İran'ın son siyasi gelişmeleri
Amerika’nın şimdiki zatı, Rigan dönemindeki Amerika’nın zatının aynısıdır ve demokratla cumhuriyetçi arasında hiç bir fark yoktur.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei geçen hafta nizamın önde gelen üst düzey yetkililerini kabulünde Bercam nükleer anlaşmasının iyi ve güçlü yönleri ile zayıf ve kötü yönlerine bazı örnekler vererek Amerika’nın özelliklerine değindi ve Amerikalı yetkililerin sözde ve kağıt üzerinde İran ile bankacılık işlemleri yolunda hiç bir engel olmadığını, fakat pratikte bankaların İran ile iş yapmaya cesaret edemeyecekleri şekilde hareket ettiklerini kaydetti.
Ayetullah Hamanei, Amerikalı yetkililerden birinin biz İran’ı rahat bırakmayız sözleri, bu zümrenin çifte standart tutumunun bir örneği olduğunu vurguladı.
Bültenimize rehber Hamanei’nin beyanatından seçtiğimiz bazı önemli bölümlerle başlıyoruz.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei geçen Salı günü nizamın önde gelen yetkilileri ile görüşmesinde karşı tarafın suistifadasına yol açan Bercam nükleer anlaşmasının bazı muğlak yönlerini işaret ederek şöyle konuştu: İran Bercam anlaşmasını çiğneyen ilk taraf olmaz, çünkü ahde vefa Kur'an'ı Kerim emridir. Ancak eğer Amerika başkanlık adaylarının tehditleri ve Bercam’ı yırtmak gibi konuları gerçekleştiği takdirde İran Bercam’ı yakar çünkü bu da karşı taraf ahde vefa etmediği takdirde Kur'an'ı Kerim’in emri sayılır.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei İran’a karşı has ve açık bir düşmanlığın devletlerin arasındaki normal ihtilafların çok çok ötesinde söz konusu olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
İslamî nizamislami teori ve pratik temellerine dayanarak istikbar, zulüm, ayrımcılık ve zorba politikalara esasen karşıdır ve tüm baskılara rağmen gücünü ve nüfuzunu bölgede ve dünyada günden güne arttırmış ve derinleştirmiş ve yeni ortaya çıkan bir güç olarak küresel istikbarın zalimane çıkarlarını sorgulamıştır.
Ayetullah Hamanei düşman komplolarına karşı tek mücadele yolu güç ve iktidarın artan kapasitelerini doğru biçimde kullanmaktan ibaret olduğunu belirterek, düşman küresel istikbar ve en başında Amerika ve ayrıca çakma rejim İsrail’in simgelediği siyonizm çetesi olduğunu kaydetti.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei bazı çevreler İran’ın Amerika ile uzlaşabileceğini ve böylece kendi sorunlarını çözebileceğini zannettiğini, oysa bu yanlış bir düşünce olduğunu ve bir kuruntudan öteye gitmediğini ifade etti. Ayetullah Hamanei Amerikalıların esas sorunu İran İslam Cumhuriyeti nizamının varlığı olduğunu, bu sorun da müzakereler veya ilişki kurmakla halledilemeyeceğini, çünkü küresel istikbar İslam’dan kaynaklanan güç ve bağımsızlığı kabul etmek istemediğini vurguladı.
Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Avrupa kıtasına yaptığı ikinci tur ziyaretinde Norveç ve Almanya’ya gitti. Zarif Norveç’te mevkidaşı Borge Brende ile ikili ilişkilerin yanı sırada iki ülke bankaları arasında bankacılık alanında teamül yollarını ele aldı. İki Bakan ayrıca Irak, Suriye ve Afganistan gibi bölge ülkelerinde krizleri sonlandırma yollarını ve yine petrol ve doğalgaz ve çevre gibi alanlarda işbirliğini geliştirmeyi masaya yatırdı.
Norveç’te ayrıca Bercam’la ilgili bir seminerde konuştu ve seminerin yanı sıra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile ayrı ayrı bir araya gelerek Bercam nükleer anlaşmasının gidişatını görüştü.
Dışişleri Bakanı Zarif Oslo’da ayrıca Oslo Forum 2016 oturumuna da katıldı.
Dışişleri Bakanı Zarif Oslo temasları çerçevesinde ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica mogherini ile görüştü. Mogherini ile ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Zarif, Amerika’nın kağıt üzerinde yaptırımları kaldırdığına inandığını, fakat Washington son bir kaç on yılda uyguladığı yaptırımların psikolojik tesirini gidermek için de etkili adımlar atması gerektiğini ifade etti.
Dışişleri Bakanı Zarif, Oslo’ta temaslarını tamamladıktan sonra Almanya’nın başkente Berlin’de Alman mevkidaşı Frank Walter Steinmeier’le ikili ilişkileri ve bölgesel ve küresel meseleleri görüştü.
Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani, İran İslam Cumhuriyeti Amerika aleyhine İran’ın 2 milyar dolar mal varlığına el koyması yüzünden uluslararası adalet mahkemesinde dava açtığını açıkladı.
Ruhani, İran ayrıca bu illegal uygulamanın kınanmasını istediğini ve Amerika’dan İran’ın uğradığı hasar yüzünden tazminat ödemesini talep ettiklerini ifade etti.
Amerika yüksek mahkemesi geçen 20 Nisan tarihinde hasmane bir harekette İran’ın merkez bankasına ait olan mevduat hesabından iki milyar dolara bir dosyanın davacılarına tazminat ödemek üzere el koyma kararı aldı. Bu dosyada dava tarafları İran’ın Lübnan Hizbullah hareketini desteklemekle suçlayarak 1983 yılında Beyrut’ta çok sayıda Amerikalı askerin öldüğü olaydan Hizbullah sorumlu olduğunu ileri sürdü. Davacılar ayrıca Arabistan’ın el Heber kulelerinde 1996 yılında düzenlenen bombalı eylemlerde ölenler için de tazminat almayı düşünüyor.
Cumhurbaşkanı Ruhani ise Amerika’nın bu hareketini açık hırsızlık niteledi.
Öte yandan geçen ay Amerikan yüksek mahkemesinin haksız kararına tepki gösteren İran meclisi hükümeti Amerika’dan 1953 darbesinden bu yana İran milletine karşı işlediği cinayetlerde verdiği zararlardan ötürü tazminat talep etmekle görevlendirdi. Gerçekte Amerika’nın İran milletinin haklarını çiğnediğini ispat eden bir çok kanıt ve belge vardır ve hepsi de uluslararası hukuk açısından geçerli belgelerdir. İran ve Amerika 1055 yılında iktisadi ve konsolosluk hukuku konvansiyonunu imzaladılar. Bu konvansiyon 1953 askeri darbesinden sonra imzalandı. Konvansiyonunun bir önsözü ve 23 maddesi bulunuyor. 21. Maddenin ikinci fıkrası Lahey mahkemesinin rolünü belirliyor. Buna göre konvansiyonu imzalayan tarafların arasında her türlü münakaşa diplomatik yollardan ve tarafları ikna edecek şekilde çözümlenmediği takdirde uluslararası adalet divanına sevk edilebilir. Tabi taraflar kendi aralarında bu sorunu başka yollardan çözümleme konusunda uzlaşmış olmaları durumunda o yolu izlemekte serbesttir.
Amerika uçak gemisi Fars körfezinde İran’a ait bir yolcu uçağını 290 yolcusu ile birlikte düşürmesinin ardından İran konvansiyonun 21. Maddesinin ikinci fıkrasına göre Amerika aleyhine Lahey mahkemesinde dava açtı. İran’ın ikinci kez uluslararası adalet divanında Amerika’ya karşı açtığı dava Kasım 1992 tarihinde Amerika’ın Fars körfezinde İran petrol boru hatlarını 1987 ve 1988 yıllarında vurmasıyla ilgiliydi. Her iki durumda da mahkeme davayı geçerli ilan etti.
Geçen hafta Çarşamba günü İslam inkılabı muhafızlar ordusu İran’ın kuzeybatısında Oşneviye yöresinde iki terör çetesini çökerttiklerini açıkladı. Konu ile ilgili yayımlanan bildiride, Hamza Seyyidi Şüheda karargahı savaşçılarının düzenlediği operasyonda İslam inkılabı muhafızlar ordusu askerleri iki terör çetesini çökerttikleri ve 12 teröristin helak olduğu ifade edildi.
Operasyonda ayrıca çok sayıda silah mühimmat, askeri teçhizat ve teröristlere ait belgeler ve dokümanlar ele geçirildiği belirtildi. Operasyon sırasında üç İslam askeri şehit düştü.
Karargahtan yapılan açıklamada, bölgede sınır boyu gözetim sürekli devam ettiği ve en ufak hareketlilik anında bastırıldığı vurgulandı.
Geçen hafta Suud hanedanı sonunda İslam ilkelerine aykırı davranarak İranlı hacıların bu yıl Hac farizesini yerine getirmelerine mani oldu. İran Hac ve ziyaret kurumu Başkanı Said Ohadi, Suud rejiminin bu işte sabotaj yapmasının bir sebebi geçen sene Mina faciasında hayatını kaybeden hacı sayısı ile ilgili gerçek rakamların ifşa edilmesinden kaynaklandığını ifade etti. Bilindiği üzere Suud rejimi son ana kadar ölenlerin sayısını 700 olarak açıkladı ve hatta Suud sağlık bakanlığının yayımladığı 4370 ölü sayısını daha sonra kaldırdı.
İran Hac ve ziyaret kurumu Başkanı Said Ohadi, İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’nin Mina faciası karşısında kesin tavır koymasından sonra İran tüm şehitlerinin naşını yurda geri getirmeyi başaran tek ülke olduğunu, başka İslam ülkeleri ise hala ölülerini aradıklarını, nitekim ölenlerin cenazelerinin %80 kadarının da kimlik tespiti yapılmadığını kaydetti.
Geçen hafta BM sığınmacı işleri yüksek komiseri Philipo Grandi Tahran’ı ziyaret etti ve İranlı yetkililerle Afgan mültecilerin durumunu görüştü. Grandi Tahran’da sağlık Bakanı Dr. Gazizade Haşimi ile görüşmesinde İran’ın Afgan mültecilere son 30 yılda yaptığı yardımlardan ötürü teşekkür etti.
Bakan gazizade Haşimi de İran’ın son 30 küsur yılda İran İslam cumhuriyetinin başta Afgan mülteciler olmak üzere tüm mültecilere yaptığı yardımlara değinerek maaselef uluslararası kurum ve kuruluşların daha az bu konuda duyarlı davrandıklarını ifade etti.
Değerli dinleyiciler, bültenimizi İranlı milli güreşçilerin başarılarıyla ilgili kısa bir haberle kapatmak istiyoruz.
Geçen hafta İran serbest güreş milli takımı Amerika’da düzenlenen 44. Dünya kupası finalinde Rusya’yı yenti ve yedinci kez dünya şampiyonu oldu. İran Rusya’yı finale 5 – 3’luk skorla yendi ve beşinci yıl art arda dünya kupasını Los Angeles’te kaldırdı.
Bundan önce de İran voleybol milli takımı Rio olimpiyat oyunları vizesini kazanarak İran milletini sevindirmişti.015