İran'ın son siyasi gelişmeleri
Bundan bir yıl önce BM güvenlik konseyi 2231 sayılı kararnameyi onayladı. Kararname İran ve 5+1 arasında imzalanan nükleer anlaşmayı onaylıyordu.
Bu kararname aynı zamanda İran ve BM güvenlik konseyi arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcıydı.
BM genel sekreteri yardımcısı Jeffrey Feltman geçen Pazartesi günü İran’ın bu kararnameye bağlı kaldığını vurguladı.
Ancak rapor olumsuz yönlerinin yanı sıra bazı olumsuz noktaları da içeriyordu. Raporun bir bölümünde İran’ın savunma gücü ve balistik füze denemeleri hakkında muğlak iddialar ileri sürüldü ki esas itibarı ile Bercam nükleer anlaşması ile hiç bir ilgisi bulunmuyor. Feltman oturumda yaptığı konuşmada, İran’ın balistik füze denemeleri ve silahları daha geniş bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti.
İran’ın Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi ise rapora gösterdiği tepkide, bu rapor Amerika’nın BM genel sekreterliğine yaptığı baskıların altında hazırlandığını ve içinde İran’a yöneltilen suçlamaların mesnetsiz olduğunu belirtti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi, genel sekreterin hazırladığı raporda ABD ve Batılı tarafların Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerine karşı müsamahakar davrandığına işaret edilmiş olması olumlu bir nokta olduğunu, fakat raporda bu konunun üzerinden hemen geçildiğini ve 5+1 üyelerinden yükümlülüklerine bağlı kalmaları yönünde ciddi talepte bulunulmaması büyük talihsizlik olduğunu vurguladı.
Kasımi raporun Bercam nükleer anlaşması ve hatta 2231 sayılı kararnamenin ruhuna aykırı, garez-kar ve dengesiz bir rapor olduğunu kaydetti.
Bercam nükleer anlaşması toplu iradenin ve uzun süren bir çabanın ürünüdür. İran bu anlayışla anlaşmaya bağlı kalmış ve bağlı kalmaya da devam edecektir. Ancak İran aynı zamanda karşı taraf anlaşmaya bağlı kalmadığı takdirde gerekli tepkiyi göstereceğini de belirtiyor.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kasımi’nin de belirttiği üzere İran’ın balistik füzeleri nükleer başlık taşımak için tasarlanmamış ve bu yüzden 2231 sayılı kararnamenin kapsamına girmemektedir ve bu yüzden İran hiç kimseyi savunma sistemi hakkında hatta görüş beyan etmeye müsaade etmeyeceği kesindir.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de geçen Salı günü Tahran’da gazetecilere yaptığı açıklamada, BM genel sekreteri Ban Ki Moon’nun raporu eksik bilgilere ve genel sekreterin nükleer müzakere sürecinden habersiz olduğu şartları altında tedvin edildiğini, nitekim Tahran yönetimi bundan önce de BM’nin Bercam’ın hazırlanmasında hiç bir rolü bulunmadığını açıkladığını kaydetti.
Dışişleri Bakanı Zarif ayrıca Amerikan kongresinin İran karşıtı yasa tasarıları da dünya camiasını İran ile teamül konusunda kaygılandırmaya amaçladığını, Amerikan kongresi böylece İran ile teamül etmenin bedeli ağır olacağını telkin etmeye çalıştığını vurguladı.
Dışişleri Bakanı Zarif, Amerika yönetimi Bercam anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve kongrenin kararları yükümlülüklerini yerine getirmesine engel oluşturmasına müsaade etmemesi gerektiğini ifade etti.
Geçen hafta Bercam nükleer anlaşması ile ilgili kurulan ortak komisyonu dördünce kez ve İran ve 5+1 arasında imzalanan bu anlaşmanın uygulanması yolundaki engelleri ele almak üzere Viyana’da bir araya geldi. İran heyetine Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Irakçi ve 5+1 grubu heyetine de AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini başkanlık etti. Oturumda Bercam’ın uygulanması yolundaki engelleri bertaraf etme yolları ele alındı.
Geçen hafta medyada İran’a yönelik bazı asılsız iddialar yeniden gündemdeydi.
Geçenlerde Arap birliği genel sekreteri olarak seçilen Ahmet Ebulgayt son günlerde Suud rejiminin tutumunu destekleme yönünde bazı açıklamalarda bulunarak Riyad yönetiminin bölgede gerginliklere yol açan politikalarını haklı göstermeye çalışıyor. Salı günü El Arabiye TV kanalına mülakat veren Ebulgayt, birliğin önümüzdeki günlerde düzenlenmesi beklenen liderler zirvesi hakkında yaptığı açıklamada, İran’ın sözde tehditleri bu zirvenin gündeminde yer alacağını belirtti. Ebulgayt, bu konuyu özellikle Bahreyn yönetimi istediğini kaydetti.
Arap birliği genel sekreteri Ebulgayt ayrıca kim Arap birliği genel sekreterinin beyanatını eleştirecek olursa aslında birliğin kendisini eleştirmiş sayılacağını belirterek kendisi Arapların ve Arap birliğinin iradesini temsil etmeye çalıştığını ileri sürdü.
Ebulgayt’ın bu açıklamasına paralel olarak arabisdan Dışişleri Bakanı Adil Cubeyr de İran, Irak, Suriye ve Hizbullah’a yönelik bayatlamış iddialarını tekrarlayarak, Arabistan İran’a karşı hiç bir girişimde bulunmadığını iddia etti.
Arabistan’ın bölgede tekfirci teröre desteklerini örtbas etmek isteyen Dışişleri Bakanı Cubeyr, İran’ı terörü desteklemek ve Suriye, Irak, Kuveyt, Bahreyn, Arabistan ve Yemen’de isyanlara arka çıkmakla suçladı ve bu mesele bölgede etnikçiliğe yol açtığını ileri sürdü.
Arabistan’ın Dışişleri Bakanı Cubeyr’in iddialarının irdelenmesinde iki nokta dikkat çekiyor ve bu tür hareketlerin İran’ı Bercam nükleer anlaşmasından sonra inzivaya itme çabaları yönünde uygulanan bir senaryo olduğunu ortaya koyuyor. İlk nokta İran’ın füze gücünü tehdit gibi göstermektir ki bu nokta özellikle BM genel sekreteri Ban Ki Moon’un Bercam’la ilgili son raporunda da göze çarpıyor. Genel sekreter Ban Ki Moon raporunun bir bölümünde İran’ın füze programı Bercam nükleer anlaşmasının ruhu ile bağdaşmadığını ileri sürdü. Ancak bu iddia İran tarafından şiddetle reddedildi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımı, genel sekreterin raporunun bu bölümü tamamen kasıtlı ve ABD baskıları altında hazırlandığını vurguladı.
Arabistan rejimi İran karşıtı iddialarını Bahreyn’de zalim Halife rejimi ile elele vererek mazlum Bahreyn halkını en barbarca biçimde bastırdığı halde gündeme geliyor.
İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani Halife rejiminin Bahreyn’in müslüman milletine karşı yanlış tutumunu şiddekle kınadığı açıklamasında Maname’den insan hakları ilkelerine uymasını ve kendi halkına yönelik davranışını düzeltmesini istedi.
Laricani, Bahreyn yönetimi bizzat gerginlik yaratmaması gerektiğini, şeyh İsa Kasım gibi seçkin bir şahsiyetin Bahreyn’e ve bölgeye büyük hizmetleri olduğunu vurguladı.
Laricani ayrıca uluslararası kurum ve kuruluşların Halife rejiminin insanlık ilkelerine bağdaşmayan ve insan haklarına aykırı olan tutumuna karşı sessizliğini de büyük talihsizlik niteledi.
Geçen sene Arabistan’da kutsal Hac merasimi sırasında yaşanan acı olayların ardından İran’ın Hac yetkilileri İslam ülkeleri arasında bu konuda deneyimlerin paylaşılmasını ve gerekli koordinasyonların yapılmasını gündemine aldı.
Bu çerçevede geçen hafta veliyi fakihin Hac ve ziyaret kurumunda temsilcisi hüccetülislam Seyyid Ali Gazi Asger, bu amaç doğrultusunda Pakistan’ı ziyaret ederek bu ülkenin yetkilileri ile Hac konusunda duyulan kaygıları görüştü. Hüccetülislam Asger Pakistan diyanet işleri Bakanı Muhammed Yusuf’le görüşmesinde İran ve Arabistan arasında Hac konusunda yaşanan meselelere işaretle İran gerginliği diyalogla gidermeye çalıştığını, ancak Arabistan yönetimi bunu kabul etmediğini kaydetti.
Bilindiği üzere geçen sene Hac sırasında yaşanan olayların ardından Suud rejimi yetkilileri tamamen siyasi saiklere dayanarak bu yıl İranlı hacı adaylarının vahiy diyarına ziyaretini engelledi. Geçen sene Hac sırasında aralarında 461 İranlı hacının da bulunduğu binlerce hacı Mina’da Suud rejiminin beceriksizliği ve kötü yönetimi yüzünden boğularak hayatını kaybetti. Suud rejimi bu tür eksiklikleri gidermek ve sorumluluğunu üstlenmek yerine İranlı hacıların Arabistan’a gelmelerini engelledi.
İran Japonya ile ikili ilişkileri geliştirmeyi olumlu karşılıyor.
Geçen hafta Japonya senatosu milli güvenlik ve savunma komisyonu Başkanı Masahisa Sato Tahran’ı ziyaret ederek İranlı yetkililerle temaslarda bulundu. Japon yetkili ülkesinin işadamları İran’da daha aktif bir şekilde faaliyet yürütmek istediklerini belirterek iki ülke arasında terörle mücadele alanında işbirliği yapılmasını ve ikili ilişkilerin de geliştirilmesini istedi.
Japon yetkili ile görüşen Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ise İran’da japon firmaların yatırım yapmaları için çeşitli alanların bulunduğunu, iki ülke coğrafi açıdan çok uzak olmalarına karşın tarihi açından ikili ilişkileri söz konusu olduğunu ve ikili ilişkilerin geliştirilmesi için uygun zemin bulunduğunu vurguladı.
Geçen hafta İran yargı kurumuna bağlı insan hakları merkezi bir bildiri yayımlayarak Suriye’nin Menbic kentinde Fransa hava kuvvetlerine bağlı savaş uçaklarının saldırısında 120 sivilin hayatını kaybetmesini kınadı. İran insan hakları merkezi bildiride, maalesef Ortadoğu bölgesinde bizzat bazı terör örgütlerinin türemesinde ve bu örgütlere destekte doğrudan rol ifa eden ve Avrupa’dan üç bin teröristin IŞİD’e katılmasına zemin hazırlayan bazı ülkelerin, İran’da 17 bin masum insanın kanını akıtan münafıklar gibi ele kanlı teröristlerin sığınağına dönüştüğünü vurguladı.
Fransa hava kuvvetlerine bağlı savaş uçaklarının Menbic’in kuzeyinde Tuharul Kübra köyüne düzenledikleri hava operasyonunda 120 kadar kadın, çocuk ve yaşlı insan katledildi. İran insan hakları merkezi Fransa ordusunun işlediği bu cinayeti kınayarak BM ve insan hakları konseyi gibi uluslararası kurum ve kuruluşlardan bu tür illegal ve uluslararası barış ve güvenliğe aykırı girişimlere karşı yükümlülüklerine yerine getirmelerini istedi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de Suriye’de Amerika ve Türkiye’nin desteklediği bir terör çetesinin 12 yaşındaki bir çocuğun başını kestiğini yansıtan görüntülere gösterdiği tepkide, Batı’nın desteklediği teröristlerin 12 yaşındaki bir çocuğun başını kesmesi normal bir durum ve Batı’nın sessizliği kulakları sağır edecek kadar yüksek olduğunu belirtti.
Suriye’de teröristler Filistinli çocuk Abdullah İsa’nın başını Suriye yönetimi için casusluk yaptığı bahanesi ile kestiler. Amerika ise Nureddin Zenki adlı bu terör çetesini Suriyeli ılımlı muhalifler listesinde gösteriyor.
Geçen hafta İran’ın olimpiyat ve paralimpik kafilesi Cumhurbaşkanı Ruhani’nin katıldığı törenle Brezilya’ya gitmek üzere uğurlandı.
Törende k onuşan Cumhurbaşkanı Ruhani, İranlı sporcuların bu rekabetlerde sergileyecekleri başarı İran milleti için mutluluk ve umut ve milli onur kaynağı olduğunu İranlı sporcuların hem olimpiyat ve hem paralimpik oyunlarında tün dünyaya mesajı barış, dostluk ve kardeşlik olduğunu ifade etti.
Hükümetin İran’da pehlivanlık sporlarını ve genel sporu desteklediğini belirten Ruhani, sporcuların son aylarda olimpiyat oyunlarının vizesini kazanmak için sarf ettikleri emeği takdirle karşıladı ve bu yıl İranlı sporcuların sayısı olimpiyat ve paralimpik oyunlarında rekor düzeye ulaştığını ve bu da İranlı sporcuların için büyük başarı olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Ruhani konuşmasının devamında İran’ın olimpiyat kafilesi İmam Rıza –s– adı ve paralimpik kafilesi de Mina şehitleri adıy ile adlandırıldığını belirterek bu adlandırmaları hayıra yorduklarını ve İran milletinin onur duyduğu İmam Rıza’nın –s– özel inayeti ile büyük başarılara imza atmayı arz ettiklerini vurguladı.
Törende konuşan gençlik ve spor Bakanı Guderzi de olimpayat oyunlarında 63 kontenjan ve paralimpik oyunlarında 96 kontenjan kazanmanın İran için yeni bir rekor olduğunu beyan etti.
İran İslam Cumhuriyeti dünyada kök hücre alanında ilk beş ülkenin arasında yer alıyor. İran ünversite cihadı Başkan yardımcısı Said Haşimi bu açıklamayı parak, bilim ve teknolojide güncelleşmenin üniversite cihadının önemli görevlerinden bir olduğunu, bu kurum 42 ünite, 16 araştırma merkezi 7 üniversite, 2 teknopark ve 15 geliştirme merkezi ile bilim ve teknoloji alanında faaliyet yürüttüğünü ifade etti.
Ve olarak İran’ın Lut çölü UNESCO tarafından dünya kültürel miras listesinde kayda alındı. Lut çölü 40 bin kilometrekarelik alanı ile dünyanın en geniş ve en sıcak çöllerinden biri sayılıyor ve yine dünyanın en yüksek kum tepeleri ve diğer bir çok doğa harikası bu çölde yer alıyor.015