İran'ın son siyasi gelişmeleri
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei geçen Pazartesi günü büyük Hac kongresi dolaysıyla yayımladığı mesajda, Hac mevsimini başkalarının gözünde müslümanlar için onur ve ihtişam mevsimi ve Allah teala karşısında gönüllerin nuraniyeti ve huşu mevsimi olarak değerlendirdi.
Ayetullah Hamanei, İslam dininin müslümanlara hibe ettiği İbrahimi Hac, maneviyat ve vahdet mazharı olduğunu ifade etti. Rehber Hamanei, Hac farizesi İslam ümmetinin azametini ve ilahi güce dayandıklarını düşmanların yüzüne vurduğunu ve uluslararası zorbaları beşeri toplumlara dayattıkları fesat ve aşağılamadan çok uzak mesafede durduklarını belirgin hale getirdiğini ifade etti. Hac bu açıdan müşriklerden beraat etme ve müslümanlarla vahdet simgesidir.
Geçen sene kurban bayramı sırasında Mina’da yaşanan korkunç facianın yıldönümü eşiğinde yayımlanan mesajda İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei mesajının bir bölümünde şu ifadeler yer verdi:
Hac farizesini bir ziyaret – seyahat seviyesine indirgeyen ve mümin ve inkılapçı İran milleti ile kin ve düşmanlıklarını “Haccı siyasileştirme” başlığı altında gizleyenler, büyük şeytan Amerika’nın çıkarlarının tehlikeye girmesinden tir tir titreyen alçak ve hor şeytanlardır. Bu yıl İranlı cesur ve mümin hacıların sevdikleri evin yolunu kapatan Suud elebaşıları, zalimane iktidar tahtında bekasını, küresel müstekbirleri savunmakta ve siyonizm ve Amerika ile ittifak kurmakta ve onların isteklerini yerine getirmekte gören ve bu yolda hiç bir ihanetten çekinmeyen yüzü kara sapkınlardır.
Ayetullah Hamanei mesajının devamında geçen sene Hac sırasında Mina’da yaşanan hadisede Suud elebaşıları geçmiş yıllarda yaşanan hadiselerde olduğu gibi kesin suçlu olduğunu, bu hadiselerde müsamahakarlık varsayımı ispat edilemeyen iyimser bir varsayım olduğunu, nitekim hadisenin kasıtlı olduğu varsayımı çok cidid olarak gündemde olduğunu kaydetti.
Geçen sene Mina faciasında yaralıların kurtarılmasında sergilenen müsamahakarlık da kesin ve kat’i bir meseledir ve Suud rejimi bu konuda hesap vermesi gerekir. Çünkü Suud rejiminin bu cinayeti yüzünden İslam ülkelerinde binlerce aile en aziz varlıklarını kaybetti ve milletler yasa büründü. Mina faciası hangi açıdan bakılırsa bakılsın, Suud elebaşılarının kifayetsizliğinin ispatıdır.
Dünyanın bir çok ülkesinde gelen binlerce hacı geçen sene Hac farizesi sırasında sırf Suud rejiminin kifayetsizliği ve kötü yönetimi yüzünden yaşanan bir çok hadisede hayatını kaybetti. Mina faciasında da yaklaşık 500 kadar İranlı hacı şehit düştü. Şimdi İslam ülkelerinin yöneticileri ve milletleri Suud rejiminden bu konuda ikna edici bir cevap bekliyor, ancak bu da facianın detaylı bir şekilde araştırılması ve sonuçlarının açıklanması ve cevap soruların cevaplandırılması ile mümkündür. Oysa Suud rejimi hatta uluslararası İslamî bir gerçekleri araştırma heyetinin kurulmasından bile kaçınıyor ve şimdi de İranlı hacıların bu yıl Hac farizesinden mahrum bırakılmasından İranlı yetkilileri sorumlu göstermeye çalışıyor.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei mesajına şöyle devam etti:
Tekfirci ve şer örgütleri kurarak onları donatan fitneci hükümdarlar, İslam dünyasını iç savaşlara ve masum insanların katliamına veya yaralanmalarına sürükleyen ve Yemen ve Irak ve Suriye ve Libya ve diğer bazı ülkeleri kana bulayanlar, siyonist işgalci rejime dostluk eli uzatan ve gözlerini Filistinlilerin çektikleri acı ve musibetlere kapatan ve zulüm ve ihanet çemberlerini Bahreyn’in kentlerine ve köylerine kadar yayan Allah’tan habersiz politikacılar, Mina’da o büyük faciayı yaratan ve Haremeyn hademeleri adı altında ilahi güvenli mekanın hürmetini kıran ve Rahman Allah’ın misafirlerini bayram gününde Mina’da ve daha önce de Mescid-i Haram’da kurban eden dinsiz ve vicdansız hükümdarlar, şimdi Hac farizesinin siyasileştirilmemesinden dem vuruyor ve başkalarını kendilerinin işlediği veya sebebiyet verdikleri büyük günahlardan sorumlu tutuyor. Müslüman devletler ve milletler bu konuda büyük sorumlulukları vardır. Onlar Suud elebaşılarını tanımalı ve İslam dünyasında işledikleri cinayetleri yüzünden yakalarını bırakmamalıdır.
Geçen hafta İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei, Mina faciası ve Mescid-i Haram'da vinç olayında şehit düşen hacıların aileleri ile görüşmesinde de bu hadisede Suud hanedanının müsamahakarlığı ve kifayetsizliği bir kez daha bu melun ve habis şecerenin haremeyni şerifeynin yönetiminde lıyakatsızlığını ispat ettiğini belirtti.
Ayetullah Hamanei, Mina hadisesinde yaklaşık 7 bin hacının şehit düşmesine işaretle, bazı ülkelerin ve devletlerin bu ağır ve üzücü hadiseye yönelik tepkisizliğini ciddi bir şekilde eleştirdi.
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei, eğer Suud hanedanı elebaşıları Mina faciasında suçu yoksa, o zaman İslami - uluslararası gerçekleri arama heyetine bu meselenin gerçeklerinin yakından incelemesine ve aydınlatmasına müsaade etmesi gerektiğini vurguladı.
Ayetullah Hamanei Mina hadisesinin bir başka önemli boyutu dünyada insan hakları iddiasında bulunan ülkelerin ve çevrelerin bu hadiseye karşı ölümcül sessizliğindan ibaret olduğunu, bu zümre bazı ülkelerde yargı kararlarının uygulanmasını insan haklarını savunduklarını iddia ederek büyük bir kampanya çerçevesinde ve sansasyol bir şekilde eleştirdikleri, fakat Mina’da 7 bin mazlum ve masum insanın bir rejimin müsamahakarlığı ve sorumluluklarını yüzüne getirmemesi yüzünden hayatını kaybetmesi karşısında mutlak bir şekilde sessiz kalarak insan hakları iddialarının sahte olduğunu, bu tür konularda uluslararası çevrelere ve kurumlara gönül bağlayanların bu acı gerçekten ders çıkarmaları gerektiğini kaydetti.
Ayetullah Hamanei ayrıca, Amerika ve Riyad'ın diğer hamileri de Suud rejiminin suçlarına ve cinayetlerine ortak olduğunu vurguladı.
Suud rejimi işlediği hataların ve tedbirsizliğinin sorumluluklarından kaçmak için hala geçen sene kurban bayramında Mina’da yaşanan korkunç faciada aralarında 464 İranlı hacının da bulunan ve hayatını kaybeden yedi bin hacının mazlumane şehadetinden İran’ı sorumlu göstermeye ve İran’ı Hac farizesini siyasileştirmekle suçlamaya çalışıyor.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Ruhani de Mina faciasının şehitlerini saygı ile andığını belirterek, Suud rejimi bu yıl çıkardığı engellerle İranlı hacıların hac farizesini engellediğini belirtti.
Mina'da müslüman hacıların hayatını kaybetme olayı tüm insanlar için acı ve üzücü bir hadise olduğunu kaydeden Ruhani, Hac farizesini yerine getirmek için Arabistan'a gelen müslümanlar mazlumane bir şekilde ayaklar altında ezildiğini ve Suud görevlileri de onlara yardım etmek yerine sadece seyrettiklerini belirtti.Arabistan ile sorunların Hac meselesinin ötesinde olduğunu kaydeden Ruhani, bölge ve islam ülkeleri mevcut sorunların çözümü ve Arabistan rejiminin cezalandırılması için birlikte hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.Ruhani, İran islam cumhuriyeti Mina faciasında hayatını kaybedenlerin tüm haklarını geri alana kadar siyasi ve hukuki süreci sürdüreceğini de sözlerine ekledi.
Geçen hafta Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Arabistan’ın başmüftüsünün İran milletine hakaret içeren edepsiz sözlerine sert tepki gösterdi.
Dışişleri Bakanı Zarif twitter sayfasında Suud rejiminin başmüftüsü Şeyh Abdulaziz Al-i Şeyh’in çirkin ve ucuz sözlerine ve İranlıların müslüman olmadığını ileri süren yaftalarına gösterdiği tepkide, gerçekte İran milleti ve dünya müslümanlarının büyük bir bölümünün benimsediği İslam’la sapkın Vahabi müftülerin ve Suud hanedanının progapandasını yaptıkları radikalizm ve ırkçılık arasında hiç bir benzerlik bulunmadığını vurguladı.
Gerçekte son dönemde bölgede ve dünyada tekfirci IŞİD terör örgütü gibi sapkın akımların ideolojileri ve öz Muhammedi İslam ile çelişen inançları Arabistan’ın sapkın Vahabi müftülerinin düşünceleri ve fetvalarının ürünüdür. Bu fetvalar İslam’ın dünya genelinde gerçek imajını zedeliyor ve Yemen, Suriye, Irak ve diğer İslam ülkelerinde masum insanları kana bulamaktan hiç bir faydası olmuyor. Bu yüzden şimdi sapık Vahabi müftülerin gerçekleri saptırarak kendilerini ve sebebiyet verdikleri cinayetleri aklamaya çalışıyor
Geçen hafta Fransa milli meclisi Başkanı Claud Bartelon Tahran’daydı. Fransız parlamenter ve beraberindeki heyet, Bercam nükleer anlaşmasından sonraki dönemde İran ile başta iktisadi ve ticari alanlar olmak üzere çeşitli alanlarda ikili ilişkileri geliştirmek üzere Tahran’a geldi. Bartelon Tahran’da İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ile görüştü.
İslami Şura Meclisi Başkanı Laricani, Fransa milli meclisi Başkanı Claud Bartelon'la düzenlediği ortak basın toplantısında, iki ülkenin parlamentoları arasındaki ilişkilerin iyi bir maziye dayandığını belirterek, Bartelon'un Tahran ziyareti de ikili parlamentolararası ilişkilerde seçkin bir nokta olacağını kaydetti.
Laricani, Fransız mevkidaşı Bartelon ile görüşmesinde iktisadi ilişkilerin geliştirilmesi ve iki ülkenin önündeki bazı engellerin kaldırılması gibi konuları masaya yatırdıklarını ve yine Irak, Suriye, Lübnan ve diğer bazı ülkelerde devam eden krizlerin hakkında bazı çözüm yollarını önerdiklerini ifade etti.
Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de Bartelon’la görüşmesinde İran ve Avrupa diğer taraflara kıyasla daha fazla diyalog, müzakere ve işbirliği yapmaya inandıklarını belirterek, 5+1 üyeleri ve özellikle Amerika’nın İran ile imzalanan Bercam nükleer anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmeleri zaruri olduğunu belirtti.
Terörü iyi ve kötü olmak üzere ikiye ayırma çabalarını kınayan Dışişleri Bakanı Zarif, İran İslam Cumhuriyeti geçmişte olduğu gibi başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleri ile Suriye krizi üzerine daha fazla istişarelerde bulunmaya hazır olduğunu kaydetti.
Fransa milli meclisi Başkanı Bartelon da Zarif’le görüşmesinde dünya İran ile bölgesel ve küresel meselelerde daha fazla işbirliği yapmaya ihtiyaç duyduğunu belirterek, Fransa açısından tarihi nükleer anlaşmada yer alan tüm yükümlülükleri yerine getirilmesi önem arz ettiğini kaydetti. İran ve Fransa başta Lübnan, Irak ve Suriye olmak üzere bölge ülkelerindeki meselelere yönelik bir çok ortak görüşleri bulunduğunu kaydeden Bartelon, Suriye krizinin tek çözümü kesinlikle siyasi olduğunu ifade etti.
İran milli güvenlik yüksek konseyi İMGYK Sekreteri Ali Şamhani de Fransa milli meclisi Başkanı Bartelon’u kabul etti. Görüşmede ele alınan konulardan biri Suriye’nin durumuydu.
İMGYK Sekreteri Şamhani bazı Avrupa ülkelerinin bu konuya yönelik tutumunu eleştirerek, Suriye milleti teröristlerin işgal ettiği bölgelerde acil yardım beklediği bir sırada Avrupa ülkeleri Suriye yönetimine karşı yaptırım kararı aldıklarını, bu tür hareketler insanseverlik eğilimi ile çeliştiğini kaydetti.
Suriye krizinin uzaması ne bölgenin ne de Avrupa’nın yararına olacağını kaydeden Şamhani, Fransa yönetimi teröristlere askeri ve mali yardımların yapılmasını önlemek imçin daha ciddi girişimlerde bulunması gerektiğini ifade etti.
Fransa milli meclisi Başkanı Bartelon da görüşmede İran ve Fransa arasında siyasi ve iktisadi ilişkilerin gelişmesini olumlu değerlendirerek Bercam nükleer anlaşmasından sonra ticari ve iktisadi işbirliği şartları uygun olduğunu, Fransa yönetimi bu fırsattan azami ölçüde yararlanmak istediğini belirtti.
Geçen hafta OPEC genel sekreteri Muhammed Barkindo da Tahran’ı ziyaret eden yabancı yetkililerin arasındaydı. Barkindo İran petrol Bakanı Bijen Namdar Zengene ve Cumhurbaşkanı Ruhani ile görüştü.
Cumhurbaşkanı Ruhani, Tahran’ı ziyaret eden OPEC Genel Sekreteri Muhammed Barkindo’yu kabulünde, petrol fiyatlarının iyileşmesi ve piyasanın istikrara kavuşması yönündeki tüm çabaları desteklediklerini belirtti.
Ruhani, petrol fiyatı ve piyasa şartlarının adil olmaması, hem üretici ve hem tüketici ülkelerin zararına olacağını vurguladı.
Bu durum dünyada çevreyi koruma hedefine de aykırı olduğunu kaydeden Ruhani, OPEC üyelerinin tedbirleri ile petrol fiyatları adil bir seviyeye geri dönmesini umduklarını ifade etti.
Görüşmede Barkindo da, İran’ın OPEC’te yapıcı rol ifa etmesini takdir ederek, tüm üye ülkelerin sorunların çözümü için adalet yolunda birlikte hareket etmelerine vurgu yaptı.
Ve son olarak geçen haftaTahran halkı İran’ın diğer bütün kentlerinde ve köylerinde olduğu gibi Cuma namazı çıkışında Suud ve Halife hanedanlarını kınadı.Cuma namazı çıkışında düzenlenen yürüyüşlerde Tahran ve İran halkı Suud ve Halife hanedanlarının cinayetlerini kınadı.
Yürüyüşlerde “Kahrolsun Al-i Suud”, “Kahrolsun Al-i Halife” sloganları İran semalarında yankılandı.Yürüyüşlerde ayrıca “Kahrolsan ABD”, “Kahrolsun İsrail” sloganları da atıldı.015