ızdırap ve kaygı içinde yaşar. Zira onlar için ölüm, her şeyi kaybetmek ve tamamen yok olmak, demektir.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Allah’a iman sayesinde insan kalbi genişler ve bakış ufku da bir o kadar açılır. İman insan kapasitelerini yükseltir ve mümin insan her daim hakka karşı mutlak teslimiyet içindedir.
2 – Mümin insan ilahi nurdan yararlanarak yaşamın engebeli yolunu selametle kateder ve yaşam yolundaki uçurumlar onu tehdit etmez veya en azından imansız insanlara nazaran çok daha az tehdit eder.
3 – Şirk, küfür ve hakkı inkar etmek insan kalbini taşa çevirir. Kalbin taş gibi olması ilahi nurun onu aydınlatmasını engeller ve sonuçta insan karanlığa sapar.
ZÜMER suresinin 23. ayeti:
اللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ الْحَدِیثِ کِتَابًا مُتَشَابِهًا مَثَانِیَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذِینَ یَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِینُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ
إِلَى ذِکْرِ اللَّهِ ذَلِکَ هُدَى اللَّهِ یَهْدِی بِهِ مَنْ یَشَاءُ وَمَنْ یُضْلِلِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ (39:23)
Yani:
Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.
Önceki ayetlerin devamında bu ayet ilkin Kur'an'ı Kerim’in bazı özelliklerine işaret ediyor ve ardından daha önceki ayetlerde beyan edilen mümin kullarla kafirlerin hal durumunu karşılaştırıyor.
Aslında Kur'an'ı Kerim ayetleri birbiriyle çelişmez ve hiç bir ayet bir başka ayetle çelişkiye düşmez. Buna göre Kur'an'ı Kerim ayetleri birbirine benzer ve birbirini doğrular niteliktedir.
Varlık aleminde yaratanla yaratılan birbiriyle karşılaştırılamadığı gibi, yaratanın buyrukları da mahlukların sözü ile karşılaştırılamaz ve Kur'an'ı Kerim yaratanın kelamı ve en iyi ve en güzel ve en doğru sözdür. Allah tealanın Kur'an'ı Kerim’de kelamı aynı tarzdadır ve sonuçta ilahi kelam başkalarının ve hatta İslam Peygamberi’nin -s- kelamından farklıdır. Gerçi Kur'an'ı Kerim İslam Peygamberi’nin -s- kalbine nazil olmuş ve Müslümanlar Kur'an'ı Kerim ayetlerini Resulullah’ın -s- dilinden duymuştur. Ancak buna karşın Kur'an'ı Kerim ayetleri ile hadis kaynaklarında yer alan ve Resulullah’ın -s- kelamı olan hadislerden çok farklıdır.
Gerçi Kur'an'ı Kerim ayetleri birbirine benzer ve aynı hedefi izler, ancak bu semavi kitabın yöntemi, birçok durumda ayetleri aynı konunun iki zıt boyutunu irdeleyerek kullara sunar. Bir başka ifade ile, her şey karşıtı ile tanınır, kuralına göre Kur'an'ı Kerim de izlediği yöntemde hak tealanın güçlü ve mantıklı maarifini başkalarının zayıf ve batıl kriterleri ile karşılaştırır. Kur'an'ı Kerim ayrıca hak ve batıl yollarını seçmenin sonuçlarını da beyan ederek insanlara her iki yolu ve özelliklerini tanımalarına ve buna göre en doğru olanı seçmelerine yardımcı olur.
Örneğin bazı ayetler iman ve mümin meseleleri ve bazı ayetler de küfür ve kafirle ilgilidir. Yine Kur'an'ı Kerim’in bazı ayetleri ilahi mükafatları beyan ederken, diğer bazı ayetler ise cezalardan ve azaplardan söz eder. Kur'an'ı Kerim’in bazı ayetleri helal ve vaciplerle ilgili ahkam ve emirlerle ilgiliyken, bazı ayetler de ilahi yasaklar ve haram ve çirkin durumlarla ilgilidir. Ve yine Kur'an'ı Kerim’in bazı ayetleri hidayet ve doğru yolu bulmak ve bazıları ise sapkınlık ve sebepleri ile ilgilidir.
Kur'an'ı Kerim mukayese yöntemini kullanarak insanları her şeyin iyi kötü yönlerini değerlendirmeye ve en doğru olanı seçmeye teşvik eder.
Bir başka önemli nokta, mümin kulların her zaman korku ve rica içinde yaşıyor olmalarıdır. Mümin kullar kendi zayıf yönlerini ve hatalarını düşünerek korkuya kapılır ve ilahi lütuf ve merhamete umut bağlayarak O’nun rahmeti ve mağfireti ile huzura kavuşur.
Kuşkusuz Kur'an'ı Kerim’in ayetleri tüm insanlar için nazil olmuştur. Ancak bu ayetlerden hak sözü kabul etmeye hazır olan insanlar yararlanabilir ve hakkı inkar edenler, Kur'an'ı Kerim ayetleri ve ilahi hidayetten mahrum kalır ve karanlığa ve yanlış yola sapar.
Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.
1 – Kur'an'ı Kerim en iyi ve en güzel kelamdır.
2 – Kur'an'ı Kerim ayetleri arasında hiç bir tezat yoktur ve hepsi aynı amacı izler. Kur'an'ı Kerim ayetleri birbirine benzer ve ayetlerin arasında hiç bir çelişki göze çarpmaz.
3 – İman ehli olanlar Kur'an'ı Kerim ayetlerini tilavet ederken korku ve huşu duygusuna kapılar ve rahmet ayetlerini tilavet ederek ilahi merhamete ümitvar olur.
4 – Allah teala tüm insanların hidayete ermeleri için gerekli imkanları hazırlamıştır. Kur'an'ı Kerim sadece özel bir kesim için nazil olmamıştır. Kur'an'ı Kerim tüm insanları hidayete erdirmek üzere nazil olmuştur ve herkesin ulaşabildiği konumdadır. Ancak bu kitaptan ve nurundan ancak hak peşinde olanlar yararlanabilir.