Mart 07, 2021 11:01 Europe/Istanbul

Zümer suresinin 51 ila 53. ayetleri ve tefsirleriyle sizlerle birlikteyiz.

ZÜMER suresinin 51. ayeti:

 

فَأَصَابَهُمْ سَیِّئَاتُ مَا کَسَبُوا وَالَّذِینَ ظَلَمُوا مِنْ هَؤُلَاءِ سَیُصِیبُهُمْ سَیِّئَاتُ مَا کَسَبُوا وَمَا هُمْ بِمُعْجِزِینَ (39:51)

 

Yani:

Bunun için yaptıkları kötülüklerin vebali onları yakaladı. Bunlardan da zulmedenlerin işledikleri kötülükler, başlarına gelecektir. Bu hususta Allah'ı âciz bırakamazlar.

 

Geçen bölümde insanların nankörlüğünden ve ancak zorluklarda Allah tealayı hatırladıkları ve refah ve bol nimet içindeyken yüce Allah’ı unuttukları ve bu nimetleri Allah tarafından değil de, kendi çabalarının ürünü bildiklerinden söz edilmişti. Bu ayet ise şöyle devam etmekte:

Onların başına gelen zorluklar ve sıkıntılar, kendi amellerinin sonucuydu, nitekim gelecekte de dün veya bugün yaptıkları zulümlerin sonuçlarını görecekleri kesindir. Kuşkusuz onlar amellerinin esas ve nihai sonuçlarını kıyamet gününde görecektir. Onlar bu dünyada veya ahiret aleminde yaptıkları zulümlerin cezalarından kaçabileceklerini zannetmemeleri gerekir.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Doğanın maddi nizamında etki tepki kanunu hakim olduğu gibi, bu kanun ve ilahi sünnet insanların amelleri konusunda da geçerlidir. Dolaysıyla her etki kendine uygun bir tepkiyi tetikler ve insan er geç o tepki ile karşılaşır.

2 – Nimetler hiç kuşkusuz Allah teala tarafındandır, ancak zorluklar ve sıkıntılar kendi yanlış amellerimiz ve kararlarımızın sonucudur.

 

ZÜMER suresinin 52. ayeti:

 

أَوَلَمْ یَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ یَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ یَشَاءُ وَیَقْدِرُ إِنَّ فِی ذَلِکَ لَآَیَاتٍ لِقَوْمٍ یُؤْمِنُونَ (39:52)

 

Yani:

Bilmiyorlar mı ki Allah, rızkı dilediğine bol bol verir, dilediğinden de kısar. Şüphesiz bunda inanan bir kavim için ibretler vardır.

 

Geçen bölümde gözden geçirdiğimiz ayetlerde belirtildiği üzere, bazıları nimetleri kendi ilimlerinin sonucu olduğunu zannediyordu. Bu ayet ise bu yanlış düşünceyi reddederek şöyle buyurmakta:

Rızık ancak yüce Allah’ın elindedir ve O’ndan gelir. Dolaysıyla kimin ilmi varsa rızkı bol olduğu düşüncesi yanlıştır.

Kuşkusuz her insan ilim ve bilim edinmek ve yaşamında geçimini sağlamak için çaba harcamakla yükümlüdür. Nitekim yüce Allah cahil veya tembel ve amelsiz insanları asla sevmez. Bu arada insan her şey kendi istek veya iradesi veya çabasına bağlı olduğunu zannetmemesi gerekir. Rızık, sonuçta her insana verilen şeydir ve çeşitli bireysel ve sosyal etkenlere bağlıdır ve Allah teala rızkı kendi hikmetine göre insanların arasında dağıtır.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – Bizim görevimiz, geçimimizi temin etmek için çaba ve emek harcamaktır, ancak her insanın ne kadar rızıktan yararlanacağı ancak ilahi hikmete tabidir.

2 – Rızıkta ilahi adalet, tüm insanların eşit düzeyde rızıktan yararlanması anlamına gelmez. Allah teala varlık aleminde belirlediği çeşitli etkenlere göre insanların rızkını farklı belirlemiştir. Kuşkusuz yüce Allah herkesi ona verdiği rızka göre sorgular ve hesap vermesini ister.

 

ZÜMER suresinin 53. ayeti:

 

قُلْ یَا عِبَادِیَ الَّذِینَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ یَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِیعًا إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِیمُ (39:53)

 

Yani:

De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

 

Bu ayet gerçekte en umut verici ilahi ayetlerden biridir. Allah teala bu ayette sevgi ve şefkat dolu bir ifade ile rahmet kucağını tüm kullarına açıyor ve genel af ilan ediyor. Bu ayet, ömrü boyunca her türlü günah işleyen ve ömrünü ve yeteneklerini beyhude işlerin uğruna harcayan tüm insanlara hitap ederek şöyle buyurmakta:

Geri dönüş yolu her daim açıktır ve ilahi lütuf ve rahmet, hiç bir kul O’nun lütuf ve rahmetinden umudunu kesmeyecek kadar büyüktür ve hiç kimse Allah teala onu bağışlamayacağını düşünmemelidir.

Evet, ilahi rahmet ve mağfiret kapıları tüm kulların yüzüne açıktır. Önemli olan insan hatasını anlaması ve kendine gelmesidir. Nitekim ne zaman insan hakikaten işlediği günahlardan pişman olur ve gittiği yanlış yoldan geri dönmeye karar verecek olursa, ilahi rahmet ve mağfiret kapıları onun yüzüne açıktır ve Allah teala onu bağışlar. Gerçekte Allah tealanın günahkar insanları kulum diye hitap etmesi de büyük lütuflarından biridir. Burada yüce Allah evladının yanlış amellerinden rahatsız olan bir baba gibidir ve evladını çirkin amelleri terk etmeye davet ederek şöyle buyurur: Ne olursa olsun, sen benim evladımsın ve ben geçmişini affediyorum, ama bundan sonra bu tür hataları tekrar etmemeye çalışmalısın.

Bu ayette “Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım” ibaresi, aslında insanlara çirkin amellerinden kendilerinden başkası zarar görmediğini ve bu yüzden kendilerine zulmetmemelerini buyuruyor.

Bu ayeti kerimeden şunu öğrenmekteyiz.

 

1 – İlahi rahmet sınırlı değildir. İlahi rahmet tüm kulları kapsar ve sadece mümin kullara özel bir durum değildir.

2 – Günahları bağışlamak, ilahi rahmetin gereğidir. Dolaysıyla Allah tealadan umudumuzu kesmek caiz değildir ve hatta günahkar kullar hiç bir koşul altında ilahi rahmetten umudunu kesmemelidir.

3 – Günah bir nevi kendine zulmetmek ve denge yolundan çıkmaktır.

4 – Günah işleyerek ilahi emirlere itaatsizlik eden insan gerçekte Allah tealaya değil, asıl kendine zulmetmiş olur.