Şubat 15, 2016 11:08 Europe/Istanbul

Bugün yine her hafta olduğu gibi Orta Asya ve Kafkasya bölgesinin geçen haftaki en önemli gelişmelerini gözden geçireceğiz.

Geçen hafta Tacikistan güvenlik yetkilileri bu ülkenin selefilerinin elebaşı Muhammedi Rahmetullah’ın tutuklandığını açıkladı.

Şeyh Muhammedi lakaplı Rahmetullah 2000’li yılların ortalarında ve Tacikistan’da selefi örgütlerin faaliyetlerinin doruğunda, Tacikistan’ın sünni alimleri ile tartışmalarda selefi tarikatının sözcülüğünü yapan ve selefiliği savunanlardan biriydi.

Tacik güvenlik yetkililerinin belirttiğine göre şimdi Muhammedi, Tacikistan ceza kanununun 3. Bendine göre dini kin ve düşmanlığı körüklemekle suçlanıyor.

Muhammedi Tacikistan’da 2009 yılında selefilerin faaliyetleri yasaklandıktan sonra ortalıktan kayboldu ve daha sonra geçen yılın Ocak ayında yakalandığına dair haberler yayımlandı, fakat Tacikistan güvenlik yetkilileri haberi tekzip etti.

Tacikistan’da selefilerin faaliyetlerinin doruk noktası 2000’li yılların ortalarına denk geliyordu. O dönemde selefiler giyim tarzları, namaz sırasında yüksek sesle amin demeleri ve halkı mezar taşlarını koparmaya çağırmaları ile tanınıyordu.

Ocak 2009’da Tacikistan yüksek mahkemesi bu ülkede selefilerin faaliyetini yasakladı ve daha sonra Suriye çatışmalarında Tacik savaşçıların göründüğü ile ilgili raporların çoğalmasının ardından söz konusu Tacik savaşçılar selefi tarikatına mensup oldukları için Tacikistan yüksek mahkemesi 14 aralık 2014’te bu akımı radikal ilan etti.

Geçen hafta Tacikistan temsilciler meclisi bu ülkenin anayasasının referanduma sunulacağı tarihin kesinleştiğini duyurdu. Tacikistan temsilciler meclisi bu yılın 22 Mayıs tarihini anayasanın değişikliği ile ilgili referamdumun düzenleneceği gün olarak açıkladı.

Tacikistan anayasasında yapılan ve bu ülkenin yüksek mahkemesine onaylanan önemli değişikliklerden biri cumhurbaşkanlığı adaylarının yaş sınırı 35’ten 30’a indirilmesi ve ayrıca milletin önderi lakabını alan İmamali Rahman’ın gelecek seçimlere katılmasıyla ilgili kısıtlamanın kaldırılmasıydı.

Uzmanlar bu değişikliklerin iki açıdan önem arz ettiğini belirtiyor. İlkin, ilk değişiklikle beraber Tacik lider İmamali Rahman’ın 28 yaşındaki oğlu Rüstem 2020 başkanlık seçimlerine aday olabilecek. İkincisi ise yapılan değişikliğin İmamali Rahman’ın kendisinin de adaylığının yolunu açmış olmasıdır.

Tacikistan anayasasına göre bir kişi iki kez den daha fazla Cumhurbaşkanı seçilemez. Buna göre 1992 yılından beri Tacikistan’ı yöneten İmamali Rahman şimdiki anayasaya göre 2020 yılında düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılamazken, yapılan yeni değişiklikle sınırsız bir şekilde cumhurbaşkanlığına aday olabilecek.

Geçen hafta Tacikistan yüksek mahkemesi İslamî hareket partisinin tutuklanan 13 üst düzey yöneticisinin yargı süreci başladığını duyurdu. Konu ile ilgili açıklama yapan Tacikistan milli güvenlik devlet komitesi ve başsavcılığı, faaliyeti yasaklanan İslamî hareket partisinin tutuklanan 13 üst düzey yöneticilerinin dosyaları ile ilgili soruşturmaların tamamlandığını, söz konusu tutukluların terör örgütü kurmak, etnikçilik yapmak ve halkı siyasi düzeni yıkmaya davet etmekle suçlandıklarını belirtti.

Tacikistan yüksek mahkemesi 29 Eylül 2015’te başsavcılığın talebi üzerine Tacikistan İslamî hareket partisini terör örgütü ilan etti ve bu siyasi grubun Tacikistan’da faaliyetini yasakladı.

Öte yandan orta Asya insan hakları gözetleme örgütü de Tacikistan İslamî hareket partisinin yerel bürolarının 8 sorumlusu kapalı mahkemelerde yargılandığını ve uzun süreli hapis cezalarına çarptırıldığını açıkladı.

Geçen hafta Amerika’dan siyasi – iktisadi bir heyetin Türkmenistan ziyaretinde Washington ile Aşkabat arasında 2016 yılında geniş kapsamlı işbirliği anlaşması onaylandı.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı basın bürosu, beyaz saraydan Amerika Dışişleri Bakanlığının Güney ve orta Asya işlerinden sorumlu müsteşarı William Tad başkanlığında Aşkabat’a gelen siyasi heyetin Türkmenistan yetkilileri ile çeşitli konuları masaya yatırdığını açıkladı. Söz konusu müzakerelerin başında iki tarafın Aşkabat ile Washington arasındaki ikili ilişkileri aktifleştirmeye ve gelecekteki ilişkileri çeşitlendirme üzerine vurgu yaptığı belirtildi.

Müzakerelerin sırasında ayrıca Türkmenistan ve Amerika’nın 2016 yılında geniş kapsamlı işbirliği programı ve yine Amerika ile beş orta Asya ülkesinden oluşan C5+1 grubu Dışişleri Bakanlarının müzakereleri çerçevesinde kültürel ve insani alanlarda işbirliği ele alındı.

Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı basın bürosu açıklamada, tarafların ikili ilişkileri karşılıklı çıkar temelinde daha da geliştirilmesi gerektiğine vurgu yaptıklarını belirtti.

Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı basın bürosunun Washington ile Aşkabat arasında ikili ilişkileri ve işbirliğini geliştirmeleriyle ilgili bildirisi, Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry geçen yılın sonbahar aylarında Aşkabat’a beklenmedik bir ziyaret gerçekleştirerek Türkmenistan Cumhurbaşkanı ile görüşmesinde Washington’un Aşkabat ile çok yönlü ilişkilerini geliştirmek istediğini vurguladığı bir sıra gündeme geliyor.

Uzmanlar Kerry’nin ziyareti sırasında Türkmenistan medyası Amerikalı diplomatın Aşkabat ziyareti hakkında kalıplaşmış ifadeleri ve Washington ile Aşkabat’ın ikili ilişkileri geliştirmek istedikleri gibi klasik cümleleri yayımladıklarını, fakat Kerry’nin ziyaretinin esas amacı, Aşkabat yönetimini Türkmenistan’ın doğusunda Merv kentinde bir askeri üssü Amerika’ya verme konusunda ikna etmek olduğunu belirtiyor.

Türkmenistan son aylarda Afganistan’ın kuzeyinde faaliyetlerini şiddetlendiren radikal örgütlerin güvenlik tehditleri ile karşı karşıya bulunuyor ve görünen o ki Washington’un Türkmenistan’a yönelik politikası, Fars körfezindeki Arap emirliklerine yönelik izlediği politika gibi teröristlerden korku ve panik yaratarak bu ülkeye nüfuz etmeye yöneliktir.

Amerikalı yetkililer son yıllarda türlü bahaneleri ileri sürerek orta Asya’nın Müslüman ülkelerinden biri olan Türkmenistan’a kültürel açıdan nüfuz etmeye çalışıyor ve bu doğrultuda Türkmenistan’dan öğrenci kabul ederek Amerika’da hiç bir bedel ödemeksizin eğitim yapmalarına imkan sağladığı gibi Türkmenistan’da kültür haftası, fotoğraf sergisi ve film festivalleri gibi etkinlikleri gerçekleştiriyor.

Uzmanlar Amerika’da eğitim gören Türkmen gençlerin zamanla bu ülkenin çeşitli devlet erkanlarında çalışmaya başlayacağını ve aldıkları eğitim doğrultusunda Amerika’nın petrol ve doğalgaz zengini Türkmenistan’a yönelik politikalarını uygulayacaklarını belirtiyor.

Geçen hafta Rusya ve Kazakistan liderleri bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek Ukrayna krizini ve Ankara ile Moskova ilişkilerinin soğumasını masaya yatırdı.

Telefon görüşmesinde Moskova ile Ankara ilişkilerinin bozulması hakkında Rusya lideri Putin, buna sebebiyet veren tarafın Türkiye olduğunu ve bu yüzden Ankara Moskova ile ilişkilerini düzeltmeye çalışması gerektiğini kaydetti.

Görüşmede Putin ve Kazak lider Nur Sultan Nazarbayev ayrıca Ukrayna’nın doğusundaki savaşı durdurmayı amaçlayan Minsk anlaşması hakkında da görüş alış verişinde bulundu.

Putin ve Nazarbayev’in telefon görüşmesi, bundan önce Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu, Kazak lider Nazarbayev’le görüşmesinin ardından gerçekleşti. Görüşmede Nazarbayev, Astana yönetimi Ankara ile işbirliği politikasından vaz geçmeyeceğini, Türkiye Kazakistan’ın dış politikasında önemli bir yeri bulunduğunu belirtti.

Geçen hafta bir heyetin başkanlığında Bakü’yü ziyaret eden Gürcistan enerji Bakanı Kaha Kaladze, Azerbaycan devlet petrol firması Sukar Başkanı Ronak Abdullayev’le görüştü.

Bakü’de gerçekleşen görüşmede Kaladze, Abdullayev’le ikili işbirliğini, Güney doğalgaz koridorunun geliştirilmesini, Gürcistan topraklarında Güney Kafkasya doğalgaz boru hattı inşaatını ve enerji eksenli diğer bazı konuları masaya yatır.

Görüşmede Kaladze, Rusya bundan önce Gürcistan’ın doğalgaz ihtiyacını karşıladığını ifade etti.

Gerçekte Gürcistan, doğalgaz ihtiyacı, sosyal ve sanayi alanlarda gelişmesine paralel olarak her geçen gün artan bir ülkedir. Bu yüzden Gürci liderlerin de ülkenin enerji ihtiyacını karşılamak ve enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için sürekli doğalgaz üreten ülkelerle görüşmeleri gerekir. Gürci Bakan Kaladze’nin Bakü ziyaretini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Son aylarda ise Gürcistan’ın İran, Rusya ve Azerbaycan cumhuriyetinden doğalgaz alımı gündeme geldiği gözleniyor.

Öte yandan İran doğalgazının Ermenistan ve Gürcistan üzerinden Avrupa’ya ihraç edilmesi de son aylarda Gürci ve Ermeni çevrelerce gündeme gelen konulardan biridir. Gerçi İranlı yetkililer şimdiye kadar bu konuda herhangi bir resmi açıklama yapmadı, ama yine de Tahran yönetimi komşu ülkelerin doğalgaz ihtiyacını karşılamanın İran’ın önceliklerinden olduğunu belirtiyor.

Gürcistan doğalgaz ihtiyacının %85 kadarını Azerbaycan cumhuriyetinden karşılıyor, ancak son zamanlarda doğalgaz sevkiyatının sürekli aksaması iki ülke arasında enerji alanında işbirliğini sürdürmesinde ciddi bir soruna dönüştüğü gözleniyor. Belki de bu yüzden Tiflis yönetimi Gasprom firması ile doğalgaz anlaşmasını uzatmayı gündeme getiriyor.

Geçen hafta Azerbaycan Cumhuriyeti milli meclisinden bir grup milletvekili işgal altındaki Filistin’e bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret korsan İsrail parlamentosu savunma ve uluslararası işler komisyonu Başkanı Tezaçi Hangebin’in daveti üzerine gerçekleşti. Ziyaret sırasında Bakü yönetimi ile Tel aviv’in ilgi duyduğu konuların ele alındığı belirtildi.

Aslında Azerbaycan cumhuriyetinden siyasi bir heyet ilk kez İsrail’i ziyaret etmiyor. Ama yine de İlham Aliyev yönetimi korsan İsrail ile ilişkilerini aleni eden dünyanın seyrek sayıda İslam ülkelerinden biri sayılıyor. Ancak bazı çevreler Aliyev yönetiminin Tel aviv ile ilişkilerini geliştirmesini Azerbaycan cumhuriyetinin milli çıkarlarına aykırı olduğunu belirtiyor.

Üstelik Aliyev yönetimi korsan İsrail ile ilişkilerini, Tel aviv Amerika, İngiltere, Fransa ve diğer bazı Avrupa ülkeleri gibi BM genel kurul oturumlarında Azerbaycan cumhuriyetinin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne olumlu oy vermekten kaçındığı halde geliştirmeye çalışıyor. Bu yüzden Aliyev yönetiminin muhalifleri Bakü yönetiminin Müslümanların baş düşmanı olan İsrail ile ilişkilerini geliştirmesini sert bir şekilde eleştiriyor.