Temmuz 18, 2016 16:23 Europe/Istanbul

Geçen hafta Hazar denizi kıyı ülkeleri Dışişleri Bakanları Kazakistan’ın başkenti Astana’da bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Astana zirvesinin arifesinde yaptığı açıklamada, güvenlik ve istikrar her milletin refahı ve iktisadi kalkınmasının temel taşı olduğunu belirterek, Hazar denizi hukuku statüsünü belirleyen konvansiyon, kıyı ülkelerin haklarını ve yükümlülüklerini ve işbirliği ve faaliyet ilkelerini belirleyeceğini kaydetti. Bölgesel münakaşalara ve krizlere işaret eden Dışişleri Bakanı Zarif, Hazar denizi bölgesinde kalıcı barış ve istikrar ve güvenliğin bölge milletleri ve devletleri için büyük önem arz ettiğinin altını çizdi.

Zarif, İran İslam Cumhuriyeti denizden barışçıl bir şekilde yararlanmak, silah yarışından kaçınmak, ilişkilerde askeri güce baş vurmamak, mevcut süreci sürdürmek ve ayrıca Rusya’nın Astarahan liman kentinde düzenlenen liderler zirvesinin sonuç bildirisinde üçünü ülkelerin Hazar denizi bölgesinde askeri varlığı üzerinde mutabakata vardıklarının belirtilmesi ve her türlü kriz veya hadise ile mücadele için hazırlıklı olduklarını açıklaması, bölgede barış ve istikrarın sağlanması için gereken yeterli zemini hazırlayacağını vurguladı.

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Hazar denizinin insaflı bir şekilde bölgelere ayrılması ve paylaşılması konusuna da işaret ederek bu konuda her ülkenin özel coğrafi konumu taraflar için adaletli sayılacak sonuçlara ulaşma bakımından gözetilmesi gerektiğini ifade etti.

Zarif, sürdürülebilir kalkınma, toplu uzun vadeli çıkar ve maslahatların gözetilmesi, şimdiki ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarının karşılanması, Hazar denizi kıyısında bulunan ülkelerin bu denizin çevresini ciddi bir şekilde korumaya gayret etmelerini ve sınırsız bir şekilde biyolojik kaynaklarını tüketmemelerini gerektirdiğini ifade etti.

Kazakistan Dışişleri Bakanı Yerlan İdrisov da bir günlük zirvenin sonunda Hazar denizi kıyı ülkeleri Dışişleri Bakanları ile düzenlediği ortak basın toplantısında liderlerin gelecek zirvesi için ilgili belgenin hazırlanması doğrultusunda şartlar hazır hale getirildiğini, fakat bu zirvenin kesin tarihi henüz netleşmediğini ve belirlenmesi için geriye kalan meselelerin incelenmesi gerektiğini kaydetti.

Geçen hafta 14 Temmuz Perşembe günü İran ve 5+1 grubu arasında imzalanan Bercam nükleer anlaşmasının yıldönümüydü. Bilindiği üzere 14 Temmuz 2015 tarihinde dünyanın süper güçleri İran’ın nükleer faaliyetini tanımak zorunda kaldı. İran’ın nükleer yeteneklerinin korunması, İran’a dayatılan tek yanlı zalimane yaptırımların kaldırılması, BM güvenlik konseyi ve UAEK yönetim kurulunun tüm kararnamelerinin iptal edilmesi ve İran’ın nükleer programının BM güvenlik konseyi 7. Faslının kapsamının dışına alınması, Bercam nükleer anlaşmasında belirlenen dört önemli ve temel hedefti. Buna karşın Bercam nükleer anlaşması uygulamada Amerika başta olmak üzere karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirme bağlamında bazı sıkıntılarla karşılaştığı ve İran ve diğer ülkelerin iktisadi ilişkilerinin tam olarak şekillenmesine mani oluşturduğu anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanı Dr. Hasan Ruhani geçen hafta Çarşamba günü bakanlar kurulu oturumunda da İran ve 5+1 grubu arasında varılan anlaşmanın yıldönümü dolaysıyla yaptığı açıklamada, Bercam nükleer anlaşması tüm ülkelerin ve küresel barış, güvenlik, istikrar ve kalkınmanın yararına olduğu ve ihlal edilmesinden herkes zararlı çıkacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ruhani, Bercam nükleer anlaşmasını ihlal eden taraf kim olursa olsun, uluslararası arenada siyasi açıdan kaybeden taraf olacağını belirterek, İran İslam Cumhuriyeti tüm dünyaya siyasi güç açısından her türlü siyasi sorunu mantık ve teknik ve hukuk çerçevelerinde çözebilecek güce sahip olduğunu ve en karmaşık küresel sorunları büyük güçlerle müzakere ederek İran milletinin haklarını en iyi biçimde savunabileceğini ispat ettiğini kaydetti.

Geçen hafta İran İslam Cumhuriyeti’nin BM elçisi ve daimi temsilcisinin yardımcısı Golam Hüseyin Dehgani, küresel gündemin merkezinde insan hakları başlıklı BM genel kurul üst düzey oturumunda yaptığı konuşmada, İran’ın insan hakları ile ilgili görüşlerini beyan etti.  Dehgani, insan hakları değersel ilkelerine işaretle insan hakları ilkeleri ve bu ilkelerden doğan değerler barış, adalet, eşitlik ve saadet temelinde daha güvenli bir dünya ufku vadettiğini, ancak günümüz dünyası bu ütopya noktasından fersahlarca mesafede olduğunu ve sanki bu değerler birer rüyadan öteye gitmediği anlaşıldığını belirtti. Dehgani, sadece 62 kişi yerküre nüfusunun yarısı kadar servet biriktiren ve dünya nüfusunun sadece %1 kadarı geriye kalan %99’luk nüfus kadar servet sahibi olan bir dünyada kuşkusuz barışçıl, ideal ve adil bir dünyadan söz edilemeyeceğini vurguladı.

İran’ın BM daimi temsilcisi yardımcısı Dehgani konuşmasının devamında uluslararası düzeyde insan haklarının konumu dünya camiasının karşı karşıya bulunduğu demokrasi, terör, uluslararası hukuk, silahsızlanma ve hatta çevre gibi temel konularla bir arada ele alınması gerektiğini ifade etti. BM’yi de uygulamaları açısından eleştiren İranlı diplomat Dehgani, BM’de insan haklarına yönelik yaklaşım da esas itibarı ile umut verici bir tablo sergilemediğini, BM’nin insan hakları alanında icraatı tüm milletlerin gerçek çıkarlarını karşılama bakımından tartışma konusu olduğunu ve bir çok soru işaretini beraberinde getirdiğini kaydetti. Dehgani BM’de değişim eğilimi gerekli olduğunu ve böylece insan haklarını adalet ve eşitli gibi insani temel değerlerin geliştirilmesi yolunda kullanabileceğini vurguladı.

Geçen hafta münafıklar terör örgütü geçen hafta Paris’te bir zirve düzenledi. Arabistan rejiminin istihbarat eski şefi prens Türki Faysal münafıklar terör örgütü ve hamilerinin Paris’te düzenlediği oturuma katılarak bu terörist örgütü desteklediklerini ilan etti. Oysa münafıklar terör örgütü 1979 ila 1981 yılları arasında İran’da bir çok yetkiliyi, inkılapçı halkı ve hatta sıradan masum insanları katletti ve İran’dan kaçmak zorunda kaldıklarında Amerika ve Avrupalı bazı devletlerin uzlaşmacı tutumundan yararlanarak bir süre Fransa’da barındılar ve ardından önceden hesaplanan bir anlaşma çerçevesinde Fransa’dan ayrılarak Irak topraklarına yerleştiler. Münafıklar terör örgütü üyeleri Irak’ta da Saddam rejimi ile Irak’ın güneyinde ve kuzeyinde halkın Saddam rejimine karşı kıyamlarını bastırma sürecine katıldılar.

İran Dışişleri Bakanlığı Paris’te düzenlenen oturumun ardından Fransa’nın Tahran büyükelçisini bakanlığa çağırarak İran İslam Cumhuriyeti’nin bu oturumun Paris’te düzenlenmesine yönelik en sert itirazlarını iletti.

Öte yandan Dışişleri Bakanlığı Mısır’ın İran’da çıkarlarını koruyan büronun başkanını bakanlığa çağırarak bazı Mısırlı milletvekillerinin münafıkların Paris’te düzenledikleri oturumuna katılmalarına ve Mısır’ın müdahaleci tutumu ve münafıkları terör örgütüne destek vermesine yönelik en sert itirazını iletti.

Türkiye’de yaşanan başarısız darbeye İran’dan tepki gecikmedi. Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Türk mevkidaşı Mevlüd Çavuşoğlu’nu arayarak askeri darbe ile ilgili gelişmeler hakkında bilgi aldı.Zarif, darbe haberi yayımlandıktan sonra yaptığı açıklamada, Türkiye’de bir kaç askerin kalkıştığı darbe amacına ulaşamadığını, Türkiye milleti demokrasiyi cesurca savunarak bölgemizde darbelere artık geçit verilmediğini ortaya koyduğunu vurgulamıştı.

Türkiye’de askeri darbe haberinin ardından bir açıklama yapan İMGYK Sekreteri Ali Şamhani, Türkiye’de yaşanan bu gelişmeyi büyük bir kaygı ve titizlikle rasat ettiklerini, Türkiye’de istikrarsızlığı Türkiye milletinin huzur ve güvenliğine zarar verici nitelediklerini kaydetti.

Şamhani ayrıca, ülkenin tüm kara ve hava sınırlarını tam olarak rasat ettikleri ve bu bağlamda duyulacak kaygı söz konusu olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Yardımcısı Hamid Ebutalibi, İran seçimle işbaşına gelen iktidarları desteklemeyi en önemli ilke olarak benimsediğini vurguladı.

Ebutalibi, Türkiye’nin müslüman milleti elbette ki egemenliğini geri kazanacağına inandıklarını vurguladı.

İran hiç bir zaman darbelere ve halkın egemenliğinin ihlaline karşı duyarsız kalmadığını vurgulayan Ebutalibi, buna göre de Türkiye’de yaşanan son gelişmeler büyük bir hassasiyetle izlediklerini ve halkın oyları belirleyici olacağına inandıklarını ifade etti.

Geçen hafta Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, behreyn rejimin İran aleyhinde ileri sürdüğü bayatlamış eski mesnetsiz iddialarına tepki gösterdi. Sözcü Kasımı geçen Çarşamba günü Bahreyn içişleri bakanlığının bu ülkede tutuklanan bazı kişilerin İran İslam Cumhuriyeti ile irtibatta oldukları ile ilgili bildirisine gösterdiği tepkide bu iddianın tekrarlı, eski bayatlamış iddiaların tekrarından ibaret olduğunu belirtti.

Sözcü Kasımi Maname yönetimine bu tür mesnetsiz iddiaları tekrarlamak ve beyhude tutumları sergilemek yerine bu tür adımların sonuca ulaşamayacağını anlamaya çalışmasını ve kendi iç sorunlarını köklü bir şekilde çözümlemeye çalışmasını tavsiye etti.

Bahreyn içişleri bakanlığı geçen hafta İran İslam Cumhuriyeti’ni bu ülkenin içişlerine karışmakla suçladı. Söz konusu bakanlık yayımladığı bildiride bu ülkede yakalanan bir kaç teröristin İran tarafından desteklendiklerini iddia etti.

Geçen hafta Afganistan’ın Hilmend eyaleti konseyi Başkanı Kerim Atal, İran İslam Cumhuriyeti’ne Afganistan milletine yaptığı yardımlarından ötürü teşekkür etti. Geçen hafta Çarşamba günü Tahran’ı ziyaret eden Hilmend eyaleti konseyi Başkanı Atal, Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin iki danışmanı ve bazı Afgan siyasi ve kültürel aktivistlerle beraber Nizamın Maslahatını Belirleme Kurumu stratejik etüt merkezi Başkanı Ali Ekber Velayeti ile görüşmesinde, İran İslam Cumhuriyeti iktisadi, eğitim ve imar alanlarında diğer ülkelere nazaran Afganistan’a daha fazla yardım yaptığını belirtti.

Afgan yetkili Atal, Kabil yönetimi karşı karşıya bulunduğu sorunların üstesinden gelebilmek için İran gibi dost ülkelerin işbirliğine ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Atal ayrıca İran’dan Afganistan ile bilimsel ve kültürel alanlarda Hilmend üniversitesi ile işbirliği yapmasını istedi.

Geçen hafta UNESCO İran’da aralarından bin yıllık mazisi olan Belde Firdevs Kanatı da yer alan 11 kadar Kanat dizi kuyularının küresel miras listesinde kayda alınmasını onayladı. Belde Firdevs kanatı, 15 dizi kuyulardan oluşuyor ve Sasaniler döneminde inşa edildiği ifade ediliyor. Belde Kanatı Güney Horasan eyaletinde yer alıyor. İran’da 32 bin Kanat kuyu dizileri arasında 11 Kanat dünyanın en eski kanatları olarak tespit edilerek UNESCO’nun dünya kültürel, tarihi ve doğal eserler listesinde kayda alındı.

Değerli dinleyiciler, bültenimizi spor dünyasından bir haberle noktalıyoruz.

Geçen hafta İran’ın Rio olimpiyat oyunlarına 63 sporcudan oluşan bir kafile ile katılacağı açıklandı. Gençlik ve spor Bakanı yardımcısı Nasrullah Seccadi, İran’dan 63 sporcu çeşitli dallarda İran İslam Cumhuriyeti’nin Rio kentinde düzenlenen 2016 olimpiyat oyunlarında temsil edeceğini belirtti.

Seccadi ayrıca Rio Paralimpik oyunlarına da 103 sporcudan oluşan bir kafile ile katılacaklarını belirterek, yapılan planlamalara göre İranlı sporcuların bu önemli spor arenasında rengarenk madalyalar kazanarak İran’a onur kazandırmalarını umduklarını vurguladı.

2016 Rio olimpiyat oyunları 5 ila 21 Ağustos 2016 tarihleri arasında Brezilya’nın Rio kentinde düzenleniyor.015