Mart 07, 2021 10:43 Europe/Istanbul

Zümer suresinin 42 ila 45. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

ZÜMER suresinin 42. ayeti:

اللَّهُ یَتَوَفَّى الْأَنْفُسَ حِینَ مَوْتِهَا وَالَّتِی لَمْ تَمُتْ فِی مَنَامِهَا فَیُمْسِکُ الَّتِی قَضَى عَلَیْهَا الْمَوْتَ وَیُرْسِلُ الْأُخْرَى إِلَى أَجَلٍ مُسَمًّى إِنَّ فِی ذَلِکَ لَآَیَاتٍ لِقَوْمٍ یَتَفَکَّرُونَ (39:42)

Yani:

Allah, ölenin ölüm zamanı gelince, ölmeyenin de uykusunda iken canlarını alır da ölümüne hükmettiği canı alır, ötekini muayyen bir vakte kadar bırakır. Şüphe yok ki, bunda iyi düşünecek bir kavim için ibretler vardır.

Bu ayette belirtildiği üzere, Allah teala ölüm sırasında insanların ruhunu teslim alıyor ve dirilerin ruhunu da uykuları sırasında alıyor, ancak ölüm fermanını verdiği insanların ruhunu bırakmıyor ve sonuçta onlar ölüyor, fakat hayatlarını sürdürmelerine emrettiği insanların ruhu tekrar bedenlerine geri dönüyor ve bunlar ölüm zamanına kadar yaşamına devam ediyor.

Tevhid ve şirk konusunda Kur'an'ı Kerim’in üzerine vurgu yaptığı önemli konulardan biri, insanların hayatı ve ölümü ancak yüce Allah’ın elinde olduğudur ve bu işte, her işte olduğu gibi yüce Allah’ın hiç bir ortağı yoktur.

Kur'an'ı Kerim bu ayette insanların iki boyutu olan bedenleri ve cisimlerine işaret ediyor. ölüm sırasında ruhun cisimle ilişkisi kesiliyor; cisim yok oluyor, ancak ruhumuz yüce Allah tarafından alınıyor ve kıyamet gününe dek yeniden cismimize iade edilmek üzere yüce Allah’ın nezdinde saklanıyor.

Bu arada her insan hayatı boyunca her gün geçici bir ölümü tecrübe ediyor, ki o da, uykuya daldığımız zamandır. Uykuda ruhun cisimle irtibatı en düşük seviyeye iniyor, öyle ki uyku sırasında ölüyor gibi oluruz ve uyandığımızda da yeniden diriliriz.

Her insan uykusunda rüya görür ve bazen rüya aleminde dünyanın çeşitli bölgelerine seyahat eder, ya da rüya sırasında sevinir ve gülmeye başlar veya üzülerek ağlar. Bu durum ruhun cisimden bağımsızlığının bir işaretidir, zira tüm bu hadiseler cisim hiç bir harekette bulunmamasına rağmen gerçekleşir.

Dolaysıyla uyku da yüce Allah’ın işaretlerinden biridir ve eğer üzerinde düşünecek olursak, bir yandan insanlar için nice uyuyan ve bir daha uyanmayan insanlar olduğu bakımından bir ibrettir, zira onlar da uyuyup bir daha uyanmamaları söz konusu olabilir. Öte yandan bu durumu insanın maddi olmayan boyutuna bir delildir ve ayetlerde ve rivayetlerde bu durumdan ruh tabiri ile söz edilmiştir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

1 – Cisim ve ruh iki bağımsız hakikattir ve uyku sırasında birbirinden ayrılır. Ölüm sırasında insan cismi yok olur, fakat ruh kalıcıdır.

2 – Uyku, bir nevi ölümdür. Uyku sırasında insan ölümün zayıf bir şeklini tecrübe etmiş olur.

3 – Uyumak ve ardından uyanmak, her gün tüm insanların yaşadığı bir durumdur. Ancak bir tek akıllı ve düşünceli insanlar bu gelişmenin üzerinde düşünür ve ibret alır.

 

ZÜMER suresinin 43 ve 44. ayetleri:

 

أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ شُفَعَاءَ قُلْ أَوَلَوْ کَانُوا لَا یَمْلِکُونَ شَیْئًا وَلَا یَعْقِلُونَ (39:43)

قُلْ لِلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِیعًا لَهُ مُلْکُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ثُمَّ إِلَیْهِ تُرْجَعُونَ (39:44)

 

Yani:

Yoksa onlar Allah'tan başkasını şefaatçılar mı edindiler? De ki: Onlar hiçbir şeye güç yetiremezler ve akıl erdiremezlerse de mi (Şefaatçı edineceksiniz)?

 

De ki: Bütün şefâat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.

 

Tarihi açıdan müşrikler putları kendileri ile Allah arasında bir aracı olarak görüyor ve şöyle diyordu: Biz putlara, Allah nezdinde bize şefaat etmesi için tapıyoruz. Gerçekte müşrikler taştan ve ahşaptan yaptıkları putları kutsal durumların simgesi biliyor ve onların karşısında eğilerek ilgilerini çekmeye çalışıyordu.

Kur'an'ı Kerim ise bu yanlış düşünceye gösterdiği tepkide şöyle buyurmakta:

Kimin sizlerle Allah arasında aracı olabileceği ancak Allah’ın elindedir, yoksa siz istediğiniz her şeyi aracı yapamazsınız; özellikle şu taptığınız cansız putlar asla aracı olamazlar. Bu putların ne aklı ne şuuru, ne de bir işi yapabilecek gücü vardır. Eğer siz varlık aleminin tümünü Allah’ın yarattığına ve O bu alemin tek maliki ve hakimi olduğuna inanıyorsanız, o zaman neden şu cansız eşyalara tapıyor ve onlardan şefaat talep ediyorsunuz?

Her halükarda şefaat edecek kimse Allah teala tarafından izinli olması gerekir. Kur'an'ı Kerim ayetlerine göre ilahi peygamberler insanla Allah arasında aracı olabilir ve bu da ancak Allah’ın izni ile mümkündür. Nitekim Hz. Yusuf öyküsünde kardeşler maceranın sonunda pişman oldular ve babaları Hz. Yakub’u kendileri ile Allah arasında şefaatçı yaparak günahlarının bağışlanmasını talep ettiler.

Bu ayeti kerimelerden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Kur'an'ı Kerim şefaat ilkesini reddetmiyor, sadece putların ve müşriklerin taptığı eşyaların şefaat edemeyeceğini vurguluyor.

2 – Bizimle Allah arasında aracı olacak şey, bizden daha alçak değil, daha üstün olmalıdır. Böyle bir aracı hem idrak ve hem şuur gücü olmalı ve hem bizim talebimizi yerine getirebilmelidir. Buna göre aklı şuuru ve hiç bir gücü olmayan putlardan yardım beklemek akılsızlık olur.

3 – Varlık alemi sebep sonuç temeline dayanır, ancak tüm sebep sonuçlar Allah tealanın elindedir.

 

ZÜMER suresinin 45. ayeti:

 

وَإِذَا ذُکِرَ اللَّهُ وَحْدَهُ اشْمَأَزَّتْ قُلُوبُ الَّذِینَ لَا یُؤْمِنُونَ بِالْآَخِرَةِ وَإِذَا ذُکِرَ الَّذِینَ مِنْ دُونِهِ إِذَا هُمْ یَسْتَبْشِرُونَ (39:45)

 

Yani:

Allah, tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların içlerine sıkıntı basar. Ama Allah'tan başkası anıldığı zaman hemen yüzleri güler.

 

Bu ayette müşriklerin ve maad ilkesini inkar edenlerin tevhidle ilgili hoşnutsuzluğu beyan edilmiştir. Ayet şöyle buyurmakta:

Allah’ın adı anıldığında ahiret alemine iman etmeyenlerin kalbi burkulur ve nefretle kaplanır. Ancak başka mabutlardan söz edildiğinde hepsi sevinir. Müşrikler ve sadece dünyayı gören ve ahiret alemine inanmayan imanı zayıf insanlar ne zaman Allah tealanın sonsuz ilmi ve gücünden söz edildiğinde, rahatsız olurlar. Zira bu tür insanların kalbi Allah tealaya yönelik güçlü değildir ve tüm işlerin Allah’tan değil de başkalarından olduğuna inanırlar. Bunlar yaşamlarında Allah’tan başka her şeye dayanırlar. Bunlar alemleri yaratan Allah teala karşısında eğilmezler, fakat kendileri gibi olan insanların karşısında diz çökerek saygı gösterirler. Gerçekte bunlar için daha yüksek ve daha seçkin konumda olan insanları anmak onur kaynağıdır ve onlara yaklaştıkça kendilerini daha mutlu ve daha mesut zannederler.

Bu zümrenin karşı noktasında mümin insanlar vardır. Bunlar Allah’ın adını duyunca büyük bir sevinç yaşar ve her şeyini Allah yolunda feda etmeye hazırdır. Bunlar için Allah’ın adı mutluluk vesilesidir ve yüreklerini aydınlatır.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Gerçek imanın işaretlerinden biri, Allah’ın adını andığımızda içimize büyük bir huzur yerleşmesi ve Allah’tan başkasını andığımızda böyle olmamasıdır.

2 – Eğer Allah tealanın emirlerini umursamaz ve beşeri kanunları daha üstün sayarsak, şirke kapılmış oluruz. Bu durumda iman iddiasında bulunmanın hiç bir faydası yoktur.